Moskova, ABD’nin radyoaktif mühimmatını Ukrayna'ya ulaşır ulaşmaz imha etme sözü verdi

‘İHA savaşına’ karşı koymak için savunmasını güçlendiren Rusya, saldırıların kapsamını genişletmeye hazırlanıyor.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)
TT

Moskova, ABD’nin radyoaktif mühimmatını Ukrayna'ya ulaşır ulaşmaz imha etme sözü verdi

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)

Moskova, iki taraf arasındaki çatışmalarda önemli bir rol oynamaya başlayan ‘insansız hava aracı (İHA) savaşının’ hız kazanması karşısında savunma sistemlerinin yeteneklerini artırmak için ek adımlar attı. Kremlin yönetimi, Kiev'in İHA’larla gerçekleştirdiği saldırıların sayısındaki önemli artışın ardından, başkent ve çevresini korumak için hava savunmasının genişletildiğini duyurdu. Geçtiğimiz günlerde Kursk Nükleer Santrali’nin bir İHA saldırısına uğramasında olduğu gibi İHA’ların birçok bölgedeki çok hayati ve hassas tesislere ulaşması Moskova çevresindeki şehirlerde gerilimin artmasına sebep oldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre her ne kadar Rusya Savunma Bakanlığı, İHA’ların büyük bir kısmının düşürüldüğünü açıklamış olsa da Ukrayna'nın saldırı menzilini Rusya derinliğinde yaklaşık bin 500 kilometreye çıkaracağını duyurması, Rusya'nın savunma yeteneklerine ek yük getiriyor.

eth
Donetsk bölgesinde devriye gezen Ukraynalı askerler. (AP)

Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) Başkanı’nın Sarmat stratejik füze sisteminin savaş hizmetine alınacağını duyurmasıyla bağlantılı olarak hükümet medyası, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin'in başkentin yakınındaki savunma yeteneklerindeki artışa değindiğini aktardı.

İHA’larla mücadele

Kırım bölgesinde neredeyse her gün devam eden saldırıların yanı sıra, son günlerde Moskova ve çevresine de bir dizi saldırı düzenlendi. Rusya Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, kuvvetlerinin son 24 saat içinde Ukrayna sınırına yakın Belgorod bölgesine yönelik çok sayıda saldırıya İHA kullanarak karşılık verdiğini duyurdu. Bu bölge, Rostov ve Kursk'la birlikte son dönemde en çok saldırıya uğrayan bölgelerden biri haline geldi.

cdfergt
Ukrayna'ya gönderilecek füzeleri inceleyen ABD askeri. (AP)

Ancak dikkat çekici olan, İHA saldırılarının yoğunlaşmasının artık sınır şeridi boyunca belirli alanlarla veya Moskova ve banliyöleri gibi Rusya'nın hinterlandındaki alanlarla sınırlı olmaması. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin, ülkesinin saldırı kapsamını 700 kilometreye çıkardığını açıklamasından bir gün sonra, Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Oleksiy Danilov, ülkesinin sahip olduğu silahlarla artık bin 500 kilometre uzaklıktaki Rusya topraklarındaki hedeflere ulaşabildiğini doğruladı.

Ukrayna füze programı

Danilov, Ukrayna'nın bir süredir füze ve İHA programını geliştirdiği göz önüne alındığında, bu kadar uzak hedeflerin artık sorun teşkil etmediğini söyledi. Ukrayna'nın 2020'den bu yana uyguladığı füze programına ve birçok firmanın İHA üretimine dahil olduğuna değinen Danilov, “Bütün bunlar güçlü sonuçlar vermeye başlıyor” dedi. ‘Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin sadece 700 kilometre uzaklıktaki hedefleri değil, bin ve bin 500 kilometre mesafedeki hedefleri bile vurabildiğini’ kaydeden Danilov, Kiev'in yalnızca askeri hedeflere saldırdığını vurguladı. Buna karşılık Moskova, Ukrayna saldırılarının çoğunluğunun uluslararası havalimanları da dahil olmak üzere sivil bölgeleri hedef aldığını söylüyor.

vefr
Ukrayna'nın doğusundaki Kobyansk şehrinde yıkılmış bir ev. (AFP)

Diğer yandan Moskova, Washington’ın Ukrayna’ya göndereceği radyoaktif mühimmatı imha etme sözü verdi. Rusya Federasyon Konseyi Üyesi Alexander Bashkin, “Rus ordusunun, daha önce İngiltere'nin Kiev'e gönderdiği füzeleri yok ettiği gibi, Ukrayna'ya vardığında ABD'nin seyreltilmiş uranyum füzelerini de yok edeceğini” vurguladı.

