Hizbullah silah dosyasında Avn’a vermediğini Franjiye’ye verir mi?

Hizbullah, Lübnanlı siyasi güçlere cumhurbaşkanlığı adayını seçmekle cumhurbaşkanlığı koltuğunun boş kalması arasında bir seçim yapma şansı verdi (EPA)
Hizbullah, Lübnanlı siyasi güçlere cumhurbaşkanlığı adayını seçmekle cumhurbaşkanlığı koltuğunun boş kalması arasında bir seçim yapma şansı verdi (EPA)
TT

Hizbullah silah dosyasında Avn’a vermediğini Franjiye’ye verir mi?

Hizbullah, Lübnanlı siyasi güçlere cumhurbaşkanlığı adayını seçmekle cumhurbaşkanlığı koltuğunun boş kalması arasında bir seçim yapma şansı verdi (EPA)
Hizbullah, Lübnanlı siyasi güçlere cumhurbaşkanlığı adayını seçmekle cumhurbaşkanlığı koltuğunun boş kalması arasında bir seçim yapma şansı verdi (EPA)

Lübnan’da cumhurbaşkanı adayı (Maruni Hristiyan) Marada Hareketi Partisi Lideri Süleyman Tony Franjiye’nin şansını diğer adaylara göre artırması gereken güç faktörü, silah dosyasında Hizbullah'tan kimsenin alamadığını alabilmesidir. Çünkü her zaman söylediği gibi Hizbullah’ın ‘güvenini’ kazandı.

Franjiye, silah sorununun çözümünün ‘Lübnanlıların söz konusu silahların kendilerine doğrultulmayacağını hissettikleri bir yolla herkesi ikna edecek bir çözüme ulaşmak için müzakere masasına oturmak’ olduğuna inanıyor.

Marada Hareketi Partisi Lideri’nin çözüme ilişkin bu vizyonu, muhalif güçler ve ‘14 Mart İttifakı’ olarak bilinen güçlerin talep ettiği gibi silahsızlanma ve söz konusu silahların devlete teslim edilmesini öngörmüyor. Belki de Franjiye’nin seçilmesine karşı çıkan içeriden bazı güçlerin bundaki ısrarının nedeni budur. Bu güçler, Hizbullah’ın müttefiki eski Cumhurbaşkanı General Mişel Avn'a vermediğini cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Faranjiye’ye de vermeyeceğine inanıyorlar. Aynı güçler, Hizbullah’ın Franjiye’ye cumhurbaşkanlığı vereceğini ve bu yüzden Franjiye’nin Hizbullah’a borcunu ödemek zorunda kalacağını düşünüyorlar.

Eski Cumhurbaşkanı Avn, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan konuya ilişkin yayınlanan raporların ardından 2018 yılının şubat ayında, aynı yıl yapılan milletvekili seçimleri ve yeni hükümetin kurulmasının ardından ulusal savunma stratejisinin Lübnanlı liderler arasında tartışılacağını açıklamıştı. Fakat önce 2019 yılında ülkede mali kriz patlak verdi, ardından Beyrut limanındaki patlama başta olmak üzere krizler peş peşe geldi. Avn, iktidarı boyunca silah dosyasını tartışmak için bir kez dahi müzakere masasına oturamadı.

Nasrallah-Franjiye görüşmelerinden birinde çekilen bir kare (Hizbullah Medya İlişkileri Ofisi)
Nasrallah-Franjiye görüşmelerinden birinde çekilen bir kare (Hizbullah Medya İlişkileri Ofisi)

Şii İkilisi’nden (Hizbullah-Emel Hareketi) kaynaklar, Hizbullah’ın eski Cumhurbaşkanı Avn'ın savunma stratejisini tartışmak üzere müzakere masasına oturma çağrısına yanıt vereceğini teyit etseler de 2018 yılından sonra Avn'ın duyurmayı planladığı herhangi bir müzakere katılmayı reddeden ve yapılacak mutabakata karşı çıkma kararı alan Lübnan Kuvvetleri (LK) partisiyle anlaşmazlığın olduğunu belirttiler. Kaynaklara göre müzakerelerde bir sonuca varılamayacağı gerekçesiyle eski Cumhurbaşkanı'nı savunma stratejisini tartışmak üzere müzakere çağrısında bulunma konusunda tereddüde düşüren de LK partisiydi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Franjiye’nin bu dosyada işinin üç nedenden ötürü Avn'dan çok daha kolay olduğunu düşünüyorlar.

