Yapay zeka etiği: Makinenin kötüye kullanımı ve insanın sorumluluğu

Programları ve sistemleri kontrol altına alacak düzenlemeler görüşülmeye devam ediliyor.
Programları ve sistemleri kontrol altına alacak düzenlemeler görüşülmeye devam ediliyor.
TT

Yapay zeka etiği: Makinenin kötüye kullanımı ve insanın sorumluluğu

Programları ve sistemleri kontrol altına alacak düzenlemeler görüşülmeye devam ediliyor.
Programları ve sistemleri kontrol altına alacak düzenlemeler görüşülmeye devam ediliyor.

Dünya, yapay zeka terimiyle her ne kadar 1950’li yıllarda ABD’deki Dartmouth Koleji'nde düzenlenen bir konferans sırasında tanışmış olsa da gelişimleriyle ilgili etik sorunun netleşmesi ve ilerleme sağlanması onlarca yıl aldı. Yapay zeka ile ilgili ilk basit girişimlerden, insanların ChatGPT ve birbirini izleyen diğer versiyonlarıyla etkileşime girdiği ana kadar yapay zeka uygulamalarının büyümesi ve yayılmasıyla doğru orantılıydı. Halen de öyle olmaya devam ediyor.

İster sektör ister inovasyon (yenilik) düzeyinde olsun, teknoloji alanında çalışanlar ‘etik’ meselesinde ikiye ayrılıyorlar. Bunlardan ilki, gelişmeleri hayata geçirmeden önce etik sorunlar oluşturup oluşturmayacağının araştırılmasını ve insanlara zarar vermemesi adına ilgili düzenlemelerin yapılmasını isterken ikinci kesim bu tür ön adımların gelişmeleri kesintiye uğratabileceği ya da geriletebileceğini savunuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ve akademisyenler, yapay zeka uygulamalarının önemli olduğu, heyecan yarattığı, birçok kişinin hayatına lüks kattığı ve faydalı olduğu konusunda hemfikirler.

Teknoloji üreticilerinden ve yapay zeka uzmanlarından bir grup geçtiğimiz mart ayında, çalışmaların daha fazla kontrol altına alınmasına izin vermek ve insanların bu gelişmelerden zarar görmesini engellemek için yapay zekanın araştırma ve geliştirmesinin altı ay süreyle durdurulması çağrısında bulundular.

Kâr amacı gütmeyen Future of Life Institute (Yaşamın Geleceği Enstitüsü) adlı kuruluş tarafından hazırlanan ve üç bine yakın bilim insanı ve girişimcinin imzasını taşıyan çağrıda yapay zeka laboratuvarlarının daha güçlü dijital beyinler geliştirme ve dağıtma yarışından duyulan korku dile getirildi. Söz konusu gelişmelerin hiç kimsenin, hatta üreticilerinin bile güvenilir bir şekilde anlayamayacağı ve kontrol edemeyeceği kadar kontrol dışı kalabileceği belirttildi.

BM tavsiyeleri

Yapay zekanın insanlığa sunduğu avantajlara, hastalıkların teşhisinde, iklim değişikliklerini tahmin etmede ve diğer konulardaki faydalara rağmen bazı cinsiyetçi ve ırkçı algoritmaların neden olduğu etik zorlukları ve uygulamalarının mahremiyete yönelik potansiyel tehdidi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nü (UNESCO) 2021 yılının kasım ayında ‘yapay zeka etiğiyle ilgili tavsiyelere ilişkin ilk küresel anlaşmayı’ kabul etmeye itti.

Bu tavsiyeler 4 maddeden oluşuyordu:

1- Verilerin korunması: Kişisel verileri ve bunları kontrol etme haklarını koruyan prosedürler.

2- Kitlesel gözetleme amacıyla yapay zeka sistemlerinin kullanımının yasaklanması: Herhangi bir görevde nihai sorumluluğun insanlarda olması ve böylece yapay zeka teknolojilerinin kendi başına ahlaki bir kritere dönüşmesinin önüne geçilmesi.

3- Veri, enerji ve kaynak kullanımında verimli yapay zeka yöntemlerinin desteklenmesi: Böylece bu yöntemlerin çevre sorunlarının çözümüne katkı sağlaması.

4- Yapay zekanın etik sonuçlarını değerlendirecek bir mekanizma: Yapay zekanın yol açacağı etik sorunları değerlendirmek üzere bir mekanizma oluşturulması.