Uranyum füzeleri

Bashkin, Sputnik'e verdiği röportajda, “İngilizlerin tükenmiş uranyum mermisi stoğu Ukrayna'nın derinliklerinde yok edildi. ABD mühimmatının da aynı kaderi paylaşacağını görüyorum. Bu mühimmatın Kiev kuvvetlerinin depolarına ulaşır ulaşmaz imha edilmesi muhtemel” ifadelerini kullandı. Uranyum bombalarının çevreyi kirletmesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Bashkin, ‘bunun sorumluluğunun tamamen İngilizlere ait olduğunu’ söyledi.

Bashkin, ‘ABD'nin Ukrayna'ya seyreltilmiş uranyumlu füzeler sağlaması halinde kana susamış yüzünü bir kez daha göstereceğini’ vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Kiev'e gönderilen askeri mühimmat arasında türünün ilk örneği olan, seyreltilmiş uranyum içeren zırh delici füze sevkiyatını Ukrayna'ya nakletmeyi planladığını söyledi.

axscdvfe
ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı HIMARS füze sistemi. (Reuters)

Biden yönetimi önümüzdeki hafta Kiev'e yeni bir yardım paketi açıklayacak ve bu paket ilk kez Rus tanklarını hedef alacak seyreltilmiş uranyum içeren tartışmalı mühimmatları içerecek.

ABD’nin Abrams tankları

Kaynaklar Reuters'e, bu füzelerin önümüzdeki haftalarda Ukrayna'ya teslim edilmesi beklenen ABD’li Abrams tanklarında kullanılabileceğini belirtti. Açıklanması beklenen yeni askeri yardım paketinin değerinin de 240 ile 375 milyon dolar arasında değişmesi bekleniyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha önce Ukrayna'ya silah içeren herhangi bir sevkiyatın Rusya için meşru bir hedef haline geleceğini açıklamıştı.

Buna karşılık Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Batı'nın Ukrayna'ya silah tedarikinin durumu daha da kötüleştirdiğini ve Rusya-Ukrayna müzakerelerini başlatma girişimlerini engellediğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, temas hattındaki çatışmaların son gününde düzenlediği basın toplantısında Ukrayna güçlerinin büyük maddi kayıplara uğradığına değindi. Açıklamada, Donetsk'teki ön cephede ilerleme kaydedildiği bildirildi ve Rus kuvvetlerinin ‘daha iyi bir konumda’ olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Zaporijya yönündeki dört düşman saldırısının engellendiğini ve 115 Ukraynalı askerin öldürüldüğünü’ söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, ‘Ukrayna güçlerinin Luhansk'ın Grigorovka kasabalarına düzenlediği iki saldırının engellendiğini’ bildirdi. Rus ordusu, yaklaşık dokuz ay süren şiddetli çatışmalara sahne olan Bahmut kentine yönelik güçlü saldırıları, üst üste ikinci gün de püskürttüğünü duyurdu. Moskova ayrıca Herson'da Rus kuvvetlerinin 106. Ukrayna Tugayı'na ait bir mühimmat deposunu imha ettiğini kaydetti.



