Lübnan Kuvvetleri Partisi yetkilisine suikast gerginliği arttırdı

Lübnan Kuvvetleri’nde görevli Elias el-Hasruni’nin sosyal medya aracılığıyla yayınlanmış bir fotoğrafı
Lübnan Kuvvetleri’nde görevli Elias el-Hasruni’nin sosyal medya aracılığıyla yayınlanmış bir fotoğrafı
TT

Lübnan Kuvvetleri Partisi yetkilisine suikast gerginliği arttırdı

Lübnan Kuvvetleri’nde görevli Elias el-Hasruni’nin sosyal medya aracılığıyla yayınlanmış bir fotoğrafı
Lübnan Kuvvetleri’nde görevli Elias el-Hasruni’nin sosyal medya aracılığıyla yayınlanmış bir fotoğrafı

 (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi (LKP) yetkilisi Elias Hasruni’nin (Şii) Hizbullah’ın kontrolündeki Lübnan’ın güneyindeki bölgede öldürülmesi üzerine faillerin kimliğinin ortaya çıkarılması çağrıları arttı. LKP Genel Başkanı Samir Caca da faillerin ortaya çıkarılmaması durumunda bu suçun neden olacağı sonuçlar göz önüne alınarak, faillerin derhal yakalanması çağrısı yaptı.

LKP Merkez Konsey üyesi ve Bint Jbeil (Cubeyl) eski Koordinatörü Elias el-Hasruni’nin (72 yaşında) Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırına yakın memleketi Ayn Ebel’de geçirdiği bir araba kazasında öldüğünün ilan edilmesi üzerinden 6 gün geçti. Aktivistler, sosyal medyada kasabayı çevreleyen iki köye ulaşan ücra bir bölgeye götürülmeden önce Hasruni’nin aracının iki araç tarafından durdurulduğunu gösteren bir video yayınladı.

Mezhepsel ve siyasi çeşitlilik

Ayn Ebel, Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırına yakın Bint Jbeil bölgesindeki Hristiyanların yaşadığı dört köyden (Ayn Ebel, Dabel, Kaouzah ve Rmeish) biri. Çevresi ise Şii çoğunluğun yaşadığı köylerle çevrili. Hizbullah, bu sınır bölgesini kontrol ediyor.

Ayn Ebel’den kaynaklar, Şarku’l Avsat’a Hasruni’nin cesedinin başlangıçta cinayet hipotezini ortadan kaldıran şiddet ve kan izleri içermediğini, ancak şüphe uyandıran durumun, ‘alışılmadık bir şekilde ailesine gideceği yeri bildirmeden o gece evinden aniden ayrılması’ olduğunu söyledi. Hasruni’nin kasabada sevilen ve yardımsever biri olduğuna dikkati çeken kaynaklar, “Videoda görünenler, Hasruni’nin kandırılarak öldürüldüğünü kanıtlıyor. Maruz kaldığı şeyin önceden tasarlanmış bir suikast olduğunu kanıtlıyor” dedi.

Sosyal medyada dolaşan videoda, iki aracın Hasruni’nin aracını engellediği, ardından gençlerin arabalardan inip onu arabasından çıkardığı ve içlerinden birinin, içinde bulunduğu arabayı bilinmeyen bir yere götürdüğü görülüyor. Ailesi ise konuyu Lübnan yargısına havale etti.

El-Cedid Kanalı, adli tıp doktorunun raporunun Hasruni’nin boğularak öldürüldüğünü ve kafasına ve göğsüne tabancayla vurulduğunu kanıtladığını söylerken, ayrıca kaburgalarının kırıldığı ve akciğerinin delindiği belirtildi. Elias el-Hasruni’nin erkek kardeşi, adli tıp raporunun, akciğerlere baskı yapan göğüs kafesindeki kırıklar sonucu öldüğünü doğruladığını, sonuç olarak solunumunun kesildiğini ve kalbinin durduğunu belirtti.

Lübnan güvenlik güçleri, soruşturma dosyasını yeniden yargı denetimine açarken, kentteki kargaşanın ve sosyal medyadaki şiddetli gerilimin ortasında suçun o bölgedeki siyasi ve mezhepsel yansımalarına ilişkin uyarılar üst düzeye çıktı. Ayrıca suçun, o bölgede bir arada yaşamayı etkileyecek siyasi veya mezhepsel bir nitelik taşımasından korkuluyor.

Ayn Ebel halkı, yaptıkları açıklamada “Bugün beyaz iplik siyahtan ayrıldı. (Her şey gün yüzüne çıktı) Pirinç diyarının kahramanlarından olan Elias el-Hasruni’ye kadar uzanan bir ölüm makinesi ve ihanet eli olduğu açık hale geldi. Bu, bir trafik kazası veya kader değil. Hasruni, önceden hazırlanmış, tasarlanmış bir operasyonla öldürüldü. Katiller, şüpheden uzak yeni bir yöntem icat etmek istedi. Bir trafik kazasının, LKP yetkilisi Elias el-Hasruni’nin hayatına mal olduğu öne sürüldü” dedi.

