İsrail ve Hamas, bir sürelik sakinliğin ardından askeri çatışmanın eşiğinde

Karşılıklı tehditlerin yüksek düzeyde olması ve İbrani medyası, kamuoyunu her türlü çatışma için harekete geçiriyor

İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

İsrail ve Hamas, bir sürelik sakinliğin ardından askeri çatışmanın eşiğinde

İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail ve Hamas, uzun süren göreceli sakinliğin ardından askeri bir çatışmaya yaklaşıyor /(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, aleni şekilde Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketine karşı askeri bir operasyon gerçekleştirme ve silahlı grubun liderlerine karşı suikast politikasına geri dönme planını ilan etmesi üzerine siyasi güçler, bu tehditlere odaklandı ve yeni bir savaş ihtimaline karşı hazırlıklara başladı.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne askeri saldırı düzenleme niyetini duyurması Başbakan Binyamin Netanyahu'dan geldi.

Öyle ki Netanyahu, yaptığı açıklamada "Hamas, terör yaratma girişimlerine karşı her türlü mücadeleyi vereceğimizin bilincindedir. Gazze'de ve her yerde darbe indireceğiz. Kim bize zarar vermeye kalkarsa, Hamas bunun bedelini ödeyecektir" ifadelerini kullandı. 

Suikastlar

İsrail'deki son güvenlik kabinesi toplantısı sırasında üyeler, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Galant'a Gazze Şeridi'nde Hamas'ı hedef alma konusunda harekete geçme ve bu konuda her türlü kararı alma konusunda tam yetki verdi.

Bu durum, siyasi gözlemciler tarafından askeri operasyona yeşil ışık olarak değerlendirildi.

İsrail, Hamas üzerinde bir halk baskısı yaratmak amacıyla Gazze Şeridi'nden işçi akışındaki artışı durdurdu (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
İsrail, Hamas üzerinde bir halk baskısı yaratmak amacıyla Gazze Şeridi'nden işçi akışındaki artışı durdurdu (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Askeri işler gözlemcilerine göre Netanyahu, bu görüşmenin ardından Gazze Şeridi'nde başlatmayı planladığı askeri operasyonun şeklini açıklarken, başlık olarak ise 'suikast politikası' nitelendirmesinde bulundu.

Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri'yi ana hedefi haline getiren Netanyahu, "Bize karşı operasyonları finanse edenleri, örgütleyenleri, arkasında duranları öldüreceğiz. İsrail'e yönelik şiddet dalgasına öncülük edenler ise bedelini ağır ödeyecek" ifadelerini kullandı. 

Tel Aviv'deki askeri yapı, artan güvenlik gerginliği ve askeri operasyon olasılığını dikkate alarak Gazze Şeridi ile İsrail arasında ilerleyen döneme ilişkin planlar hazırladı.

İsrail ordusunun tahminlerinin çoğu, bu kez Hamas hareketine karşı mücadele etrafında dönüyordu.

İsrail, 2021 yılından bu yana Hamas'a karşı herhangi bir askeri operasyon gerçekleştirmezken, son iki yılda Gazze'de yalnızca İslami Cihad'a karşı iki silahlı saldırı gerçekleştirdi.

Tehditlerin ardından, Filistinli gruplarla Tel Aviv arasındaki güvenlik durumu hızla kötüleşti.

Güvenlik uzmanlarına göre Hamas üzerinde halk baskısı ve ekonomik baskı oluşturma çerçevesinde Gazze'ye karşı bir dizi cezai önlem kararı alındı.

Bunların başında Gazze Şeridi'nden İsrail'e iş gücü artışını durdurmak geliyor. 