Sık sık yapılan çağrılar

Yapay zeka ile ilgili korkular, yapay zeka teriminin ortaya çıkışı kadar eski olsa da İspanya Granada Üniversitesi'nden deneysel psikoloji uzmanı Jose Martinez Delgado, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, ChatGPT’yi, bilim kurgu dünyasından pratik gerçekliğe daha yakın gördüğünü ifade etti.

Yazarlar, düşünürler ve filozoflar daima, tıpkı uzman akademisyenler gibi yapay zeka etiğine sahip olmanın önemli olduğunu vurgulamışlardır. ABD’li roman yazarı Vernor Vinge de 1983 yılında insanlığın geleceğinin yapay zeka sistemlerinde yerleşik ahlaki standartların uygulanmasına bağlı olabileceğini, çünkü bu sistemlerin bir noktada insan yetenekleriyle eşleşebileceğini yahut onların yerini alabileceğini söylemişti.

İsveçli filozof Nick Bostrom, 2018 yılında akıllı makinelerin geliştiricilerine, bu makinelerin insanların karşısında yer alması durumunda teknolojik mükemmelliğin potansiyel tehlikeleri konusunda uyarmış ve ‘dost canlısı yapay zeka’ vurgusu yapmıştı.

Akademisyenler de etik kaygılar konusunda uyarıda bulunan düşünürlerle aynı fikirdeler. ABD’li tanınmış bilgisayar bilimcisi Rosalind Picard, 1997 yılında, “Bir makine ne kadar özgürse, o kadar çok ahlaki standarda ihtiyaç duyar” demişti.

Delgado’nun, ChatGPT'nin hatalarının üstesinden gelmeyi başaracağına şüphesi yok. Öyle ki ‘makine öğreniminin onu bir insandan daha akıllı hale getirebileceğine’ dahi inanıyor. Delgado’ya göre yapay zekayı insanlarla ortak çalışmada kullanırken ortaya çıkan tehlike burada yatıyor. Bu yüzden Delgado, insanların yapay zeka sistemlerinin davranışları ve sonuçları üzerinde tam kontrole ve sorumluluğa sahip olması gerektiğine güçlü bir şekilde dikkat çekiyor. Çünkü, araştırmacıların son yıllarda meydana gelen (2013’de İspanya'da Madrid'den Santiago de Compostela'ya giden Alfia treni kazası, 2009'da Air France Flight 447 uçağı kazası ve 2013'te Asiana Airlines Flight 214 uçağı kazası gibi) bazı olayları analiz ederken, bunların yapay zekanın sızmasından kaynaklandığını buldular.

Söz konusu olayları inceleyen araştırmacılar, altta yatan nedenin, yapay zeka kontrol stratejilerinin insanlar tarafından kullanılanlarla aynı ya da benzer olmaması olduğu sonucuna vardılar. Delgado’ya göre insanlarla yapay zeka arasındaki etkileşimde olduğunu söylediği zorluk da buradan geliyor. Delgado, insanlar ve yapay zeka sistemleri arasında etik ve adil bir ilişki için etkileşimlerin, insanların bilişsel yeteneklerine saygı duyma temel ilkesine dayanması gerektiğini vurguladı.

Olağanüstü insan

Bir önceki meydan okuma, ikinci bir meydan okumayla çelişmez. ABD'de Kaliforniya Üniversitesi Sentetik Mühendislik ve Yönetim Sistemleri Bölümü'nde yardımcı doçent olan Özlem Garibay’a göre ‘sorumlu yapay zeka’ terimi, ‘insanlığın refahını, insani değerlerle tutarlı bir şekilde desteklemek’ anlamına geliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Garibay şunları söyledi:

“Bu meydan okuma çerçevesinde, akıllı robotlar bazı bedensel engellerde tıbbi çözümler sağlayabilir. Ancak mesele, teknolojinin tanrılaştırılmasına ve onun özelliklerini geliştirip örneğin elektronik çiplerle hafızayı güçlendirerek olağanüstü insan yaratmak amacıyla kullanma noktasına evrilmemelidir.”

