Husilerin aşı karşıtı propagandası sebebiyle kızamığa bağlı ölümler artıyor

BM raporuna göre Yemen’de bu yılın başından bu yana 77 ölüm ve 9 binin üzerinde enfeksiyon kaydedildi.

Ramazan Bayramı’nı kutlayan Taiz şehrindeki Yemenli çocuklar. (AFP)
Ramazan Bayramı’nı kutlayan Taiz şehrindeki Yemenli çocuklar. (AFP)
TT

Husilerin aşı karşıtı propagandası sebebiyle kızamığa bağlı ölümler artıyor

Ramazan Bayramı’nı kutlayan Taiz şehrindeki Yemenli çocuklar. (AFP)
Ramazan Bayramı’nı kutlayan Taiz şehrindeki Yemenli çocuklar. (AFP)

Suad, üç çocuğuyla birlikte Yemen’in Hacca şehrinde kızamık salgınına yakalanmadan taşınmak için masraflarını karşılamak amacıyla gurbetçi kocasının bir arazisini rehin vermek zorunda kaldı. Ancak enfeksiyon küçük oğlu Muhammed’i yakaladı ve bu da kadının aşılara yönelik Husi propagandası sebebiyle oluşan güvensizliğine rağmen, diğer iki erkek çocuğu için aşı arayışına girmesine neden oldu.
Suad, Hacca’da, özellikle de oturduğu Mahabişe semtinde, iki aydan daha uzun bir süre önce yayılmaya başlayan kızamık hastalığı nedeniyle hastanelere yatırılan onlarca çocuğa tanık oldu. Söz konusu çocuklar arasında ölümler meydana geldiğini duydu. Bu yüzden, salgın bitene kadar geçici olarak ülkenin batısındaki el-Hudeyde şehrine taşındı ancak köyünden bazı akrabalarının ziyareti sebebiyle çocuğuna kızamık bulaştı.
Suad günlerce araştırdıktan sonra Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’na (UNICEF) bağlı sağlık ekipleri aracılığıyla diğer iki çocuğuna aşı yaptırdı. Hastalık küçük çocuğun vücudunda ve annesinin kalbinde pek çok yara izi bırakacak olsa da UNICEF görevlileri, tedavi altında yavaş yavaş iyileşen çocuğun sağlığına kavuşmasını öngördükleri konusunda kendisine güvence verdi.
Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Geçen hafta, 2023’ün başından bu yana 77 Yemenli çocuk öldüğünü, 9 bin 418 kızamığa yakalandığını, ayrıca kızamığın yayılmasına difteri, boğmaca ve bunlardan kaynaklanan ölümlerde artış eşlik ettiğini duyurdu.
OCHA, milislerin kontrolünde bulunan Yemen’in kuzey bölgelerindeki aşılamaya yönelik kampanyaların karşı karşıya olduğunu zorluklara değindiği konuşmasında, Husi milislerinin hastalıkların geri dönüşüne ve yayılmasına neden olduğuna dikkat çekti. Söz konusu zorluklar, aşılama ile önlenebilir hastalıkların yayılmasına neden oldu.
Raporda, Husi milislerin ve liderlerinin sağlık sektöründeki uygulamalarına, yanıltıcı bilgiler vermelerine, aşı kampanyalarına ve hastalıkları ve salgınları önleyici aşılara karşı saldırgan söylemlerde bulunduklarına ve bunun ailelerin çocuklarına aşı yaptırmayı reddetmeleri yönünde olumsuz etkileri olduğuna dikkat çekildi.
Rapora göre söz konusu durum son aşılama kampanyalarında fark edildi ve Husi milislerinin kontrolündeki bölgelerde aşı karşıtı kampanyalarının etkisi durmadı. Güney şehirlerine ulaşarak özellikle çocuklar arasındaki yetersiz beslenme oranları artmaya devam etti. Bu da alışılmadık derecede yüksek ölüm oranlarına neden oldu.
Yerel basına göre başkentin Sana’nın 123 km kuzeybatısında bulunan Hacca şehrinin Mahabişe bölgesi, kızamık salgınının odak noktalarından biri oldu. İki ay kadar önce yedi çocuk yaşamını yitirdi. Enfekte sayısı 50’den azdı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre oranlar korkutucu bir şekilde artarak sadece bir ayda 15’ten fazla ölüme ve 500’den fazla hasta sayısına ulaştı.
Başkent Sana’daki sağlık kaynakları, Husi milislerinin çocuk hastalıklarının yayılmasına ilişkin tıbbi istatistikleri gizlediğini, hastanelerde ve sağlık merkezlerinde bilgi birikimi nedeniyle salgını hızını doğrulamanın artık mümkün olmadığını ve ülkede faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar dışında bu konuda veri elde etmenin mümkün olmadığını belirtti.
Kaynaklara göre Husi milislerin kontrolündeki bölgelerde yönettiği sağlık sektörü, özellikle aşı kıtlığından ve aşıların yalnızca uluslararası kuruluşlarda sağlanmasından muzdarip olan Sana, Hacca, el-Hudeyde’de halkın içinde bulunduğu paniğe ve çocuklarının kurtarılması için yalvarmalarına rağmen başta Alman Kızamığı olmak üzere ölümcül çocukluk hastalıklarının patlak vermesine bariz ihmalle yanıt verdi.
Kaynaklar, uluslararası kuruluşların çocuklara aşı sağlamadaki rolüne övgüde bulunurken, bu kuruluşların Husi milislerin aşı karşıtı uygulamalarına sessiz kalmalarına, çocukları bu uygulamalardan koruma ve yeterli aşı sağlama konusunda medyada ve sahada yeterli rolü oynamamalarına şaşırdıklarını dile getirdi.
Kaynaklar, Yemenlilerin çoğunluğunun hizmetlerden uzak, ücra kırsal bölgelerde yaşaması ve birçoğunun en temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun olan kamplarda yaşaması nedeniyle, kuruluşların sunduğu hizmetlerin yetersiz olduğunu belirtti. Söz konusu durumun, devlet sağlık sektörünün uluslararası kuruluşların yardımıyla tüm yerleşim birimlerine ulaşma rolünü üstlenmesini gerektirdiğini belirtti.
Sınır Tanımayan Doktorlar, Hudeyde’nin güneyinde ve Taiz’in batısında kızamık vakalarındaki önemli artışa yanıtı kapsamında kızamıktan muzdarip, bir ay ile 10 yaş arasındaki çocukları el-Mokha Cerrahi Hastanesie kabul ve tedavi etmek için bir izolasyon ünitesi kurduğunu duyurdu.
Sınır Tanımayan Doktorlar Yemen Programı Yöneticisi Chenery Ann Lim, aşıların çocuklar arasındaki enfeksiyon ve ölüm oranlarını azaltmanın en iyi yolu olduğundan, kuruluşun ebeveynleri çocuklarını aşılamaya güçlü bir şekilde teşvik ettiğini belirtti. Kızamık vakalarındaki keskin artış ve diğer önlenebilir hastalıkların yüksek bilançolarıyla ilgili endişelerini dile getirdi.
Husi milisleri, çeşitli platformlarda ve medyada aşı karşıtı bir propaganda kampanyası başlattı. Husi liderliği ve lideri Abdulmelik el-Husi yaptıkları konuşmalarda, aşıların Müslüman nesilleri hedef alan ve onları kısırlaştıran bir Batı komplosu olduğunu iddia etti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.