Sudan’da ölü sayısının 3 bini ulaşmasının ardından ateşkes ilan edildi

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Sudan’da kalıcı ateşkes çağrısı yaptı.

Hartum’daki Sudan ordusu askerleri. (AFP)
Hartum’daki Sudan ordusu askerleri. (AFP)
TT

Sudan’da ölü sayısının 3 bini ulaşmasının ardından ateşkes ilan edildi

Hartum’daki Sudan ordusu askerleri. (AFP)
Hartum’daki Sudan ordusu askerleri. (AFP)

Sudan’ın başkenti Hartum’da dün sabah, ateşkesin ilk gününde ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmaların ve hava saldırılarının durmasıyla durum sakin görünüyordu. Görgü tanıklarının ifadelerine göre vatandaşlar, az sayıda da olsa sokaklara çıkmaya başladılar.

Suudi Arabistan ve ABD cumartesi akşamı ordu ve HDK temsilcilerinin Cidde şehrinde, Sudan'da pazar sabahı saat 06.00’da başlayarak 72 saatlik ateşkes öngören anlaşmaya vardıklarını duyurdular. Savaşan taraflar ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, Hartum ve diğer illerdeki çatışma bölgelerinde mahsur kalan sivillere insani yardımın ulaştırılması ve temel hizmetlerin eski haline dönmesi için ateşkesi kabul ettiklerini ifade ettiler.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum semaları çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oldu. (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum semaları çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oldu. (AFP)

3 bin kişi öldü, 6 bin kişi yaralandı

Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim, ordu ile HDK arasında yaşanan silahlı çatışmalarda üç binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. İbrahim, dün yaptığı açıklamada, nisan ayı ortalarında başlayan çatışmanın başlamasından bu yana üç binden fazla kişinin öldüğünü ve altı binden fazla kişinin yaralandığını söyledi. Sudanlı bakan, başkent Hartum'daki 130 hastanenin yarısının halen faaliyet gösterdiğini ancak Batı Darfur eyaletindeki tüm hastanelerin hizmet dışı olduğunu da sözlerine ekledi.

Ateşkes anlaşması, tarafların ateşkes süresince saldırıları, topçu ve hava bombardımanlarını durdurmaları, savaş uçakları ve insansız hava araçları (İHA) kullanmamaları, askeri unsurların hareket ettirmemeleri ve yeniden konuşlandırmamaları ve askeri avantaj elde etmek için güç takviyesinde bulunmamaları ve tedarikler yapmamalarını şart koşuyor. Kısa süreli ateşkes, iki taraf arasında başkent Hartum'un yanı sıra Darfur ve Kuzey Kordofan eyaletlerinde siviller arasında yüzlerce kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan bir hafta süren şiddetli çatışmaların ardından ilan edildi. Arabulucular, çatışan tarafların tıpkı önceki 24 saatlik ateşkes sırasında olduğu gibi ateşkesi büyük ölçüde ihlal etmemelerini ve uymalarını umuyorlar.

Mısır Cumhurbaşkanı’ndan kalıcı ateşkes çağrısı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi dün yaptığı bir açıklamada, kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanmasının ve barışçıl bir diyalog sürecinin başlatılmasının, Sudan'da çabaların yoğunlaştırılması gereken ‘öncelikler’ olduğunu söyledi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Müsteşar Ahmed Fehmi tarafından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi, Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar ile yaptığı görüşmede ülkesinin Sudan’da ateşkesi sağlamak ve barış sürecini ilerletmek için her türlü çabayı gösterdiğini ve Sudan devletinin birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Fehmi, Cumhurbaşkanı Sisi'nin telefon görüşmesinde mevcut krizin seyrine ilişkin gelişmeleri dinlediğini ve Agar’ın, krizin devletin birlik ve beraberliğini koruyacak şekilde çözülmesine yönelik çalışmaların seyrinin yanı sıra insani yardımların ulaştırılması için iş birliği ve koordinasyon yollarını anlattığını bildirdi.