Netanyahu, Hamas'a yönelik suikast politikasına geri dönüleceğinin sinyalini verdi (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Netanyahu, Hamas'a yönelik suikast politikasına geri dönüleceğinin sinyalini verdi (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Güvenlik gerginliği

Ayrıca Hamas, Gazze'de İsrail'e yönelik bir dizi tehdit ortaya koydu. Bunlardan en önemlisi ise büyük patlayıcı güç taşıyan savaş başlıklı, uzun menzilli deneysel roketlerin ateşlenmesinin yoğunlaştırılması. Ayrıca Gazze ile İsrail arasındaki sınır çiti yakınında halk gösterileri ve çatışmaları yeniden alevlendirildi.

Hareket, İsrail'in suikast politikasına dayalı olarak kendisine karşı askeri operasyon düzenleme tehdidinin kendisini korkutmadığını söyledi.

Bu çerçevede Hamas lideri Macid Hasan, grupların liderlerine yönelik herhangi bir suikast operasyonunun uygulanmasının, güçlü bir askeri tepkiyle karşılanacağını ve bu politikanın İsrail açısından feci sonuçlar doğuracağını dile getirdi.

Hasan, "Suikastların gerçekleştirilmesini göz ardı etmiyoruz. Ancak bu politika, grupların başarısızlığa uğramasına yol açmaz. Netanyahu, hayata geçirildiğinde direnişi yok edemez. Aksine ona yönelik operasyonları tırmandırmak için çalışacağız. Hamas yalnız değil, tüm siyasi güçler onun yanında. Sahada gücümüz ve birliğimiz var. Eğer Tel Aviv ordusu suikastlara devam etmeye karar verirse ona ağır bir bedel ödetebiliriz" dedi. 

Hasan'a göre grup liderlerini hedef almak veya Gazze'de yeni bir savaşa girmek, Hamas tarafından 'İsrail'in Netanyahu hükümetinin karşı karşıya olduğu zorluklarla mücadeledeki başarısızlığının ve umutsuzluğunun kanıtı' olarak görülüyor.

Ayrıca Macid Hasan, "Tel Aviv, Filistin mücadelesini göğüsleyemediği için eski çağlardan beri izlediği suikast politikasına geri dönüyor" şeklinde konuştu. 

Hasan ayrıca, İsrail'in Gazze Şeridi'ne ve Filistinli gruplara karşı başlattığı suikastların ve hatta askeri operasyonların, direnişin gelişmesini durdurmada tam bir başarısızlık olduğunu kanıtladığını dile getirdi.

Hamas lideri, "Tel Aviv, bir caydırıcılık denklemi yaratmanın mümkün olmayacağının farkında, ancak gruplar giderek mücadele seçeneğine daha fazla sarılıyor" dedi. 

Provokasyonlar ve gerginliğin nedeni

Aynı şekilde İsrail medyası, İsrail kamuoyunu Hamas'a karşı harekete geçirmeye başladı. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu'nun (KAN) yayımladığı bir haberde, askeri kurumun, Gazze Şeridi'nde İsrail'e karşı direniş operasyonlarının arkasında durma sorumluluğunu üstlenen Hamas'a karşı askeri eylem gerçekleştirmeyi ele aldığı belirtildi. 

KAN'da Filistin meseleleri yorumcusu olan Elior Levy, yaptığı açıklamada "Netanyahu, Hamas'ı kışkırttı ve bir cümlesi hareketin tehditler savurmasına yol açtı.

Netanyahu, "İsrail'e karşı saldırı başlatmak üzere birilerini gönderenleri yok edeceğiz. Bu kişiler, bedelin tamamının ödenmesini hızlandıracak' dedi" ifadelerini kullandı. 

Levy, "Bu cümle fitili ateşledi ve bu nedenle uzun bir göreceli sakinlik döneminden sonra gerginlik geri dönecek. Ayrıca Hamas liderliğinden gelen tehditlerin düzeyi artıyor" şeklinde konuştu. 

