Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Paris uranyum ve altını kaybederken petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşları kaybetmekten kaçınıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
TT

Domino etkisi: Fransa ekonomisi ve Gabon darbesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Papua Yeni Gine'nin Port Moresby şehrinde Managala halkıyla buluştu, 28 Temmuz 2023 (AFP)

Muhammed eş-Şarki

Fransa’nın Afrika’daki çıkarlarının üzerinde bir lanet mi dolaşıyor? Fransız ekonomisinin, çıkar çatışmasına ve zenginliğe dayalı yeni bir dünya düzeni adına Afrika’daki varlığını güçlendiren büyük güçlerle rekabet edebilmesi için hammadde ve çeşitli yer üstü ve yer altı doğal kaynaklarıyla kıtaya ihtiyacı var.

Afrika'da yaşanan her yeni darbe sonrasında, bu darbenin arkasında kimin olduğu, yeni yöneticilerin koruyucularını ya da geleneksel kolonilerini, ekonomik, jeopolitik çıkarlarını ve sonsuz ayrıcalıklarını sırasıyla kaybeden eski sömürgeciye olan kırgınlığının boyutlarının ne olduğu sorusu gündeme geliyor. Sahra Altı Afrika ülkelerinde son üç yıl içinde, bazıları Fransız askeri okullarından mezun olan subaylar öncülüğünde sekiz darbe gerçekleşti. Yöneticileri yozlaştırmak, devrimleri sömürmek ve halkı yoksullaştırmakla suçladıkları Paris'le göbek bağını kesmeye kararlı görünüyorlar. Uluslararası toplumun, ordunun iktidarı zorla ele geçirmesini kınamasına ve bu ülkelerin Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin askıya alınmasına rağmen yozlaşmış yöneticilerine karşı öfkeli olan halklar, sömürgeciliğe karşı olduklarını ve Fransız paternalizminin (babacılık) yıkıldığını açıkça ifade ediyor.

Nijer, Burkina Faso, Mali ve son olarak Gine’nin aralarına katıldığı bu ülkeler, Afrika kıtasındaki bu öfke dalgasına öncülük ediyor. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkelerin halkları da bu darbelere karşı çıkmıyor. Açıkça söylenmese de bu halkların Fransa ile ilişkileri değiştirmek istediği ve bunun barışçıl yollarla yapılmasını tercih ettiği kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Batı Afrika, kıtanın en eski, en avantajlı ve en zengin Fransız kolonisi. Senegal'in kuzeyinden Gine'nin güney kıyılarına kadar uzanan Batı Afrika, Fransa'ya enerji, mineraller, tarım ürünleri ve diğer ihtiyaçları sağlıyor.

ECOWAS’ın tahminlerine göre Afrika kıtasında 2050 yılında 800 milyon kişilik bir tüketici pazarı oluşması bekleniyor. Fransa’nın nüfuzu, kıtanın orta kesimlerinden güneye, büyük göller ve tropik ormanlara, Çad’dan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kadar 3 milyon kilometrekareden fazla bir alana yayılıyor. Bunlar aynı zamanda muazzam doğal güzelliklere ve zengin madenlere sahip olmasına rağmen düşük gelirli ülkeler.

Cumhurbaşkanı Macron’un endişesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aynı nedenlerin ve coşkunun diğer ülkelerde de olduğunu ve kıtanın birçok ülkesinde durumun istikrarsızlaşacağını düşünüyor. Fransız Cumhurbaşkanı, tüm bunlar göz önüne aldığında Afrika’da domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi darbelerin art arda gelerek petrol bölgesine yayılmasından duyduğu endişeyi “Darbe salgınından (epidémies de putschs) çok korkuyorum” ifadeleriyle dile getirdi. Macron, bu açıklamayı beş kıtada akredite Fransız büyükelçilerin katıldığı geleneksel Büyükelçiler Konferansı’nda yaptı. Büyükelçiler de Nijer’in başkenti Niamey’de Fransız Büyükelçi Sylvain Itte’nin diplomatik dokunulmazlığının kaldırılması ve darbeciler tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek sınır dışı edilmesinin kendi başlarına gelmesinden ve aşağılanmaktan korktuklarını ifade etti. Ancak Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin kara kıtayı terk etmeyeceğini belirterek “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının göstergesi olarak kabul edildi. Ayrıca ekonomik ilişkilerin de yerel karar vericilere bağlı Fransız şirketlerini dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olabileceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Macron, Afrika'da yeni ekonomik güçlerin ortaya çıktığının ve ekonomik ilişkileri yerel karar vericilere bağlı olan Fransız şirketleri dışarıda bırakabileceklerinin üstü kapalı bir göstergesi olacağını belirterek, “Zayıflık gösterirsek oyunun dışında kalacağız” ifadelerini kullandı.

Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre Paris’in Sahra Altı Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi, toplam uluslararası dövizin yüzde 2’sini, enerji, petrol ve doğalgaz ithalatının yüzde 11'ini ve tarım ürünlerinin yüzde 10'unu oluşturuyor. En önemli ithalat ürünleri çeşitli madenler olurken endüstriyel ihracat, ekipman, elektronik ve elektrik malzemelerine yönelik bir pazar oluşturuyor. İç ticaret hacmi 2022’de 16 milyarı ihracat, 11 milyarı ise ithalat olmak üzere yaklaşık 27 milyar euroya ulaştı.

Fransa’nın Sahra Altı Afrika ülkelerindeki yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Fransa’yı 65 milyar dolarlık yatırımlarıyla İngiltere takip ediyor. Hazine Bakanlığının raporuna göre bu yatırımlar 2010-2020 arasındaki on yılda iki katına çıktı. Paris çoğu Afrika ülkesiyle, özellikle de en büyük ticaret ortakları olan Fildişi Sahili ve Senegal'in de dahil olduğu Batı Afrika'yla ticaret değerinde fazlalık elde ediyor. Paris, kıtadaki ekonomik risklerin diğer kıtalardaki benzer risklerden daha ağır bastığını düşünüyor.

Batı Afrika ülkeleriyle 2022 yılında 2,3 milyar euroluk ticaret fazlası elde edildiği belirtilen aynı rapora göre bunun 877 milyon eurodan fazlasını Senegal, 374 milyon eurodan fazlasını Fildişi Sahili ve 350 milyon eurodan fazlasını Mali oluşturuyor.

Gabon darbesinin ardından

Gabon darbesinin hemen ardından Paris Borsası, Eramet Şirketi hisselerinin yüzde 15 değer kaybetmesiyle sarsıldı. Şirket, dünyanın en büyük manganez madeni olan Moanda'dadaki manganez ve nikel madenlerinin yüzde 90'ını işletiyor. Fransa’nın Gabon'da petrol, doğalgaz, manganez, kereste, değerli metaller, elmas ve altın gibi alanlarda faaliyet gösteren 81 şirketi bulunuyor. Fransa Hazine Bakanlığı’nın raporuna göre başta Maurel & Prom, Eramit, TotalEnergies, Air France, Eiffage et Colas, Bourbon, Air Liquide ve CMA-CGM Meridiam Fonds olmak üzere toplam 81 şirket, geçtiğimiz yıl 3 milyar avro kar etti.

 bgh
Fotoğraf: EPA

Le Monde gazetesine göre Gabon’daki yeni askeri darbe Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'dekine benzemeyebilir. Fakat Fransa için Senegal ve Fildişi Sahili'ndeki askerlerini geri çekmenin yanı sıra yeni, ağır ve maliyetli zorlukları da beraberinde getiriyor. Paris, tıpkı babası eski Gabon Cumhurbaşkanı Omar Bongo gibi Fransa’nın tüm Afrika ülkeleri arasındaki en sadık müttefiki olan Ali Bongo iktidarına yapılan darbeyi kınarken yumuşak bir dil kullanmaya çalıştı. Nijer darbesinde olduğu gibi savaş ve çatışma çağrısı yaparak tehditler savurduğu ve meşru cumhurbaşkanına bağlılığını vurguladığı bir dil kullanmaktan kaçındı.

Avrupa Birliği (AB) ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ağzından daha önce geçirdiği felç nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve Fransız eşinin siyasi işlere müdahale etmesine izin veren Cumhurbaşkanı Bongo’nun iktidardan düşürülmesi öncesinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birtakım kusurların olduğunu gizlemedi.

AB, yeni liderlere karşı hiçbir tehditte bulunmadı. Çünkü üstü kapalı olarak darbenin barışçıl olduğunu, sarayın içinden ve aileden biri olan General Brice Oligui Nguema tarafından yönetildiğini düşünüyordu. Devletin yeni lideri, darbeyle görevden alınan Cumhurbaşkanı Ali Bongo'nun akrabası, Fas'ın Meknes kentindeki Kraliyet Askeri Koleji mezunu ve önce Rabat'ta, ardından Senegal'in Dakar kentinde askeri ataşe olarak görev yapmış bir isim.

Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor.

1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinde hiçbir darbe gerçekleşmemesi, Gabon’u diğer ülkelerden farklı kılıyor. Gabon, Angola, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ekvator Ginesi ile birlikte Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECCAS) üyesi bir ülke. Gabon, 1983 yılında kurulan ECCAS üyeleri arasında kişi başına yaklaşık 8 bin 600 dolar gelir, 22 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYİH ve yaklaşık 2,5 milyonluk nüfusla en yüksek gelire sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Gabon, barış ve birlikte yaşama çağrısında bulunan istikrarlı bir ülke. Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkenin nüfusunun yüzde 80'ini Hıristiyanlar oluşturuyor. Darbe öncesi yerel demokratik uygulamalarda saygın bir deneyime sahip olan Gabon'un siyasi sistemi, Fransa'nın desteklediği diğer rejimlerden daha az yozlaşmış değildi. Fransa’ya olan sadakatini, Elysee Sarayı'na yakın şirketlere verilen büyük tavizlerle gösteriyordu. Gabon, Atlantik Okyanusu’na bakan kıyıları ve uçsuz bucaksız ormanlarıyla önemli bir ülke. Ekonomisi, başta GSYİH yüzde 36’sını ve ihracatın yüzde 70’ini oluşturan petrol ve doğalgaza dayanıyor. Petrol ve doğalgazın ardından onu yüzde 7 ile manganez takip ediyor. Ülkenin üçüncü zenginlik kaynağı ise ticaret hacmi 846 milyon euroyu bulan kereste. Gabon, Fransa'ya 536 milyon euroluk kereste ihracatı yapıyor. Buna karşın Gabon’un Fransa’dan yaptığı ithalat hacmi 310 milyon euro.