Kanada'nın Montreal Üniversitesi'nde Etik ve Siyaset Felsefesi Bölümü'nden Yar. Doç. Marc-Antoine Dilhac, 2018’in mart ayında UNESCO Courier dergisinde yayınlanan makalesinde, başka bir boyuta ya da diğer bir deyişle başka bir meydan okumaya işaret etti. Dilhac, yüz tanıma teknolojisini kullanarak kişilerin 'terörist eylemlerini’ ya da 'suçlu kişiliğini' tespit etmek için birçok ülkede hali hazırda kullanılan yazılımların olduğunu belirtti. Dilhac, ABD’deki Stanford Üniversitesi'nden iki araştırmacının ‘bir bireyin kişiliğini yüz hatlarına ve ifadelerine göre analiz eden fizyonomi teorisinin bu yeni dirilişi karşısında dehşete düştüğünü’ de sözlerine ekledi.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne (MIT) bağlı MIT Technology Review tarafından 2022’nin şubat ayında yapılan bir çalışmada, önyargılı fizyonominin (bir kişinin karakterini ya da kişiliğini dış görünüşünden, özellikle de yüzünden değerlendirme) yalnızca önleyici bir güvenlik tedbiri olmadığı, istihdam uygulamalarının da bunun bir parçası olduğu ve LinkedIn gibi sitelerin ‘kararlı insanlara ve kadın iş adaylarına karşı önyargılı olan bazı iş görüşmesi yazılımlarını kaldırmaya çalıştığı vurgulandı.

Silah olarak kullanılması

Çağımızın önde gelen bilgisayar uzmanlarından biri olan ve 2018’de (bilgisayar bilimlerinde Nobel Ödülü'nün eşdeğeri olarak görülen) Turing Ödülü'nü alan Kanadalı bilim insanı Yoshua Bengio, silah olarak kullanılabilen sistemler gibi çok yüksek riskler taşıyan yapay zeka sistemlerinin tasarlanmasının önüne geçilmesi için çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

Yapay zeka sistemlerinin insanlığa büyük faydalar sağlayabileceğinin altını çizen Bengio, “Yapay zeka uygulamaları, sağlık hizmetlerine ulaşmada da yararlı olabilir, ancak öte yandan silah olarak kullanılan sistemler geliştirilebilir ve bunun engellenmesi gerekir” dedi.

Ele alınması gereken bir başka zorluk ise İtalya'nın ChatGPT'nin yasaklanması çağrısında bulunması ve İspanya ve Fransa'nın da bu çağrıya katılmasının nedenlerinden biri olan yapay zeka sistemlerinin ihlal etmemesi adına ‘gizliliğin güvence altına alınması’ olarak karşımıza çıkıyor.

Avrupa Konseyi Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunması Sözleşmesi Danışma Komitesi, ChatGPT'ye yönelik yapılabilecek her türlü eylem hakkında bilgi alışverişini teşvik etmek için bir ekip oluşturulduğunu duyurdu. Komite 14 Nisan'da yaptığı açıklamada, ‘yapay zeka alanında yenilikçi teknolojileri’ desteklediğini, ancak ‘insanların hak ve özgürlükleriyle her zaman uyumlu olması gerektiğini’ vurguladı.

‪İtalya Calabria Üniversitesi’den bilgisayar mühendisliği profesörü Domenico Talia, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, ChatGPT’nin algoritmalarını eğitmek için kişisel verileri toplamasının ve işlemesinin, gizliliğin açıkça ihlali olduğunu söyledi.  Talia, “Bu uygulamanın ve insanların hayatına getirdiği faydaların yanındayım. Ancak aynı zamanda kendisi ile etkileşim kurduğumda kişisel verilerimin toplanmasını kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

Uluslararası anlaşmalar

Kanadalı bilim insanı Bengio da yapay zekanın ortaya çıkardığı zorlukların kendi kendisini düzeltmesinin beklenmesi yerine bağlayıcı yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirterek, “Araba kullanmak gibi ister sağdan ister soldan olsun, herkes aynı şekilde sürmek zorunda yoksa başımız belaya girer” yorumunda bulundu.

AB tarafından ‘yapay zeka’ konulu bir yasa tasarısının hazırlanmakta olduğunu ve Kanada'da yakında bir yasa çıkarılacağını söyleyen Bengio’ya göre ancak bu çalışmalar, ‘nükleer tehlikeler’ ve ‘insan klonlama’ ile olanlara benzer uluslararası anlaşmaların yapılması anlamına gelmiyor.

UNESCO, iki yıldan daha kısa bir süre önce yapay zekanın etik zorluklarına ilişkin tavsiyelerini yayınlarken 40'tan fazla ülke ‘yapay zeka ile ilgili ulusal düzeydeki kontrolleri ve düzenlemeleri’ geliştirmek için bu kurum ile birlikte çalışıyor.

UNESCO, tüm ülkeleri ‘yapay zeka etiği’ için öncülük ettiği bu harekete katılmaya çağırırken 30 Mart'ta yayınlanan bir bildiride, bu alanda başarılanlara dair bir ilerleme raporunun önümüzdeki aralık ayında Slovenya'da düzenlenecek UNESCO Yapay Zekâ Etiği Küresel Forumu'nda sunulacağını bildirdi.



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.