Kuveyt’te tartışmalara neden olan avukat Aric Hamada, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Özel hayatlarımıza müdahale ettikleri için içtiğimiz bardaktan onların da içmelerini istedim’

Kuveytli avukat Aric Hamada, şeriat kanunlarını uygulamayan ülkelere seyahat eden milletvekillerinin hapsedilmesini önerdi.

Ticaret Bakanı ve beraberindekilerin Güney Afrika’da, diğeri Milletvekili Muhammed Hayef’in Türkiye’de çekilmiş fotoğrafı (alt sağ) (Şarku’l Avsat)
Ticaret Bakanı ve beraberindekilerin Güney Afrika’da, diğeri Milletvekili Muhammed Hayef’in Türkiye’de çekilmiş fotoğrafı (alt sağ) (Şarku’l Avsat)
TT

Kuveyt’te tartışmalara neden olan avukat Aric Hamada, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Özel hayatlarımıza müdahale ettikleri için içtiğimiz bardaktan onların da içmelerini istedim’

Ticaret Bakanı ve beraberindekilerin Güney Afrika’da, diğeri Milletvekili Muhammed Hayef’in Türkiye’de çekilmiş fotoğrafı (alt sağ) (Şarku’l Avsat)
Ticaret Bakanı ve beraberindekilerin Güney Afrika’da, diğeri Milletvekili Muhammed Hayef’in Türkiye’de çekilmiş fotoğrafı (alt sağ) (Şarku’l Avsat)

Ebu Nuvas’ın ifadesiyle; “Beni tedavi eden, hastalıktı..” Kuveytli bir avukat 30 Ağustos’ta, Ulusal Meclis üyelerinin ve Bakanların özel hayatlarını düzenleyen bir yasanın çıkarılması için Ulusal Meclis’e bir teklif sundu. Önerilen yasa, Ulusal Meclis üyelerinin ve bakanların, Kuveyt gelenek ve göreneklerini ihlal eden ve İslam hukukunu uygulamayan ülkelere seyahat etmesini yasaklamayı hedefliyor.

Avukat Aric Abdurrahman Hamada, söz konusu öneriyi kanunen sunduğunu, teklifin kamuya açık kayıtlardan alınıp Etik Kurul’a yönlendirildiğini ve yasayı ihlal edenlerin beş yıl hapis ve 20 bin dinar para cezasıyla cezalandırılacağı hükmü içerdiğini açıkladı.

Bir hukuk uzmanı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu teklifin bir tavır gösterme niyetinde olduğunu ve herhangi bir etkiye sahip olmadığını söylerken, “Bu tür öneriler, alay etme veya sert eleştiri amacıyla ortaya koyulmaktadır” dedi.

Ulusal Meclis üyelerinin ve bakanların özel hayatlarının düzenlenmesine ilişkin Avukat Aric Hamada tarafından sunulan yasa tasarısının kopyası (üst). Ticaret Bakanı ve beraberindekilerin Güney Afrika’da, diğeri Milletvekili Muhammed Hayef’in Türkiye’de çekilmiş fotoğrafı (alt sağ) (Şarku’l Avsat)
Ulusal Meclis üyelerinin ve bakanların özel hayatlarının düzenlenmesine ilişkin Avukat Aric Hamada tarafından sunulan yasa tasarısının kopyası (üst). Ticaret Bakanı ve beraberindekilerin Güney Afrika’da, diğeri Milletvekili Muhammed Hayef’in Türkiye’de çekilmiş fotoğrafı (alt sağ) (Şarku’l Avsat)

Aynı şekilde, tartışmalara neden olan avukat Aric Hamada da Şarku’l Avsat’a şu açıklamalarda bulundu:

“Bizim içtiğimiz bardaktan, onların da içmesini istedim. Onların özel özgürlüklerini kısıtlayan, özel hayatlarına müdahale eden bir yasa sunarak siyasi bir mesaj vermek istedim ki yaptıklarının anayasaya aykırı olduğu bilinciyle, bizim özel hayatımıza müdahale ettiklerinde ne kadar acı çektiğimizi onlara hissettirebileyim.”

Değerler Belgesi’nin sahipleriyle eski bir husumeti olan Hamada, bu belgeyi eleştirdikten sonra 7 Mayıs 2023’te polis merkezinde tutuklanmıştı. X (eski adıyla Twitter) platformu üzerinden o dönemde “Değerler Belgesi’ni eleştirdiğim için tutuklandım ve bir gözlük taktım” açıklaması yapmıştı.

