İran’ın güneyindeki Zahidan polis karakoluna saldırı: 6 ölü
İdam cezasına çarptırılan bir din adamının katilinin yargılamasından (Mizan Haber Ajansı’nın arşiv fotoğrafı)
İran devlet televizyonu iki polisin hayatını kaybettiğini, dört saldırganın ise öldürüldüğünü bildirdi. İran’ın güneydoğusundaki çalkantılı bir bölgede bulunan bir polis karakoluna silahlı kişiler ve intihar bombacıları tarafından dün (Cumartesi) düzenlenen saldırı, çoğunluğu Sünnilerin oluşturduğu Sistan-Beluçistan eyaletinin yönetim merkezi Zahidan şehrinde gerçekleşti. Şehir, geçen yıl Ahlak Polisi tarafından gözaltındayken hayatını kaybeden genç Mahsa Amini’nin ölümü ile ülke çapında patlak veren kaos dalgası sırasında en kanlı protestolardan bazılarına tanık olmuştu.
Reuters Haber Ajansı’na göre bölgede faaliyet gösteren Ceyşul Adl (Adalet Ordusu) adlı silahlı grup, sosyal medyada yaptığı paylaşımda saldırının sorumluluğunu üstlendi ve bunun güvenlik güçlerinin 30 Eylül 2022’de protestocuları öldürmesine bir yanıt olduğunu duyurdu. Grup, hedef alınan polis karakolunun “Zahidan’daki kanlı Cuma trajedisinin baş faillerinden biri” olduğunu da belirtti. Devlet televizyonu, saldırı sırasında “dört teröristin dördünün de” öldüğünü bildirdi.
Uluslararası Af Örgütü
Uluslararası Af Örgütü, güvenlik güçlerinin 30 Eylül 2022’deki protestoları bastırmaları sırasında en az 66 kişiyi öldürdüklerini açıkladı.
Bir polis memurunun şehirden bir kıza tecavüz ettiğine dair sosyal medyada dolaşan iddiaların ardından, 30 Eylül’deki baskına giden günlerde Zahidan’da halkın öfkesi her geçen gün artarken yetkililer, olayların ardından Zahidan’ın emniyet müdürünü ve şehrin karakollarından birinin amirini görevden aldı. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ise hükümeti eleştiren Sünni Beluç din adamlarıyla müzakerede bulunmak üzere bir heyet göndermişti.
İran’ın polis memurları (EPA)
İran’ın önde gelen Sünni din adamlarından Mevlevi Abdulhamid, karakola düzenlenen saldırıyı kınadı ve Beluçistan halkını güvenliğin bozulmasına yol açacak eylemlerden kaçınmaya çağırdı. Abdulhamid, uzun süredir ülkedeki Şii din adamlarını eleştiriyor.
Pakistan ve Afganistan’a komşu Sistan-Beluçistan, İran’ın en fakir eyaletlerinden biri ve önemli bir uyuşturucu kaçakçılığı rotası sayılıyor.
İnsan hakları örgütleri, sayılarının yaklaşık 2 milyon olduğu tahmin edilen Beluç azınlığının on yıllardır ayrımcılık ve baskıyla boğuştuğunu söylüyor.
