ABD ve İngiltere’den Zaviye’de tansiyonun düşürülmesi çağrısı

Dibeybe hükümeti eleştirileri görmezden gelirken güvenlik operasyonlarının ikinci aşaması başlıyor.

Salih, istifa eden ikinci yardımcısı ile görüştü. (Temsilciler Meclisi)
Salih, istifa eden ikinci yardımcısı ile görüştü. (Temsilciler Meclisi)
TT

ABD ve İngiltere’den Zaviye’de tansiyonun düşürülmesi çağrısı

Salih, istifa eden ikinci yardımcısı ile görüştü. (Temsilciler Meclisi)
Salih, istifa eden ikinci yardımcısı ile görüştü. (Temsilciler Meclisi)

Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Libya Geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), başkent Trablus’un batısındaki Zaviye kentindeki bölgelere başlattığı hava saldırılarına yönelik yerel ve uluslararası eleştirileri görmezden gelerek söz konusu güvenlik operasyonunun 'istenen hedeflere ulaşana kadar' devam edeceğini duyurdu.

Diğer yandan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter dün Malta Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanlığı Daimi Sekreteri Christopher Cutajar ile iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve iş birliği yollarını görüştü.

UBH Savunma Bakanlığı pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, insan ve akaryakıt kaçakçıları, uyuşturucu ve silah tacirleri de dahil olmak üzere suç çetelerine yönelik güvenlik operasyonunun ilk aşamasının belirlenen hedeflere ulaşmasının ardından ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu.

Güvenlik operasyonunun başarısı

Açıklamada ‘ilk aşamada bir dizi belirli hedefi tam bir titizlik içinde hedef alarak başlatılan ve Silahlı Hava Kuvvetleri ile istihbarat birimlerinin yüksek liyakatlerini ve yeterliliklerini kanıtladıkları’ güvenlik operasyonunun başarısından övgüyle söz edildi. Operasyonun ilk aşamasında insan kaçakçılığına tahsis edilen yedi tekne, uyuşturucu ve silah tacirlerinin kullandığı altı depo, suç çetelerinin teçhizatları ve yurt dışına akaryakıt kaçakçılığında kullanılan dokuz tankeri imha etme hedeflerine ulaşıldığı kaydedildi.

Bakanlık, ‘operasyonlarda titiz bir şekilde davranıldığını’ ve ‘sivilleri korumak için tüm tedbirlerin alındığını’ vurguladıktan sonra bir kez daha tüm vatandaşları güvenlik güçleriyle tam iş birliği yapmaya ve suç çetelerinin bulunduğu şüpheli yerlerden uzak durmaya çağırdı. İlk aşamadaki hava saldırılarının videolarının ekli olduğu bir açıklama yapıp ayrıntıları uygun bir zamanda kamuoyu ile paylaşacaklarını belirtti.

Zaviye Rafinerisi

Dİğer yandan Zaviye şehrinden Temsilciler Meclisi üyesi Ali Ebu Zaribe, sivilleri insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığı için Dibeybe iktidarı bırakana kadar Zaviye rafinerisinin ve akaryakıt nakil hatlarının kapatılmasına devam edileceğini duyurdu. Buna karşılık Elektrik Şirketi Sözcüsü Viam et-Taib dün yaptığı açıklamada, rafineri işlememeye devam ederse elektrik kesintisinin bütün şehirlere ulaşacağı konusunda uyarıda bulunarak Brega Şirketi’ni besleyen istasyonlardan ve Libya kıyısındaki tüm istasyonlardan akaryakıt ikmalinin kesildiğine dikkat çekti. Şarku’l Avsat’In edindiği bilgilere göre sözcü “Kapatmanın devam etmesi bu istasyonlarda elektrik üretimi kaybına neden olacak” dedi.