Hamada’nın sunduğu yasa teklifinde şu ifadelere yer verildi:

“Meclis Başkanı, vekili, tüm Ulusal Meclis üyeleri, danışmanları, katipleri, ikinci dereceden aileleri, bakanlar, danışmanları ve ailelerinin turizm, iş veya eğitim açısından sistemi İslam hukukuna ve Kuveyt gelenek ve göreneklerine uymayan Müslüman veya gayrimüslim ülkelere seyahatleri yasaktır.”

Yasa teklifinde ayrıca, İslam hukukuna, Kuveyt gelenek ve göreneklerine uymayan kıyafet giymelerinin de yasak olduğu belirtiliyor.

Yasa, bu sistemi ihlal edenlerin beş yılı aşmamak üzere hapis ve 20 bin dinardan az olmamak üzere para cezası ile cezalandırılmasını öngörüyor.

Avukat, mektubunu Kuveyt Ulusal Meclisi Etik Komitesi Başkanı Milletvekili Muhammed Hayef el-Mutayri’ye gönderirken şunları söyledi:

“Kuveyt Ulusal Meclisi'nin, Kuveyt Devleti’ni sivil bir devletten İslam devletine dönüştürme kararı doğrultusunda, Ulusal Meclis üyelerinin, bakanların, danışmanlarının ve ailelerinin topluma rol model oldukları kaydederek, bu teklifi sunmaktan onur duyuyorum.”

X platformu üzerinden söz konusu teklif yayınlanırken, Ticaret Bakanı ve birkaç danışmanının (Güney Afrika olduğu sanılan) Kuveyt dışına seyahat ederken ve Etik Komisyonu Başkanı Milletvekili Muhammed Hayef’in birkaç gün önce Türkiye’de çekilmiş fotoğraflarına yer verildi.

Kanunların İslamileştirilmesi

Avukat Hamada, pek çok Kuveytli aktivist gibi Kuveyt’te Yüksek Seçim Komisyonu Yasası’nın yürürlüğe girmesi sırasında doruğa ulaşan ‘yasaların İslamlaştırılması’ durumunun etkilerinden şikayetçi. Seçim Komisyonu Yasası çerçevesinde kadınların oy verme ve göreve aday olma haklarını kullanırken açıkça İslami usullere uygun kıyafetler giymeye zorlanması çağrısı yapılıyor. Ayrıca ilk metinde, ‘seçme ve seçilme hakkının kullanılmasında anayasa, hukuk ve İslam hukuku hükümlerine uyulması’ çağrısı da yapılırken, bu durum kadınlarda hoşnutsuzluk yarattı. Çünkü kadınlara daha fazla kısıtlama getirdiğine ve siyasi katılımlarını engellediğine inanılıyor.

Daha önce, 21 Temmuz 2023’te, Ulusal Meclis’in beş üyesi tarafından plastik cerrahi ve dövmelerin yasaklanması yönünde sunulan bir öneri ortaya koyulmuştu. Aynı şekilde yüz ve parmaklarda yapılan estetik ameliyatlar öncesinde ve sonrasında İçişleri Bakanlığı’na bilgi verilmesinin, ihlalde bulunan kişinin beş yılı geçmemek üzere hapis ve bin dinardan az olmamak üzere para cezasıyla cezalandırılmasının önemli olduğu belirtiliyordu.

Milletvekilleri Muhammad Hayef, Hamdan el-Azmi, Fahd Al-Masud, Muhammed el-Matir ve Hamad el-Ubeyd, plastik cerrahi prosedürünü düzenleyen bir yasa önerisi sundu.

Ayrıca yerel basında çıkan haberlere göre teklifte, plastik cerrahi başvurularını incelemek üzere özel komisyonun onayı olmadan ameliyatın yapılamayacağı ve Sağlık Bakanlığı’nda plastik cerrahi başvurularını incelemek üzere bir komisyon kurulacağı da vurgulanıyor.

23 Temmuz 2023’te 5 milletvekili, yurt dışından ithal edilen kitap ve yayınlara yönelik ön sansürün yeniden uygulamaya konması yönünde öneri sundu. Bu, yazarların talepleri üzerine Ulusal Meclis’in üç yıl önce ön sansürü kaldırmasıyla geriye doğru atılan bir adım olarak değerlendiriliyor.