İdam cezasına çarptırılan bir din adamının katilinin yargılamasından (Mizan Haber Ajansı’nın arşiv fotoğrafı)
İdamlar
İran devlet medyasına göre Şiraz şehrindeki bir türbeye ekim ayında düzenlenen ve 13 kişinin ölümüne neden olan bir saldırıda yer aldıkları iddiasıyla dün iki kişi idam edildi. İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı (IRNA), “Ahmed bin Musa’nın (a.s.) türbesini (Şah Çerağ olarak bilinir) ziyaret edenleri hedef alan terör saldırısının başlıca faillerinden iki kişinin idam cezasının infaz edildiğini” bildirdi. Yerel medyaya göre iki kişi, Fars Eyaleti’nin yönetim merkezi olan Şiraz kentinin bir sokağında türbeye uzak sayılmayacak bir yerde, şafak vakti asılarak idam edildi. 26 Ekim’de, İran’ın güneyindeki en önemli dini ziyaret duraklarından biri olan türbeye düzenlenen saldırıda 13 kişi yaşamını yitirirken, 25 kişi de yaralanmıştı. IRNA haberin devamında “terör olayına karışan başlıca unsurlardan olan Muhammed Ramiz Reşidi ve Seyyid Naim Haşimi, yeryüzünde bozgunculuk ve zulüm yapmak, ülkenin ulusal güvenliğine karşı faaliyetlerde bulunmak eylemlerinden suçlu bulunarak cumartesi günü şafak vaktinde idam edildi” ifadeleri yer aldı. IRNA’ya göre Yüksek Mahkeme, sanıkların savunma avukatının yaptığı temyiz başvurusunu daha önce reddetmişti. Yetkililer daha önce saldırıya Afganistan da dahil olmak üzere başka ülkelerden karışanların olduğunu duyurmuştu. Ancak idam edilen iki kişinin vatandaşlıkları açıklanmadı.
DEAŞ Örgütü
DEAŞ, gerçekleştikten kısa bir süre sonra saldırıyı üstlendiğini açıklamıştı. Mart ayında, bir İran mahkemesi iki kişiyi “devlete ve Allah’a karşı savaş açmak ve yeryüzünde fesat çıkarmak” suçlarından mahkûm ettikten sonra idam cezasına çarptırmıştı. Ayrıca kişilere, örgüt üyesi olmak ve “ülkenin ulusal güvenliğine karşı eylemde bulunmak” suçlamaları yöneltildi. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre İran Yargı Erki’ne bağlı Mizan Haber Ajansı’nın sitesinde, dün idam edilen Reşidi’nin saldırıyı gerçekleştirmek için örgütle iş birliği yaptığını itiraf ettiği belirtildi.
Fars Başsavcılığı geçtiğimiz günlerde Yargıtay’ın kararı onayladığını açıklayarak, “yakında uygulanacağını” bildirmişti. Fars eyaleti Yargı Başkanı Kazım Musevi, iki kişinin “terör saldırısının ana failinin silahlanması, silahların tedarik edilmesi, lojistiğin sağlanması ve failin yönlendirilmesiyle doğrudan ilişkileri” olduğunu söylemişti. Ayrıca üç sanığın daha örgüte üye olmaktan 5, 15 ve 25’er yıl hapis cezalarına çarptırıldığına dikkat çekmişti. Saldırının asıl faili, aldığı yaralar sonucu tutukluyken hayatını kaybetmişti. İran medyası failin Hamid Bedahşan isimli şahıs olduğunu duyurdu.
İran, kasım ayında saldırıyla ilgili olarak Afganistan, Azerbaycan ve Tacikistan’dan 26 “tekfirci teröristin” tutuklandığını duyurdu. İran’da “tekfirciler” terimi genellikle radikal dini örgütlere mensup militanlara atıfta bulunmak için kullanılıyor. 2017’de silahlı kişiler ve intihar bombacıları Şura Meclisi’ni (parlamento) hedef aldığında, DEAŞ ilk kez İran’da yapılan bir saldırıyı üstlenmişti.
Kongre seçimlerinin ardından Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek 4 senaryohttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5336502-kongre-se%C3%A7imlerinin-ard%C4%B1ndan-washingtondaki-g%C3%BC%C3%A7-dengelerini-yeniden-%C5%9Fekillendirecek-4
Kongre seçimlerinin ardından Washington'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek 4 senaryo
Trump ve eşi Melania, 29 Ekim'de Beyaz Saray'da düzenledikleri Cadılar Bayramı (Halloween) etkinliğinde (EPA)
ABD Kongresi ara seçimlerine 24 saat kala Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki mücadele, yalnızca Temsilciler Meclisi ve Senato'nun kontrolünü ele geçirmekle sınırlı değil. Seçim, aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminin son iki yılında sahip olacağı siyasi gücün geleceğini ve Beyaz Saray'ın seçim sonuçlarını beklentilerinin aksine çıkması halinde kabul etmeye ne ölçüde hazır olduğunu ortaya koyacak daha hassas bir sınav niteliği taşıyor.
