Mısır’da Ulusal Diyalog, siyasi partilerin sayısının azaltılmasına yönelik tavsiyeleri onaylıyor mu?

Mısır’da Ulusal Diyalog toplantılarını sürdürüyor. (Facebook sayfası)
Mısır’da Ulusal Diyalog toplantılarını sürdürüyor. (Facebook sayfası)
TT

Mısır’da Ulusal Diyalog, siyasi partilerin sayısının azaltılmasına yönelik tavsiyeleri onaylıyor mu?

Mısır’da Ulusal Diyalog toplantılarını sürdürüyor. (Facebook sayfası)
Mısır’da Ulusal Diyalog toplantılarını sürdürüyor. (Facebook sayfası)

Mısır’da yarın düzenlenecek Ulusal Diyalog oturumunda, Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilmesine ilişkin nihai tavsiyeler belirlenmeye başlanacak.

Oturumda partisel birleşme ve ittifaklar tartışılacak. Şarku’l Avsat’ın süreci yakından takip eden kaynaklardan aktardığına göre bu, Mısır'da mevcut partilerin sayısının azaltılmasına yol açacak tavsiyelerin yayınlanmasını hızlandırabilecek bir adım.

1977 tarihli Siyasi Partiler Yasası, sonuncusu 2011 yılında olmak üzere birden fazla değişikliğe uğradı. Söz konusu dönemde ruhsat vererek değil, sadece tebliğ yoluyla parti kurma ilkesi benimsenmişti. O tarihten bu yana parti sayısı 24'ten 100'ün üzerine yükseldi.

Ulusal Diyalog Siyasi Partiler Komitesi Sözcüsü Temsilci İhab et-Tamavi konuya dair şu açıklamada bulundu:

“Partisel birleşme ve ittifakları, partizan ve siyasi çoğulculuk çerçevesindeki gelişme biçimlerinden biridir. Siyasi Partiler Yasası’nda partizan çalışmaların düzenlenmesi, yeni cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu gelişmeye ayak uyduran iyi bir adımdır.”

Şarku’l Avsat’a konuşan Tamavi, bir sonraki oturum ile ilgili de şunları söyledi:

“Tezler ve fikirler Mısır anayasası hükümlerine uygun olduğu ve sahada uygulanabildiği sürece herkesin ilgisini çekecektir. Ulusal Diyalog, bu aşamanın önceliklerini belirlemede üzerine inşa edilebilecek ortak alanları araştırmak amacıyla Genel Kurul oturumlarına veya Mütevelli Heyeti'ne sunulan önerileri inceler.”

Mısır Senatosu üyesi ve Shorouk News Genel Genel Yayın Yönetmeni Imadeddin Hüseyin ise Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi partilerin birleştirilmesi eski ve yenilenmiş bir öneri. Ancak bunu doğal bağlamında ele almak gerekir. Kanunlar tek başına partileri birleşmeye zorlayamaz. Bu, seçim barajı ile temsil edilen ve bazı ülkelerde yürürlükte olan dahice bir çözüm.”

Hüseyin’in ifade ettiğine göre, bu ilkeye göre parlamentodaki sandalyelerin belirli bir yüzdesini, örneğin yüzde 1'ini ya da yüzde 5'ini elde edemeyen parti, kanunen kapatılıyor. Böylece siyasi sahne sadece güçlü ve ciddi partilerle sınırlı kalıyor.

Mısır'daki partizanlık olgusunun zaman zaman bazı kişiler tarafından siyasi prestij ve şöhret uğruna partilerin ortaya çıkmasına sahne olduğunu belirten Hüseyin, “Siyaset sahnesini sağlıklı kılacak olan yalnızca yasalar değil, doğru ve sağlıklı bir parti sahnesinin varlığıdır” dedi.

Mısır, cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken yoğun partizan hareketlenmelere sahne oluyor. Mısır Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde bulunduran Ulusal Gelecek partisi, yaklaşan seçimler sırasında çeşitli oy verme bloklarını harekete geçirme çalışmalarını duyurdu. Parti daha önce ise Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin yeni dönem adaylığını desteklediğini açıklamıştı.