Kaynaklar bu nedenleri şöyle sıraladılar:

 1- Ülkedeki mevcut durumun artık karmaşıklıklara ve daha fazla kavgaya tahammülünün kalmaması.

2- Şu an içinden geçilen süreçte bölgede ve uluslararası arenada aktif uzlaşıların olması.

3- Herkesin Filistin sorunu çözülünceye kadar silahların direniş gruplarının elinde kalacağını anlaması ve Filistinlilerin yanı sıra Suriyelilerin de Lübnan'a yerleşmesinin engellenmesi konusunda gerçekçi bir yaklaşım sergilemesi.

Franjiye’nin silah dosyasına ve bu dosyaya nasıl yaklaşılacağına dair bir vizyonu ve çözümü olmadığını söyleyen kaynaklar, buna karşın ‘görevini ve rolünü tanımlamak için çalışması gerektiği düşüncesinden yola çıktığını’ belirttiler.

Hizbullah lideri Nasrallah ve General Mişel Avn, 6 Şubat 2006 tarihinde aralarında ‘uzlaşı’ sağlanmasının ardından tokalaşırken (Reuters)
Hizbullah lideri Nasrallah ve General Mişel Avn, 6 Şubat 2006 tarihinde aralarında ‘uzlaşı’ sağlanmasının ardından tokalaşırken (Reuters)

Lübnan merkezli Levant Stratejik İşler Enstitüsü Direktörü (Levant Institute for Strategic Affairs/LISA) Direktörü Dr. Sami Nader, Hizbullah'ın silah dosyasını Lübnan'da çözülebilecek bir dosya gibi gösterme girişimlerini alaya aldı. Dr. Nader, ‘oyun bir milletler oyununa ve bölgesel güçler arasında bir takasa dönüştüğünde içerideki aktörlerin pratikte oynayacakları hiçbir temel rol kalmayacağını ve o zaman görevlerinin küçük paylarla sınırlı olacağını, çünkü büyük payların bir anlaşmayla paylaşılabileceğini’ söyledi. Dr. Nader, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Esasen cumhurbaşkanlığı dosyasında, içerideki aktörler kontrolü dışarıya devrettiler ve rollerinden vazgeçtiler. Peki Hizbullah'ın silahları gibi büyük bir dosyada ne yapmalarını bekleyebiliriz?!” yorumunda bulundu.

Eski bir Birleşmiş Milletler (BM) yetkilisi olan Brigitte Khair-Mountain ise Franjiye’nin vaatlerine hiç ikna olmuş gibi görünmüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Khair-Mountain, “Eğer Franjiye bunu başarabilseydi, seçimden önce pratik adımlar atardı” değerlendirmesinde bulundu. Franjiye’nin adının 2016 yılında eski Başbakan Saad Hariri tarafından önerildiğinde Hizbullah'ın bundan memnun olmadığını hatırlatan Khair-Mountain, Hizbullah’ın o dönem en sevdiği müttefiki Avn ile birlikte devam etmeyi tercih ettiğini belirterek “Bu yüzden Hizbullah’ın o gün Avn'a vermediğini bugün Franjiye’ye vermesi pek mümkün değil. Dolayısıyla muhalefet, geçmişte çokça test ettiğimiz ve sahada bir sonuç alamadığımız vaatlerle ve hayallerle bugün cumhurbaşkanlığından vazgeçemez” diye konuştu.

Savunma stratejisinin Lübnanlı liderlerin katılımıyla bir müzakere masasında tartışılması fikri, eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn’nın görev süresinin 2014 yılında sona ermesiyle unutuldu. Ancak Lübnanlı liderler, 2012 yılında ‘Baabda Bildirisi’ olarak bilinen uzlaşıdaki çok sayıda madde üzerinde anlaşmış olmalarına rağmen 8 yılı aşkın bir süre boyunca Hizbullah'ın silahlarının akıbeti konusunda herhangi bir anlaşmaya varamadılar. Bildirinin 12. maddesi, Lübnan'ın bölgesel ve uluslararası eksenlerden ve çatışmalardan uzak tutulmasını ve bölgesel gerilimlerin ve krizlerin olumsuz yansımalarından korunmasını şart koşuyordu. Hizbullah ise Suriye'ye savaşmak üzere üyelerini gönderme kararı almasından ötürü Baabda Bİldirisini reddetmiş, Hizbullah'ın Lübnan Parlamento Bloğu Başkanı Muhammed Raad, Baabda Bildirisinin ölü doğduğunu ve kağıt üzerindeki mürekkepten başka bir şey olmadığını söylemişti.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”