Abdullahiyan'ın ‘New York çetesi’ yüzünden hesap vermesi bekleniyor

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, geçtiğimiz ay büyükelçiler için düzenlenen yıllık bir konferansta (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, geçtiğimiz ay büyükelçiler için düzenlenen yıllık bir konferansta (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Abdullahiyan'ın ‘New York çetesi’ yüzünden hesap vermesi bekleniyor

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, geçtiğimiz ay büyükelçiler için düzenlenen yıllık bir konferansta (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, geçtiğimiz ay büyükelçiler için düzenlenen yıllık bir konferansta (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın mevcut hükümetin diplomatik personelini ‘New York çetesinden’ kurtulmamakla suçlayan milletvekillerinin sorularını yanıtlamak için çarşamba günü meclis huzuruna çıkması bekleniyor.

Abdullahiyan, geçen aralık ayından beri hesap verebilirlik hayaletiyle karşı karşıya. O dönemde Tahran Temsilcisi Ali Hodeyran'ın soru sormaktan geri çekilmesi ve bir ay ertelemesi nedeniyle görevden alma meclis gündeminden kaldırıldı. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre bu, Hodeyran’ın Dışişleri Bakanı ile meseleyi çözme konusunda bir anlaşmaya varmasından sonraydı.

Abdullahiyan'a yöneltilen soruda, “New York çetesinin Dışişleri Bakanlığı'nda tutulmasının gerekçelerinin” açıklanması isteniyor. ‘New York çetesi’, İran çevrelerinde eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in ve ondan önce de şu anda Dış Politikalar Stratejik Konseyi Başkanlığı’nı yürüten eski Dışişleri Bakanı Kemal Harazi'nin çevresine verilen isimdir. Dış Politikalar Stratejik Konseyi ise İran Dini Lideri’nin ofisine bağlı bir organ olup, esas olarak dış politikanın tasarımına katkıda bulunur ve Dışişleri Bakanlığı'na paralel bir organ olarak da görülür.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre New York çetesi, “Batı ile iletişim kurma eğiliminde olan güçleri tanımlamak için kullanılan bir terim ve soru, Meşhed şehrinin önceki hükümetteki temsilcisi tarafından soruldu.”

Temsilci sorusunda şunları söyledi: “Hükümetin rotasındaki değişiklik göz önüne alındığında, Dışişleri Bakanı'nın mevcut yaklaşımının ve uzmanlardan faydalanmamasının, New York çetesini ve Zarif'in Dışişleri Bakanlığı'ndaki çevresini tutmasının ve korumasının amacı nedir?”

IRNA, parlamentonun bu konuda Abdullahiyan'a yönelik baskıyı sürdürme konusundaki ısrarını dolaylı olarak eleştirdi. Dışişleri Bakanı, 13. hükümetin kuruluşundan bu yana gündeme gelen soruyu yanıtlamak için bu hafta Meclis'e gidiyor. Hâlbuki iki yıl aradan sonra hükümete bağlı güçler, bakanlığın temel sorumluluklarını üstleniyor ve Dini Lider’in (Ali Hamaney) ve Cumhurbaşkanı’nın (İbrahim Reisi) istediği dış politikayı ilerletmeyi planlıyorlar.

Ajans ayrıca Abdullahiyan'ın bu soruyla Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nde de karşılaştığını ve “Egemen ve tam ihtisaslaşmış bir kurum olarak Dışişleri Bakanlığı'nda atamaların seyri kurallara tabidir ve yetkili makamlar, hassas pozisyonlarda kişilerin atanmasını veya tutulmasını değerlendirmektedir. Yeni hükümette Dışişleri Bakan Yardımcıları değiştirilirken, 40'a yakın milletvekili de değişti” cevabını verdiğini aktardı.

Zarif, daha önce yaptığı açıklamalarda dönemin popülaritesinin başlamasının Harazi'nin bakanlık dönemine dayandığını ve buna New York'ta birlikte çalıştığı ekip dendiğini söylemişti.