Açıklayıcı notta öneriye destek veren milletvekilleri Hamad el-Ubeyd, Mubarak et-Taşa, Muhammed el-Huvayla, Muhammed Hayef ve Muhammed el-Mahan, “Ön sansür, insanların onurunun zedelenmemesini veya karalanmamasını sağlar. Deneyimler, sonradan sansürün etkisizliğini kanıtlamıştır” açıklamasında bulunuyor.

Kuveyt Ulusal Meclisi, 19 Ağustos 2020’de kitaplara uygulanan ön sansürün iptal edilmesini kabul etmişti.

Benzeri görülmemiş bir proje

Kendisini bağımsız olarak tanımlayan ve kişisel kanaatlerini dile getiren hukuk bürosu sahibi avukat Aric Hamada, yaklaşık 25 yıldır medeni hukuk ve ticaret hukuku ile idare ve iş hukuku alanlarında çalışıyor. İnternet sitesinde Yasal Zorluklar Grubu'nun başkanı olduğu belirtiliyor.

Aric Hamada, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada mesajın amacının siyasi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Kuveyt’te son zamanlarda gerçek bir krizden mustarip olduğumuzu, bunun Ulusal Meclis’in bazı üyelerinin temel ve anayasal rollerinden sapmasından kaynaklandığını fark ettim. Onların rolleri, halkın ve ülkenin çıkarlarına hizmet eden kanunlar çıkarmak ve hükümeti denetlemekti. Ancak bazı milletvekilleri Kuveyt halkının koruyucusu olmaya karar verdiler. Anayasanın pek çok maddesine aykırı olarak bireylerin özgürlüklerini kısıtlayan, kadınların haklarını kısıtlayan fikir ve inançlardan oluşan birtakım kanunlar çıkararak vesayetini onun üzerinde dayatmaya başladılar. Bazı liberal milletvekillerinin, maalesef İslami akım temsilcilerinin kanun önerilerini destekler hale geldiklerini gördüm. Seçim kurallarının, kendilerini bu tür kanunlara oy vermekten sorumlu tutmamasından yararlandılar. Durumu daha da kötüleştiren ise hükümetin siyasi kazanımlar elde etmek amacıyla bu önerilere destek vermesiydi.”

Avukat, bu tür yasaların çıkarılması konusunda Ulusal Meclis üyelerini eleştirirken, hükümeti de eleştirmekten geri durmadı. Hükümet önlemlerinin iki örneğine işaret eden Aric Hamada şunları söyledi:

“Enformasyon Bakanlığı, Kuveyt’te gösterilen filmlerin İslam hukuku ile örf ve geleneklere uygun olması gerektiğine dair bir karar yayınladı. Ticaret Bakanlığı ise ticaret unvanı seçiminin İslam hukukuna, örf ve adetlerine uygun olması gerektiğine dair bir karar yayınladı.”

Hamada, muhafazakâr akımların çelişkisine de işaret etti:

“Kuveyt üniversitelerinde cinsiyet ayrımı yapılması ve karma eğitimin önlenmesi için bir yasa önerilirken, Eğitim Bakanı’nın Mısır ve Ürdün’deki üniversite burslarını durdurma kararı almasına, bu üniversiteler karma olmasına rağmen kendilerinin de kızdığını görüyoruz. Aynı şekilde kendi dedikleri değerleri uygulama konusunda katı olan milletvekilleri de sıklıkla alkol üreten ve satan ülkelere turizm amaçlı seyahat ediyor.”

Hamada, bu teklifin hukuki dayanağına ilişkin şu açıklamada bulundu:

“Bu teklifin hukuki dayanağı, İslami hareketin temsilcilerinin sunduğu, toplumun özgürlüklerinin kısıtlanması ve vesayet altına alınması yönündeki önerilerinin hukuki dayanağıyla tamamen aynıdır.”

Böyle bir teklifin başka bir örneği yok. Avukat Hamada, bu fikrin türünün yeni olduğunu ve halkın gözetimi altında Ulusal Meclis üyelerinin performansına tabi olduğunu dile getirdi.

