Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a konuştu: Abdulfettah el-Burhan, IGAD zirvesinden çıkan teklifi reddetti

Garang, IGAD girişiminin Sudan krizini çözmedeki başarısızlığının nedenlerini Şarku'l Avsat'a açıkladı.

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)
Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)
TT

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a konuştu: Abdulfettah el-Burhan, IGAD zirvesinden çıkan teklifi reddetti

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)
Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)

Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki silahlı çatışmada üçüncü aya girilirken Güney Sudanlı üst düzey bir diplomat, Sudan krizini çözmek için Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) girişiminin başarısız olma nedenlerinin Sudan'ın iki öneriyi istişare etmemesinden kaynaklandığını açıkladı. IGAD devlet başkanlarının Cibuti'deki Sudan krizi konulu üçlü zirvesindeki toplantısının sonuçları, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan tarafından reddedildi.

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi:

Korgeneral Abdulfettah el-Burhan, IGAD zirvesinden çıkan komitenin teklifini reddetti. Bu teklif, Burhan Hızlı Destek Kuvvetleri Lideri Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) arasında doğrudan bir görüşme düzenlenmesini öneriyordu. Ayrıca üçlü zirveden oluşan Dörtlü Komite'ye Kenya Devlet Başkanı William Ruto'nun başkanlık etmesine karşı çıktı. Bunun yerine başkanlığının Güney Sudan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'e verilmesini talep etti.

Garang, Cibuti toplantısının Sudan krizini çözmek için Sudan ordusunun liderliği için kabul edilebilir bir ön formül sunmayı başaramadığını kabul etti.

Mayardit’in danışmanı, Sudan'daki silahlı çatışmanın süresinin uzamasının ve kabile savaşına dönüşmesinin tehlikeli sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu:

Bu, ülkenin bölgelere ayrılmasına ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere durumun yayılmasına neden olabilir, bu durumdan Güney Sudan da etkilenebilir.

Danışman aynı zamanda, Suudi Arabistan-ABD girişimi yanında diğer inisiyatiflerin de katılabileceğini belirtti. Ancak herhangi bir inisiyatifin başarılı olabilmesi için Afrika vizyonu ve Afrika'nın ilgili meseleleri, komşu ülkeleri, IGAD'ı ve Afrika Birliği'ni içermesi gerektiğine dikkat çekti.

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda Sudan krizi ve gerek bölgesel gerekse uluslararası arenaya yansımalarına ilişkin merak edilen soruları cevapladı:

- Cibuti'deki üçlü IGAD Zirvesi’nin üç liderinin Sudan kriziyle ilgili toplantısı neden başarısız oldu?

Aslında Cibuti'deki IGAD zirvesinde iki teklif üzerinde anlaşıldı. İlk teklif Etiyopya Başbakan’ının IGAD'ın dört ülke komitesine Etiyopya'nın temsilcisi olarak eklenmesiydi. Bu, Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri lideri Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) arasında doğrudan bir görüşme düzenlemek için bir araya gelmeleri için bir adım olacaktı. Öneri, her ikisiyle ayrı ayrı buluşmalarının ardından ikisinin bir araya getirilerek kalıcı ateşkes için dışarıda görüşmelerinin yapılmasını içeriyordu. Diğer öneri ise Kenyalı Devlet Başkanı William Ruto'nun dörtlü komitenin başkanlığını yapmasıydı. Ancak ne yazık ki her iki öneri de Sudan'a danışılmadan alındığı için başarısız oldu. Sudan Dışişleri Bakanlığı'na göre, Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı General Malik Agar, IGAD zirvesinde hazır bulunmuş ve Sudan'ı temsil etmiş olsa da tekliflere danışılmadan karar verilmesi nedeniyle sorun ortaya çıktı. Her iki teklife de Sudan tarafından karşı çıkıldı. Burhan, Hamideti ile görüşmeyi reddetmesinin yanı sıra, Kenyalı Devlet Başkanı William Ruto'nun dörtlü komitenin başkanlığını yapmasını da reddetti. Sudan, IGAD'ın arabuluculuk komitesinin başkanlığının tekrar ele alınmasını ve Kiir'in diğer komite üyelerine göre Sudan'ın sorunlarını daha iyi anladığı gerekçesiyle Salva Kiir Mayardit'e verilmesini talep etti. Bu nedenle, Cibuti toplantısı, Sudan krizini çözmek için Sudan ordusunun liderliğinde kabul edilebilir bir ön koşul belirlemede başarılı olamadı.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum'un güneyindeki halk, Ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasındaki çatışmalar nedeniyle evlerini terk etti. (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum'un güneyindeki halk, Ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasındaki çatışmalar nedeniyle evlerini terk etti. (AFP)

- Sudan krizini çözmek için Güney Sudan hükümetinin vizyonu nedir?