Zarif, bu ayın başlarında Clubhouse uygulaması üzerinden yapılan bir panel sırasındaki tartışmada, ABD'deki en önde gelen İran lobi grubu Ulusal İran Amerikan Konseyi'nin (NIAC) İran'dan mali sponsorluk aldığını yalanladı.

Zarif’in Dışişleri Bakanlığı görevini halefi Abdullahiyan'a devrettiği devir teslim töreninden, Ağustos 2021 (İran Dışişleri Bakanlığı)
Zarif’in Dışişleri Bakanlığı görevini halefi Abdullahiyan'a devrettiği devir teslim töreninden, Ağustos 2021 (İran Dışişleri Bakanlığı)

Zarif, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Baz gruplara para ödendi ama NIAC aralarında yoktu. NIAC ile iş birliği bilgi alışverişiyle sınırlıydı. İran'da insan haklarını eleştirdiğini söyleyerek NIAC konusunda hassas davrandılar. Hüseyin Taib (Devrim Muhafızları eski istihbarat şefi) benim NIAC'ın kurucusu olduğuma inanıyordu ve onlara karşı çıkıyordu.”

New York çetesi konusu, İran Cumhurbaşkanı’nın İran Dışişleri Bakanlığı'nca atanan 11 yeni büyükelçiyi kabul ettiği bir dönemde gündeme geldi. İran Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde Reisi'nin “Hükümetin politikası, dış politikayı ve komşu ve dost ülkelerle ilişkileri ortak bir yönelimle yeniden dengelemektir” sözleri aktarılırken, Dışişleri Bakanlığı’nın “ulusal gücü artırmak için gerektiği kadar aktif ve akıllı diplomasi kullanması gerektiği” vurgulandı.



Kongre seçimlerinin ardından Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek 4 senaryo

Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
TT

Kongre seçimlerinin ardından Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek 4 senaryo

Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)

ABD Kongresi ara seçimlerine 24 saat kala Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki mücadele, yalnızca Temsilciler Meclisi ve Senato'nun kontrolünü ele geçirmekle sınırlı değil. Seçim, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminin son iki yılında sahip olacağı siyasi gücün geleceğini ve Beyaz Saray'ın seçim sonuçlarını beklentilerinin aksine çıkması halinde kabul etmeye ne ölçüde hazır olduğunu ortaya koyacak daha hassas bir sınav niteliği taşıyor.

Kamuoyu yoklamaları Trump'ın halk desteğinde önemli düşüş yaşandığını ve daha önce Cumhuriyetçiler açısından güvenli kabul edilen seçim bölgelerinde rekabetin arttığını gösterirken, Washington'daki güç dağılımını yeniden şekillendirebilecek dört olası senaryo öne çıkıyor. Bunlar;

*Cumhuriyetçilerin her iki kanattaki çoğunluğunu koruması,

*Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisi'ni kazanması,

*Senato'nun Demokratların kontrolüne geçerken Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçilerde kalması,

*Cumhuriyetçilerin her iki kanatta da çoğunluğu kaybetmesi.

Bu senaryolar temel bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Trump, yasama organı üzerindeki tam kontrolünü kaybetse bile özellikle dış politika, göç ve gümrük vergileri konularında geniş yürütme yetkilerini koruyacak. Ancak yasa ve bütçeleri geçirme, üst düzey görevlere atama yapma ve yönetimini Kongre soruşturmalarına karşı koruma kapasitesi, her iki kanatta hangi partinin kontrolü elinde bulundurduğuna bağlı olarak önemli ölçüde değişecek.

Demokratların mevcut Cumhuriyetçi çoğunlukları değiştirebilmesi için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde 218'e 214, Senato'da ise 53'e 47 çoğunluğa sahip. Gözlemciler, hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanına ilişkin anlaşmazlıkların, seçim sonuçlarından bağımsız olarak 2027 yılında siyasi ve ekonomik krizlere dönüşebileceğini değerlendiriyor.