Kamuoyu yoklamaları Trump'ın halk desteğinde önemli düşüş yaşandığını ve daha önce Cumhuriyetçiler açısından güvenli kabul edilen seçim bölgelerinde rekabetin arttığını gösterirken, Washington'daki güç dağılımını yeniden şekillendirebilecek dört olası senaryo öne çıkıyor. Bunlar;
*Cumhuriyetçilerin her iki kanattaki çoğunluğunu koruması,
*Demokratların yalnızca Temsilciler Meclisi'ni kazanması,
*Cumhuriyetçilerin her iki kanatta da çoğunluğu kaybetmesi.
Bu senaryolar temel bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Trump, yasama organı üzerindeki tam kontrolünü kaybetse bile özellikle dış politika, göç ve gümrük vergileri konularında geniş yürütme yetkilerini koruyacak. Ancak yasa ve bütçeleri geçirme, üst düzey görevlere atama yapma ve yönetimini Kongre soruşturmalarına karşı koruma kapasitesi, her iki kanatta hangi partinin kontrolü elinde bulundurduğuna bağlı olarak önemli ölçüde değişecek.
Demokratların mevcut Cumhuriyetçi çoğunlukları değiştirebilmesi için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde 218'e 214, Senato'da ise 53'e 47 çoğunluğa sahip. Gözlemciler, hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanına ilişkin anlaşmazlıkların, seçim sonuçlarından bağımsız olarak 2027 yılında siyasi ve ekonomik krizlere dönüşebileceğini değerlendiriyor.
Birinci senaryo: Cumhuriyetçiler her iki kanattaki çoğunluğunu koruyor
Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu koruması halinde, son kamuoyu yoklamalarına göre düşük ihtimalli görülen bu senaryoda Trump, Beyaz Saray ve Kongre'nin kendi partisinin kontrolünde olduğu bir ortamda görevini sürdürecek. Bu durum, başkana ekonomik ve yasama önceliklerini hayata geçirme, yargıçları, hükümet yetkililerini ve büyükelçileri atama konusunda daha geniş hareket alanı sağlayacak.
Bu senaryo, Trump'ın vergi, göç ve askeri harcamalara ilişkin politikalarını sürdürmesine imkân tanırken, Demokratların kapsamlı Kongre soruşturmaları başlatma veya komite başkanlıkları aracılığıyla yönetimin gündemini engelleme imkanlarını da sınırlayacak.
Boks şampiyonu Evander Holyfield, 21 Ekim 2026'da Güney Carolina'da düzenlenen seçim mitinginde konuşurken, Başkan Trump kendisini dinliyor (AP)
Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması, yönetimin politikaları üzerindeki tüm kısıtlamaların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Temsilciler Meclisi'ndeki dar sandalye farkı, az sayıda Cumhuriyetçi milletvekiline önemli yasaların geçmesini engelleme imkânı verebilir. Senato'da ise bazı yasaların görüşme engelini aşabilmesi için gereken 60 oy kuralı yürürlükte kalacak.
Siyasi açıdan Trump, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu korumasını politikalarına verilmiş yeni bir seçim desteği olarak sunabilir. Ancak rekabetin yoğun olduğu eyaletlerde elde edilecek kazanımlar ve kayıplar, 2028 başkanlık seçimleri öncesinde kamuoyunun eğilimlerini gösteren önemli bir işaret olacak.
İkinci senaryo: Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanıyor
Temsilciler Meclisi'nin Demokratların kontrolüne geçmesi, Senato'nun ise Cumhuriyetçilerde kalması halinde Washington'da yeni bir kurumsal bölünme dönemi başlayacak.
Senato'da iki partinin eşit sayıda sandalyeye sahip olması durumunda bile Başkan Yardımcısı JD Vance'in eşitliği bozan oyu sayesinde kontrol Cumhuriyetçilerde kalacak. Bununla birlikte her iki partinin ılımlı üyelerinin etkisi önemli ölçüde artacak.
