İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?

İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?
TT

İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?

İngiliz ‘casusunun’ idamı Şemhani'nin gidişini hızlandırdı mı?

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani'nin görevden alınması sürpriz olmadı, zira kendisine yakınlığıyla bilinen eski Savunma Bakanı Yardımcısı Ali Rıza Ekberi’nin beş ay önce İngiltere adına casusluk yaptığı suçlamasıyla infaz edilmesinin ardından görevden alınma olasılığı artmıştı.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, İran’ın güvenlik birimlerinin en üst yetkilisi olarak kabul ediliyor ve başta nükleer dosyası olmak üzere dış politikada son söz o söylüyor. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde Genelkurmay Başkanı, askeri ve güvenlik teşkilatlarının yetkilileri yer alırken sembolik olarak Cumhurbaşkanı tarafından yönetiliyor.

Şemhani, nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesinin yıldönümü arifesinde, 2016’nın ocak ayında, Eski Savunma Bakanı Yardımcısı Ali Rıza Ekberi davasının kamuoyuna duyurulmasından bu yana artan bir baskı altında.

Ekbari, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ne geçmeden önce Savunma Bakanlığı'nda merkezi bir role sahipti. Ali Laricani'nin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olduğu dönemdeki nükleer müzakerelerin detaylarına vakıftı.

Görevden alma planı

Şemhaniye yakın olduğu bilinen Ekberi, İran'ın nükleer programı hakkında casusluk yapmak ve Batı istihbaratının İran'ın önceki nükleer silahlanma planlarının beyni olduğuna inandığı Muhsin Fahrizade’nin de aralarında bulunduğu nükleer programda görevli önde gelen yetkililer hakkında İngiltere'ye bilgi vermekle suçlandı.

New York Times (NYT) gazetesi geçtiğimiz ay İsrailli ve İranlı kaynaklardan, 2009 yılında Batılı güçlerin varlığını orta çıkarmasından ve Tahran'ın da varlığını kabul etmek zorunda kalmasından önce İran'ın gizli faaliyetler yürüttüğü Fordo Nükleer Tesisleri’nin ortaya çıkarılmasında Ekberi'nin büyük bir rol oynamış olduğunu aktardı.

2019 eylülünde İsrail’in Kum dağlarında Fordo adlı müstahkem bir yeraltı sahasında İran'ın yürüttüğü gizli faaliyetler hakkında bilgi toplamasının arkasında bir ‘İngiliz casusunun’ olduğunu ilk kez ortaya çıkaran NYT olmuştu.

Ekberi, Şemhani'nin daveti üzerine Tahran'a yaptığı ziyaretin ardından gözaltına alındı ve 2019 martı ile 2020 martı arasında tutuklu kaldı. Kesin tutuklanma tarihi henüz bilinmiyor.

 Ali Rıza Ekberi’nin aniden tutuklaması ve idam edildiğinin duyurulması, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Şemhani'nin sonunun başlangıcı ve onu görevden alma projesi olarak yorumlandı. Ancak Noor News Haber Ajansı, Şemhani’nin görevden alınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını iddia etti.  Noor News, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın haber ajanlarında çıkan haberlere yanıt olarak ‘bu tür bir kararın alınmadığını’ yazdı.

DMO’ya yakın haber ajansları o dönemde Şemhani’nin yerine İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi’nin getirilebileceğini yazarken Mahmud Ahmedinejad hükümetinde Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak görev yapan Mustafa Muhammed Neccar ve İran'ın Hatemül Enbiya Hava Savunma Karargahı Komutanı Tuğgeneral Gulam Ali Raşid’in de isimleri geçiyordu.

Ekberi idam edilmeden önce ne söyledi?

Ekberi’nin gözaltındayken yapılan sorgulamalarından sızan tek ses kaydı infazından günler önce ortaya çıktı. Ses kaydında Ekberi, Şemhani’ye karşı itirafta bulunması için baskı altında olduğunu belirtti.

BBC Farsça tarafından yayınlanan kayıtta Ekberi, mahkemede yargıçla arasında geçen diyaloğun bir bölümünde hakime söylediklerini şöyle anlatıyor:

“Onlar (istihbaratçılar), Ali Şemhani'nin 2018-2019 yılları arasında kendisine bir şişe parfüm ve bir tişört hediye etmem karşılığında bana devletle ilgili gizli bilgiler verdiğini, benim de bunu yabancılara aktardığımı söylüyorlar. Hakime ‘Madem Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri bir şişe parfüm karşılığında ülkenin bilgilerini ifşa etti, o halde neden mahkemeye çağrılmadı?’ diye sordum. O da bana: ‘Onu çağıracak gücüm yok, ama seni ortadan kaldıracağım’ dedi.”

Noor News Haber Ajansı, o dönemde, ‘bazı insanların vatansever olmayan hedefler peşinde koşmasını’ eleştirerek Ekberi'nin mahkumiyetinin ‘yanlış ve önyargılı haberler yayınlayarak ülkedeki anlaşmazlıkları kışkırtmak ve yoğunlaştırmak için yeni sorunların oluşmasına olanak sağladığı’ uyarısında bulundu. Sert tavırları ve açıklamaları nedeniyle ülkeye zarar verenleri eleştiren ajans, onları ‘siyasi ve partizan hedeflerine ulaşmak için lobicilik’ yapmakla suçladı. Ajans, “Bu konuda doğru zaman geldiğinde söylenecek çok önemli şeyler var” yazdı.

Öte yandan Şemhani, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney’i temsil eden Said Celili’nin yerini almasından bu yana baskı altındaydı.

Katı muhafazakarlar, özellikle nükleer müzakerelerdeki rolü nedeniyle ılımlı ve reformist akım ile Ali Hamaney arasındaki iletişim kanallarından birini olan Şemhani'nin rolünü zayıflatmaya çalıştılar. Said Celili'ye yakınlığıyla bilinen radikal Beydari Grubu’nun sözcüsü Raja News haber sitesi, Ekberi'nin eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetinin kurulması sırasında İran'ın diplomatik bir sitesinde yazdığı önceki bir makaleden alıntılar yaptı. Makalede, Şemhani'nin mevcut konumunda tutulmasının gerekliliğinden bahsediliyordu. Beydari Grubunun en önde gelen ismi ve eski Tahran milletvekili Hamid Rıza Resayi, Ekberi'nin idamından haftalar önce ‘Hasan Ruhani hükümetinin kalıntıları’ olarak tanımladığı diğer yetkililerle birlikte Şemhani'nin de değiştirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Sürpriz diplomatik turlar

Ancak Şemhani’ye yapılan baskılar, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi aracılığıyla Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid bin Muhammad el-Ayban ile yoğun görüşmeler yaptığı Pekin'de sürpriz bir görüşme yapmasının ardından göreceli de olsa sakinleşti. Görüşmede Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin yeniden başlatılması ve iki ülkenin büyükelçiliklerinin ve temsilciliklerinin en fazla iki ay içinde yeniden açılmasına yönelik bir mutabakat imzalandı. Ki bu, ilerleyen günlerde atılması beklenen bir adımdı.

Pekin'den Tahran'a döndükten sonra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak’a giden Şemhani, buralarda güvenlik yetkilileri ile görüşmeler yaptı. Şemhani’nin görüşmeleri, Hamaney’in doğrudan denetiminde bir müdahale adımı olarak yorumlanırken İran çevreleri içinde Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetini ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan’ı utandırdı.

Geçtiğimiz mart ayı ortalarında Reuters'a konuşan İranlı iki yetkili, Hamaney'in geçtiğimiz eylül ayında, Suudi Arabistan ile Irak ve Umman arabuluculuğunda iki yıl süren ikili görüşmelerin yavaş ilerlemesi karşısında sabrının taştığı, süreci hızlandırmanın yollarını tartışmak için ekibini çağırdığını ve böyle Çin’in arabuluculuğunun devreye girdiğini söylediler.

Reuters ayrıca, Hamaney'in yakın çevresinden bir kaynaktan, Hamaney'in Şemhani'yi İran’ın Arap azınlığından gelmesinden ötürü müzakerelere liderlik yapması için seçtiğini aktardı.

Görevden alınmanın eşiğinde

Şemhani, eski Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ekibine olan uzaklığı ve özellikle ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra DMO'nun katı çizgideki komutanlarının yönelimlerine yakınlığı nedeniyle Hasan Ruhani'nin ikinci döneminin başından itibaren görevden alınmanın eşiğindeydi.

İran’da 2019 yılında protesto gösterilerinin başlamasından sonra, benzin fiyatlarındaki ani artışın ardından Şemhani, ‘Ruhani hükümetinin kötü yönetimini’ suçladı. Bu da kendisinin yoğun şekilde eleştirilmesine yol açtı.

Ancak Şemhani, eski Cumhurbaşkanı Ruhani ve hükümetinin Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile arasındaki mesafeye rağmen, özellikle ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden ve ABD ile bölgesel gerilimlerin artmasından sonra önceki hükümete yöneltilen eleştirilere karşı adeta kurşun geçirmez yelek görevi gördü.

Ruhani hükümetinin Savunma Bakanı Hüseyin Dehgan, bir röportajında ​​​​Şemhani'nin yerine kendisinin aday gösterilmesi fikrinin ‘ciddi olduğunu’ belirterek, “Ruhani her zaman Şemhani'nin yerini almak istedi, ama ben Şemhani'nin yerine geçmek istemedim” dedi.

İran basını, Cumhurbaşkanı Reisi'nin 2021 ağustosunda kabinesini açıklamasına günler kala, Reisi'nin İranlı üst düzey yetkililerin talebi üzerine Şemhani'yi birkaç ay daha görevinde tutma kararı aldığını, çünkü Şemhani’nin, kendi memleketi olan Ahvaz’daki su protestolarıyla meşgul olduğunu bildirdi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Siyaset Komisyonu Başkanvekili Mansur Hakikatpur, Entekhab gazetesinin haber sitesine yaptığı açıklamada, Reisi’nin ‘cumhurbaşkanlığı görevini devralmasından bu yana Şemhani'nin yerine başkasını getirmeye çalıştığını’ belirterek “Elbette, adayları bu konumu dolduracak nitelikte değildi ve Şemhani'nin bu görevde kalmasını sağlayan bir ağırlığı vardı” ifadelerini kullandı.

Şemhani'nin son zamanlarda oynadığı diplomatik rolün onun görevden alınmasını hızlandırdığı iddialarını kabul etmeyen Hakikatpur, “Reisi, kendi kafa yapısına yakın birini arıyordu, belki de Şemhani o seviyede olamayacak kadar yaşlıydı” dedi.



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News