Birinci senaryo: Cumhuriyetçiler her iki kanattaki çoğunluğunu koruyor

Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu koruması halinde, son kamuoyu yoklamalarına göre düşük ihtimalli görülen bu senaryoda Trump, Beyaz Saray ve Kongre'nin kendi partisinin kontrolünde olduğu bir ortamda görevini sürdürecek. Bu durum, başkana ekonomik ve yasama önceliklerini hayata geçirme, yargıçları, hükümet yetkililerini ve büyükelçileri atama konusunda daha geniş hareket alanı sağlayacak.

Bu senaryo, Trump'ın vergi, göç ve askeri harcamalara ilişkin politikalarını sürdürmesine imkân tanırken, Demokratların kapsamlı Kongre soruşturmaları başlatma veya komite başkanlıkları aracılığıyla yönetimin gündemini engelleme imkanlarını da sınırlayacak.

Boks şampiyonu Evander Holyfield, 21 Ekim 2026'da Güney Carolina'da düzenlenen seçim mitinginde konuşurken, Başkan Trump kendisini dinliyor (AP)
Boks şampiyonu Evander Holyfield, 21 Ekim 2026'da Güney Carolina'da düzenlenen seçim mitinginde konuşurken, Başkan Trump kendisini dinliyor (AP)

Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması, yönetimin politikaları üzerindeki tüm kısıtlamaların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Temsilciler Meclisi'ndeki dar sandalye farkı, az sayıda Cumhuriyetçi milletvekiline önemli yasaların geçmesini engelleme imkânı verebilir. Senato'da ise bazı yasaların görüşme engelini aşabilmesi için gereken 60 oy kuralı yürürlükte kalacak.

Siyasi açıdan Trump, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu korumasını politikalarına verilmiş yeni bir seçim desteği olarak sunabilir. Ancak rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde elde edilecek kazanımlar ve kayıplar, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde kamuoyunun eğilimlerini gösteren önemli bir işaret olacak.

İkinci senaryo: Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanıyor

Temsilciler Meclisi'nin Demokratların kontrolüne geçmesi, Senato'nun ise Cumhuriyetçilerde kalması halinde Washington'da yeni bir kurumsal bölünme dönemi başlayacak.

Senato'da iki partinin eşit sayıda sandalyeye sahip olması durumunda bile Başkan Yardımcısı JD Vance'in eşitliği bozan oyu sayesinde kontrol Cumhuriyetçilerde kalacak. Bununla birlikte her iki partinin ılımlı üyelerinin etkisi önemli ölçüde artacak.

Demokratlar bu senaryoda Temsilciler Meclisi komitelerinin başkanlıklarını üstlenecek. Böylece oturum düzenleme, yetkilileri ifadeye çağırma, belge talep etme ve Trump yönetiminin kararları, kamu harcamaları, göç politikaları ve İran'la savaş konularında soruşturma başlatma yetkisi elde edecek.

Demokratların lideri Hakeem Jeffries de Temsilciler Meclisi Başkanlığı için aday konumuna gelecek. Bu durum, partisine özellikle sağlık hizmetleri, konut ve yaşam maliyetleri gibi temel iç politika konularında yasama gündemini belirleme imkânı sağlayacak.

Ancak bu kontrol, Demokratların kendi politikalarını hayata geçirebilecekleri anlamına gelmiyor. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato yasa tasarılarını engelleyebilir. Trump da başkanlık vetosu yetkisini kullanabilir. Yönetimin bazı Kongre celplerine itiraz etmesi veya bunlara uymayı reddetmesi ise uzun sürebilecek hukuki anlaşmazlıklara yol açabilir.

Hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanı, taraflar arasındaki pazarlığın başlıca konuları olacak. Temsilciler Meclisi'nin bütçe ödeneklerinin onaylanmasında temel rol üstlenmesi nedeniyle anlaşmazlıklar, özellikle Demokratların bütçe onayını yönetimin politikalarında değişiklik yapılması şartına bağlaması halinde federal kurumların kapanması tehdidine dönüşebilir.

Dış politikada Trump, yasal yetkileri çerçevesinde diplomatik ilişkileri ve askeri operasyonları yönetmeye devam edebilecek. Ancak Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi, savaş kararlarına ilişkin denetimi artırabilir, İran'a yönelik operasyonlar hakkında daha kapsamlı bilgilendirme talep edebilir ve bütçe yetkisini yönetim üzerinde baskı kurmak için kullanabilir.

Başkan Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek vermek amacıyla düzenlediği yoğun seçim mitingleri kapsamında Güney Carolina'daki bir etkinlikte konuşuyor (AP)
Başkan Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek vermek amacıyla düzenlediği yoğun seçim mitingleri kapsamında Güney Carolina'daki bir etkinlikte konuşuyor (AP)

Üçüncü senaryo: Demokratlar Senato'yu kazanıyor

Demokratların Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerin kontrolünde kalırken Senato'da çoğunluğu ele geçirmesi, Trump açısından en önemli kurumsal değişikliklerden birini yargı, siyaset ve diplomasi alanlarındaki atamalarda beraberinde getirecek.

Senato, bakanların, büyükelçilerin, federal yargıçların ve Yüksek Mahkeme üyelerinin atanmasını onaylama yetkisine sahip. Dolayısıyla komite başkanlıklarının Demokratlara geçmesi, başkanın aday gösterdiği isimlerin onaylanmasının engellenmesine veya geciktirilmesine ve adayların geçmişleriyle siyasi görüşlerinin daha kapsamlı incelenmesine imkân tanıyacak.

Özellikle önümüzdeki iki yıl içinde Yüksek Mahkeme'de bir üyelik boşalması halinde bu yetki olağanüstü önem kazanabilir. Demokratların kontrolündeki Senato, Trump'ın aday gösterdiği bir ismin onay sürecini reddedebilir veya değerlendirmeyi 2028 başkanlık seçimlerinin sonrasına erteleyebilir.

9 Eylül 2026'da Teksas eyaletinin Dallas kentinde düzenlenen Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nin ara seçimlere ilişkin ilk gününde yapılan konuşmalar sırasında slogan atıyor (AFP)
9 Eylül 2026'da Teksas eyaletinin Dallas kentinde düzenlenen Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nin ara seçimlere ilişkin ilk gününde yapılan konuşmalar sırasında slogan atıyor (AFP)

Dış politikada diplomatik atamalar ve yeni bir yasama düzenlemesi gerektiren yaptırımlar daha sıkı denetime tabi tutulabilir. Buna karşılık başkan, müzakere yürütme ve uluslararası ilişkileri yönetme konusunda geniş yetkilerini koruyacak. Senato ayrıca yurt dışındaki ABD askeri operasyonlarına ilişkin denetim oturumları düzenleyebilir. Ancak harcamaların onaylanması yetkisi iki Kongre kanadı arasında paylaşılmaya devam edecek.

Bu senaryo Demokratlara yasama gündemini tek başlarına belirleme imkânı vermeyecek. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi yasa tasarılarını engelleyebilecek.

Siyasi açıdan Trump, atamaların engellenmesini muhalefetin yönetimi çalışamaz hale getirme girişimi olarak sunabilir. Demokratlar ise Senato'nun yetkilerini kullanmalarını kuvvetler ayrılığı ve denetim mekanizmasının işletilmesi olarak savunabilir.

Dördüncü senaryo: Demokratlar her iki kanadı da kazanıyor

Temsilciler Meclisi ve Senato'nun Demokratların kontrolüne geçmesi, Washington'daki güç dengelerinde yaşanabilecek en kapsamlı değişim olacak.