Washington Post: ABD, sahadaki birlikleriyle Lübnan ve İsrail ordularının hareketlerini izleyecek

İsrail’in kuzeyinden çekilen fotoğrafta, İsrail-Lübnan sınırının Lübnan tarafında bir İsrail askeri aracı görülüyor. (EPA)
İsrail’in kuzeyinden çekilen fotoğrafta, İsrail-Lübnan sınırının Lübnan tarafında bir İsrail askeri aracı görülüyor. (EPA)
TT

Washington Post: ABD, sahadaki birlikleriyle Lübnan ve İsrail ordularının hareketlerini izleyecek

İsrail’in kuzeyinden çekilen fotoğrafta, İsrail-Lübnan sınırının Lübnan tarafında bir İsrail askeri aracı görülüyor. (EPA)
İsrail’in kuzeyinden çekilen fotoğrafta, İsrail-Lübnan sınırının Lübnan tarafında bir İsrail askeri aracı görülüyor. (EPA)

Washington Post, ismini vermek istemeyen bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD’nin Lübnan ve İsrail ordularının hareketlerini doğrudan izlemede rol üstleneceğini, bu kapsamda hem Lübnan’da hem de İsrail’de sahada bulunan Amerikan unsurlarının kullanılacağını bildirdi.

Söz konusu yetkili, ABD’nin 2024 anlaşmasından bu yana Lübnan’da gözlem görevleri yürüten askerî varlığının bulunduğunu ve şimdi bu yapının iki tarafın da olası ihlallerini tespit etmek üzere genişletileceğini ifade etti.

Aynı kaynak, bu sürecin Washington’daki siyasi karar alıcıların, taraflardan herhangi birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde gerekli baskıyı uygulamasını kolaylaştıracağını belirtti.

Yetkili ayrıca, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı’nın iki tarafın doğrudan denetiminde aktif bir rol üstlenmeyeceğini, ancak CENTCOM’a bağlı yetkililerin tespit edilen ihlalleri ABD Başkanı Donald Trump yönetimine ileterek gerekli müdahalenin yapılmasını sağlayacağını kaydetti.

İsrail ile Lübnan arasında, ABD’nin himayesinde cuma günü çerçeve niteliğinde bir güvenlik anlaşmasının imzalandığı bildirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından cuma akşamı yayımlanan anlaşma metnine göre iki ülke, ‘çatışmayı tamamen sona erdirme, temel nedenlerini ele alma ve böylece aralarındaki herhangi bir savaş halini resmen bitirme niyetinde olduklarını’ ilan etti.

Anlaşma, İsrail’in Güney Lübnan’daki bazı bölgelerden kademeli olarak çekilmesini, buna paralel olarak Lübnan ordusunun konuşlanmasını öngörüyor. Bununla birlikte İsrail güçlerinin geçici olarak genişletilmiş bir güvenlik bölgesinde kalmasına izin veriliyor.

Metin, Lübnan ordusunun ‘devletin egemen otoritesini tüm Lübnan toprakları üzerinde tesis etmesini’ sağlayacak bir mekanizma da içeriyor. Bu süreç, özellikle Hizbullah başta olmak üzere devlet dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasının doğrulanmasına kadar devam edecek.

Çatışma nedeniyle ve İran’la yaşanan daha geniş çaplı savaşla eş zamanlı gelişen süreçte, bir milyondan fazla Lübnanlının evlerini terk ettiği belirtildi. Hizbullah ve İran ise ABD’nin, iki hafta önce imzalanan ve daha geniş savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat kapsamında Lübnan’daki çatışmaları bitirme sözü verdiğini ifade ediyor.


Washington ile Tahran arasındaki teknik görüşmeler ne anlama geliyor?

ABD, İran, Katar ve Pakistan arasındaki toplantı sırasında Bürgenstock tatil beldesinde bulunan heyet çalışanları (Reuters)
ABD, İran, Katar ve Pakistan arasındaki toplantı sırasında Bürgenstock tatil beldesinde bulunan heyet çalışanları (Reuters)
TT

Washington ile Tahran arasındaki teknik görüşmeler ne anlama geliyor?

ABD, İran, Katar ve Pakistan arasındaki toplantı sırasında Bürgenstock tatil beldesinde bulunan heyet çalışanları (Reuters)
ABD, İran, Katar ve Pakistan arasındaki toplantı sırasında Bürgenstock tatil beldesinde bulunan heyet çalışanları (Reuters)

Washington ile Tahran arasında yürütülen teknik görüşmeler, İslamabad Mutabakat Muhtırası’nda yer alan siyasi ilkelerin, 60 günlük süre içinde uygulanabilecek somut düzenlemelere dönüştürülmesine odaklanıyor.