Zaviye şehrinin bazı ileri gelenleri ve yöneticileri, sahil yolunun hala kapalı olduğunu teyit etti. Zaviye, Surman ve bölge halkının ileri gelenlerinin yolu açma çabaları, toprak setlerinin yakınlarındaki silahlı kişilerin setleri kaldırıp yolu açmayı reddetmesi üzerine başarısız oldu.

ABD verdiği ilk tepkide, sivil bölgelerde silah kullanıldığına ve daha fazla şiddet olayı yaşanma olasılığına ilişkin haberlerin ortasında Zaviye’deki durumu yakından ve endişeyle takip ettiğini bildirdi.

ABD Büyükelçiliği pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, Libyalı liderlerin durumu yatıştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapmaları ve sivillerin hayatını korumak için gerekli tüm önlemleri almaları gerektiğini belirtti.

Diğer yandan İngiltere Büyükelçiliği, İngiltere’nin Zaviye kentindeki durumu yakından takip ettiğini ve sivillerin hayatını tehlikeye atacak şekilde silah kullanılmasının kabul edilemez olduğunu bildirdi. İlgili herkesin gerilimi daha fazla tırmandırmaması ve insanların günlük yaşamını daha fazla tehdit eden eylemlerden kaçınması gerektiğini vurguladı.

Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Bileyhik’in Facebook sayfasında yaptığı paylaşıma göre Temsilciler Meclisi, meclisin ikinci başkan yardımcısı El-Hadi es-Sagir’in dün Meclis Başkanı Akile Salih’e sunduğu ani istifayı oybirliğiyle kabul etti ve yerine Sebha’dan milletvekili Misbah Avhida seçildi.

Sagir istifasının gerekçesi olarak, ‘ülkenin meşruiyeti yenileyecek ve tekelleştirecek kapsamlı seçimlere (parlamento ve cumhurbaşkanlığı) ulaşmasını beklerken ulusun haklarını çalışma araçlarıyla uyumlu hale getirmenin ve kendisini seçenlerin oylarını ve temsilini korumanın zorluğunu’ gösterdi.

Libya İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad ve yardımcısı Ali el-Katrani, Bingazi’deki Bakanlar Kurulu Başkanlığı’nda Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’i kabul ettiler.

Ofisinin verdiği bilgiye göre Hammad, Salih’e vatandaşın ihtiyaç duyduğu tüm ihtiyaçların karşılanması için hükümetinin uygulamayı planladığı kalkınma planlarının yanı sıra çalışmalarındaki gelişmeler hakkında bilgi verdi. Hammad, hükümetinin Bingazi’deki kapsamlı bir toplantısında, belediyelerin ihtiyaçlarını destekleme, merkezileşmeyi kırma ve yerel yönetimi etkinleştirme sözü verdi.

Fotoğraf Altı: Hafter, Malta Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanlığı Daimi Sekreteri Christopher Cutajar’ı ağırladı. (Genel Komutanlık)
Hafter, Malta Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanlığı Daimi Sekreteri Christopher Cutajar’ı ağırladı. (Genel Komutanlık)

Önde gelenler ve şeyhler

Salih ile birlikte Hammad, dün Zintan şehrinin ileri gelenleri ve şeyhleriyle bir araya gelerek şehrin ‘tarihi rolünü’ övdü. İstikrarın sağlanmasındaki büyük etkisi nedeniyle, hükümetinin, ülkeyi birleştirmesi ve vatandaşları kapsamlı bir uzlaşmaya yönlendirmesi için şehre güvendiğini belirtti. Meclis Başkanı’nın talimatları uygulanarak Zintan şehrinin taleplerinin hükümetin öncelikleri arasında yer alacağını da vurguladı.

Dibeybe hükümetinin Dışişleri Bakanlığı da dün yaptığı açıklamada, Libya’nın Hartum Büyükelçiliği binasının basılmasını ve içerisinin yağmalanmasını kınayarak Sudan’da çatışan tarafları şiddet ve çatışmadan vazgeçmeye, Sudan’ın birliği için sorumluluk duygusu göstermeye ve diplomatik temsilcilikleri korumaya çağırdı.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.