Bu durumda Demokratlar yasama gündemini belirleme, her iki kanattaki komitelere başkanlık etme, yönetimin politikaları hakkında eş zamanlı soruşturmalar başlatma ve Senato onayı gerektiren başkanlık atamalarını engelleme yetkisi elde edecek.

Ayrıca bütçe ve borçlanma tavanına ilişkin müzakerelerde şartlarını kabul ettirme, askeri harcamalar ve ekonomi politikalarında değişiklik talep etme ve gümrük vergileri ile sağlık hizmetleri gibi konularda yönetim üzerinde baskı kurma kapasiteleri artacak.

Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde erken oy verme süreci kapsamında bir seçim merkezinde kayıt yaptıran seçmenler (AFP)
Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde erken oy verme süreci kapsamında bir seçim merkezinde kayıt yaptıran seçmenler (AFP)

Bu senaryo, Demokratların Trump hakkında siyasi hesap verebilirlik girişimlerini gündeme getirmesine ve hukuki dayanak bulunduğu kanaatine varmaları halinde azil sürecini başlatmasına da kapı aralayabilir. Ancak Temsilciler Meclisi'nde basit çoğunluğa sahip olmak, başkanın görevden alınması için yeterli değil. Senato'da mahkûmiyet kararı verilmesi için oturuma katılan üyelerin üçte ikisinin onayı gerekiyor.

Buna karşılık Trump, başkanlık veto yetkisini koruyacak. Kongre'nin bu vetoyu aşabilmesi için her iki kanatta da üçte iki çoğunluk sağlaması gerekecek. Senato'daki parlamenter engelleme kuralları da birçok yasa tasarısının önünde engel olmaya devam edecek.

Dolayısıyla Demokratların Kongre'nin kontrolünü ele geçirmesi, yürütme yetkisinin kendilerine geçmesi anlamına gelmeyecek. Bunun yerine ABD, Cumhuriyetçi bir başkan ile yasama organını kontrol eden Demokrat muhalefet arasında zorunlu siyasi uzlaşma dönemine girecek.

Bu karşı karşıya geliş; bütçe, soruşturmalar, atamalar ve savaş yetkileri etrafında bir dizi siyasi mücadeleye dönüşebilir. Söz konusu gelişmelerin finans piyasalarına ve yatırımcı güvenine de yansıması mümkün.

Trump seçim sonuçlarını kabul edecek mi?

Amerikalıların önemli bir bölümü açısından dört senaryonun ötesinde başka bir soru da gündemde: Cumhuriyetçiler bir veya her iki Kongre kanadındaki çoğunluğu kaybederse Trump sonuçların meşruiyetini reddeder mi?

Başkanın nasıl bir tepki vereceğini önceden kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak mevcut seçim kampanyası sırasındaki açıklamaları ve 2020 başkanlık seçimlerine ilişkin tutumu, bu ihtimali Washington'da tartışılan konulardan biri haline getiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Ekim 2026 akşamı Teksas eyaletinde Kongre ara seçimlerine katılım çağrısı yapan bir reklam panosunun önünde (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Ekim 2026 akşamı Teksas eyaletinde Kongre ara seçimlerine katılım çağrısı yapan bir reklam panosunun önünde (Reuters)

Trump, ikinci başkanlık döneminde ABD seçim sisteminin güvenilirliğini sorgulamayı sürdürdü ve yasa dışı oy kullanımı ile dış müdahaleye ilişkin iddialarını yineledi. Başkan, geçen temmuz ayında yayımlanan bir televizyon konuşmasında da 2020 seçimlerine ilişkin iddiaları yeniden gündeme getirdi. Ancak resmi incelemeler ve soruşturmalar, seçim sonuçlarını değiştirecek ölçekte yaygın bir sahtekârlık yapıldığını ortaya koymadı.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre söz konusu konuşma, Demokratlar arasında Trump'ın 2020 seçimlerine ilişkin şüpheleri yeniden gündeme getirerek, kamuoyunu 2026 seçim sonuçlarına itiraz etmeye hazırlayabileceği yönünde endişelere yol açtı.