Muhafazakar Parti, bir sonraki seçim için adayını iki hafta içinde açıklayacağını bildirdi. Muhalefet partisinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımının, seçim sürecinin bütünlüğü için yeterli güvencelerin bulunmasına bağlı olduğu kaydediliyor.



Ali et-Tahir ve esirler müzakereleri hareketlendiriyor

Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne ait bir araç, İsrail’in serbest bıraktığı Lübnanlı esirleri taşıyarak dün Sur’a ulaştı. (DPA)
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne ait bir araç, İsrail’in serbest bıraktığı Lübnanlı esirleri taşıyarak dün Sur’a ulaştı. (DPA)
TT

Ali et-Tahir ve esirler müzakereleri hareketlendiriyor

Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne ait bir araç, İsrail’in serbest bıraktığı Lübnanlı esirleri taşıyarak dün Sur’a ulaştı. (DPA)
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne ait bir araç, İsrail’in serbest bıraktığı Lübnanlı esirleri taşıyarak dün Sur’a ulaştı. (DPA)

Güney Lübnan’da eş zamanlı olarak yaşanan gelişmeler, Lübnan-İsrail müzakerelerinin yeniden başlatılmasına zemin hazırladı. İsrail’in Ali el-Tahir Tepeleri’nde "operasyonel kontrol" sağladığını duyurması ve Lübnanlı esirleri serbest bırakması üzerine Washington, yaklaşan görüşmeler öncesinde bu adımların üzerine inşa edilecek bir süreç için harekete geçti.

ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, tutukluların serbest bırakılmasını memnuniyetle karşılayarak bu adımı "olumlu" olarak nitelendirdi ve her iki tarafa da yakalanan bu ivmeyi sürdürme çağrısında bulundu. Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD Büyükelçisi Michel Issa ve ABD Kongre üyeleriyle bir araya gelerek önümüzdeki müzakere turunun hazırlıklarını ele aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Avn görüşmede, kalan tutukluların serbest bırakılmasının tamamlanması, üçlü müzakerelerde varılan uzlaşıların ve "çerçeve anlaşmasının" takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

ABD’nin diplomatik girişimleri sürerken; İsrail’in bölgeden çekilmesi ve Hizbullah’ın silahları gibi temel meseleler henüz çözüme kavuşturulabilmiş değil. Hizbullah, İsrail’in stratejik tepedeki kontrolünün eksiksiz olduğu iddiasına şüpheyle yaklaşsa da Ali el-Tahir Tepesi’ndeki son durum, gelecekteki müzakerelere yeni bir alan açıyor. Şimdi tüm gözler, sahadaki yeni gerçekliklerin bir sonraki görüşmelerin dengelerine ve siyasi şartlarına nasıl yansıyacağına çevrilmiş durumda.


Suudi Arabistan ve Mısır, İran, Filistin ve Sudan'daki son gelişmeleri ele aldı

Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır, İran, Filistin ve Sudan'daki son gelişmeleri ele aldı

Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Suudi Arabistan ve Mısır, bölgedeki son gelişmeleri görüştü. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi yollarını ele aldıklarını bildirdi. Abdulati, "İran, Filistin ve Sudan'daki gelişmeler başta olmak üzere bazı bölgesel dosyalar hakkında görüş alışverişinde bulunduk" dedi.

Bugün X platformundaki resmi hesabından paylaşımda bulunan Abdulati, Prens Faysal bin Ferhan ile "iki ülke arasındaki mümtaz kardeşlik ilişkilerini" ele aldıklarını belirtti.

Geçtiğimiz ağustos ortasında da Suudi Arabistan ve Mısır Dışişleri Bakanları bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Görüşmede iki ülke arasındaki "kardeşlik ve stratejik ilişkilerin derinliği ile özel niteliğine" övgüde bulunulmuş, çeşitli alanlardaki ikili iş birliği süreçlerini geliştirmeye devam etme yönündeki ortak kararlılık vurgulanmıştı.