Fotoğraf Altı: Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar ve beraberindeki heyeti kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar ve beraberindeki heyeti kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Yerel görgü tanıkları

Diğer yandan Hartum'un farklı bölgelerinden Şarku'l Avsat'a konuşan görgü tanıkları, ateşkesin ilanından sonra ne orduya ait savaş uçaklarını gördüklerini ne de patlama ve mermi sesleri duyduklarını söylediler. Omdurman bölgesi sakinlerinden Salih İshak açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Başımızın üzerinde uçan uçaklar yok. Son günlerde bitmek bilmeden devam eden çatışmalardan bıktık. Bugün ihtiyaçlarımızı korkusuzca giderebildik. Durumun sakinleşmesini ve savaşın tamamen durmasını istiyoruz.

Hartum’un doğusundaki İmtidad Nasir mahallesinden Esma Abdallah’ın açıklaması da şöyle oldu:

Sabah saatlerinden itibaren etrafımızda duyduğumuz top ve çatışma sesleri kesildi. Geçtiğimiz günlerde top mermileri çok sayıda evi yıktı, mahallenin birçok sakini bu top mermilerinden çıkan şarapnel parçalarıyla yaralandı.

Abdallah, mahalle sakinlerinin rahat bir şekilde pazara gidebilmek ya da vurulmadan bölgeyi terk edebilmek için ateşkesi beklediğini de sözlerine ekledi.

AFP’ye konuşan Hartum'un merkezinden Hanaa Hüseyin, “Bizim en büyük sorunumuz ateşkesin sona ermesinden sonraki günlerin çok zorlu geçmesi. Savaşçılar adeta ateşkes günlerini telafi etmeyi istiyormuş gibi davranıyorlar” dedi.

Omdurman'da yaşayan Sami Ömer de “Kapsamlı bir ateşkes istiyoruz. Geçici ateşkes normal hayata dönmemiz için yeterli değil” şeklinde konuştu.

Fotoğraf Altı: Başkent Hartum’daki bankalar çatışmalar nedeniyle kapandı. (AFP)
Başkent Hartum’daki bankalar çatışmalar nedeniyle kapandı. (AFP)

Tunus Büyükelçiliği

Sudan ordusu tarafından cumartesi akşamı yapılan açıklamada, Cidde görüşmelerinde arabulucu olan Suudi Arabistan ve ABD'nin insani yardımların ulaştırılması için 3 günlük geçici ateşkes önerisinin kabul edildiği bildirildi. Açıklamada, ateşkesin geçerlilik süresi boyunca HDK'nın herhangi bir ihlalde bulunması halinde buna kararlı bir şekilde karşılık verileceği vurgulandı. HDK tarafından yapılan açıklamada ise HDK’nın karşı taraf ateşkese bağlı kaldığı sürece ülke genelinde ateşkese tamamen bağlı kalacağı teyit edildi.

Diğer yandan Tunus dün, silahlı grupların Tunus’un Hartum Büyükelçiliği’ne baskın yapmalarını ve binayı yağmalamalarını kınadı. Tunus Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, olay ‘diplomatik misyonların binalarının dokunulmazlığına karşı yapılan açıkça bir ihlal’ olarak nitelendirildi. Bakanlık, Tunus’un Hartum Büyükelçiliğinin basılmasıyla ilgili daha fazla detay vermezken faillerin peşine düşülmesi ve hesap verdirilmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada, Tunus’un Sudan’da itidalin sağlanması, çatışmaya derhal son verilmesi ve Sudan halkının üstün çıkarlarının korunması için çağrısı yinelendi.

Sudan’daki silahlı kişiler, bu ayın başlarında da Suudi Arabistan’ın ve Bahreyn’in Hartum’daki büyükelçilik binalarına baskınlar düzenlemişlerdi.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.