İsviçre’de gerçekleştirilen siyasi turu izleyen uzmanlar toplantılarında taraflar, teknik heyet başkanlarının gözetiminde çalışacak ve tavsiye ile raporlarını mutabakatın uygulanmasını denetleyen üst komiteye sunacak dört ihtisas çalışma grubu oluşturulması konusunda anlaşmaya vardı.

Birinci çalışma grubu, yaptırımların kaldırılması dosyasını ele alacak. Bu kapsamda, petrol, petrokimya ürünleri ve petrol türevleri ihracatına ilişkin ABD muafiyetlerinin takibi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasına yönelik düzenlemeler ve Tahran’ın bu fonlara erişiminin güvence altına alınması konuları değerlendirilecek.

İkinci çalışma grubu ise nükleer dosyaya odaklanacak. Grubun gündeminde İran’ın nükleer programının geleceği, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları ve nihai bir uzlaşıya dahil edilebilecek teknik mekanizmalar yer alacak.

Üçüncü çalışma grubu, yeniden imar ve ekonomik kalkınma başlığından sorumlu olacak. Bu kapsamda savaşın yol açtığı zararın tespiti, hasar gören tesisler ile altyapının yeniden inşasının finansmanına yönelik düzenlemelerin hazırlanması ve ekonomik ile üretim faaliyetlerinin yeniden canlandırılmasının desteklenmesi ele alınacak.

Dördüncü çalışma grubu ise denetim ve uygulama mekanizmasını yürütecek. Grubun görevi, tarafların taahhütlerine bağlılığını izlemek, mutabakat maddelerinin kararlaştırılan takvim çerçevesinde uygulanıp uygulanmadığını doğrulamak, olası ihlal veya gecikmeleri tespit etmek ve üst komiteye düzenli rapor sunmak olacak.

fevervf
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Bürgenstock tatil beldesinde düzenlenen dörtlü toplantının başlamasından önce Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken (Reuters)

Dört çalışma grubuna paralel olarak taraflar, sahadaki olası çatışmaları önlemeye yönelik ayrı mekanizmalar kurulması konusunda da mutabakata vardı. Bunların başında, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasında doğrudan bir iletişim hattı oluşturulması geliyor. Söz konusu hattın, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin koordinasyonu, acil uyarıların paylaşılması ve deniz ya da askeri nitelikteki olayların daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmeden kontrol altına alınması amacıyla kullanılması öngörülüyor.

Paralel düzenlemeler kapsamında ayrıca, ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak amacıyla mutabakat muhtırasına taraf ülkeler arasında bir irtibat noktası kurulması ve Lübnan’da anlaşmazlıkların önlenmesi ile gerilimin düşürülmesine yönelik bir birim oluşturulması kararlaştırıldı. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki saldırıların yeniden başlaması ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin anlaşmazlıkların sürmesine rağmen, CENTCOM ile DMO arasındaki iletişim hattı henüz faaliyete geçirilmedi.

Taraflar çalışma gruplarının yapısı ve görev alanları üzerinde uzlaşmış olsa da gruplar henüz resmi olarak çalışmalarına başlamadı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ilk tur teknik görüşmelerin tarih ve yerinin gerekli koşulların oluşması ve arabulucu ülkeler üzerinden sağlanacak mutabakatın ardından belirleneceğini söyledi. Garibabadi, bu hafta Doha’da teknik toplantılar yapılacağı yönündeki haberleri ise yalanladı.

Doha’da iki yol

Doha’da düzenlenecek toplantı, iki paralel süreci bir araya getirecek. Bunlardan ilki, mutabakat muhtırasının uygulanmasına ilişkin üst düzey görüşmeler, diğeri ise uygulama mekanizmalarını ele alacak teknik toplantılar olacak.