Demokratlar bu senaryoda Temsilciler Meclisi komitelerinin başkanlıklarını üstlenecek. Böylece oturum düzenleme, yetkilileri ifadeye çağırma, belge talep etme ve Trump yönetiminin kararları, kamu harcamaları, göç politikaları ve İran'la savaş konularında soruşturma başlatma yetkisi elde edecek.
Demokratların lideri Hakeem Jeffries de Temsilciler Meclisi Başkanlığı için aday konumuna gelecek. Bu durum, partisine özellikle sağlık hizmetleri, konut ve yaşam maliyetleri gibi temel iç politika konularında yasama gündemini belirleme imkânı sağlayacak.
Ancak bu kontrol, Demokratların kendi politikalarını hayata geçirebilecekleri anlamına gelmiyor. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato yasa tasarılarını engelleyebilir. Trump da başkanlık vetosu yetkisini kullanabilir. Yönetimin bazı Kongre celplerine itiraz etmesi veya bunlara uymayı reddetmesi ise uzun sürebilecek hukuki anlaşmazlıklara yol açabilir.
Hükümetin finansmanı ve borçlanma tavanı, taraflar arasındaki pazarlığın başlıca konuları olacak. Temsilciler Meclisi'nin bütçe ödeneklerinin onaylanmasında temel rol üstlenmesi nedeniyle anlaşmazlıklar, özellikle Demokratların bütçe onayını yönetimin politikalarında değişiklik yapılması şartına bağlaması halinde federal kurumların kapanması tehdidine dönüşebilir.
Dış politikada Trump, yasal yetkileri çerçevesinde diplomatik ilişkileri ve askeri operasyonları yönetmeye devam edebilecek. Ancak Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi, savaş kararlarına ilişkin denetimi artırabilir, İran'a yönelik operasyonlar hakkında daha kapsamlı bilgilendirme talep edebilir ve bütçe yetkisini yönetim üzerinde baskı kurmak için kullanabilir.
Başkan Trump, Cumhuriyetçi adaylara destek vermek amacıyla düzenlediği yoğun seçim mitingleri kapsamında Güney Carolina'daki bir etkinlikte konuşuyor (AP)
Üçüncü senaryo: Demokratlar Senato'yu kazanıyor
Demokratların Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerin kontrolünde kalırken Senato'da çoğunluğu ele geçirmesi, Trump açısından en önemli kurumsal değişikliklerden birini yargı, siyaset ve diplomasi alanlarındaki atamalarda beraberinde getirecek.
Senato, bakanların, büyükelçilerin, federal yargıçların ve Yüksek Mahkeme üyelerinin atanmasını onaylama yetkisine sahip. Dolayısıyla komite başkanlıklarının Demokratlara geçmesi, başkanın aday gösterdiği isimlerin onaylanmasının engellenmesine veya geciktirilmesine ve adayların geçmişleriyle siyasi görüşlerinin daha kapsamlı incelenmesine imkân tanıyacak.
Özellikle önümüzdeki iki yıl içinde Yüksek Mahkeme'de bir üyelik boşalması halinde bu yetki olağanüstü önem kazanabilir. Demokratların kontrolündeki Senato, Trump'ın aday gösterdiği bir ismin onay sürecini reddedebilir veya değerlendirmeyi 2028 başkanlık seçimlerinin sonrasına erteleyebilir.
9 Eylül 2026'da Teksas eyaletinin Dallas kentinde düzenlenen Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nin ara seçimlere ilişkin ilk gününde yapılan konuşmalar sırasında slogan atıyor (AFP)
Dış politikada diplomatik atamalar ve yeni bir yasama düzenlemesi gerektiren yaptırımlar daha sıkı denetime tabi tutulabilir. Buna karşılık başkan, müzakere yürütme ve uluslararası ilişkileri yönetme konusunda geniş yetkilerini koruyacak. Senato ayrıca yurt dışındaki ABD askeri operasyonlarına ilişkin denetim oturumları düzenleyebilir. Ancak harcamaların onaylanması yetkisi iki Kongre kanadı arasında paylaşılmaya devam edecek.
Bu senaryo Demokratlara yasama gündemini tek başlarına belirleme imkânı vermeyecek. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi yasa tasarılarını engelleyebilecek.