Güney Sudan hükümeti, Sudan krizini, Güney Sudan ve Sudan arasındaki son krizin çözüldüğü aynı yöntemle çözülmesini istiyor. Bu yöntem, Güney Sudan'ın arabuluculuğu aracılığıyla savaşın durdurulmasını kapsıyor. Çünkü Sudan sorununu Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit ve güneylilerden daha iyi anlayan kimse yok. Çünkü herkesin bildiği gibi Sudan'ın sorunları Güney Sudan ile iç içe geçmiş durumda ve Güney Sudan'ın apaçık ya da bilinen ortak çıkarları dışında özel çıkarları yok.

- Savaş nasıl durdurulabilir?

Güney Sudan’ın vizyonu, Arap dünyası, Afrika ülkeleri ve uluslararası toplumun desteğiyle Sudan Cumhuriyeti'nde barışı sağlama misyonunda birlikte çalışmayı hedeflemek. Güney Sudan'ın arabuluculuğun dışında tutulmasını amaçlayan tüm girişimler başarısız oldu. Hatta bazı Arap ülkeleri bile bu veya şu tarafla çıkarları bulunuyor. Başkan Mayardit, Burhan ve Hamideti ile güvene dayalı ilişkilere sahip. Her iki taraf da Güney Sudan'ın tamamen tarafsız olduğunu biliyor. Sıradan insanlar bile Sudan'ın zarar görmesinin Güney Sudan'ı da etkileyeceğini biliyor. Savaşımızda, Sudan'daki siyasi dengeyi koruma ve saygı gösterme konusunda öğrendik.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oldu. (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oldu. (AFP)

- Ateşkesi sürdürmek için Suudi-ABD girişimiyle iş birliğine ne ölçüde yer var?

Suudi Arabistan-ABD girişiminin Afrika Birliği ve IGAD ülkelerinin iş birliği yapmasında bir engel bulunmuyor. Ancak, önemli olan, ilgili ülkeler arasındaki kolektif çabaların geliştirilmesi ve özellikle Afrika'nın sahip olduğu bir vizyonla arabuluculuk yoluyla bir çözüm bulunmasıdır. Afrika Birliği ve IGAD'ın, inisiyatifle birlikte Afrika vizyonunu taşıyarak bu çabalara dahil olması önemli. Benzer şekilde, ABD’lilerin de herhangi bir kıtada veya ülkede çözümlerin bir parçası olması gerekiyor. Örneğin, Afrika heyeti Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapmaya çalışırken zorluklarla karşılaşıyor. Afrika'nın bu konudaki rolünün önemli olmadığını ‘gizlice’ söyleyen Avrupa ülkeleri var. Batılılar, savaşı durdurmak ve diplomatik yollarla çözüm bulmak gibi önerilerini getirmeden sadece Afrika ülkelerinin Ukrayna meselesine desteğini istiyorlar. Güney Afrika Cumhuriyeti Başkanı Ramaphosa'nın Kiev'deki konuşmasında dediği gibi, "Afrikalıları arabuluculuk çabalarından dışlayanlar Sudan meselesini doğru şekilde anlamamıştır". Çünkü Sudan sorununun etnik yönleri vardır ve Afrika Birliği ülkelerinin burada olmaları, dış çözümün yanlış anlaşılmasını ve anlaşmazlıkların derinleşmesini engellemek için gereklidir. Bu nedenle, Cidde görüşmelerine Güney Sudan'ın dahil edilmesinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, IGAD Arabuluculuk Komitesinin Başkanıdır ve IGAD'in girişimiyle Suudi Arabistan ve ABD girişiminin birleştirilme olasılığı var.

Fotoğraf Altı: Sudan Egemen Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, 5 Temmuz 2022'de Nairobi'de düzenlenen IGAD'ın 39’uncu olağanüstü zirvesinde konuşma yaptı.
 Sudan Egemen Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, 5 Temmuz 2022'de Nairobi'de düzenlenen IGAD'ın 39’uncu olağanüstü zirvesinde konuşma yaptı.

-Sudan krizinin uzamasının bölgenin güvenliği ve barışı üzerindeki riskleri nelerdir?

