Japonya hükümeti Birleşme Kilisesi'nin kapatılması için harekete geçti

Kilisenin ismi Şinzo Abe suikastının ardından gündeme gelmişti

Şinzo Abe'nin dedesi, eski başbakan Nobusuke Kishi, Moon Tarikatı'nın 1960'larda Japonya'ya girmesine yardımcı olan kişilerden biri olarak görülüyor (AFP)
Şinzo Abe'nin dedesi, eski başbakan Nobusuke Kishi, Moon Tarikatı'nın 1960'larda Japonya'ya girmesine yardımcı olan kişilerden biri olarak görülüyor (AFP)
TT

Japonya hükümeti Birleşme Kilisesi'nin kapatılması için harekete geçti

Şinzo Abe'nin dedesi, eski başbakan Nobusuke Kishi, Moon Tarikatı'nın 1960'larda Japonya'ya girmesine yardımcı olan kişilerden biri olarak görülüyor (AFP)
Şinzo Abe'nin dedesi, eski başbakan Nobusuke Kishi, Moon Tarikatı'nın 1960'larda Japonya'ya girmesine yardımcı olan kişilerden biri olarak görülüyor (AFP)

Japonya'da hükümet, Moon Tarikatı'na ait Birleşme Kilisesi'nin dağıtılması için yargı yoluna gitmeye hazırlanıyor.

Kyodo haber ajansının hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, tarikatın tartışmalı bağış toplama yöntemleriyle ilgili yürütülen bir soruşturma en geç gelecek ay mahkemeye taşınacak.

Japonya merkezli Asahi Shimbun gazetesine konuşan kaynaklarsa, kilisenin dini özgürlükleri aşacak şekilde "kötü niyetli, organize ve devamlılık gösteren" faaliyetler yürüttüğünü ve bu nedenle kapatılmasının uygun görüldüğünü aktardı.

Japonya'da yürürlükte olan dini kurumlarla ilgili yasaya göre mahkemeler, "açık şekilde halk refahına aykırı eylemlerde bulunması durumunda" dini kurumların kapatılmasına karar verebiliyor.

Kapatılmasına karar verilen kurumlar yasa önünde "dini şirket" statüsünü ve tüm vergi muafiyetlerini kaybediyor. 

Ancak bu kurumlar yeni bir isimle faaliyetlerine devam edebiliyor. 1995'te kıyamet günü tarikatı olarak da bilinen Aum Şinrikyo'nun dini kurum statüsü feshedilmiş ancak tarikat ismini Aleph olarak değiştirerek mürit ve bağış toplamaya devam etmişti.

Hükümetin, Birleşme Kilisesi'yle bağlantısı tepki çekmişti

Resmi olarak Dünya Barış ve Birleşme Aile Federasyonu ismiyle bilinen kilise son dönemde bağış toplama faaliyetleriyle gündeme gelmiş ve tarikatın Japon siyasetçilerle bağlantıları tartışma yaratmıştı.

Kilisenin özellikle iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) içindeki siyasetçilerle yakın ilişkilere sahip olduğu iddia edilmişti. 

Asahi'nin haberinde Başbakanı Fumiyo Kişida'nın kiliseyi kapatarak partiye yönelik eleştirileri de hafifletmek istediği öne sürüldü.

Eski Başbakan Şinzo Abe'ye yönelik suikastın ardından konunun üzerine giden Japon medyası, LDP'li siyasetçilerin tarikatla bağlantısını ortaya koymuş, birçok siyasetçinin kilisenin sponsor olduğu etkinliklerde konuşmalar yaptığı ve tarikat üyelerinin de bazı isimlerin seçim kampanyasında gönüllü olarak çalıştığı anlaşılmıştı.

Kişida'nın partisinden bazı isimlerin hükümete kiliseyi kapatma konusunda dikkatli olmaları uyarısında bulunduğu ve dini özgürlüklerin ihlalinden endişelendiği bildirildi.

Şinzo Abe suikastının Birleşme Kilisesi'yle bağlantısı

Temmuz 2022'de Birleşme Kilisesi'nin kurbanı olduğunu öne süren 42 yaşındaki Tesuya Yamagami'nin eski başbakan Şinzo Abe'yi öldürmesinin ardından Japonya'da Moon tarikatıyla ilgili tartışmalar hız kazanmıştı.

Japonya medyası Yamagami'nin ülke tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanını Birleşme Kilisesi'yle bağları nedeniyle hedef aldığını öne sürmüştü. 

İddialara göre, annesinin kiliseye yaptığı yüksek bağışları ailesinin iflas nedeni olarak gören Yamagami suikastı bu nedenle gerçekleştirmişti.

Babasının intiharıyla zedelenen çocukluğunun ardından Japon donanmasında üç yıl görev yapan Tesuya Yamagami'nin kendini kilise çalışmalarına adayan annesi tarafından da ihmal edildiği öne sürülmüştü.

