Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri nüfuz mücadelesi mi yoksa beka mücadelesi mi veriyor?

Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) Aralık 2022’de, siyasi krizi sona erdirecek anlaşmanın imza törenine katıldılar.
Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) Aralık 2022’de, siyasi krizi sona erdirecek anlaşmanın imza törenine katıldılar.
TT

Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri nüfuz mücadelesi mi yoksa beka mücadelesi mi veriyor?

Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) Aralık 2022’de, siyasi krizi sona erdirecek anlaşmanın imza törenine katıldılar.
Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan ve HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) Aralık 2022’de, siyasi krizi sona erdirecek anlaşmanın imza törenine katıldılar.

Şevki Abdulazim
Sudan’da askerler ile siviller arasındaki siyasi sürecin çöküşünün ayak seslerinin duyulmasının ardından halkın büyük çoğunluğu korku, endişe ve gerginlik içinde olacakları bekliyor. Sudanlılar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında, HDK’nın orduya entegrasyonuyla ilgili görüş ayrılıklarından kaynaklanan ve felakete neden olabilecek sonuçlardan korkuyor.
Orduyu temsil eden heyetin, HDK’nın orduya entegrasyonuna ilişkin takvim ve prosedürler konusunda HDK’nın görüşünü değiştirmemesini protesto ederek 29 Mart çarşamba günü güvenlik ve askeri reform çalıştayının kapanış oturumundan çekilmesiyle iki taraf arasındaki anlaşmazlık doruk noktasına ulaştı. HDK’nın, ordunun yalnızca entegrasyon çalışmalarının yönetmesini ve ordudan dört, HDK’dan iki subayın katılımıyla oluşturulacak ortak güce komuta etmesini istemesi de anlaşmazlığı körükleyen faktörlerden biri oldu.
Çalıştay yönetimi, uzlaşıya dayalı önerilerde bulunmak istediğinde, ordu, oturumun sonlarına doğru geri çekildi. Ordunun bu hamlesi, 1 Nisan'da nihai bir siyasi anlaşmanın imzalanmasıyla başlayacak ve 11 Nisan’da yeni sivil hükümetin kurulması çalışmalarının başlamasıyla sona erecek olan iktidarı sivillere devretmeye yönelik duyurulan siyasi süreci karmaşık hale getirdi.
Mevcut kriz sadece askeri teknik konularla ilgili gibi görünse de aslında bu krizin, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki siyasi ve ekonomik alanda nüfuz ve rol arayışında olan ordu ile HDK arasında perde arkasında kalan başka bir siyasi yönü daha var. 
İki rakip gücün her birinin nüfuzu diğerini etkileyeceğinden ordu, özellikle nihai anlaşma, sivillere iktidar üzerinde büyük bir hakimiyet verilmesini ve askeri güçlerin en azından kurumlar adına siyasi ve ekonomik faaliyetlerden uzaklaştırılmasını öngördüğünden ülkenin siyasi ve ekonomik geleceğinin yalnızca ordunun elinde olmasını sağlamak amacıyla Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki HDK'yı dizginlemek için en uygun zamanın anlaşmanın imzalanması öncesi olduğuna inanıyor.
GettyImages
Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti).
Ordu, bu yarışta büyük kazanımlar elde etmek için özellikle sivillerin ve uluslararası toplumun, sivil bir hükümetin kurulması ve ordunun 25 Ekim 2021 tarihinde iktidarı ele geçirmesiyle duran demokratik geçiş sürecinin yeniden tesis edilmesini öngören bir anlaşmaya varılması talebiyle HDK’nın komuta kademesine baskı yapabileceğine emin olduğundan bu sürece odaklanabilir.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ordu komutanları, siyasetten uzaklaşmayı ve iktidarı sivillere devretmeyi istediklerini açıklasalar da bu adımı fazla idealist buluyorlar. Bu sebeple siyasi sürecin bu kritik aşamasında, özellikle dış ilişkiler konusunda, çerçeve anlaşmayı imzalayan sivil güçlerle aralarında bazı gündemleri dayatmak ve geleneksel yahut ilan edilmemiş anlaşmalara varmak istediler.
Buradan ordunun bir sonraki geçiş döneminde üstleneceği görevleri ve dosyalarını gizli tutmaya çalıştığı anlaşılıyor. Bu dosyalar arasında 2020 yılında Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Uganda'nın başkenti Entebbe'daki ünlü tokalaşmayla başlayan İsrail ile ilişkiler dosyasının yanı sıra Rusya, ABD ve Çin'in rekabet halinde olduğu ve her birinin tamamen kontrol etmeye çalıştığı Kızıldeniz kıyıları dosyası da yer alıyor.
Ömer el-Beşir rejimi daha önce Rusya ile Sudan kıyılarında deniz üssü kurmasının önünü açan bir anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşma çerçevesinde Rusya Donanması’nın gemileri fiilen Port Sudan limanına yanaşıyordu. Ancak ABD ve Kızıldeniz'e kıyısı olan bazı Körfez ülkeleri, buna itiraz ettiler. Fakat bu dosya, ordunun kabul etmesinin beklenmediği mükemmel bir güvenlik dosyası olduğundan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Sudan kıyılarından ve limanlarından sorumlu bir general atadı.
Dış ilişkilerle kesişen diğer bir güvenlik dosyası ise Sudan'ın batı sınırları olarak ön plana çıkıyor. Bunlar, güvenliği kırılgan olan ülkelere komşu olan ve Rus paralı asker grubu Wagner üyelerinin, bu ülkelerdeki huzursuzluktan yararlanarak büyük bir rahatlıkla hareket ettiği sınırlar. Başta Fransa olmak üzere geçmişte Afrika'da varlığı olan Avrupa ülkeleri ile nüfuz alanında rekabet edebiliyorlar. Bu yüzden özellikle Avrupalılar, ordunun bu dosyayla ilgilenmesini zorunlu kılıyor.
Tüm bu dosyaların, geçiş döneminde ordunun güvenlik ve savunma alanında üzerinde mutabık kaldığı görevlerin yanı sıra diğer dosyalarda da etkisini artırması için uygun bir bahane olacağına şüphe yok. Bu yüzden ordu komutanları, sivillere baskı yapmak ve onları sivil hükümetteki gizli varlıklarını kabul etmeye, ordunun 2021 yılının ekim ayında iktidarı ele geçirmesinden sonra kurulan dış ilişkileri sürdürmelerini sağlayan dosyalardan ve rollerden feragat etmeye önceden hazırlamak zorundalar.

