Bahai kadınlar, İran'da idam edildikten 40 yıl sonra ilham kaynağı oldu

Reform aktivisti Fayez Hashemi Rafsanjani ve sağındaki Bahai aktivisti Fariba Kamalabadi, 10 yıl hapis cezasını çekerken 2016 yılını Mayıs ayında kısa bir izin sırasında (Fars)
Reform aktivisti Fayez Hashemi Rafsanjani ve sağındaki Bahai aktivisti Fariba Kamalabadi, 10 yıl hapis cezasını çekerken 2016 yılını Mayıs ayında kısa bir izin sırasında (Fars)
TT

Bahai kadınlar, İran'da idam edildikten 40 yıl sonra ilham kaynağı oldu

Reform aktivisti Fayez Hashemi Rafsanjani ve sağındaki Bahai aktivisti Fariba Kamalabadi, 10 yıl hapis cezasını çekerken 2016 yılını Mayıs ayında kısa bir izin sırasında (Fars)
Reform aktivisti Fayez Hashemi Rafsanjani ve sağındaki Bahai aktivisti Fariba Kamalabadi, 10 yıl hapis cezasını çekerken 2016 yılını Mayıs ayında kısa bir izin sırasında (Fars)

40 yıl önce, İran'ın güneyinde bulunan Şiraz şehrinin meydanında, çoğu 30 yaşından küçük ve en gençleri 17 yaşında olan 10 Bahai kadın sırayla idam edilmek üzere asılmaya götürülmüştü.

Onlara casusluk dahil olmak üzere birçok suçlama yöneltilmiş olsa da dünya çapındaki destekçileri için idam edilen 10 genç kadının tek suçu Bahai inancına mensup olmaları ve hayatlarının bedelini ödemeye razı olmalarıydı.

Bahailer, İran rejiminin zulmettiği azınlığa karşı gerçekleşen en korkunç katliamlardan biri olarak kabul edilen, 18 Haziran 1983 tarihini Şiraz'da Bahai kadınların idam edilmesinin 40. yıl dönümü olarak anıyorlar.

10 kadının idamı, Bahai topluluğu içinde hala dehşet uyandırıyor ancak aynı zamanda İran'da gündelik hayatta ayrımcılığa maruz kalan azınlık için de ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Bahailer, Eylül ayından bu yana kadınların önderliğinde gerçekleştirilen protestoların ardından, tüm İranlı kadınların bu kadınlardan güç almalarını umut ediyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Cenevre'deki Dünya Bahai Birliği Temsilcisi Simin Fahendij, “Sayısız kadının yıllar boyunca cinsiyet eşitliği için zorlu bir yol izlediğini ve bu ilkeleri savunmayı seçen kadınların fedakarlıklarının bu yolda etkili olduğunu” ifade ediyor.

Bahailik’ten vazgeçmeleri dayatıldı

Dünya Bahai Birliği’ne göre 1982 yılının Ekim ve Kasım aylarında, kadınlar tutuklandı, işkence gördü ve avukatlarla iletişim hakkı ellerinden alındı. Hayatlarını kurtarmak için Şiiliği kabul etmeye zorlandılar.

Ancak onlar, kendileri için hazırlanan bildirilere imza atmayı reddetti. 18 Haziran 1983 tarihinde, Şiraz'daki Çovgan Meydanı'na götürülüp birbirlerinin gözleri önünde asılarak idam edildiler.

Olaydan iki gün önce, aynı meydanda Bahai altı erkek idam edildi ve bazıları bu 10 kadının akrabalarıydı. Dünya Bahai Birliği’ne göre 1979 Şubat Devrimi'ni takip eden dönemde gerçekleşen bir dizi idamla birlikte, 200’den fazla Bahai'nin asıldığı bildiriliyor.

ABD'deki Bahai Halkla İlişkiler Bürosu Direktörü Anthony Vance, Fransız haber ajansı AFP’ye verdiği demeçte, "10 kadının inancı, özveri ve güçleriyle yoğun fiziksel ve psikolojik baskılara karşı cesaretlerinden dolayı büyük bir gurur duyulduğunu" ifade ediyor.

25 yaşında idam edilen kadınlardan biri olan Akhtar Sabet'in akrabası olan Sevsen Sabet, hemşire olarak çalışan Akhtar’ın ‘saf, nazik, arkadaş canlısı ve sosyal’ biri olarak kendisiyle ilgili ‘güzel anıları’ olduğunu söyledi.

Sabet ayrıca şöyle dedi: "Hatta hapsedildiği süre boyunca yaşlılara ve hastalara yardım etti. Onların kahvaltılarını hazırladı, tıbbi tedavilerini sağladı ve giysilerini yıkadı. Sorgulamalar sırasında defalarca inancından vazgeçmesi istendi, böylece serbest bırakılabilirdi. Akhtar Sabet, inancını reddetmemekte direndi ve sonuç olarak idam edildi.”