Uzun süren savaşlar, gerçekleştiği ülkelerden bağımsız olarak, insanların psikolojisini ve genellikle umutlu insanları umutsuza dönüştürebilen bir değişiklik yaratır. Hartum halkının çoğu, Güney Sudan ve Darfur'da meydana gelen savaşların trajedilerini bilmiyor veya yaşamıyordu. Güney Sudan'da 20 yılı aşkın bir süredir devam eden savaş araçları ve tezahürleriyle doğrudan temasları dışında, bunu şimdi olduğu gibi bilmiyorlardı. Bu nedenle, Sudan'daki savaş uzarsa, tanınan Sudan karakteri değişecek ve Hartum'u terk edip yurt dışına veya kırsala göç eden çoğu kişi, muhtemelen savaştan sonra Hartum'a geri dönmeyeceklerdir. Çünkü Hartum, işlenen tüm felaketlerle ilişkilendirilmiş durumda. Sudan'dan ayrılan bir kişi, Sudan'ın topraklarında barışın hüküm sürebileceğini kolayca kabul etmeyecektir.

Fotoğraf Altı: Batı Darfur, el-Cenine çarşısında Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan çatışma tahribata neden oldu. (AFP)
Batı Darfur, el-Cenine çarşısında Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan çatışma tahribata neden oldu. (AFP)

-Savaşın gelecekte siyasi sahneye ne gibi etkilerde bulunmasını bekliyorsunuz?

Siyasi açıdan, merkezi hükümet zayıflayacak ve ülkenin birliğini korumak kolay olmayacak. Hatta bazıları tarafından talep edilen Darfur bölgesinin ayrılması durumunda bile Batı Darfur'da barış sağlanmayacak. Çünkü şu anda Darfur'da gördüğümüz soykırım yapılan Masalit kabilesinin yaşadığı gibi olaylar mevcut. Ayrıca, Doğu Sudan da kendi kaderini belirleme hakkı talebiyle sürekli olarak ayrılmaya yönelmekte. Bunun yanı sıra Güney Kordofan meselesinde sessizlik hakim. Eğer Sudanlılar birleşmez ve savaş sorununa hızlı bir çözüm bulmazlarsa, ülke zayıf ve çoklu devletlere bölünecektir. Sudan dışında Arap kimliğine sahip olan insanların, kısa vadeli sahte çıkarlar için Sudan'a sorunlarını ihraç etmeleri muhtemel. Güney Sudan'ın İslam'a ve Müslümanlara karşı olduğu hayali bir anlayış temelinde, Güney Sudan'daki savaşın durdurulması konusunda Arapların rolü zayıftı. Şimdi Sudanlı Müslümanlar iki Nil'in birleştiği yerde savaşıyorlar. Her iki taraf da kardeşinin öldürülmesinde sonraki ‘hayali zaferi’ düşleyerek, kelime-i tevhid ve tekbir getiriyor. Peki, bu nasıl oluyor? Savaş Darfur'a ve belki de Güney Kordofan'a taşındıktan sonra, kabileler arasında çekişme yaratarak Güney Sudan'a yayılmasının önünde hiçbir doğal engel kalmayacak. Şu an Hartum'da hükümete karşı savaşan Arap kabilelerine ait ırki gruplar, Darfur, Batı Kordofan ve Güney Sudan sınırlarındaki aynı kabileler olduğu söyleniyor ve zaman zaman su ve otlaklar üzerinde anlaşmazlıklar yaşanıyor. Afrika Sahel bölgesinde kuraklık artarak kısa bir süre önce yeşil olan alanlara kadar uzandı. Çad Gölü suyunun üçte ikisini kaybetti. İklim değişikliği ile birlikte kuraklık ciddi şekilde artacak ve bunun sonucunda hayvancılıkla uğraşan kabileler bu bölgelerden Nil nehri ve Afrika'daki yeşil alanlara doğru göç etmeye çalışacaklar. Böylece kaynak savaşları yoğunlaşacak. Bu da su ve mera savaşlarının güneye Kongo, Uganda ve Orta Afrika gibi Afrika ülkelerine kadar uzanacağı ve böylece bu toplumların kendilerini savunmak için seferber olacağı anlamına geliyor. Sorunun tamamen Sudan’la sınırlı kalacağını düşünenler dikkatli olmalı. Bu nedenle Başkan Salva Kiir, savaşı genişlemeden şimdi durdurmak istiyor. Çünkü Sudan'da fitne ateşini kimin yaktığını bilenler, sonuçları nedeniyle güvende olamayacaklardır.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.