Önce düzelt sonra birleş
HDK Komutanlığı, Sudan ordusuna entegrasyondan önce, orduda reform yapılması ve 30 yıllık siyasal İslamcı rejim sırasında orduyu etkileyen yanlışların düzeltilmesini istiyor.
HDK Komutanı Hamideti, komuta ettiği güçlerin ‘İslamcıların ordusuna’ entegre edilmesine karşı olduğunu defalarca kez dile getirdi. Ordu, birçok kişi tarafından Ömer el-Beşir rejiminin son kalesi olarak görülüyor. Beşir’in iktidarı sırasında siyasal İslamcılar orduda söz sahibiydiler ve o dönemde Harp Okulu'na kabul şartlarının başında siyasal İslamcılara bağlılık geliyordu.
Siyasal İslamcılar ise Beşir rejiminin düşmesinden bu yana Korgeneral Hamideti'yi bir hain olarak görüyorlar. Siyasal İslamcılara göre Hamideti, devrimcileri destekledi ya da en azından rejimi korumayı başaramadı.
HDK’nın paralel bir güç olarak ortaya çıkması, ordunun etkisini azalttı. Bu yüzden siyasal İslamcılar için HDK’nın orduya entegre edilmesi, siyasi süreç ister başarılı olsun ister çöksün, geri adım atmayacakları stratejik bir hedef haline geldi.