Trump ve müttefikleri ise oy verme prosedürleri ile seçmen kimliklerinin doğrulanmasına yönelik taleplerini seçim güvenliğini koruma gereğiyle açıklıyor.

Bu endişeleri güçlendiren gelişmelerden biri, Washington Post'un ABC News ve Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği ve ekim ayında sonuçlarını yayımladığı kamuoyu araştırması oldu. Araştırmaya göre her 10 Amerikalıdan yaklaşık 7'si, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolü kaybetmesi halinde Trump'ın seçim sonuçlarını kabul etmeye hazır olduğuna güvenmiyor.

Bu sonuç, ankete katılanların beklentilerini yansıtıyor; başkanın seçim sonuçlarını reddetme kararı aldığına dair bir kanıt oluşturmuyor.

Reuters'ın 13 eyalette Senato için rekabetin yaşandığı seçimlerdeki iki partinin adaylarına yönelttiği sorular da konunun hassasiyetini ortaya koydu. Adaylara, sonuçlar ne olursa olsun seçimleri kabul edip etmeyecekleri soruldu. Önde gelen adayların yarısından biraz fazlası sonuçları kabul edeceklerini belirtirken, diğerlerinin yanıtları koşullu veya belirsiz kaldı.

Bu göstergeler, seçimlere duyulan güven meselesinin başkan ile siyasi rakipleri arasındaki bir anlaşmazlığın ötesine geçerek, siyasi aktörlerin kendi çıkarlarına aykırı sonuçları kabul etmeye ne ölçüde hazır olduklarına ilişkin daha geniş bir sınava dönüştüğünü gösteriyor.

Beyaz Saray'ın yetkilerinin sınırları

Bununla birlikte seçim sonuçlarının siyasi açıdan sorgulanması, başkana bu sonuçları iptal etme yetkisi vermiyor. ABD'deki Kongre seçimleri, eyaletler ve yerel seçim makamları tarafından yürürlükteki yasa ve prosedürler çerçevesinde merkezi olmayan bir sistemle yönetiliyor.

Oyların sayılması, doğrulanması ve resmî sonuçların açıklanması bu makamların sorumluluğunda. Yeniden sayım ve mahkemelere itiraz gibi yasal süreçler de mevcut. Başkanın Kongre seçimlerinin sonuçlarını tek başına iptal etme veya kazananları belirleme yetkisi bulunmuyor.

Ancak başkanlık açıklamaları, federal soruşturmalar, davalar ve seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar, oyların sayılması ve sonuçların açıklanması sürecindeki siyasi atmosferi etkileyebilir.

Seçim yetkilileri siyasi müdahale, dezenformasyon ve siber saldırı risklerine karşı uyarılarda bulunurken Reuters, eyalet yetkililerinin seçim sürecine yönelik olası müdahale girişimlerine karşı hazırlık yaptığını bildirdi.

Cumhuriyetçilerin seçimlerde başarısız olması halinde Trump'ın tutumuna ilişkin üç farklı siyasi olasılık öne çıkıyor:

*Trump sonuçları kabul ederek, kayıpların sorumluluğunu Cumhuriyetçi adaylara veya ekonomik koşullara yükleyebilir.

*Yalnızca başa baş geçen bazı seçim yarışlarının sonuçlarını sorgulayarak, yeniden sayım ve soruşturma talep edebilir.

*İddialarını genişleterek, seçimlerin genel güvenilirliğini hedef alan açıklamalarda bulunabilir.


Zelenskiy: Washington bize füze sağlarsa Rus petrol rafinerilerini vurmayı durduracağız

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
TT

Zelenskiy: Washington bize füze sağlarsa Rus petrol rafinerilerini vurmayı durduracağız

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Patriot hava savunma füzeleri sağlaması halinde Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıları durduracaklarını söyledi. Söz konusu talebin, ABD Başkanı Donald Trump'ın öncelikli beklentileri arasında yer aldığı belirtildi.