Hasruni’nin kardeşi, El-Cedid kanalına yaptığı açıklamada “Yargıyı takip ediyoruz. Kimseyi suçlamıyoruz. Tüm mezhepler ve partiler arasında uzlaşıyla bölgede birlikte yaşıyoruz” dedi. Kardeşinin bölgede tanınan, hizmet veren, bütün topluluklar tarafından sevilen biri olduğuna dikkati çeken kaynak, “Suçun siyasi bir niteliği olduğunu düşünmüyorum. Herkesle ilişkileri iyiydi ve kimseyle sorunu olmaması dolayısıyla olay bizi şaşkına çevirdi” şeklinde konuştu.

Elias el-Hasruni’nin oğlu Danny Hasruni, ön soruşturmaların bir cinayete maruz kaldığını gösterdiğine dair bazı bilgilerin ardından, babasının nasıl öldüğüne dair yeni verilerin var olduğunu söyledi. “Soruşturmalar tamamlanmadan herhangi bir tarafı peşinen suçlamak istemiyoruz” diyen Danny Hasruni, “Bu veriler sadece iki kişi tarafından biliniyordu. Dün sabaha kadar açıklanmadı, ancak akşam yayıldı. Nedeni, tepki korkusundan kaynaklanıyor gibi görünüyor” şeklinde konuştu.

LKP tepkili

Ancak bu gecikme, ifşa çağrıları yoğunlaşan suçun siyasi ve mezhepsel yansımalarına ilişkin endişeleri ortadan kaldırmıyor. LKP Genel Başkanı Samir Caca, yaptığı açıklamada “Geçen iki gün içinde Ayn Ebel’de yoldaşımız Elias el-Hasruni’nin ölümünün ön bilgilerde göründüğü gibi bir trafik kazası sonucu olmadığı anlaşıldı. Kaza mahalline yakın evlerde bulunan özel güvenlik kameralarından, yoldaşımız Elias’a en az iki araçtan oluşan detaylı bir pusu kurulduğu ve pusu kuran kişiler tarafından kaçırıldığı ortaya çıktı. Faillerin, öldürdükleri alanda altı ila dokuz kişi oldukları tahmin ediliyor” dedi.

“Bu yeni veriler başta Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ve İç Güvenlik Güçleri Enformasyon Şubesi olmak üzere güvenlik servislerinin elinde bulunuyor” diyen Caca, sözlerinin devamında ise “Ayn Ebel ve çevre köylerdeki hassas durum ve faillerin ortaya çıkmaması durumunda bu suçun doğurabileceği sonuçlar düşünüldüğünde yapılması gereken, faillerin kimliğinin bir an önce ortaya çıkarılmasıdır” açıklamasında bulundu.

Caca, Ayn Ebel belediyesine de Hasruni’nin katillerini mümkün olan en kısa sürede ortaya çıkarması ve bölgenin güvenliğini korumak için onlara en ağır cezaları vermesi çağrısı yaptı.

Suikast

Siyasi açıdan, Hasruni’nin öldürülmesi bir suikast olarak nitelendirildi. Güçlü Cumhuriyet bloğunun bir üyesi olan Milletvekili Ghayath Yazbeck, X platformu (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı bir açıklamada “Yoldaş Elias el-Hasruni, hiçbir suçlunun tespit edilmediği bölgede suikasta kurban gitmiştir. Biz, bunu sonuncusu Lokman Selim olmayan politikacıların suikastlarından öğrendik. Devletten hakkımızı almak için devleti rahatsız etmeyeceğiz. Şehidimiz, düşmanın bilindiği bir muharebede düşmüştür. Tetiği kimin çektiği önemli değildir. Suikast bizi yıldırmıyor, adaleti halkın vicdanından alıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan Ketaib Partisi lideri Milletvekili Sami Cemayel, X platformu aracılığıyla “Sevgili memleketi Ayn Ebel’de milislerin düzenlediği operasyonda haince şehit olan kahraman savaşçı Elias el-Hasruni’ye Allah’tan rahmet diliyorum. Kınamayacağız ve gerçeği talep etmeyeceğiz. İyi bilinen bir güvenlik bölgesinde gerçek gayet nettir. Dün Macdal’da, bugün Ayn Ebel’de ve yarın Lübnan’ın herhangi bir yerinde! Vatan kaçırıldı. Lübnanlılar rehin alındı. Biz ise bir sebat ve direniş halindeyiz. Kararlılığımızı baltalamayacaklar” açıklamasında bulundu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.