Abdullahiyan: Nükleer anlaşma, yaptırımları iptal etmeye yönelik uluslararası bir belgedir

İran Dışişleri Bakanı, ABD tarafıyla karşılıklı mesaj alışverişine dikkat çekti.

 Abdullahiyan, ilk İran Dini Lideri’nin torunu Hasan Humeyni ile görüştü. (Jamaran)
Abdullahiyan, ilk İran Dini Lideri’nin torunu Hasan Humeyni ile görüştü. (Jamaran)
TT

Abdullahiyan: Nükleer anlaşma, yaptırımları iptal etmeye yönelik uluslararası bir belgedir

 Abdullahiyan, ilk İran Dini Lideri’nin torunu Hasan Humeyni ile görüştü. (Jamaran)
Abdullahiyan, ilk İran Dini Lideri’nin torunu Hasan Humeyni ile görüştü. (Jamaran)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, 25 Mayıs’ta yaptığı açıklamada nükleer anlaşma müzakerelerinin korunmasını savundu. Anlaşmayı ‘yaptırımları iptal etmeye yönelik uluslararası bir belge’ olarak nitelendirdi. Ülkesinin haftalardır Washington ile dolaylı mesajlar alışverişinde bulunduğuna dikkat çeken Abdullahiyan, iki taraf nükleer anlaşmayı canlandırmak için diplomatik süreci sürdürürken, Batılı tarafları da ‘yaptırımlara bağımlı olmakla’ suçladı. 

Abdullahiyan, ilk İran Dini Lideri’nin (Humeyni) Tahran’daki kabrini ziyaret etmek üzere Dışişleri Bakanlığı çalışanlarına eşlik etti. Bu sırada yaptığı açıklamada, “Yaptırımların kaldırılması için ABD ile dolaylı ve diğer taraflarla doğrudan müzakerelerin ortasındayken, aynı zamanda da İranlı kuruluşlara ve bireylere onlar tarafından yaptırım uygulanıyor” dedi.

Devrim Muhafızları’na bağlı ‘Fars’ haber ajansının haberine göre Abdullahiyan sözlerini şöyle sürdürdü:

Bazen bize nükleer anlaşmanın bittiği ve bunu bir kenara bırakmamız gerektiği söyleniyor. Bu azizlere söylüyorum ki nükleer anlaşma iyisiyle kötüsüyle, güçlü ve zayıf yönleriyle bugün karşımızda uluslararası bir belgedir. Bugün yaptırımların iptali için bir belge elde ettik. Aylardır müzakere ediyoruz. Hükümet kararlı ve planımız, tüm tarafların nükleer anlaşmaya bağlılığa geri dönmesinin etkili olabileceği ölçüde çabaları sürdürmektir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İbrahim Reisi hükümeti son günlerde muhafazakâr müttefikleri tarafından nükleer anlaşmayı tek taraflı olarak yeniden canlandırmaya çalıştığı yönünde eleştirilere maruz kaldı.

Abdullahiyan, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

Yaptırımları iptal etmek için haftalardır dolaylı mesajlar alışverişinde bulunuyoruz. Bazı ülkelerin dışişleri bakanları ilk taslak üzerinde fikir birliğine varmaya çalışıyor. Açıklamalarımız, insanları sakinleştirmek için değil. Ancak iyi ilerleme kaydettik ve iyi noktalara gelmeyi umuyoruz.

Abdullahiyan, koronavirüs ve ekonomik yaptırımların sonuçlarına ek olarak, Ukrayna savaşının İran’daki ekonomik koşulları ve yaşam koşulları üzerindeki etkisine de değindi. Bu bağlamda “Bu nedenle ekonomik diplomasiye ve dış ticaretin geliştirilmesine odaklanıyoruz” açıklamasını yaptı.

Abdullahiyan’ın gündeminde yaşam koşullarının iyileştirilmesi konusunda İran hükümetinin İran sokaklarından maruz kaldığı baskılar da vardı.  

İran İstatistik Merkezi, gıda emtia fiyat enflasyonunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76 olduğunu bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı konuya dair şunnları söyledi:

Bugün insanlar bizden yaşam koşullarını iyileştirmemizi istiyor. Bu bağlamda tüm meslektaşlarımız dış politikanın imkanlarını kullanmakta kararlı. Diplomatik birim ve hükümet, yaptırımların etkisini ortadan kaldırmaya çalışıyor.

İran ve anlaşma tarafları, Avrupa Birliği’nin (AB) koordinasyonuyla ve ABD’nin dolaylı katılımıyla Nisan 2021’de anlaşmayı yeniden canlandırmak için görüşmelere başladı. O günden bu yana Tahran, uranyumu yüzde 60 düzeyinde zenginleştirmeye başladı. Bu oran, şu anda nükleer silah geliştirmek için yeterli miktarlara ulaşmasını sağlıyor.

Müzakere rotası, Eylül 2022 başlarında Batılı tarafların İran’ın bir anlayış taslağına yönelik tepkisinin ‘yapıcı olmadığını’ iddia etmesiyle sekteye uğradı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) izinsiz sahalarda nükleer madde izine rastlaması konusu, anlaşmanın yeniden canlandırılması için yapılan görüşmelerde önemli bir ayrışma noktası oluşturdu. Batılılar, İran’ın 2015 anlaşmasını yeniden canlandırmadan tesisler dosyasını kapatma talebini eleştiriyor ve güvenilir teknik cevaplar sağlayarak sorunu çözmek için ajansla iş birliği yapma çağrısı yapıyor. Dİğer yandan Tahran, konunun ‘siyasileştiğini’ savunuyor.  

Tahran, Taliban’ı tanımıyor

Hüseyin Emir Abdullahiyan, İran’ın Afganistan’daki mevcut yönetim organını tanımadığını söyleyerek, Tahran’ın Afganistan’da kapsayıcı bir hükümet kurma gerekliliği konusunda ısrar ettiğini vurguladı.

Resmi IRNA haber ajansının aktardığına göre Abdullahiyan, “Taliban, Afganistan gerçeğinin bir parçası, tamamı değil” ifadelerini kullandı.

Abdullahiyan ayrıca, İran ile Afganistan arasında Helmend Nehri’ndeki su paylaşımı konusunda yenilenen anlaşmazlığa dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı, konuyla ilgili olarak “Afgan yetkililere su hakkı sorununun siyasi açıklamalarla çözülemeyeceğini, bu konuda yasal adımlar atılması gerektiğini söyledik” açıklamasında bulundu.

Aynı şekilde ülkesinin geçen aylarda iki ülke sınırlarında aralıklı olarak yaşanan sınır anlaşmazlıklarından duyduğu endişeyi de dile getirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı da bugün, İslam Cumhuriyeti’ne su akışını etkileyen bir nehir üzerindeki baraj konusunda Afganistan ile tırmanan anlaşmazlık çerçevesinde ‘gerekli önlemleri alma hakkını saklı tuttuğunu’ belirten bir bildiri yayınladı. Bakanlık ayrıca Afganistan makamlarını, İran’ın sınır nehri Helmend’deki payına ilişkin 1973’te imzalanan bir anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçladı.

Dİğer yandan Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahid, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Kabil’in yükümlülüklerini yerine getirmeye kararlı olduğunu ancak ‘şiddetli kuraklık’ sonucunda su seviyesinin düştüğünü vurguladı.

Mücahid, İran tarafının bu konuda yaptığı ‘uygunsuz’ açıklamaların, iki ülke ilişkilerine zarar verebileceğini ve bu nedenle tekrarlanmaması gerektiğini kaydetti.



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News