Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin, IKBY Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğu kararı Kürtler arasında bölünmeyi tırmandırdı

Karar, Erbil ile yaşanan bütçe krizini de etkiledi

IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü
IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü
TT

Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin, IKBY Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğu kararı Kürtler arasında bölünmeyi tırmandırdı

IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü
IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü

Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin, (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğu kararına soğukkanlı bir tutumla yaklaşsa da yetkililer için bağlayıcı olan kararın IKBY’de bir yanda Kürt partileri arasında, diğer yanda mali bütçe açısından Bağdat ile Erbil arasında birtakım yansımaları söz konusu.

Kürt muhalefetinden bazı partiler, IKBY Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının ‘yasadışı ve anayasaya aykırı’ olduğu iddiasıyla açtıkları davayı Yüksek Federal Mahkeme'nin kararıyla kazandılar. Yüksek Federal Mahkeme Başkanı Casim Muhammed Abur, ‘anayasanın IKBY Meclisi’nin dört yıl süreyle görev yapacağını belirttiğini ve bu yasal süreden sonra IKBY Meclisi tarafından alınan tüm kararların anayasal olarak geçersiz olduğunu’ söyledi.

Anayasanın soyut ve kalıcı gücün sahibi olduğunu vurgulayan Abur, “Anayasa, kurallarını tüm otoritelere dayatan yasal bir belgedir. Hukukun üstünlüğü ve iktidarın temelinin halk olduğu şeklindeki siyasi sürecin dayandığı temel ilkeleri düzenler” şeklinde konuştu.

IKBY Meclisi’ndeki bir oylamada, 2022 yılının ekim ayında, 2023 yılı il genel meclisi seçimleri ile birlikte yapılması şartıyla, yasama süresinin uzatılması ve seçimlerin bir yıl ertelenmesi onaylanmıştı. Muhalefetteki partiler, bu oylamayı yasadışı ve anayasaya aykırı buldular. KDP, 21 Mayıs 2023 tarihinde tüm Kürt partilerinin IKBY milletvekili seçimlerinin belirlendiği gibi 18 Kasım tarihinde yapılması konusunda anlaştığını duyurdu.

IKBY milletvekili seçimlerinin yapılması için bir tarih belirlenmesi konusunda anlaşmaya varılmış olmasına rağmen, IKBY’nin başlıca iki partisi (Mesut Barzani liderliğindeki KDP ve Pavel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği/KYB) arasındaki anlaşmazlıklar, sadece IKBY’de değil, mali bütçe tartışmaları da dahil olmak üzere Bağdat ile Erbil arasındaki tüm siyasi sürece de gölge düşürdü.

KDP, Bağdat ile Erbil arasında daha önce imzalanan bir anlaşmaya göre bütçenin Erbil'in istekleriyle çelişen bazı maddelerinde Meclis Maliye Komisyonu tarafından yapılan değişikliklere itiraz ederken KYB’nin Maliye Komisyonu’ndaki üyeleri, iki KDP ile KYB arasındaki krizin boyutunu gösteren değişiklik için oy kullanmaları dikkat çekiciydi.

Ancak IKBY’deki kriz, KDP’nin eski stratejik ortağı KYB ile yaşadığı anlaşmazlığın ötesine geçerek muhalefet kanadındaki partilere kadar uzanıyor. Burada Irak Meclisi’nde 8 sandalyeye sahip Şasiwar Abdulvahid liderliğindeki Yeni Nesil Hareketi ön planda yer alıyor. Şasiwar Abdulvahid, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Yüksek Federal Mahkeme’nin IKBY Meclisi ile ilgili kararından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kararı ‘tarihi’ olarak nitelendiren Abdulvahid, tweetinde şunları yazdı:

“Yeni Nesil Hareketi olarak biz anayasaya ve hukuka inanıyoruz. IKBY’deki otoriteye uyarı düdüğünü çalan ve yüzlerine doğru kırmızı kartı gösteren de biziz. Yüksek Federal Mahkeme'nin tarafsızlığı sayesinde, bugün IKBY Meclisi’nin görev süresinin uzatılmasını engelleyen ve yasal süresi dolduktan sonra alacağı tüm kararları geçersiz kılan önemli bir tarihi kararın alınmasıyla davayı kazandık. Kazandığımız bu dava, bir siyasi partinin IKBY’de iktidarı ele geçirme ve yönetimin gidişatını değiştirme cüreti açısından bir ilki teşkil ediyor.”