Öte yandan başlangıçta kadınlarla birlikte tutuklanan ve serbest bırakıldıktan sonra yurtdışına kaçan Ruhiye Cihanpur, bu kadınları ‘ailelerini seven, eğitimlerine devam eden ve hayatlarını normal insanlar gibi yaşayan’ kişiler olarak tanımladı.

Cihanpur idam haberini aldığı andan bahsederken “Benim için büyük bir şok oldu. Yıkıcıydı. Kızları iyi tanıyordum” dedi.

Ancak inançlarından vazgeçmeme kararlarına şaşırmadığını söyleyen Cihanpur, “Bu seçimle karşı karşıya kaldıklarında hayatlarından vazgeçmeye hazırdılar. Hayat ve inanç onlar için aynı şeydi” şeklinde konuştu.

“Şiddetli baskı”

Anma töreni, İran'da yaşayan Bahailerin yeni bir zulüm dalgasıyla karşı karşıya olduğunu bir zamanda, Bahailer için özel bir önem taşıyor.

İran rejimi, Hristiyanlık, Yahudilik ve Zerdüştlük gibi diğer gayrimüslim azınlık dinlerinin aksine, Bahai inancını meşru bir kimlik olarak tanımıyor. Bu duruma rağmen, Bahai topluluğu hala ülkedeki en büyük gayrimüslim azınlık.

Bahailik, İran'da 19. yüzyılın başlarında Şii bir tarikat olarak kurulsa da süreç içerisinde yeni bir dine dönüştü.

Bahailer, günlük yaşamlarında resmi olarak ayrımcılığa maruz kaldıklarından, bu durumun bir iş kurmayı veya ölülerini gömmeyi çok zorlaştırdığından ve İran'da yüksek öğrenime erişimlerinin sistematik olarak engellendiğinden şikayet ediyorlar.

ABD'deki Bahai Halkla İlişkiler Bürosu Direktörü Anthony Vance, geçen yaz tutuklamalara ve baskınlara maruz kaldıkları için zulmün arttığına dikkat çekti. Ayrıca, İran Bahailerinin uzun süredir dağılmış gayri resmi liderlik grubunun eski üyeleri Mehveş Sabet ve Fariba Kemalabâdî’nin yeniden tutuklandığını ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ifade etti. Daha önce 2008'den 2018'e kadar 10 yıl hapis yatmışlardı.

Vance “Bugün baskı şiddetli, her şeyi kapsıyor ve Bahailerin günlük yaşamının her yönünü işgal ediyor" diye ekledi.



Pentagon, iki bakanın evini drone-savar lazerle koruyacak

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
TT

Pentagon, iki bakanın evini drone-savar lazerle koruyacak

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)

Mike Bedigan 

Yeni bir habere göre Pentagon, Washington DC'de Pete Hegseth ve Marco Rubio'nun ikamet ettiği askeri üsse drone-savar lazer sistemi kurmayı değerlendiriyor.

Konuyla ilgili bilgilendirildiği belirtilen 4 kaynak, İran'la çatışma devam ederken Washington DC'nin güneybatısındaki Fort Lesley J. McNair üssünde bu güçlü teknolojinin kurulmasının düşünüldüğünü The New York Times'a söyledi.

The Independent, haberlerin doğrulanması ve konuya ilişkin yorum almak için Savunma Bakanlığı'yla iletişime geçti.

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı değerlendirmesine yol açmış ancak nihayetinde ikisi de taşınmamıştı.

Ordu, Ortadoğu'daki savaş sırasında üst düzey hükümet yetkililerine yönelik olası tehditleri yakından izlerken The Washington Post, hava sahasını ihlal eden drone'ların kaynağının bilinmediğini bildirdi.

Yetkililer, iki hafta içinde birden fazla kez drone görüldüğünü, bunun üzerine acil güvenlik incelemesi başlatıldığını ve Beyaz Saray'da nasıl yanıt verileceğine dair toplantı yapıldığını söyledi.

Fort McNair yakınlarına lazer yerleştirilmesi, başkent ve çevresindeki hava sahası düzenlemesini daha da zorlaştırabilir; bu sistemler halihazırda Federal Havacılık İdaresi'yle (FAA) yönetim arasında tartışmalara neden oluyor.

Geçen ay Teksas'ın El Paso kenti üzerindeki hava sahası, sınır yetkililerinin Meksika karteline ait bir drone olduğuna inandığı bir cisme lazerle ateş açmasının ardından kısa süreliğine kapatılmış ancak bunun bir parti balonu olduğu ortaya çıkmıştı.