Aruri'nin askeri imajının, füze testlerinin yoğunlaştırılmasının ve bölge sakinlerinin şiddetli gösterilerle sınıra doğru itilmesinin birdenbire ortaya çıkmadığını dile getiren Elior Levy, bu olayların tesadüfi değil, tehdit mevsiminin zirveye ulaştığını teyit eden işaretler olduğuna dikkati çekti. 

Aynı şekilde Netanyahu, Gazze'yi askeri olarak vurma niyetinin, ülkesinin bir terör dalgası ile karşı karşıya olmasından, Hamas'ın bu terörün arkasında durmasından ve her operasyondan sonra hareketin limanı sahiplenmesinden kaynaklandığını söyledi. 

Ancak siyasi gözlemci Mustafa İbrahim, İsrail'in Hamas'a karşı askeri bir operasyon başlatamayacağını savunuyor.

İbrahim'e göre çünkü İsrail'deki uluslararası, bölgesel ve iç koşullar Gazze'ye olası bir saldırıyı engelleyebilir.

Ancak İbrahim, "İsrail'deki operasyonlar artarsa Netanyahu savaşmaktan çekinmeyecektir" ifadelerini de kullandı. 

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail bayrağının Ali et-Tahir Tepeleri'nde göndere çekilmesi stratejik bölgeyi yeniden gündeme taşıdı

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail bayrağının Ali et-Tahir Tepeleri'nde göndere çekilmesi stratejik bölgeyi yeniden gündeme taşıdı

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail bayrağının bugün Ali et-Tahir Tepeleri'ndeki bir noktaya çekildiğini gösteren görüntüler, Güney Lübnan'ın en önemli stratejik bölgelerinden birini yeniden gündeme taşıdı. Nebatiye ve Kefr Tebnit kentlerine hâkim konumdaki, Şakif Kalesi ile karşılıklı ateş desteği sağlayan tepe, jeostratejik bir düğüm noktası olarak öne çıkıyor. Görüntüler, İsrail'in bölgeyi tamamen kontrol altına alıp almadığı yönünde tartışmalara yol açarken, askeri uzmanlar tepenin bir noktasına ulaşmanın tüm dağın askeri kontrolünün sağlandığı anlamına gelmediğini vurguluyor. İstisnai konumu nedeniyle Ali et-Tahir Tepeleri, müzakerelerde de en önemli anlaşmazlık başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu gelişmeler, sahadaki gerilimin arttığı bir dönemde yaşandı. İsrail'e ait insansız hava araçları (İHHA), Bint Cubeyl ilçesine bağlı Hadatha beldesine çok sayıda ses bombası attı. İsrail savaş uçakları ise Bekaa bölgesi üzerinden alçak irtifada uçarak Baalbek kentine kadar ilerledi. Lübnan Ulusal Haber Ajansı, İsrail ordusunun Batı sektörde bazı köylerde zırhlı devriyeler düzenlediğini, devriyeler sırasında yoğun ateş açıldığını ve aynı zamanda İsrail İHA'larının Beyrut'un güney banliyösü üzerinde uçuşlarını sürdürdüğünü bildirdi.

 Lübnan'da dolaşan bir fotoğrafta, Ali el-Tahir tepesine dikilen İsrail bayrağıLübnan'da dolaşan bir fotoğrafta, Ali el-Tahir tepesine dikilen İsrail bayrağı

Bayrak dikilmesi kontrol anlamına gelmiyor

İsrail, 26 Haziran'da Ali et-Tahir'i kontrol altına aldığını açıklamış, Hizbullah ise bu iddiayı reddederek, bölgenin hâlâ direniş güçlerinin kontrolünde olduğunu savunmuştu.

Emekli Tuğgeneral Basem Yasin, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Ali et-Tahir Tepeleri'nin Güney Lübnan'ın en önemli coğrafi ve askeri düğüm noktalarından biri olduğunu belirtti. Yasin, "Bölge Kefr Tebnit'ten Kefr Rumman'a kadar uzanıyor, Nebatiye'ye giden bütün yolları ve kentin çevresini kontrol ediyor. Şakif Kalesi'nin tam karşısında yer alıyor ve iki bölgeyi yalnızca Kefr Tebnit ayırıyor. Bu nedenle Şakif'in karşısında stratejik bir blok oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

Yasin, İsrail'in 2000 yılına kadar Ali et-Tahir, Debşa ve Cebel et-Tahra tepelerinde üç askeri üs bulundurduğunu belirterek, İsrail'in bölgeyi yeniden kontrol altına alma çabasının bu nedenle şaşırtıcı olmadığını söyledi.

Yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğundaki Ali et-Tahir Dağı'nın Kefr Rumman Ovası, İklim et-Tuffah bölgesi ile Refi', Safi ve Seced dağlarına kadar geniş bir alanı gözetlediğini ifade eden Yasin, bunun bölgeye önemli bir taktik ve stratejik değer kazandırdığını kaydetti.

Lübnan'ın güneyindeki Ali et-Tahir ve el-Dabşa tepelerinde bombalamanın etkileri,(Ulusal Haber Ajansı)Lübnan'ın güneyindeki Ali et-Tahir ve el-Dabşa tepelerinde bombalamanın etkileri,(Ulusal Haber Ajansı)

Yasin, İsrail güçlerinin tepenin bazı noktalarına ulaşmasının bölgenin tamamını kontrol ettikleri anlamına gelmediğini belirterek, "Bir İHA'nın belirli bir noktaya ulaşması ya da tek bir noktaya bayrak dikilmesi, askeri anlamda bölgenin kontrol altına alındığını veya işgal edildiğini göstermez" ifadelerini kullandı.

Ali et-Tahir'de yer altında bir tesis bulunduğuna ilişkin iddiaları da değerlendiren Yasin, böyle bir tesisin varlığı hâlinde son iki yılda bölgenin yüzlerce hava saldırısına maruz kalmasının nedenini açıklayabileceğini söyledi. İsrail'in tesiste hâlen Hizbullah mensuplarının bulunduğunu öne sürdüğünü belirten Yasin, "Bu nedenle bölgeyi tamamen kontrol altına almaya çalışıyor. Çünkü bu mesele yalnızca hava saldırılarıyla çözülemez; tesisin içine girilmesi ve sahada kontrol sağlanması gerekir" dedi.

Karşılıklı ateş desteği sağlayan tepeler ağı

Emekli Kurmay Tuğgeneral Fadi Davud ise Ali et-Tahir'in Şakif Tepesi için kritik bir destek noktası olduğunu söyledi. Davud, "Her iki mevzi de hem görsel gözetleme hem de ateş desteği bakımından birbirini tamamlıyor. Böylece çevredeki geniş alan üzerinde kontrol sağlanabiliyor" diye konuştu.

Davud, Ali et-Tahir'in tek bir zirveden ibaret olmadığını, kuzeyden güneye uzanan Ali et-Tahir, Debşa ve Rayet et-Tahir olmak üzere üç ana tepeden oluşan Cebel et-Tahra silsilesinin bir parçası olduğunu ifade etti. En yüksek noktanın güney kesimde bulunduğunu belirten Davud, üç tepenin tek bir coğrafi ve askeri bütün oluşturduğunu söyledi.

Bölgenin doğrudan Kefr Tebnit ve Nebatiye'ye hâkim olduğunu, ayrıca Kefr Rumman çevresini de etkilediğini kaydeden Davud, İsrail yerleşimlerinin esas olarak Şakif ve Bafur tepelerinden gözetlendiğini, Ali et-Tahir'in ise aynı tepe hattı içinde Bafur'u koruyup desteklediğini belirtti.

Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir ormanının bombalanması sonucu yükselen duman bulutları (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir ormanının bombalanması sonucu yükselen duman bulutları (Ulusal Haber Ajansı)

Davud, bölgede yer altı tesisleri bulunduğuna ilişkin yıllardır çeşitli iddiaların gündeme geldiğini ancak bunların doğrulanmadığını belirterek, "Dağın altında büyük tesisler ve operasyon odaları bulunduğu, ayrıca burada İranlı uzmanlar, subaylar veya önemli askeri unsurların görev yaptığı yönünde bilgiler dolaşıyor. Ancak bunlar doğrulanmış bilgiler değil" dedi.

Operasyonel açıdan bölgenin önemine de değinen Davud, Dar Mimas ekseninden ilerleyen birliklerin önce Şakif Kalesi ve Arnun'a ulaştığını, buradan da doğuda Ali et-Tahir'e, batıda ise Nebatiye ve Kefr Tebnit'e yöneldiğini belirtti. Davud, bu nedenle Ali et-Tahir'in kontrolünün bölgeye ulaşan yollar üzerinde hâkimiyet ve geniş bir alanın gözetlenmesi açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.

Müzakerelerin düğüm noktası

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgilere göre, İsrail'in çekilmesine ilişkin müzakereler başladığında ilk aşamada çekilmenin Kefr Tebnit ve tarihi Şakif Kalesi bölgesinden başlaması önerildi. Amaç, İsrail güçlerini Nebatiye'nin hemen dışından uzaklaştırmaktı. Ancak İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri'ne ulaşma konusundaki ısrarı nedeniyle bölge müzakerelerin temel anlaşmazlık konusu hâline geldi.

ABD'nin arabuluculuğunda, İsrail ordusunun Litani Nehri'nin güneyine çekilmesi karşılığında Lübnan ordusunun bölgeye konuşlanmasını öngören bir öneri hazırlandı ve bu plan arabulucular aracılığıyla Hizbullah'a iletildi.

Edinilen bilgilere göre İsrail öneriyi kabul etti. Ancak Lübnan ordusunun yer altındaki tesise girmeden konuşlanmasını öngören ilk taslak Hizbullah tarafından reddedildi ve plan başarısız oldu. Bunun üzerine müzakereler Zotra el-Garbiyye, Frun ve Ganduriye bölgelerinde deneme uygulaması yapılmasına yönelirken, Ali et-Tahir herhangi bir anlaşmanın dışında kaldı.

Eski işgal mevzisinden yeni çatışma eksenine

Ali et-Tahir Tepesi, Litani Nehri'nin kuzeyinde, Kefr Tebnit ile Nebatiye el-Fevka beldeleri arasında, deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yüksekte yer alıyor. Bölge, Ali et-Tahir, Debşa ve Ras et-Tahra tepelerinden oluşan bir silsilenin parçası.

Son savaş sırasında İsrail'in bölgeye ilerleyişi, Şakif Kalesi'nin kontrol altına alınmasının ardından Litani Nehri çevresinden açılan iki ayrı eksen üzerinden Ali et-Tahir'e doğru devam etti. Bu güzergâh, arazi yapısı sayesinde Nebatiye'ye uzanan yolların denetlenmesine imkân sağlıyor.

Ali et-Tahir'in önemi yalnızca mevcut askeri operasyonlardan kaynaklanmıyor. Bölge, İsrail'in 2000 yılına kadar Güney Lübnan'daki işgal döneminde sınır hattındaki en önemli askeri üs ve tahkimatlarından biri olarak kullanılmış, İsrail'in çekilmesinin ardından ise Hizbullah'ın stratejik hedeflerinden biri hâline gelmişti.


Hamas hükümetini feshederken, Şaas tek bir otorite çağrısında bulundu

Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)
TT

Hamas hükümetini feshederken, Şaas tek bir otorite çağrısında bulundu

Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneybatısındaki Tel el-Heva Mahallesi'nde Daghmuş ailesine ait evi hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Daghmuş ile eşi için dün cenaze töreni düzenledi. (DPA)

Hamas, yaklaşık yirmi yıldır Gazze Şeridi'nin yönetiminde fiili hükümet işlevi gören "Hükümet Acil Durum Komitesi"ni feshettiğini açıkladı.