Üst düzey bir İranlı kaynak, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve gerilimin düşürülmesi konularına odaklanacağını belirtti. Kaynak, hafta başında yaşanan karşılıklı saldırıların ateşkesi tehlikeye atmasının bu başlıkları ön plana çıkardığını ifade etti.

Teknik görüşmelerin dört çalışma grubunun tamamını kapsayıp kapsamayacağı ya da yalnızca deniz ulaşımının güvenliği ve çatışmaların yeniden başlamasını önlemeye yönelik acil düzenlemelerle sınırlı kalıp kalmayacağı ise henüz netlik kazanmadı.

ABD’li bir yetkili ile hazırlıklara ilişkin bilgi sahibi bir kaynağa göre, ABD teknik heyetinin başkanı Nick Stewart’ın toplantılara katılması bekleniyor. İran teknik heyetine ise daha önce İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) nezdindeki daimî temsilciliğini yürüten Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi başkanlık ediyor.

Garibabadi, çalışma gruplarının görüşmelerine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Çalışma gruplarının teknik toplantılarının bu hafta yapılması planlanmadı” ifadesini kullandı.

Katar ile istişarelerin olağan şekilde sürdüğünü ve karşı tarafın taahhütlerinin uygulanmasının da takip edildiğini belirten Garibabadi, bazı basın organlarında yer alan, Doha’da çalışma gruplarına ait teknik görüşmeler yapılacağı yönündeki haberlerin doğrulanmadığını söyledi.

Garibabadi, belirlenen çalışma grupları çerçevesindeki ilk teknik görüşmelerin ise ‘gerekli koşulların oluşturulması ve tarih ile yer konusunda mutabakata varılmasının ardından’ gerçekleştirileceğini kaydetti.

İki teknik ekip

Nick Stewart, mayıs ayında Steve Witkoff’un ekibine katıldı. Stewart, İran ile yürütülen müzakerelerin tıkanma sürecine girdiği bir dönemde, Tahran ile müzakere yürüten ekibin yeni üyelerinden biri olarak görevlendirildi.

Stewart, yönetime katılmadan önce, Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) lobi kolu olan FDD Action’da Savunuculuk Faaliyetleri İcra Direktörü olarak görev yaptı. Kuruluş, ağırlıklı olarak İran, yaptırımlar ve ulusal güvenlik politikaları üzerine çalışmalar yürütüyor.

Stewart, daha önce ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde, dönemin ABD Özel Temsilcisi Brian Hook’un gözetiminde Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki İran Eylem Grubu’nun (Iran Action Group) Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Söz konusu grup, yaptırımlar, nükleer program ve İran’ın bölgesel faaliyetleri de dahil olmak üzere Washington’ın Tahran politikasının koordinasyonundan sorumluydu.

Bu geçmişi, Stewart’a yaptırımlar, ekonomik baskı politikaları ve İran ile müzakereler konusunda doğrudan deneyim kazandırırken, bu alanlar mutabakat muhtırasının uygulanabilir düzenlemelere dönüştürülmesinden sorumlu teknik çalışma gruplarının da temel gündem maddelerini oluşturuyor.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Claudia Tenney, Stewart’ın atanmasını Witkoff’un ekibi için ‘önemli bir takviye’ olarak nitelendirirken, kendisini ABD’nin İran politikasına ilişkin önde gelen uzmanlardan biri olarak değerlendirdi.

İran tarafında ise uzmanlar heyetine Kazım Garibabadi başkanlık ediyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Garibabadi, nükleer program ve yaptırımlara ilişkin müzakerelerde kilit rol üstlenen diplomatlar arasında yer alıyor.

dfvbtr
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İsviçre’deki görüşmelerin oturum aralarında, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin elindeki belgeye bakıyor. (İran Meclisi)

Garibabadi, 1974 yılında doğdu. Siyasi ilişkiler, diplomasi ve kamu hukuku alanlarında eğitim gören Garibabadi, daha önce İran’ın Hollanda Büyükelçisi ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü nezdindeki daimî temsilcisi olarak görev yaptı. Daha sonra 2018-2021 yılları arasında İran’ın UAEA ile Viyana’daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki daimî temsilciliğini üstlendi.