Irak Meclisi’nin eski üyesi ve KYB’nin önde gelen eski isimlerinden Ala Talabani de Yüksek Federal Mahkeme'nin kararına desteğini dile getirdi.

Yüksek Federal Mahkeme'nin IKBY Meclisi’nin görev süresinin uzatılmasının yasadışı ve anayasaya aykırı olduğuna dair kararının tarihi bir karar olduğunu söyleyen Talabani, IKBY’de reform sürecinin adil seçimler yapmak, seçmenin iradesini ve vatandaşların çıkarlarını gözeten demokratik kurumların kurulması ve iç ve dış ilişkilerin kurumsallaştırılmasına çalışmaktan başladığını sözlerine ekledi.

Kararla doğrudan ilgili olan KDP, kararı destekleyip desteklemediğini açıklamasa da IKBY’de seçimlerin yapılması konusundaki tutumunu yineledi.

KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Herkes, KDP’nin beşinci dönem sonunda seçimlerin zamanında yapılması için elinden gelen çabayı sarf ettiğini biliyor. KDP, bu doğrultuda siyasi süreçte yer alan partileri seçimlere yasal sürelere göre hazırlanmak amacıyla ciddi adımlar atmaya çağırıyor. Atılan adımları ve süreçle ilgili endişelerimizi anlatmamıza gerek yok. Fakat IKBY’nin tüm partilerini ve vatandaşlarını iş birliği yapmaya ve temiz ve adil seçimlerin yapılmasını kolaylaştırmaya çağırıyoruz. Hükümeti ve ilgili kurumları da sürecin başarıya ulaşması için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz. KDP için önemli olanın IKBY Meclis seçimlerinin nasıl yönetileceği olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.”

Yüksek Federal Mahkeme'nin verdiği kararın, Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmalar ve uzlaşılar ile hiçbir ilgisi yokmuş gibi göründüğü bir dönemde, Yüksek Federal Mahkeme'nin görevinin anayasayı yorumlamak olması göz önüne alındığında bütçe konusundaki mevcut anlaşmazlıklar Erbil ile Bağdat arasındaki bütçe krizine yeni bir yük getirebilir ve bu da iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığını etkileyebilir.

KYB’nin önde gelen isimlerinden Ahmed el-Hariki, yaptığı açıklamada, Federal Yüksek Mahkeme'nin IKBY Meclisi’nin görev süresinin uzatılmasının yasadışı ve anayasaya aykırı olduğu kararının başta olmak hukuki tartışmalar olmak üzere birtakım yansımalarının olacağını söyledi. Hariki, açıklamasında, “IKBY’de yasama yetkisi yok. Sadece IKBY başkanlığı ve Bakanlar Kurulu başkanlığı var. IKBY başkanının siyasi partilerle anlaşarak bazı kararları verme yetkisi bulunuyor. Bu kararlar IKBY başkanlığı kanununun 10. Maddesi uyarınca kanun hükmündedir” ifadelerini kullandı.

Ahmed el-Hariki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“IKBY’de yeni bir seçim komisyonunun seçilmesi ve seçim yasasında değişiklik yapılması için Kürt siyasi güçlerin gerçek bir siyasi diyalog başlatmaları gerekiyor. Bu konu siyasi diyalog ve hukuki yorumlar çerçevesinde kalacaktır. KDP politikalarını ve seçim yasasını gözden geçirmelidir. Hukuk tüm siyasi partileri ilgilendirmektedir ve hiçbir siyasi parti kendi iradesini dayatamaz.”

Bu kararın yansımalarıyla ilgili hukuki tartışmalar devam ederken, hukuk uzmanı Ali et-Tamimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Yüksek Federal Mahkeme kararından kaynaklanan bu sorunun çözümü, 2019 tarihli Federal Seçim Komisyonu Yasası'nın üçüncü maddesine göre seçimlerin Federal Seçim Komisyonu tarafından denetlenmesidir” ifadelerini kullandı.

Tamimi, değerlendirmesinde şunları söyledi:

“IKBY Meclisi kurulduktan sonra yeni seçim komisyonu oluşturulacak. Bu da milletvekili seçimlerinin, IKBY Bakanlar Kurulu ile Bağdat’taki Seçim Komisyonu arasında koordineli olarak yapılması ve daha sonra Erbil’deki seçim komisyonunun seçilmiş Meclis tarafından seçilmesi anlamına geliyor.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.