Domino etkisi

Belki de Paris ve onunla birlikte Brüksel, Fransa'nın hayati çıkarları için gerçek bir yenilgi olan ve Orta Afrika’da devam etmesi muhtemel domino etkisinin farkına çok geç varmıştır. Kıtada Paris siyasetine yakın ülkeler arasında darbeler gerçekleşebilir. Anlaşmazlıklar ise yöneticilerle değil, onların eski sömürgecilikle ilişkileri ve yabancı şirketlerle sosyal eşitsizliklere ve mali yolsuzluklara yol açmasıyla ilgilidir.

Sahra Altı Afrika ülkelerinde uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris, artık petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurt dışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşını ödemeye yeten, geriye kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın 10 milyon kilometrekareden fazla alandaki nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan bir buçuk asırlık pastadan geriye kalanları kaybetmekten kaçınıyor.

Fransa Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, Gabon’daki darbeyle ilgili yorumunda zamanlamanın kötü olduğunu ve ülke ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi. Bu dönemin, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş, iklim değişikliği ve yüksek akaryakıt fiyatları nedeniyle yeşil enerjiye geçiş ihtiyacı, sosyal reformların maliyeti, GSYİH'nın yüzde 120'sine yakın borçlanma ve içerideki siyasi bölünmelerin getirdiği zorluklardan ötürü daha zor ve daha belirsiz olduğuna şüphe yok.

Uranyum ve altın kaynaklarını kaybeden Paris şimdi petrol, manganez, kereste, elmas ve değerli taşların yanı sıra yurtdışındaki yüzbinlerce asker ve çalışanın maaşlarını ödemek için yeterli olan, geri kalanı ise bütçe açığının kapatılması için Paris'e aktarılan kıtanın büyük bir alana yayılan nimetlerinin üçte birine eşdeğer olan 150 yıllık pastadan geriye kalanı kaybetmekten kaçınıyor.

Fransız karar vericilerden hiçbiri, tüm bu küresel koşulların getirdiği zorlukların ekonomiyi en güçlü rekabet unsurlarından yani 2024’te GSYİH'nın yüzde 4,4'üne ulaşması beklenen bütçe açığının azaltılmasına yardımcı olan ucuz ve dayanıklı hammaddelerden, siyaset kisvesi altında yapılan ticaret ve ekonomik anlaşmalardan mahrum bırakabilecek darbelerle çakışmasını beklemiyordu. Yıllık ekonomik büyüme oranına katkı sağlayan Afrika, yurtdışında faaliyet gösteren Fransız şirketlerine çok büyük fırsatlar sunuyor. Eğer Fransa Afrika'dan çıkarılırsa, ekonomisi buna uzun süre dayanamayabilir.

Yeni faydalanıcılar

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo'yu ‘Çin'in eski bir dostu’ olarak nitelendirdi. Pekin ile Libreville arasındaki ilişkiler son yıllarda büyük bir ivme kazandı ve kapsamlı bir stratejik ortaklığa dönüştü. Çin, Gabon’da manganez, kereste ve petrol arama ve çıkarma alanında imtiyazlar kazandı. Altyapı alanında da çeşitli mutabakatlar imzalayarak Fransa'dan sonra ikinci, kereste alanında ise ilk tedarikçi oldu.

Ancak Fransa’nın siyasi kayıpları yalnızca darbe ya da siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelerle sınırlı kalmayıp Çin, Rusya, Almanya, İspanya ve İtalya'nın on milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzaladığı ve yatırımlar yaptığı Kuzey Afrika'ya (Mağrip) kadar uzanıyor. Cumhurbaşkanı Macron, bu yüzden Mağrip ülkeleriyle ilişkilerin olması gereken düzeyde olmadığını itiraf etmek zorunda kaldı. Macron artık Avrupa'ya giden yolun önce Akdeniz'den geçtiğini anlamış görünüyor.