Bakanlar o dönemde ayrıca, iki kardeş ülke de dahil olmak üzere bölgesel ortakların gerilimi düşürmek ve bölgedeki tırmanışı dizginlemek amacıyla yürüttüğü yoğun çabaları ele almıştı. Görüşmede, "mevcut bölgesel güvenlik kaygılarının giderilmesi, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi, bu egemenliğin ihlal edilmemesi ve çatışma çemberinin genişlemesinden kaçınılması" gerektiğinin altı çizilmiş; uluslararası su yollarında seyrüsefer emniyeti, güvenliği ve özgürlüğünün sağlanmasının önemine vurgu yapılmıştı.

Geçtiğimiz haziran ayında ise Bin Ferhan ve Abdulati, Kahire'de gerçekleştirdikleri görüşmede iki kardeş ülke arasındaki ikili ilişkilerin her alanda geliştirilmesi yollarını değerlendirmişti. Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerinde yaşanan ivmeyi ve yakın koordinasyonu takdir eden bakanlar, iki ülke ve halklarının ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde iş birliğini sürdürme iradesini teyit etmişti.

Görüşmede bakanlar, bölgesel gelişmeler karşısında iki kardeş ülke arasındaki koordinasyon ve istişarenin aralıksız sürdürülmesinin önemine dikkat çekmişti.


Kızılhaç, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişinin Lübnan'a nakledildiğini açıkladı

Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
TT

Kızılhaç, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişinin Lübnan'a nakledildiğini açıkladı

Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)

Uluslararası Kızılhaç Komitesi bugün yaptığı açıklamada, bir sivilin serbest bırakılmasının ertesi günü, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişiyi daha Lübnan’a naklettiğini bildirdi.

Uluslararası örgütten yapılan yazılı açıklamada, "İlgili tarafların talebi üzerine Uluslararası Kızılhaç Komitesi, serbest bırakılan beş kişinin Lübnan’a naklini kolaylaştırmıştır" denilerek, kişilerden birinin Perşembe, diğer dördünün ise bugün nakledildiği belirtildi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Lübnanlı resmi bir kaynak verdiği bilgide, Lübnan hükümetinin ağustos ayında Roma’da ABD arabuluculuğunda gerçekleşen son müzakere turunda İsrail’den bu tutukluların ilk grubunu serbest bırakmasını talep etti.

BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyinde İsrail sınırındaki tel örgüler yakınında yaya devriye geziyor (UNIFIL)
BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyinde İsrail sınırındaki tel örgüler yakınında yaya devriye geziyor (UNIFIL)

Lübnanlı bir askeri kaynak, Lübnan ordusunun dün öğleden sonra Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla bu beş kişiden birini teslim aldığını bildirdi. Kaynak, Kızılhaç'ın serbest bırakılan kişiyi Güney Lübnan’daki Nakura sınır kapısından geçirdiğini açıkladı. Eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, "Güney Lübnan’da İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde gözaltına alınan beş Lübnanlı sivilin serbest bırakılmasına karar verilmiştir" ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, "Sorgulamalarının tamamlanmasının ardından, bu kişilerin herhangi bir terör örgütüne üye olmayan, terör eylemlerine katılmayan siviller olduğu ve İsrail’de gözaltında tutulmaya devam edilmeleri için bir neden bulunmadığı anlaşılmıştır" denildi. Daha sonra Lübnanlı resmi bir kaynak; ikisi Lübnanlı, ikisi Suriyeli olan diğer dört sivilin serbest bırakılma işleminin bugüne ertelendiğini bildirdi.

Kaynak, bu kişilerin serbest bırakılmasının, henüz bir sonraki tur tarihi belirlenmeyen Roma müzakerelerinin tamamlanmasına zemin hazırlama amacı taşıdığını belirtti. Netanyahu’nun office ise beş sivilin serbest bırakılmasını; Roma görüşmelerinin ardından Lübnan ve İsrail’in, Lübnan İç Savaşı (1975-1990) sırasında kaçırılarak öldürülen Lübnanlı Yahudi şahsiyetlerin gömüldüğü yerleri tespit etmek amacıyla yürüttüğü "yoğun çabalara" bağladı.