Geçen yıl Ronald Reagan Ulusal Havaalanı yakınlarında ordu helikopteriyle yolcu uçağının havada çarpışması sonucu 67 kişinin öldüğü olaydan sonra, FAA'nın Washington DC-Metropol bölgesindeki faaliyetleri de halihazırda yakından inceleniyor.

McNair yakınlarına lazer yerleştirilmesinin düşünüldüğüne dair haberler, ülke içindeki birkaç üssün kuvvet koruma düzeyini "Charlie"ye yükseltmesinin ardından geldi. Charlie, komutanların olası bir saldırıyı gösteren istihbarata sahip olduklarında kullanılan bir tanım.

New Jersey'deki McGuire-Dix-Lakehurst Müşterek Üssü ve Florida'daki MacDill Hava Kuvvetleri Üssü (İran'a karşı operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı'na ev sahipliği yapıyor) Charlie seviyesine yükseltildi.

Charlie'den daha yüksek tek seviye olan "Delta", bir saldırının yaklaştığı ya da gerçekleştiği anlamına geliyor.

Öte yandan 9 Mart'ta Louisiana'daki Barksdale Hava Kuvvetleri Üssü üzerinde çok sayıda "izinsiz drone" görüldü. Bu, nükleer silah taşıyabilen uzun menzilli B-52 bombardıman uçaklarına ev sahipliği yapan üssün karantinaya alınmasına yol açtı.

Barksdale, ABD Hava Kuvvetleri'nin en büyük ikinci havaalanı ve 40'tan fazla B-52 bombardıman uçağına ev sahipliği yapıyor. Barksdale, aktif görevdeki askerler, yedek askerler, asker aileleri ve sivil çalışanlar da dahil yaklaşık 15 bin kişilik bir nüfusa sahip.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/americas/us-politics


Çin, İran savaşında arabuluculuk rolünü üstlenecek mi?

İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 
İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 
TT

Çin, İran savaşında arabuluculuk rolünü üstlenecek mi?

İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 
İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 

Çin, İran savaşında Washington ve Tahran yönetimleri arasında arabuluculuk rolü oynayabilir.   

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, salı günü Çinli mevkidaşı Vang Yi'yle görüştü.

Vang'ın davetiyle düzenlenen toplantının ardından yayımlanan açıklamada, iki ülke de Ortadoğu'daki savaşta "acilen ateşkes sağlanması gerektiğini" vurguladı.

Pekin ve İslamabad yönetiminin hazırladığı "5 maddelik ortak girişim" kapsamında düşmanlıkların derhal sonlandırılması, en kısa sürede barış görüşmelerine başlanması, sivillerin korunması, seyrüsefer rotalarının güvenliğinin sağlanması ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın gözetilmesi istendi.

Taraflar, İran'ın ve diğer Körfez ülkelerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, sivillere ve kritik altyapıya yönelik saldırıların sonlandırılması gerektiğini vurguladı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan Pakistanlı yetkililer, Dar'ın Pekin'deki ziyaretinde Çin'in muhtemel barış anlaşmasında garantör rolü oynama ihtimalini görüşmüş olabileceğini söylüyor.

Pakistan, ABD ve İran arasında arabuluculuk yapmak istediğini belirtmiş, pazar günü "Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı'na" ev sahipliği yapmıştı.

Görüşmede Hakan Fidan, Dar, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati bir araya gelmişti.

CNN'e konuşan yetkililer, bu toplantı sırasında Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari'nin de Çin Büyükelçiliği'nde görüşme düzenleyerek Ortadoğu'daki durumu ele aldığını belirtiyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan araştırmacı Tong Zhao şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Çin'in diplomatik arabuluculuk rolünü üstlenmek için birçok sebebi var. Çin, dünyanın bir zıtlığı görmesini istiyor: ABD kargaşa ve kaos yaratırken, Çin kendini gerginliğin azaltılması, istikrar ve barışın sağlanması için bir güç olarak konumlandırıyor.

Ancak Pekin'in bu yönde somut bir rol üstlenmeye ne kadar istekli olduğu belirsiz.

Şi Cinping yönetimi, İran ve Suudi Arabistan arasında 2023'teki normalleşme sürecinde arabuluculuk yapmıştı. Geçen yılki Tayland - Kamboçya çatışmalarında ikili görüşmelerin düzenlenmesini sağlarken, Ukrayna savaşının sonlandırılması için 12 maddelik barış planı da açıklamıştı.