Garibabadi ayrıca Dışişleri Bakanlığı’nda nükleer konulardan sorumlu danışmanlık yaptı ve nükleer anlaşma komitesinin genel sekreterliği görevini yürüttü. Ardından yargı erkine geçen Garibabadi, Yargı Erki Başkan Yardımcılığı ve İnsan Hakları Konseyi Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.

Garibabadi, Batı’ya yönelik sert eleştirileri ve nükleer dosya, yaptırımlar ile İran’ın egemenliği konularını birbirine bağlayan söylemiyle tanınıyor. Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve DMO’nun önde gelen isimlerinden Muhammed Bakır Zülkadir’in damadı olarak biliniyor.

60 günlük süre

Washington ile Tahran, 17 Haziran’da 14 maddelik bir mutabakat muhtırası imzaladı. Söz konusu anlaşmanın, savaşı durdurması ve Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine yeniden açması, ardından daha karmaşık başlıkları kapsayan müzakerelerin önünü açması öngörülüyor.

Bu başlıklar arasında İran’ın nükleer programı, ABD yaptırımları, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği, dondurulmuş varlıklar ve boğazdaki deniz trafiğine ilişkin kalıcı düzenlemeler yer alıyor.

Muhtıra kapsamında İran, ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak için azami çaba göstereceğini taahhüt etti. Buna karşılık ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı.

Taraflara, mutabakatın imzalandığı tarihten itibaren başlayan 60 günlük bir süre içinde uygulama detayları üzerinde uzlaşma sağlama yükümlülüğü verildi.

Doha’daki toplantının, boğazla ilgili en acil anlaşmazlığın kontrol altına alınmasına odaklanacağı, buna paralel olarak teknik ekiplerin muhtırada yer alan daha geniş kapsamlı dosyalar üzerindeki görüşmelerini sürdürdüğü belirtiliyor.


Venezuela muhalefet lideri, deprem felaketinin ardından ülkeye dönüşünün hükümet tarafından engellendiğini öne sürdü

Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
TT

Venezuela muhalefet lideri, deprem felaketinin ardından ülkeye dönüşünün hükümet tarafından engellendiğini öne sürdü

Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)

Venezuela muhalefetinin lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi María Corina Machado, hükümeti ülkeye dönüşünü engellemekle suçladı. Machado, geçen hafta meydana gelen ve bin 700'den fazla kişinin hayatını kaybettiği iki büyük depremin ardından ülkesine dönmek istediğini ancak buna izin verilmediğini söyledi.

Geçen yıl aralık ayında Venezuela'dan ayrılarak Oslo'da düzenlenen törende Nobel Barış Ödülü'nü alan Machado, sürgünde yaşıyor.

Panama'dan X platformu üzerinden yayımladığı video mesajında Machado, Karakas yönetiminin hava sahasını kapatarak ülkeye dönüşünü engellediğini öne sürdü.

"Bu zor ve acı dolu günlerde Venezuelalıların yanında olmak için geri dönmek istiyorum. Ancak hükümet, ülkeye girişimi engellemek amacıyla Venezuela'nın ticari hava sahasını kapattı" diyen Machado, daha sonra bu karardan geri adım atıldığını, ancak dönüşünü kolaylaştırmak isteyen kişilere yönelik tehditlerde bulunulduğunu iddia etti.

Başkent Caracas'a hizmet veren Maiquetía Uluslararası Havalimanı, depremde hasar görmesinin ardından uçuşlara kapatılmıştı. Havalimanı daha sonra yalnızca insani yardım uçuşlarına kısmen yeniden açılırken, uluslararası seferler ülkenin orta kesimindeki Valencia ile doğusundaki Maracaibo havalimanları üzerinden gerçekleştiriliyor.

Eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun altı ay önce Karakas'ta düzenlenen ABD askeri operasyonuyla gözaltına alınmıştı. Ülke yönetimini geçici olarak Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez yürütürken, hükümet Washington'ın yoğun baskısı altında faaliyetlerini sürdürüyor.