Siyasi açıdan Trump, atamaların engellenmesini muhalefetin yönetimi çalışamaz hale getirme girişimi olarak sunabilir. Demokratlar ise Senato'nun yetkilerini kullanmalarını kuvvetler ayrılığı ve denetim mekanizmasının işletilmesi olarak savunabilir.
Dördüncü senaryo: Demokratlar her iki kanadı da kazanıyor
Temsilciler Meclisi ve Senato'nun Demokratların kontrolüne geçmesi, Washington'daki güç dengelerinde yaşanabilecek en kapsamlı değişim olacak.
Bu durumda Demokratlar yasama gündemini belirleme, her iki kanattaki komitelere başkanlık etme, yönetimin politikaları hakkında eş zamanlı soruşturmalar başlatma ve Senato onayı gerektiren başkanlık atamalarını engelleme yetkisi elde edecek.
Ayrıca bütçe ve borçlanma tavanına ilişkin müzakerelerde şartlarını kabul ettirme, askeri harcamalar ve ekonomi politikalarında değişiklik talep etme ve gümrük vergileri ile sağlık hizmetleri gibi konularda yönetim üzerinde baskı kurma kapasiteleri artacak.
Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde erken oy verme süreci kapsamında bir seçim merkezinde kayıt yaptıran seçmenler (AFP)
Bu senaryo, Demokratların Trump hakkında siyasi hesap verebilirlik girişimlerini gündeme getirmesine ve hukuki dayanak bulunduğu kanaatine varmaları halinde azil sürecini başlatmasına da kapı aralayabilir. Ancak Temsilciler Meclisi'nde basit çoğunluğa sahip olmak, başkanın görevden alınması için yeterli değil. Senato'da mahkûmiyet kararı verilmesi için oturuma katılan üyelerin üçte ikisinin onayı gerekiyor.
Buna karşılık Trump, başkanlık veto yetkisini koruyacak. Kongre'nin bu vetoyu aşabilmesi için her iki kanatta da üçte iki çoğunluk sağlaması gerekecek. Senato'daki parlamenter engelleme kuralları da birçok yasa tasarısının önünde engel olmaya devam edecek.
Dolayısıyla Demokratların Kongre'nin kontrolünü ele geçirmesi, yürütme yetkisinin kendilerine geçmesi anlamına gelmeyecek. Bunun yerine ABD, Cumhuriyetçi bir başkan ile yasama organını kontrol eden Demokrat muhalefet arasında zorunlu siyasi uzlaşma dönemine girecek.
Bu karşı karşıya geliş; bütçe, soruşturmalar, atamalar ve savaş yetkileri etrafında bir dizi siyasi mücadeleye dönüşebilir. Söz konusu gelişmelerin finans piyasalarına ve yatırımcı güvenine de yansıması mümkün.
Trump seçim sonuçlarını kabul edecek mi?
Amerikalıların önemli bir bölümü açısından dört senaryonun ötesinde başka bir soru da gündemde: Cumhuriyetçiler bir veya her iki Kongre kanadındaki çoğunluğu kaybederse Trump sonuçların meşruiyetini reddeder mi?
Başkanın nasıl bir tepki vereceğini önceden kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak mevcut seçim kampanyası sırasındaki açıklamaları ve 2020 başkanlık seçimlerine ilişkin tutumu, bu ihtimali Washington'da tartışılan konulardan biri haline getiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Ekim 2026 akşamı Teksas eyaletinde Kongre ara seçimlerine katılım çağrısı yapan bir reklam panosunun önünde (Reuters)
Trump, ikinci başkanlık döneminde ABD seçim sisteminin güvenilirliğini sorgulamayı sürdürdü ve yasa dışı oy kullanımı ile dış müdahaleye ilişkin iddialarını yineledi. Başkan, geçen temmuz ayında yayımlanan bir televizyon konuşmasında da 2020 seçimlerine ilişkin iddiaları yeniden gündeme getirdi. Ancak resmi incelemeler ve soruşturmalar, seçim sonuçlarını değiştirecek ölçekte yaygın bir sahtekârlık yapıldığını ortaya koymadı.
Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre söz konusu konuşma, Demokratlar arasında Trump'ın 2020 seçimlerine ilişkin şüpheleri yeniden gündeme getirerek, kamuoyunu 2026 seçim sonuçlarına itiraz etmeye hazırlayabileceği yönünde endişelere yol açtı.
Trump ve müttefikleri ise oy verme prosedürleri ile seçmen kimliklerinin doğrulanmasına yönelik taleplerini seçim güvenliğini koruma gereğiyle açıklıyor.
Bu endişeleri güçlendiren gelişmelerden biri, Washington Post'un ABC News ve Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği ve ekim ayında sonuçlarını yayımladığı kamuoyu araştırması oldu. Araştırmaya göre her 10 Amerikalıdan yaklaşık 7'si, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolü kaybetmesi halinde Trump'ın seçim sonuçlarını kabul etmeye hazır olduğuna güvenmiyor.
Bu sonuç, ankete katılanların beklentilerini yansıtıyor; başkanın seçim sonuçlarını reddetme kararı aldığına dair bir kanıt oluşturmuyor.
Reuters'ın 13 eyalette Senato için rekabetin yaşandığı seçimlerdeki iki partinin adaylarına yönelttiği sorular da konunun hassasiyetini ortaya koydu. Adaylara, sonuçlar ne olursa olsun seçimleri kabul edip etmeyecekleri soruldu. Önde gelen adayların yarısından biraz fazlası sonuçları kabul edeceklerini belirtirken, diğerlerinin yanıtları koşullu veya belirsiz kaldı.
Bu göstergeler, seçimlere duyulan güven meselesinin başkan ile siyasi rakipleri arasındaki bir anlaşmazlığın ötesine geçerek, siyasi aktörlerin kendi çıkarlarına aykırı sonuçları kabul etmeye ne ölçüde hazır olduklarına ilişkin daha geniş bir sınava dönüştüğünü gösteriyor.
Beyaz Saray'ın yetkilerinin sınırları
Bununla birlikte seçim sonuçlarının siyasi açıdan sorgulanması, başkana bu sonuçları iptal etme yetkisi vermiyor. ABD'deki Kongre seçimleri, eyaletler ve yerel seçim makamları tarafından yürürlükteki yasa ve prosedürler çerçevesinde merkezi olmayan bir sistemle yönetiliyor.
Oyların sayılması, doğrulanması ve resmî sonuçların açıklanması bu makamların sorumluluğunda. Yeniden sayım ve mahkemelere itiraz gibi yasal süreçler de mevcut. Başkanın Kongre seçimlerinin sonuçlarını tek başına iptal etme veya kazananları belirleme yetkisi bulunmuyor.
Ancak başkanlık açıklamaları, federal soruşturmalar, davalar ve seçimlerde usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar, oyların sayılması ve sonuçların açıklanması sürecindeki siyasi atmosferi etkileyebilir.
Seçim yetkilileri siyasi müdahale, dezenformasyon ve siber saldırı risklerine karşı uyarılarda bulunurken Reuters, eyalet yetkililerinin seçim sürecine yönelik olası müdahale girişimlerine karşı hazırlık yaptığını bildirdi.
Cumhuriyetçilerin seçimlerde başarısız olması halinde Trump'ın tutumuna ilişkin üç farklı siyasi olasılık öne çıkıyor:
*Trump sonuçları kabul ederek, kayıpların sorumluluğunu Cumhuriyetçi adaylara veya ekonomik koşullara yükleyebilir.
*Yalnızca başa baş geçen bazı seçim yarışlarının sonuçlarını sorgulayarak, yeniden sayım ve soruşturma talep edebilir.
*İddialarını genişleterek, seçimlerin genel güvenilirliğini hedef alan açıklamalarda bulunabilir.