Cezayir güneye doğru ilerliyor… Enerji sektörü Afrika’daki nüfuzunu yeniden şekillendiriyor

Fotoğraf: Al Majalla
Fotoğraf: Al Majalla
TT

Cezayir güneye doğru ilerliyor… Enerji sektörü Afrika’daki nüfuzunu yeniden şekillendiriyor

Fotoğraf: Al Majalla
Fotoğraf: Al Majalla

Rabia Abdusselam

Cezayir ile Niamey arasındaki son enerji anlaşmaları artık yalnızca geçici enerji anlaşmaları olmaktan çıktı. Bu anlaşmalar, Cezayir’in Sahel bölgesinin ve Afrika kıtasının iç kesimlerindeki nüfuzunu yeniden inşa etmeyi hedeflediği daha geniş bir stratejinin temel unsurlarından birine dönüştü. Cezayir’in bu konumlanması, Sahel bölgesinde yaşanan hızlı siyasi ve güvenlik dönüşümlerine doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. Cezayir, bazı geleneksel güçlerin bölgedeki rollerinin gerilemesinden yararlanarak ortaya çıkan jeopolitik boşluğu doldurmayı ve yeni bir kalkınma ortaklığı modeli oluşturmayı hedefliyor.

Bu çerçevede, Cezayir’in bölgedeki yaklaşımı siyasi ve güvenlik alanlarındaki iş birliğiyle sınırlı kalmayarak, somut ve uygulamaya dönük adımlarla çok katmanlı ekonomik ve enerji ortaklığına evrildi.

Bu yaklaşımın somut göstergelerinden biri, yerel olarak RA1D adıyla bilinen Adrar Rafinerisi’nden Nijer’e ilk jet yakıtı (JET A1) sevkiyatlarının başlatılması oldu. Sevkiyatlar, Cezayir ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Sonatrach ile Nijer Ulusal Petrol Şirketi (SONIDEP) arasında imzalanan alım-satım anlaşması kapsamında gerçekleştirildi. Bu adım, Cezayir’in petrol ürünlerinin Nijer’e düzenli şekilde tedarik edilmesinin önünü açıyor.

Söz konusu hareketlilik yalnızca hayati enerji tedarikinin güvence altına alınmasıyla sınırlı kalmadı; arama ve üretim alanlarında stratejik bir ortaklığın oluşturulmasına da uzandı. Bu kapsamda, Nijer’in kuzeyindeki Agadez bölgesinde bulunan ve Cezayir sınırına yalnızca 85 kilometre mesafede yer alan Kafra Güneydoğu-1 (Kafra South East-1) arama kuyusunun sondaj çalışmalarına başlandı. 23 bin 737 kilometrekarelik bir alanı kapsayan sedimanter havzada yürütülen sondaj çalışmalarında yaklaşık 3 bin 900 metre derinliğe ulaşılması hedefleniyor. Nijer makamlarının resmi tahminlerine göre Kafra Bloğu’nda yaklaşık 260 milyon varillik petrol rezervi bulunuyor. Üretim paylaşım anlaşması 2015’te imzalanan proje, 2022’de yenilenmişti.

Bu adım, Sonatrach bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Sondaj Şirketi ENAFOR’un öncülük ettiği önemli bir lojistik başarının ardından geldi. ENAFOR, sondaj ekipmanları ve yaşam ünitelerinin, Cezayir’in güneydoğusundaki Hassi Messaoud sahalarından Agadez’in iç kesimlerine kadar 2 bin kilometreden fazla mesafede, zorlu çöl güzergâhları üzerinden başarıyla taşınmasını sağlayarak mühendislik ve operasyonel kapasitesini ortaya koydu. Sonatrach’ın Nijer petrol sektörünün geliştirilmesine katılımı, Cezayir açısından önemli stratejik boyutlar taşıyor.

Bu yaklaşımı ekonomik açıdan değerlendiren finans uzmanı Dr. Boubaker Mustafa, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada, “Bu varlık, teknoloji transferi, bilgi birikiminin yerelleştirilmesi ve Cezayir’in onlarca yıl boyunca biriktirdiği deneyimin aktarılmasına dayanan, eşitlikçi bir Güney-Güney iş birliği modelinin pratikte ortaya konulması anlamına geliyor. Aynı zamanda tamamen Afrika içi bir seçenek sunuyor” dedi.

Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: “Cezayir güneyindeki komşularıyla ilişkilerini Batı’nın vesayet anlayışı veya ulusötesi şirketlerin ağır koşulları üzerinden yürütmüyor. Aksine, yerel kadroların eğitimi ve teknik açıdan yetiştirilmesine yönelik açık bir kurumsal taahhütle komşularının enerji egemenliğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu da ekonomik eksene, karşılıklılık ve ulusal kaynaklara karşılıklı saygı temelinde gerçek bir bölgesel entegrasyonun önünü açacak sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ortak kazanımlar açısından bakıldığında, projenin önemli miktarda gelir sağlaması bekleniyor. Mustafa’ya göre, petrol fiyatlarının varil başına 70 dolar seviyesinde istikrar kazanması halinde, günlük 90 bin varil olarak tahmin edilen üretime dayanarak yıllık toplam gelirin yaklaşık 2,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Fiyatların 80 dolar seviyesine çıkması durumunda ise yıllık gelirin yaklaşık 2,63 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor.