Askeri kriz
Siyasal İslamcıların ne istedikleri, basın kuruluşlarında ve sosyal medya hesaplarında açıkça görülüyor. Ordu ile HDK arasındaki uçurumu kapatmamaya özel önem veren bu kuruluşlar ve hesaplar, HDK’yı kendi koruması olarak tanımlayan Ömer el-Beşir’in iktidarı sırasında sahip oldukları özel statüyü korumak için ordu subaylarının HDK’ya olan olumsuz bakış açılarından yararlanıyorlar. HDK üyeleri, Harp Okulu'ndan mezun olmazken askeri rütbelere de sahip değiller. Ordu personelinin aldığı gibi profesyonel askeri eğitimden de yararlanmadılar. Bu nedenle gerek aktif görevde gerek emekli olsun askeri personel HDK’nın lağvedilmesine büyük çapta destek veriyor.
Sudan Ekim 2022’de, demokratik sürecin engellenmesinin protesto edildiği gösterilere sahne oldu.
Ortak gücün komutasını üstlenme konusundaki kriz, taraflardan her birinin diğerinden sakladığını ortaya çıkarırken bunun da ötesinde ordu ve HDK’nın meselelerinde sivillerin varlığını, adeta ‘cam keserken araya camın kırılmasını önlemek için konulan sünger’ olarak kullandıkları anlaşıldı. HDK Komutanı Hamideti’nin bir sivilin HDK’nın orduya entegrasyonunu yönetmekten sorumlu ortak güce başkanlık etmesi çağrısının hatırlatılması buna verilecek en iyi örnek oldu. Ordu ise bu süreci başkomutan ya da yüksek rütbeli bir subayın yönetmesinde ısrarcı davranıyor. Bu, aynı zamanda iktidar ve devlet yönetimi ile ilgili sivil meselelerin çözüme kavuşturulmasına ve demokratik geçişin geri dönüşünün bir işareti olarak kabul ediliyor.
Son dönemde siyasi sürecin önüne çıkan zorluklar, Sudan'da demokratik geçişin geleceği ve yaklaşan geçiş dönemi açısından nüfuzlu tarafların önemli ölçüde tasnif edilmesine neden oldu. Başlangıçta mesele, darbeyi sona erdirmeye çalışan sivil bir bloğa karşın askerlerin ve sivillerin dahil olduğu darbeci blok ile sınırlıydı.
Tökezleyen ve zorluklardan geçen siyasi sürecin belki de parlak yanı çatışmanın iki askeri yapı arasında sınırlı kalmasıdır. Birbirilerine fazla güvenmedikleri ortadaydı. Her birinin anlatmaya can attığı bir hikayesi vardı. Mükemmel bir uyum içinde çalıştıkları ve siyam ikizi gibi oldukları dönem sona erdi.
Siyasi sürecin başlamasıyla darbeci blok, askeri bir blok ve kendisini Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) olarak adlandıran sivil bir blok olarak ikiye ayrıldı. Ardından ÖDBG-Demokratik Blok çerçeve anlaşmanın taraflarından biri oldu. Komünist Parti liderliğindeki çerçeve anlaşmayı imzalamayı reddeden başka bir blok da siyaset sahnesinde bir güç olmayı başardı.
Siyasi sürecin sonunda, mevcut siyasi süreç ve hatta belki de tüm siyasi süreçlerinin geleceği üzerinde en büyük etkiye sahip olan üç blok ortaya çıktı. Bunlardan birincisi çerçeve anlaşmayı imzalayan sivil blok, ikincisi HDK’nın, üçüncüsü ise Sudan ordusunun temsil ettiği askeri bloklardı.
Siyasi sürecin her şeye rağmen, sona ulaşma ve yeni bir geçiş hükümeti kurma şansının halen yüksek olduğu söylenebilir. Bu şanslar, en başta darbeci komutanların siyasi sürece katılmarını gerektiren faktörlere dayanıyor. Çünkü darbeden çıkışları artık kolay değil. Artık daha fazla bedel ödenmesi gereken bir karar haline geldiğinden silahlı çatışmaya yol açabilir. Buna darbeden sonra devleti yöneteme ve katı uluslararası kısıtlamalar nedeniyle vatandaşların ihtiyaçlarını karşılama konusundaki başarısızlıkları eşlik ediyor.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.