Pekin'deki Renmin Üniversitesi'nden Vang Yivei'ye göre Çin, İran ve ABD'nin yanı sıra Pakistan da dahil çatışmanın kilit aktörleriyle ilişkilerini kullanarak barış görüşmelerinde tüm taraflara ulaşılmasını sağlayabilir.

Çin Komünist Partisi'ne bağlı İngilizce yayın yapan Global Times, Pakistan ve Çin'in bölgedeki barış için koordineli çalıştığını yazıyor.

Lanzhou Üniversitesi'nden Zhu Yongbiao, 5 maddelik ortak girişim planının "Çin'in bölgesel ve küresel barışı korumadaki sorumluluğunu ortaya koyduğunu" vurguluyor.

Independent Türkçe, CNN, Global Times, NHK


CNN'in veri analisti Enten: "Trump'ın onay oranı Ölüm Vadisi'nde"

CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)
CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)
TT

CNN'in veri analisti Enten: "Trump'ın onay oranı Ölüm Vadisi'nde"

CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)
CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)

Graig Graziosi 

CNN'in baş veri analisti Harry Enten, ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranının "Ölüm Vadisi"ne düştüğünü söyledi ve başkomutanın, Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in olası 2028 başkanlık yarışına zarar verebilecek kadar sevilmediği uyarısında bulundu.

Salı sabahı Enten, Trump'ın onay oranlarını ele alarak, "uçuruma düştüğünü" ve "yükselme belirtisi göstermediğini" iddia etti.

Enten, X'te, "Artık en düşük 2. dönem seviyesinde: -18 puan" diye yazdı.

Bunun en büyük nedeni: Bağımsızlar. Trump -45 puanda. 2. dönemde bu noktada herhangi bir başkan için en kötü durum. Watergate'in zirvesindeki Nixon'dan (-36 puan) daha kötü!

Enten, Trump'ın seçmenler arasındaki onay oranındaki düşüşün sadece İran'daki popüler olmayan savaştan kaynaklanmadığını, aynı zamanda popülerliğini "sürekli" daha da düşüren "bir dizi olayın" sonucu olduğunu söyledi.

Ocak ayında +6 puandaydı, sonra bir yıl önce [Nisan ayında] -3 puandaydı, 9 ay önce -7 puandaydı, Ekim 2025'te -10 puandaydı. Ocak 2026'da -13 puandaydı. Ve şimdi -18 puana kadar düştü. En düşük ikinci dönem seviyesi.

Enten, Trump'ın İran'daki savaşı yarın bitirse bile küçük bir artış görebileceğini ancak bunun onu daha fazla yükselteceğine inanmadığını da ekledi.

Analist daha sonra Trump'ın dip seviyedeki onay oranını ilk dönemindeki aynı noktayla karşılaştırdı.

"İlk dönemde, bu noktada aslında yükseliyordu. Aslında onay oranı artıyordu" dedi.

Üç aylık dönemdeki değişimi 5 puan artmıştı. Şimdiyse, ikinci döneminin en düşük seviyesine gerilediği, -18 puanda olduğu üç aylık bir değişimden bahsediyoruz. Birinci dönemde, bu noktada, aslında daha yüksek bir seviyedeydi.

Trump'ın bağımsız seçmenler arasındaki net onay oranı, özellikle popüler olmayan modern başkanlarla karşılaştırıldığında bile son derece düşük. Enten, Trump'ın ikinci döneminde bağımsız seçmenler arasındaki net onay oranının -45 olduğunu söyledi ve bunu iki eski başkanla (Richard Nixon ve George W. Bush) karşılaştırdı. Nixon'ın, ikinci döneminin aynı noktasında ve Watergate skandalının zirvesindeyken -36, Irak Savaşı'nın karmaşıklığı içinde boğulan Bush'un ise -37 olduğunu belirtti.

Sözlerine devam ederek, Trump'ın birinci döneminin aynı noktasındaki seviyesinden "6 puan daha düşük" olduğunu söyledi.

CNN'den John Berman daha sonra konuyu Trump'ın düşen oranlarından, bu oranların "ona yakın olanları" nasıl etkilediğine ve ne tür "yan hasarlara" yol açabileceğine çevirdi.

Enten, Kalshi tahmin piyasası bahislerine atıfta bulunarak, 6 ay önce tahmin piyasası kullanıcılarının yüzde 53'ünün Vance'in 2028'de başkan olacağını düşündüğünü söyledi. Bu oran bugün yüzde 37'ye düştü.

Enten, "Kalshi tahmin piyasasına göre, bu [Vance'in] tüm zamanların en düşük seviyesiyle aynı seviyede" dedi.

Trump'a geri dönen Enten, Trump'ın mevcut onay oranını iki kelimeyle tanımladı:

Ölüm Vadisi.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/americas/us-politics