1950'lerde Kore'de mesihliğini ilan eden Sun Myung Moon tarafından kurulan Birleşme Kilisesi, Yamagami'nin annesinin kendi mensupları olduğunu kabul etmiş ancak medyada geçen 700 bin dolarlık toplam bağış miktarını yalanlamıştı.

Independent Türkçe



İsrail, İran adına casusluk yaptıkları şüphesiyle askeri personel ve bir sivili yargılıyor

İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
TT

İsrail, İran adına casusluk yaptıkları şüphesiyle askeri personel ve bir sivili yargılıyor

İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)

İsrail polisi, ordu ve iç istihbarat teşkilatı Şin Bet (Şabak), bugün yaptıkları ortak açıklamada, aralarında 3 asker ve bir sivilin bulunduğu 4 kişinin İran istihbaratıyla bağlantı kurmak ve sivil noktalarla hava kuvvetlerine ait bir okulun kayıtlarını belgelemek suçlamasıyla yargılandığını duyurdu.

Üç askerin de İsrail Hava Kuvvetleri mensubu olduğu belirtildi. Hayfa Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamelerde, sanıkların güvenlik amaçlı görevler yürüttüğü ve casusluk faaliyetlerini geliştirmek, hatta muhtemel suikastlar gerçekleştirmek amacıyla silah temin etmeye çalıştıkları suçlamalarına yer verildi.

Yetkililer, iddianamenin ayrıntılarına ilişkin yayın yasağı getirildiğini, ancak daha sonra yapılan ortak açıklamada “bir sivil ile 3 askerin, henüz reşit olmadıkları dönemde ve İsrail ordusuna katılmadan önce İran istihbarat unsurları adına faaliyet yürüttüklerinden şüphelenildiği” ifade edildi. Açıklamada, söz konusu kişilerin İranlı yönlendiricilerden aldıkları talimatlarla güvenlik görevleri gerçekleştirdikleri kaydedildi.

Açıklamaya göre şüpheliler, Mart 2026’da uzun süreli İran bağlantıları ve İran istihbaratı adına görev yaptıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Soruşturmada, zanlılardan birinin diğer sanıkları örgüte kazandırdığı ve bu kapsamda ülke genelinde çeşitli görüntüleme faaliyetleri yürüttükleri ortaya çıktı. Ayrıca zanlılardan silah satın almalarının da istendiği belirtildi.

Şüphelilerin görevleri kapsamında tren istasyonları, trenler, alışveriş merkezleri, güvenlik kameraları ve bazı zanlıların eğitim gördüğü Hava Kuvvetleri Okulu’na ait kayıtlar dahil olmak üzere çeşitli noktaları görüntüledikleri; bu fotoğraf ve videoları İran bağlantılı unsurlara ilettikleri ifade edildi.

Ortak açıklamada, bazı zanlıların ilgili tarafla kendi inisiyatifleriyle iletişime geçerek güvenlik görevleri üstlenmek istediği, hatta bazılarının bu ilişki çerçevesinde mala zarar verme eylemlerine katıldığı da öne sürüldü.

Yetkililer, söz konusu dosyanın, “düşman istihbarat unsurlarının İsrail vatandaşlarını ülke güvenliğine ve halka zarar verecek faaliyetler için devşirmeye yönelik tekrar eden girişimlerini ortaya koyan son vakalar zincirinin devamı” olduğunu belirtti.


ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar: “Tüm döviz kaynakları kesildi”

ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
TT

ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar: “Tüm döviz kaynakları kesildi”

ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)

ABD, Küba ordusunun yönetimindeki holdingi ve Küba-Kanada ortaklığıyla işletilen maden firmasını yaptırım listesine aldı.

Beyaz Saray, Küba'ya yönelik yaptırımların genişletileceğini 1 Mayıs'ta duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dünkü açıklamasında sözkonusu kararname kapsamında, Küba ordusunun kontrolündeki Grupo de Administracion Empresarial S.A. (GESA) holdingine ve şirketin yöneticisi Ania Guillermina Lastres Morera'ya yaptırım uygulanacağını bildirdi.

Rubio, GESA'nın "Küba ekonomisinin en az yüzde 40'ını kontrol ettiğini" savundu.

Ayrıca Toronto merkezli Sherritt International'la Küba devletine ait General Nickel'ın ortak işlettiği Moa Nickel adlı kobalt ve nikel madeni firması da yaptırım listesine alındı.

ABD'nin ağır yaptırımlarına rağmen Küba'da büyük ölçekte faaliyet gösteren son şirketlerden biri olan Sheritt'ten dün yapılan açıklamada, ülkedeki çalışmaların durdurulduğu duyuruldu.

ABD'deki Augusta Üniversitesi'nden Küba uzmanı Paolo Spadoni şunları söylüyor:

Sherritt'in faaliyetlerini durdurmasıyla ABD, Küba'nın tüm ana döviz kaynaklarını fiilen hedef almış oldu.

Ayrıca Kanadalı firmanın yönetim kurulundaki Brian Imrie, Richard Moat ve Brett Richards, Trump'ın adaya yönelik yaptırım kararı nedeniyle dün istifa etti.

Wall Street Journal, bu kişilerin istifasının Sherritt'in yaptırım listesine alınmadan önce gerçekleştiğini, yöneticilerin Trump'ın geçen hafta imzaladığı yaptırımı genişletme kararnamesine tepki olarak işi bıraktığını aktarıyor.

Küba Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin yeni yaptırımlarını "acımasız bir ekonomik saldırı" diye niteleyerek uluslararası hukukun ihlal edildiğini bilridi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de Trump yönetimini "tek taraflı saldırganlıkla" suçlayarak, "Yaptırımlar vatanı, devrimi ve sosyalizmi savunma kararlılığımızı güçlendiriyor" dedi.

Trump, Venezuela'ya 3 Ocak'ta baskın düzenleyerek ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırdıktan sonra Küba'ya tam petrol ambargosu uygulamış, ada ülkesini işgalle tehdit etmeye başlamıştı.

Geçen haftaki açıklamasında İran'dan dönerken savaş gemilerini ada kıyılarına yakın bir yere konuşlandıracaklarını, bunu gören Havana yönetiminin de teslim olacağını öne sürmüştü.

Diğer yandan yaklaşık 730 bin varil petrol taşıyan Rus tankeri Anatoly Kolodkin'in Küba limanına mart sonunda yanaşmasına müsaade edilmişti. Rusya Enerji Bakanı Sergei Tsivilyov, adaya destek için ikinci bir tankerin daha yola çıkacağını bildirmişti.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Telesur


Lula ve Trump neden yakınlaşmaya başladı?

80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
TT

Lula ve Trump neden yakınlaşmaya başladı?

80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)

ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva arasındaki buzlar eriyor. 

Trump ve Lula, perşembe günü Beyaz Saray'da basına kapalı toplantı düzenledi. 

ABD Başkanı, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Lula'yı "Brezilya'nın dinamik lideri" diye niteleyerek, solcu siyasetçiyle ticaret ve gümrük tarifeleri dahil birçok konuyu ele aldıklarını ifade etti. 

Lula da küresel uyuşturucu kaçakçılığından ABD'nin Meksika ve Kanada'yla ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası'na kadar her konuda konuştuklarını söyledi.

"Trump'la şakalaştım bile" diyen Brezilya lideri, ABD Başkanı'na Küba'yla görüşmelerinde arabuluculuk yapmayı teklif ettiğini ekledi. 

Washington'ın İran ve Venezuela'ya yönelik askeri harekatlarınıysa eleştirdi: 

İran'ın işgali, Trump'ın beklediğinden daha fazla zarara yol açacak. O, savaşın bittiğini düşünüyor ama durum öyle değil. Venezuela'daki sorunun çözüldüğünü de düşünüyor. Umarım öyledir.

Amerikan basınındaki analizlerde, ikili arasındaki yakınlaşmanın kasımda ABD'de yapılacak ara seçimler ve Brezilya'da ekimde düzenlenecek devlet başkanlığı seçimleri öncesinde geldiğine dikkat çekiliyor.

Wall Street Journal'ın analizinde, Trump'ın sağcı eski Brezilya lideri Jair Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro'yu destekleyebileceği endişesiyle Lula'nın ABD Başkanı'yla ilişkileri düzeltmek istediği belirtiliyor. 

İktidardaki İşçi Partisi, Trump'ın özellikle Brezilya'daki uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç meselelerini bahane ederek Lula'yı köşeye sıkıştırmayı deneyeceğini düşünüyor. 

Analizde, Bolsonaro ailesinin Brezilya'daki (Başkentin İlk Komandoları/Primer Comando de la Capital -PCC) ve Kızıl Komando (Comando Vermelho/CV) örgütlerini terör örgütü olarak tanıması için Washington'a baskı yaptığına işaret ediliyor.

New York Times da Trump yönetiminin, Çin'in ambargolarına karşı Brezilya'daki kritik mineral madenlerini kullanmak istediğini yazıyor. 

Beyaz Saray'ın, Brezilya yönetiminin ABD'li firmalarla özel anlaşmalar yapmasını istediği ancak Lula'nın şimdilik buna yanaşmadığı ifade ediliyor. 

Barack Obama yönetiminde Latin Amerika işlerinden sorumlu üst düzey yetkili Ricardo Zúniga şunları söylüyor: 

ABD, Çin'in Amerikan ekonomisini fiilen durdurabileceği tek alanın kritik mineraller olduğunu düşünüyor. Brezilya, Çin'in tekelini kırmak için eldeki birkaç seçenekten biri.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times