Enerji koridorlarının mühendisliği

Cezayir’in bölgesel açılımını pekiştirmeyi hedeflediği diğer enerji projeleri arasında, Nijerya’dan başlayarak Nijer üzerinden Cezayir’deki enerji merkezi Hassi R’Mel’e ulaşacak Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı (TSGP) öne çıkıyor. Cezayir’in en büyük gaz sahası olan Hassi R’Mel, ülkenin gaz rezervlerinin yüzde 57’sini barındırıyor ve üretim açısından dünyanın dördüncü büyük sahası konumunda bulunuyor. Buradan gaz, Avrupa’ya ihracata hazır uluslararası boru hattı şebekesine bağlanıyor.

acdfgthy
Cezayir’in bin 600 kilometre (994 mil) güneydoğusundaki Ayn Amenas bölgesinde, Zarzaitine yakınlarında bir doğalgaz boru hattı, 22 Ocak 2013 (Reuters)

Buna, Cezayir kıyılarını İspanya’ya doğrudan bağlayan Medgaz boru hattının yanı sıra, Tunus üzerinden İtalya’nın güneyine uzanan dev TransMed (Enrico Mattei) hattı da dahil. Projenin hayata geçirilmesi, Cezayir toprakları içinde halen faal olmayan Batı Uluslararası Gaz Hattı’nın yeniden işletmeye alınmasının da önünü açabilir. Bu adımla batıdaki kentlerin doğal gaz ihtiyacının güvence altına alınması ve Batı Cezayir’de uluslararası ortaklık güzergâhıyla bağlantılı sürdürülebilir kalkınma ve altyapı projelerinin hızlandırılması hedefleniyor.

Bu kıtasal enerji koridorunun işletme kapasitesi ve yatırım hacmi açısından yıllık yaklaşık 30 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip olması öngörülüyor. Projenin, Afrika ülkeleri arasındaki stratejik enerji ortaklığının geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Proje, kıtanın en büyük ekonomilerinden ve doğalgaz ile sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) önde gelen üretici ve ihracatçılarından biri olan Nijerya ekonomisine güvenli ticari erişim imkânı sunarak Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin boru hatları üzerinden gaz tedariki pazarında önemli bir pay elde etmesinin önünü açacak.

Nijerya, 2024’te dünyada altıncı sırada yer alırken yaklaşık 650 milyar fit küp doğalgaz ihraç etti. İhracatın büyük bölümü LNG şeklinde gerçekleşirken, bu miktar yaklaşık 18,4 milyar metreküpe denk geliyor. Bonny Adası’ndaki Nigeria LNG tesisinin yıllık nominal kapasitesi ise yaklaşık 1,4 trilyon fit küp seviyesinde bulunuyor.

Buna karşılık söz konusu hat, Cezayir ekonomisinin Avrupa’ya güvenli enerji tedarik zincirlerini kontrol etme alanındaki rekabet gücünü artıracak. Toplam kapasitenin yıllık 60 milyar metreküpü aşması beklenirken, bunun 30 milyar metreküplük bölümünü Cezayir’in boru hatları üzerinden gerçekleştirdiği egemen gaz ihracatı oluşturuyor. Cezayir, bu kapasiteyle halihazırda Norveç’in ardından Avrupa’nın en güvenilir ikinci gaz tedarikçisi konumunda bulunuyor. Bu adım, AB ülkelerinin mevcut dönüşüm sürecinde tedarikçi listesini yeniden şekillendirdiği bir dönemde büyük önem taşıyor.

dfvgth
Cezayir ile İspanya’yı birbirine bağlayan Medgaz boru hattı, İspanya’nın Almeria kenti, 10 Haziran 2022 (Reuters)

Projenin geleneksel bakış açısıyla değerlendirilmesinin ötesine geçen uluslararası ilişkiler ve stratejik çalışmalar araştırmacısı Berhail Hamza, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada, “TSGP yalnızca gaz taşımaya yönelik teknik bir altyapı olmaktan çıkarak hidrojen ekonomisine ve enerji piyasalarında yaşanması beklenen dönüşümlere uyum sağlayabilecek stratejik bir koridorun çekirdeğine dönüşüyor” dedi. Hamza’nın analizine göre bu jeopolitik dönüşümler ışığında ‘koridor yaklaşımı’ olarak adlandırdığı gelecek vadeden bir stratejik anlayış ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, önümüzdeki yıllarda uluslararası rekabetin yalnızca kaynaklara sahip olmakla değil, enerji, mal ve verilerin kıtalar arasındaki hareketini düzenleyen koridor ve altyapılara sahip olmakla belirleneceği fikrine dayanıyor.

Cezayir ekonomisi, topraklarından geçen hat nedeniyle elde edeceği transit ücretleri ve uluslararası boru hattı şebekesinin kullanım gelirlerinden doğrudan faydalanacak. Bunun yanı sıra Cezayir’in komşu Afrika ülkelerinin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında üstleneceği merkezi rol, bu hattı Afrika kıtasının tamamı için gerçek bir güvenlik supabına dönüştürebilir.

Bu büyük enerji projelerinin boyutları yalnızca finansal kazanımlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda Cezayir’in kıtadaki tarihsel nüfuzunu ve jeopolitik ağırlığını yeniden tesis etmeyi güçlü biçimde hedefleyen yeni diplomatik doktrinle doğrudan örtüşüyor.

Hamza, “Cezayir, yalnızca enerji ihraç eden bir ülke olmanın ötesine geçerek Afrika ile Avrupa arasında bağlantı sağlayan bir geçiş ülkesi olma konusunda stratejik bir fırsata sahip. Coğrafi konumunu ve enerji ağlarını kullanarak uluslararası sistem içindeki rolünü yeniden şekillendirebilir” ifadelerini kullandı.

Ekonomik araçlar: Yumuşak güç

Bu yaklaşım çerçevesinde Cezayir açısından asıl hedefin artık yalnızca enerji ihracatına dayalı bir doktrinle sınırlı olmadığı görülüyor. Hedef, enerji akışlarını yönetmek ve ülkenin benzersiz coğrafi konumunu kalıcı bir nüfuz ve uluslararası itibar kaynağına dönüştürmek üzerine şekilleniyor. Hızla değişen dünyada en etkili devlet, en büyük kaynak rezervlerine sahip olan değil, dünyanın vazgeçemeyeceği ayrıcalıklı bir koridora sahip olan devlet olabilir.

Bu kıtasal açılım çerçevesinde Cezayir’in enerji alanındaki hedefi artık yalnızca ihracatla sınırlı kalmıyor. Bu hedef, Cezayir’in Libya ve Sahel ülkelerinde yürüttüğü yoğun enerji diplomasisinin sahadaki somut adımlarında da kendini gösteriyor.

Bu doğrultudaki en güncel gelişmelerden biri, Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) ile Sonatrach’ın Libya’daki iştiraki Sonatrach Petroleum Exploration and Production Corporation’ın (SIPEX), Gadames Havzası’nda önemli bir petrol ve doğal gaz keşfi gerçekleştirdiklerini resmen açıklaması oldu. El-Vefa Sahası’nın 70 kilometre uzağında bulunan A1-69/02 arama kuyusunda gerçekleştirilen sondaj çalışmaları sonucunda, Uwaynat Wanin ve Uwayn Kaza formasyonlarında günlük 13 milyon fit küp doğal gaz ve 327 varil kondensat üretim potansiyeline ulaşıldı. Kuyunun nihai derinliği ise yaklaşık 8 bin 440 fit olarak kaydedildi.

Sonatrach’ın sözleşmeden doğan yükümlülükleri kapsamında gerçekleştirdiği altıncı kuyu olan bu saha başarısı, yalnızca ticari boyut taşımıyor. Aynı zamanda Sonatrach’ın geleneksel bir enerji şirketi olmaktan çıkarak Sahel bölgesi ve Afrika’nın iç kesimlerindeki nüfuz haritasını yeniden şekillendiren stratejik bir araç ve yumuşak güç unsuru haline geldiğini de ortaya koyuyor. Bu rol, Cezayir’in bölgedeki jeopolitik boşlukları doldurmasına ve ülkeyi izole etmeyi ya da bölgedeki öncü rolünü zayıflatmayı amaçlayan bölgesel ve uluslararası girişimlerin önünü kesmesine katkı sağlıyor.

h
Cezayir ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Sonatrach’ın genel merkezi, 25 Kasım 2019 (Reuters)

Bu enerji dinamiği, Cezayir’in benzersiz coğrafi konumunun sunduğu imkânları değerlendirmeyi hedefleyen daha geniş jeoekonomik yaklaşımdan ayrı düşünülemez. Cezayir, bir yandan Avrupa pazarlarına açılan Akdeniz kapısı, diğer yandan ise Afrika Sahel bölgesine açılan stratejik bir hinterlant ve kaçınılmaz kuzey geçidi olarak konumunun avantajlarından yararlanmaya çalışıyor.

Bu bütünleşik mühendislik altyapısı Cezayir-Nijerya ekseniyle sınırlı kalmıyor; jeopolitikayı sınırları aşan ve birbiriyle bağlantılı çıkarlar ağına dönüştüren daha geniş bir kıtasal vizyonun parçasını oluşturuyor. Nijer’deki bu enerji ağı, Cezayir’den kıtanın batısına açılan stratejik bir kapı niteliğindeki Moritanya’ya uzanan paralel tedarik hatlarıyla da kesişiyor.

Tindouf-Zouerat kara yolu projesi üzerinden ortaklığın güçlendirilmesi ve Nuakşot’ta Cezayir ürünlerine yönelik düzenli fuarların organize edilmesi, Moritanya’nın Cezayir ihracatının Batı Afrika pazarlarına ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ülkelerine açılacağı bir ticaret ve lojistik platformuna dönüşmesini sağlıyor. Bu lojistik açılım, Cezayir’in Moritanya ve Senegal’de ulusal bankalarının varlığını genişletmesiyle yürüttüğü finansal ve bankacılık yapılanmasıyla da tamamlanıyor. Buna paralel olarak Cezayir’in güneyinde serbest ticaret bölgelerinin oluşturulması, sınır ötesi ticaret ağı kurulmasını güçlendirirken, Cezayir ürün ve hizmetlerinin Batı Afrika pazarlarına ulaşması için bankacılık ve lojistik kanallarının önünü açıyor.

Yoğun kıtasal rekabet

Cezayir’in bu jeoekonomik hareketliliği, özellikle Fransa’nın Sahel bölgesindeki varlığının gerilemesiyle birlikte, stratejik koridorlar ve nüfuz alanları üzerinde rekabetin giderek arttığı kıtasal tabloyla kesişiyor. Bu açık alanda stratejik yaklaşımlar ve alternatifler çeşitlenirken, Fas’ın Afrika-Atlantik Doğalgaz Boru Hattı projesi öne çıkıyor. Fas ayrıca karayla çevrili Sahel ülkelerinin kendi altyapısı ve limanları üzerinden Atlas Okyanusu’na erişimini sağlamaya yönelik girişimini sürdürüyor. Bunun yanı sıra Türkiye ve Körfez ülkelerinin yatırımlar, altyapı ve limanlar üzerinden faaliyetleri artarken, Rusya güvenlik ve ekonomi alanlarındaki varlığını sürdürüyor. Çin ise altyapı, ulaşım, enerji ve maden projelerinin finansmanı ve geliştirilmesinde etkinliğini artırıyor. Mısır da kıtadaki varlığını ve stratejik çıkarlarını güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor.

Koridorların yeniden şekillendirilmesi etrafındaki yoğun rekabete ilişkin bu değerlendirmeyi destekleyen analitik bir okumada Hamza, “Afrika kıtası artık geleneksel olarak görüldüğü gibi yalnızca ham madde kaynağı değil; altyapı, kaynaklar ve stratejik bağlantı alanlarında uluslararası rekabetin en önemli sahalarından biri haline geldi” ifadesini kullandı.

xcdvfgh
Cezayir çölünün derinliklerinde, Libya sınırına yakın Ayn Amenas’ın eteklerinde bulunan bir petrol tesisi, 18 Ocak 2013 (AFP)

Hamza, “Çin, ABD ve AB’den Körfez ülkelerine kadar büyük güçler bugün limanların, ulaşım ağlarının, enerji koridorlarının, denizaltı kablolarının, veri merkezlerinin ve çok kutuplu uluslararası sistemin güvenlik doktrini ile ekonomik ve stratejik nüfuzunun temel unsurlarından haline gelen diğer altyapıların geliştirilmesi konusunda kıyasıya rekabet ediyor” dedi. Uluslararası rekabet alanının genişlemesi karşısında temel bir soru öne çıkıyor: Cezayir mevcut enerji ve lojistik nüfuzunu sürdürülebilir ve nesiller boyunca devam edecek bir ekonomik nüfuza dönüştürebilir mi?

Bu sorunun yanıtı, ülkenin ekonomik diplomasisini, sahip olduğu özgün avantajlarla karmaşık bölgesel gerçekliğin yarattığı engeller arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor. Sahip olunan kaynaklar ve egemenlik unsurları açısından Cezayir’in göz ardı edilemeyecek önemli kozları bulunuyor. Bunların başında, Sonatrach’ın köklü petrol ve pazarlama deneyimi geliyor. Bunu, kuzeyde Akdeniz’e açılan kaçınılmaz bir kapı ve Batı Afrika kaynaklarını Avrupa pazarlarına bağlayabilecek en hızlı enerji güzergâhlarından biri olabilecek coğrafi konumu izliyor. Ayrıca Cezayir’in güvenilir tarihsel ve diplomatik birikimi, ülkenin yaklaşımlarına Sahel halkları ve devletleri nezdinde siyasi ve tarihsel açıdan ayrıcalıklı bir kabul sağlıyor.

Bununla birlikte, bu konumlanmanın sürdürülebilirliği diğer tarafta son derece karmaşık yapısal sorunlarla karşı karşıya. Bunların başında bölgedeki siyasi istikrarsızlık ve tekrarlanan darbeler ile sınır aşan silahlı grupların faaliyetlerinden kaynaklanan ve tedarik koridorlarının güvenliğini ve sahadaki projeleri tehdit eden güvenlik riskleri geliyor. Buna ek olarak, Sahra’yı aşan devasa projelerin yönetimi için gereken yüksek ölçekli finansman da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Bu alanlar, bölgede faaliyet gösteren egemen varlık fonları ve çok uluslu şirketlerle rekabet edebilmek ve onlara ayak uydurabilmek için daha fazla yasal ve bankacılık esnekliği ile Cezayir’in yurtdışındaki yatırımlarının kapsamının genişletilmesini gerektiriyor.


El Kaide, Afganistan'da yeniden toparlanıyor: Bizi unutmadılar

11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)
11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)
TT

El Kaide, Afganistan'da yeniden toparlanıyor: Bizi unutmadılar

11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)
11 Eylül sonrasında ABD, El Kaide'ye ev sahipliği yapan Afganistan'ı işgal etmişti (AP)

El Kaide, 11 Eylül 2001'de düzenlediği saldırıların üzerinden 25 yıl geçtikten sonra yeniden güçlenmeye çalışıyor. 

Washington Post'un ABD'nin de aralarında bulunduğu Batı ülkelerinin istihbarat yetkililerine dayandırdığı habere göre, örgüt yeniden Taliban'ın kontrolüne geçen Afganistan'da bir kez daha eğitim kampı ağı oluşturdu. 

2021'de ABD askerlerinin çekilmesinin ardından oluşan güvenlik boşluğundan yararlanan örgüt ve kollarının, son üç yıl içinde en az 8 eğitim merkezi kurduğu bildiriliyor.

Yeni kamplarda silah, patlayıcı ve gerilla taktiklerinin yanı sıra şifreleme, yapay zeka ve insansız hava araçları gibi yeni teknolojilere yönelik eğitimler verildiği belirtiliyor. 

IŞİD'e bağlı İslam Devleti Horasan Vilayeti'nin (IŞİD-H) de etkili olduğu Afganistan'daki 34 vilayetten en az 14'ünde terör örgütlerinin yapılandığı vurgulanıyor. 

Bir Birleşmiş Milletler raporuna göre Taliban bu örgütlere yeniden elverişli bir ortam sağlıyor. Böylece El Kaide de "Afganistan genelinde güvenli evler ve eğitim kamplarıyla" yeniden güçlenmeyi başardı.

Ancak mevcut tablo, 11 Eylül öncesiyle birebir aynı değil. 

Amerikan gazetesine konuşan yetkililere göre örgütler, ABD ve müttefiklerine kapsamlı saldırılar planlamaktansa bölgesel çatışmalara odaklanıyor. 

El Kaide'nin dünyanın dikkatini çekmemek için yabancı savaşçıların bölgeye gelmesini teşvik etmekten kaçındığı aktarılıyor.

Ayrıca ABD'nin 2 Mayıs 2011'de Pakistan'da düzenlenen operasyonla öldürdüğünü açıkladığı El Kaide lideri Usame bin Ladin gibi bir figürün henüz ortaya çıkmadığı belirtiliyor.

Çekirdek kadrosu yüz militanı geçmediği tahmin edilen El Kaide'nin, daha büyük örgütlere destek sağlayan bir yapı olarak faaliyet gösterdiği öne sürülüyor.

Bu gruplardan biri, Pakistan Talibanı olarak da bilinen Tehrik-i Taliban Pakistan. Afganistan'da binlerce savaşçısı bulunan örgüte El Kaide'nin intihar bombacılığının da aralarında bulunduğu konularda eğitim verdiği iddia ediliyor.

Georgetown Üniversitesi'nde çalışan terörle mücadele uzmanı Bruce Hoffman, El Kaide için şu yorumu yapıyor:

11 Eylül öncesindeki, uzak düşmanı hedef alma stratejisini izlemiyorlar. Ancak yerel ve bölgesel kazanımlar elde ederek yeniden ivme kazanmayı umduklarını düşünüyorum. Bizi unutmadılar.

Independent Türkçe, Washington Post, AP


Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kamala Harris'in konutuna giren kadını güvenlik görevlileri durdurdu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yerel haberlere göre eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Malibu'daki evine, bir kadının davetsiz şekilde mülke girdiği ihbarının ardından polis çağrıldı.

Harris'in sözcüsünün, eski başkan yardımcısının güvenlik ekibinin mülke "yasadışı şekilde giren bir kişiyi eve ulaşmadan durdurduğunu" TMZ'ye doğruladığı bildirildi.

Sözcü, olay sırasında ne Harris'in ne de Emhoff'un evde olduğunu söyledi.

Sözcü, TMZ'ye "Harris ve Emhoff, hızla müdahale eden güvenlik görevlileriyle kolluk personeline minnettar" dedi.

Los Angeles County Şerif Departmanı (LASD), TMZ'ye olayın saat 22.30 sıralarında eski başkan yardımcısının evinde meydana geldiğini söyledi. LA Times da bu bilgiyi doğruladı.

Mülke izinsiz giren kadın, buradan kendi isteğiyle ayrılmayı kabul etti. Kolluk kuvvetlerine dayandırılan LA Times ve TMZ haberlerine göre kadın gözaltına alınmadı.

LASD Teğmeni Jason Duron, LA Times'a "Güvenliği sağlamak amacıyla mülk çevresindeki devriyeleri artırıyoruz" dedi.

Harris ve Emhoff, Malibu'daki evlerini geçen yıl satın aldı. Evin değerinin 8 milyon doların üzerinde olduğu bildirildi.

Eski başkan yardımcısı ve eşinin evlerine daha önce de davetsiz misafirler gelmişti.

KTLA'nın haberine göre Ocak 2025'te, Harris'in Brentwood'daki eski evinde olası bir hırsızlık ihbarının ardından sokağa çıkma yasağının uygulandığı saatlerde iki kişi gözaltına alınmıştı. Sokağa çıkma yasağı, o sırada kenti kasıp kavuran Palisades ve Eaton yangınları nedeniyle uygulanıyordu.

İki kişi de tutuklanmamış ve suç işlediklerini gösteren bir kanıt bulunamamıştı.

Independent Türkçe