Aric Hamada, Değerler Belgesi ile mücadelesine ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı:

“Bu belgenin hükümleri, onu imzalayan milletvekilleri tarafından kanun tekliflerine dönüştürüldü. Halktan biri itiraz edince de tebligat sunmakla karşı karşıya kalıyor. Çok sayıda tebligat sunuldu. Sanıyorum ki 300’ü buldu. Bu tebligatlar arasında İslami hareketin temsilcileri tarafından tweetim nedeniyle hakkımda yapılan altı tebligat da vardı. Bu da amacın, dalavere olduğunu gösteriyor.”

Kendisinin tutuklanarak kefaletle serbest bırakılmasının istendiğini aktaran avukat sözlerine şöyle devam etti:

“50 dinar olan kefaleti ödemeyi reddettim. Kefaleti ödemeyi reddetmenin, kefalet ödenene kadar beni tutuklayıp alıkoyma kararı verileceği anlamına geldiğini kesinlikle biliyorum. Zaten tam gün cezaevinde tutuldum, ardından kefaletsiz serbest bırakıldım. Bu vesileyle, tavrımı anladığı için başsavcıya çok teşekkür ediyorum. Bizzat kendisine, tavrımdan dolayı özür dilediğimi söyledim. Ayrıca Kuveyt halkına, İçişleri Bakanı’na ve içişleri yetkililerine de anlayışları dolayısıyla teşekkür ediyorum.”

Milletvekili Muhammed Hayef', Değerler Belgesi’ni imzalarken. (Şarku’l Avsat)
Milletvekili Muhammed Hayef', Değerler Belgesi’ni imzalarken. (Şarku’l Avsat)

Değerler Belgesi

Değerler Belgesi, her ne kadar Eylül 2022’deki Ulusal Meclis seçimleri öncesinde ortaya çıkmış olsa da etkileri ve hedefleri, hâlâ bazı İslamcı milletvekillerinin siyasi programını oluşturuyor.

Şu an mecliste milletvekili olan adaylar tarafından imzalanan belgede, adaylar İslami şeriat yasalarının uygulanmasına uyma ve ülkede hukuk ihlali olarak gördükleri koşulları önleme sözü verdi.

Ancak bu belgeyi eleştirenler, eski Enformasyon Bakanı ve Kuveytli yazar Dr. Saad bin Tefla’nın da belirttiği gibi, ‘dini akım ülkedeki siyasi hayata hâkim oldu ve DEAŞ yasalarını dayattı’. Bin Tefla, o dönemde X’ten yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Sözde Değerler Belgesi mükemmel bir DEAŞ belgesidir. Hukukun üstünlüğünden, anayasadan, kamusal ve özel özgürlüklerden yana olan herkesin bu belgeyi tereddüt etmeden reddetmesi gerekir. Bu belge, Kandehar belgesidir.”

Bu belgeye göre bir kısmı mevcut konseyde milletvekili olan imzacılar, milletvekilleri tarafından sunulan İslami kanunları desteklemek, otellerdeki karma yüzme havuzları ve kulüpleri reddetmek için çalışacaklarını ve üniversitede tesettür kıyafet kanunu yasasını aktif hale getirmek için çalışacaklarını taahhüt ettiler.

Belgede, karma durumunu engelleyen yasada oynama yapmanın ve içeriğinin boşaltılmasının reddedilmesi, yasanın üniversitelerde erkek öğrencilerin binalarının kız öğrencilerin binalarından ayrılmasını sağlayacak şekilde uygulanmasının talep edilmesi, karma festival ve dans partilerinin reddedilmesi, otellerde ve diğer alanlarda yüzme havuzlarının ve karma kulüplerin yasaklanması ve masaj salonları üzerindeki denetimin sıkılaştırılması, üniversitede tesettür kıyafet kanununun aktif hale getirilmesi için çalışmalar yapılması ve bunların kız ve erkek öğrenciler için uygulanması, hurafe ve pagan uygulamalarıyla ilgili oturum ve faaliyetlerin durdurulması için çalışılması gerektiği belirtiliyor.

Belgede ayrıca enerji programlarının durdurulması, ahlaksızlığın bitirilmesi ve bedenlerin gerçekte ve sosyal medya sitelerinde teşhir edilmesinin önlenmesi, karşı cinse benzeme yasasında değişiklik yapılması ve vücutta görünen dövmelerin suç sayılmasına yönelik bir yasanın çıkarılması çağrısı yapılıyor.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.