Zelenskiy, dün ABD merkezli Fox News kanalına verdiği röportajda, bu konuyu Trump ve ekibiyle birçok kez farklı düzeylerde görüştüğünü ifade etti.

Zelenskiy, «Rusya enerji tesislerimize saldırdıktan, halkımızı öldürdükten ve elektrik, doğal gaz tesisleri, rafineriler dahil her şeyi hedef aldıktan sonra bizden sessiz kalmamamızı istedi» dedi.

Ukrayna lideri, «Rus petrol rafinerilerini hedef almayı bırakmamızı istiyorsanız, onların da bizim enerji altyapımıza saldırmamaları gerekiyor. Bunun dışında bir seçeneğimiz daha var: Bize Patriot füzeleri sağlayın. Bunun finansmanını kendimiz buluruz. Böylece yalnızca yardım almakla yetinmeyiz» ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, Washington'un aynı süre içinde Patriot füzelerini teslim etmesi halinde Kiev'in Rus rafinerilerine yönelik saldırılarını bir ay boyunca durduracağını belirtti.

Trump, Moskova ve Kiev'den birbirlerinin enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurmalarını talep ediyor. Patriot füzeleri, Ukrayna'nın Rusya tarafından düzenlenen insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırılarını önlemede kullandığı en önemli savunma sistemleri arasında bulunuyor.

Zelenskiy, talebinin Trump üzerinde baskı kurma girişimi olarak değerlendirilmesinden endişe duyup duymadığı sorusuna ise olumsuz yanıt verdi. Ukrayna lideri, «Gerçekleri ortaklarımızla paylaşmaktan hiçbir endişe duymuyorum» dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre Trump yönetimi, cuma günü Ukrayna'ya 500 Patriot füzesi satılmasına yönelik olası bir anlaşmaya onay verdi. Ancak Zelenskiy, füzelerin teslimatının yıllar sürebileceği uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ukraynalı yetkililer haftalardır önleyici füze stoklarının azaldığına dikkat çekiyor.

Ukrayna Devlet Başkanı, ABD ve Avrupalı müttefiklerinin mevcut stoklarından ülkelerine füze sağlamasını, yeni anlaşma kapsamında ise bu miktarların daha sonra telafi edilmesini önerdi.


ABD'nin Florida eyaletinde özel jetin düşmesi sonucu 9 kişi hayatını kaybetti

ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de uçak kazasının meydana geldiği bölgede güvenlik güçleri (AP)
ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de uçak kazasının meydana geldiği bölgede güvenlik güçleri (AP)
TT

ABD'nin Florida eyaletinde özel jetin düşmesi sonucu 9 kişi hayatını kaybetti

ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de uçak kazasının meydana geldiği bölgede güvenlik güçleri (AP)
ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de uçak kazasının meydana geldiği bölgede güvenlik güçleri (AP)

ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de, 9 kişiyi taşıyan özel jetin dün yerleşim bölgesine düşmesi sonucu kaza mahallinde büyük çaplı yangın çıktı.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığı habere göre ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Learjet 60 tipi uçağın Teksas eyaletindeki Austin-Bergstrom Uluslararası Havalimanı'ndan kalkış yaptığını ve Bahamalar'a gitmekte olduğunu bildirdi.

Uçaktaki yolculardan kurtulan olup olmadığı veya kazanın yerdeki bölge sakinleri arasında yaralanmalara yol açıp açmadığı henüz netlik kazanmadı.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, uçağın gökyüzünden hızla düşerek ana yola yakın bir noktada büyük bir alev topuna dönüştüğü görüldü. Uçağın, bölgeden geçen araçların çok yakınında düştüğü dikkat çekti.

Çarpmanın etkisiyle yol yüzeyinde büyük bir çukur oluşurken, elektrik direğinin yakınında alevler yükseldi.