Gazze'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Acil Durum Komitesi Başkanı Muhammed el-Ferra, görevinden istifa ettiğini duyurdu. Hamas'ın bu adımla, Gazze'nin yönetiminin geçen ocak ayında "Barış Konseyi" tarafından oluşturulan ve "Gazze Ulusal Yönetim Komitesi" ya da "Teknokratlar Komitesi" olarak bilinen yapıya devredilmesini kolaylaştırmayı hedeflediği belirtiliyor.

Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas ise yayımladığı açıklamada, komitenin gerekli imkân ve koşulların sağlanması hâlinde ulusal sorumluluklarını üstlenmeye tamamen hazır olduğunu ifade etti.

Şaas, komitenin başarılı şekilde görev yapabilmesi için temel şartların; "tek bir otoritenin, açık hukuki referansa sahip tek bir yasal düzenin ve bu otoriteye bağlı tek bir silahlı gücün varlığı" olduğunu vurguladı.

Öte yandan Şarku'l Avsat, pazar günü Hamas kaynaklarına dayandırdığı özel haberinde, hareketin hükümet komitesini feshetmeyi planladığını ve kararın açıklanacağı tarihi önceden duyurmuştu.


Sudan'da altın madeninde meydana gelen çökme sonucu 15 kişi hayatını kaybetti

Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)
Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninde meydana gelen çökme sonucu 15 kişi hayatını kaybetti

Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)
Sudan'ın Nil Nehri Eyaletindeki el-Ubeydiye bölgesindeki yerel bir madenden altın işçileri çıkıyor (Reuters)

Sudan'da daha önce güvenlik gerekçesiyle kapatılan bir altın madeninde meydana gelen kısmi göçükte 15 işçi hayatını kaybetti. Olayı, Sudan Maden Kaynakları Şirketi tarafından dün açıklandı.

Şirketten yapılan açıklamada, Mısır sınırına yakın Vadi Halfa bölgesindeki Muhammed Tevfik madenine, teknik incelemeler sonucunda tehlikeli olduğu gerekçesiyle kapatılmış olmasına rağmen bazı işçilerin girdiği belirtildi. Açıklamada, madenin bir bölümünün çökmesi sonucu 15 işçinin hayatını kaybettiği, bir işçinin ise yaralandığı ifade edildi.

Şirket, madenlerin kapatılmasına ilişkin kararların yalnızca ayrıntılı teknik ve mühendislik değerlendirmelerinin ardından alındığını vurgulayarak, bu kararların temel amacının can güvenliğini sağlamak ve kazaları önlemek olduğunu belirtti.

Sudan'da Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan iç savaşın ardından, her iki tarafın savaş finansmanında altın sektörü önemli gelir kaynağı hâline geldi. Bu süreçte taraflar ayrıca dış aktörlerden de destek alıyor.

Savaş, zaten kırılgan olan Sudan ekonomisine ağır darbe vururken, geniş kesimlerin geçim kaynaklarını kaybetmesine neden oldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu durum, çok sayıda kişinin yüksek risk taşıyan altın madenciliğine yönelmesine yol açtı.

Ülkede çıkarılan altının büyük bölümü, ruhsatsız sahalarda veya ekonomik ömrünü tamamlamış madenlerde ilkel yöntemlerle gerçekleştirilen madencilik faaliyetlerinden elde ediliyor.

Bu tür madenlerde yeterli iş güvenliği önlemlerinin bulunmaması ve son derece tehlikeli kimyasalların kullanılması, çevredeki bölgelerde sağlık sorunlarının yaygınlaşmasına neden oluyor.

Afrika'nın yüzölçümü bakımından üçüncü büyük ülkesi olan Sudan, kıtanın önde gelen altın üreticileri arasında yer alıyor.