Zelenskiy: Washington bize füze sağlarsa Rus petrol rafinerilerini vurmayı durduracağızhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5336490-zelenskiy-washington-bize-f%C3%BCze-sa%C4%9Flarsa-rus-petrol-rafinerilerini-vurmay%C4%B1
Zelenskiy: Washington bize füze sağlarsa Rus petrol rafinerilerini vurmayı durduracağız
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Patriot hava savunma füzeleri sağlaması halinde Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıları durduracaklarını söyledi. Söz konusu talebin, ABD Başkanı Donald Trump'ın öncelikli beklentileri arasında yer aldığı belirtildi.
Zelenskiy, dün ABD merkezli Fox News kanalına verdiği röportajda, bu konuyu Trump ve ekibiyle birçok kez farklı düzeylerde görüştüğünü ifade etti.
Zelenskiy, «Rusya enerji tesislerimize saldırdıktan, halkımızı öldürdükten ve elektrik, doğal gaz tesisleri, rafineriler dahil her şeyi hedef aldıktan sonra bizden sessiz kalmamamızı istedi» dedi.
Ukrayna lideri, «Rus petrol rafinerilerini hedef almayı bırakmamızı istiyorsanız, onların da bizim enerji altyapımıza saldırmamaları gerekiyor. Bunun dışında bir seçeneğimiz daha var: Bize Patriot füzeleri sağlayın. Bunun finansmanını kendimiz buluruz. Böylece yalnızca yardım almakla yetinmeyiz» ifadelerini kullandı.
Zelenskiy, Washington'un aynı süre içinde Patriot füzelerini teslim etmesi halinde Kiev'in Rus rafinerilerine yönelik saldırılarını bir ay boyunca durduracağını belirtti.
Trump, Moskova ve Kiev'den birbirlerinin enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurmalarını talep ediyor. Patriot füzeleri, Ukrayna'nın Rusya tarafından düzenlenen insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırılarını önlemede kullandığı en önemli savunma sistemleri arasında bulunuyor.
Zelenskiy, talebinin Trump üzerinde baskı kurma girişimi olarak değerlendirilmesinden endişe duyup duymadığı sorusuna ise olumsuz yanıt verdi. Ukrayna lideri, «Gerçekleri ortaklarımızla paylaşmaktan hiçbir endişe duymuyorum» dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre Trump yönetimi, cuma günü Ukrayna'ya 500 Patriot füzesi satılmasına yönelik olası bir anlaşmaya onay verdi. Ancak Zelenskiy, füzelerin teslimatının yıllar sürebileceği uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ukraynalı yetkililer haftalardır önleyici füze stoklarının azaldığına dikkat çekiyor.
Ukrayna Devlet Başkanı, ABD ve Avrupalı müttefiklerinin mevcut stoklarından ülkelerine füze sağlamasını, yeni anlaşma kapsamında ise bu miktarların daha sonra telafi edilmesini önerdi.
ABD'nin Florida eyaletinde özel jetin düşmesi sonucu 9 kişi hayatını kaybettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5336485-abdnin-florida-eyaletinde-%C3%B6zel-jetin-d%C3%BC%C5%9Fmesi-sonucu-9-ki%C5%9Fi-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti
ABD'nin Florida eyaletinde özel jetin düşmesi sonucu 9 kişi hayatını kaybetti
ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de uçak kazasının meydana geldiği bölgede güvenlik güçleri (AP)
ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach County'de, 9 kişiyi taşıyan özel jetin dün yerleşim bölgesine düşmesi sonucu kaza mahallinde büyük çaplı yangın çıktı.
Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığı habere göre ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Learjet 60 tipi uçağın Teksas eyaletindeki Austin-Bergstrom Uluslararası Havalimanı'ndan kalkış yaptığını ve Bahamalar'a gitmekte olduğunu bildirdi.
Uçaktaki yolculardan kurtulan olup olmadığı veya kazanın yerdeki bölge sakinleri arasında yaralanmalara yol açıp açmadığı henüz netlik kazanmadı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, uçağın gökyüzünden hızla düşerek ana yola yakın bir noktada büyük bir alev topuna dönüştüğü görüldü. Uçağın, bölgeden geçen araçların çok yakınında düştüğü dikkat çekti.
Çarpmanın etkisiyle yol yüzeyinde büyük bir çukur oluşurken, elektrik direğinin yakınında alevler yükseldi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة