"OHAL hükümeti" mi "savaş hükümeti" mi "geçici hükümet" mi?.. Sudan'ı hangi hükümet bekliyor?

Gözlemciler çatışmaların uzamasından ya da Libya senaryosuna doğru gidişten endişe ediyor

Hartum hâlâ karşılıklı bombalamaların etkisi altında (AFP)
Hartum hâlâ karşılıklı bombalamaların etkisi altında (AFP)
TT

"OHAL hükümeti" mi "savaş hükümeti" mi "geçici hükümet" mi?.. Sudan'ı hangi hükümet bekliyor?

Hartum hâlâ karşılıklı bombalamaların etkisi altında (AFP)
Hartum hâlâ karşılıklı bombalamaların etkisi altında (AFP)

Cemal Abdulkadir el-Bedevi

Sudan'da mevcut hükümete alternatif olarak geçici bir hükümet kurma eğiliminin ortaya çıkmasından bu yana ülke sahnesindeki birçok siyasi aktörün itirazları ve uyarıları devam ediyor.

Mevcut koşullar altında böyle bir hükümet kurmanın savaşın uzamasına yol açabileceğinden endişe ediliyor.

Sudanlı resmi kaynaklara göre, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan, önümüzdeki günlerde ilan edilmesi beklenen geçici hükümetin özelliklerinin belirlenmesi için siyasi ve askeri liderlerle istişarelerde bulunmak üzere Port Sudan'daki yeni karargahından yola çıkacak.

Sudanlıları mevcut savaşın zirvesinde hangi hükümet bekliyor?

Olağanüstü hal hükümeti mi, geçici hükümet mi yoksa savaş hükümeti mi?

Sudan'ı hangi görevler bekliyor ve siyasi güçlerin bu konudaki çekinceleri neler?

Savaş hükümeti mi, geçici hükümet mi?

Sudan üniversitelerinde hükümet yönetimi alanında ders veren uzman akademisyen Abdullah ez-Zübeyr, Sudan'da mevcut duruma göre, geçici hükümet de dahil olmak üzere üç tür hükümetin seçenekler arasında olduğunu söyledi. 

Zübeyr, "Geçici hükümetin yetkileri sınırlıdır. Misyonu ülkenin koşullarını ve şartlarını idareyle sınırlıdır. Geçici hükümetin bakanı, bakanlığın bürokratik işleri ve teknik planlarıyla ilgili rutin görevleri yerine getirir. Bu bakımdan hayati veya radikal olmayan rutin kararlar alma hakkına sahiptir. Savaş hükümetine gelince, bu hükümet genellikle sınırlı sayıda bakandan oluşan bir hükümettir. Savaş koşulları ve durumlarında ortaya çıkar. Güvenlik sorumlulukları artar, bakanların çoğu ordudan, özellikle de eyaletlerdeki askeri valiler de dahil olmak üzere içişleri ve savunma bakanlığından gelir" dedi.

Ülkede yakında kurulacağına dair güçlü söylentiler olan olağanüstü hal hükümeti hakkında ise Zübeyr, şunları söyledi:

Normal koşullar altındaki doğal bir hükümet ile bir savaş hükümeti arasında orta yol olarak tanımlanabilir. Bu hükümette bakanların sayısı da sınırlıdır, ancak geçici hükümetten daha geniş ve daha büyük yetkilere sahiptir. Olağanüstü hal hükümeti genellikle kalkınma konularına ve kamu hizmetlerine odaklanır.  Olağanüstü hal ve savaş hükümetleri askeri ve güvenlik işlerine odaklanır.

Olağnaüstü hal hükümeti

Eyaletlerde ve bölgelerde askeri yöneticilerin olmasını, ülkenin büyük bir kısmının yaşadığı güvenlik koşulları ve kırılganlıkların bir sonucu olarak gören Abdullah ez-Zübeyr, ülkenin bu aşamada gerçekten bir olağanüstü hal hükümetine ihtiyaç duyabileceğine inanıyor.

Ayrıca Zübeyr'e göre merkezi hükümet düzeyinde dahi sınırlı sayıdaki bir olağanüstü hal hükümetine ciddi şekilde ihtiyaç duyuluyor.

Hükümet yönetimi alanında uzman akademisyene göre olağanüstü hal hükümeti mümkün olduğu kadar savaş hükümetine yakın bir yaklaşımla faaliyet gösteriyor ve yetkilerinin çoğunu kalkınma ve yeniden yapılanma konularına yoğunlaştırıyor. 

Zübeyr, "İç isyanların yaşandığı ülkelerin çoğu, esas olarak sivil yaşamı canlandırmaya çalışan olağanüstü hükümetler kurma eğiliminde. Bu hükümetler ayrıca savaş meselelerinin askeri yönünü de ihmal etmiyorlar. Savaştan doğrudan etkilenmeyen 15 civarında Sudan vilayeti var ancak bunlar Hartum'dan kaçanlara barınma ve hizmet sağlama konusunda büyük bir yük taşıyorlar ve büyük baskı altındalar. Rollerini yerine getirebilmeleri için yönetimleri büyük reformlarla olmasa da güçlendirilmeli ve sağlamlaştırılmalı" diye konuştu.

Sudanlı ekonomi işleri uzmanı Muhammed el-Nayer, bu aşamada ülkenin doğrudan bağımsız yetkilere sahip bir geçiş hükümetine gitmesinin daha uygun olduğuna inanıyor.

Nayer, "Böyle bir hükümet parti, bölge veya kabile bağlantıları ne olursa olsun nitelik, yeterlilik ve ulusal çıkarları korumayı benimser. Böyle bir hükümet, insanların geçimiyle ilgili belirli görevlere göre ülkeyi yönetmek ve geçiş döneminin sonunda özgür ve adil genel seçimlerin koşullarını hazırlamakla görevlidir" ifadelerini kullandı.

Partileri reddetmenin sırrı

Nayer, geçiş dönemi ile seçimler arasında bir ara aşama olması nedeniyle, prensipte aynı fikirde olmasalar da partilerin bağımsız yetkilere sahip hükümet modelini reddetmelerine şaşırdığını ifade ediyor.

Darbenin hemen ardından 2019'da bağımsız, yetkin bir hükümet kurulmuş olsaydı ülkenin şu anki noktaya gelmeyeceğini kaydeden Nayer, şöyle devam etti:

Şu anda eğilim bir geçici hükümet veya olağanüstü hal hükümeti kurma yönünde. Bu savaşın süresinin gerçekten uzun olacağı varsayımı altında kabul edilebilir görünebilir, çünkü olağanüstü hal hükümetinin gereksinimleri bu durumda savaşla ilgili konuların ele alınması açısından çok önemli. Ancak ordudan gelen bilgiler savaşın sona ermek üzere olduğunu ve daha fazla sürmeyeceğini ortaya koyuyor. Bu yalnızca bir veya iki ay sürecek bir olağanüstü hal hükümetine gerek olmadığı anlamına geliyor.

"Bir sonraki aşama geçiş hükümeti olmalı" diyen Nayer, "Bu hükümetin kurulmasından önce Egemenlik Konseyi ve mevcut hükümetin feshedilmesi de dahil olmak üzere anayasal düzenlemelerle önemli kararlar alınmalı. Bağımsız yetkilere sahip bir hükümet atanmalı. Bu hükümetin en önemli görevleri; üretim sürecini canlandırmak amacıyla kaynakları harekete geçirmek ve kontrol etmek, insanların ekonomik ve yaşam koşullarını iyileştirmek için ithalatı azaltmak ve temiz ve adil seçimler düzenlemek olmalı" dedi.

Sudanlı ekonomi işleri uzmanı Muhammed el-Nayer, bugünlerde ulusal para biriminin döviz kurundaki gözle görülür düşüşünü ülkenin içinde bulunduğu savaş koşullarına bağladı.

Nayer, "Savaş bittiğinde bu düşüşün azalması bekleniyor. Hükümet ekonomik tedbirler ve istikrara yönelik tedbirler almalı" şeklinde konuştu.

Bölünmenin güçlendirilmesi

Ayrıca, Sudan Devrimci Cephesi'nin resmi sözcüsü Usame Said, mevcut hükümet gibi bir hükümetin kurulması yönünde ilerlemenin siyasi bölünmeleri güçlendireceği ve hükümet ile ordu liderliğiyle arasındaki uçurumu derinleştireceği konusunda uyarıyor.

Said, "Bu aynı zamanda savaşı durdurma çabalarını da sekteye uğratacaktır. Totaliter rejimler altında iktidara bağlı gruplarla ittifak kuran eski rejime bağlı gruplar var. Bunlar görkemli Aralık Devrimi'nin gündemini tamamlamaya çalışan tam bir sivil otoriteden doğacak herhangi bir siyasi çözüme giden yolu kapatmak amacıyla, ordu komutanını olağanüstü hal veya geçici hükümet kurmaya ikna etmeye çalışıyor" diye konuştu.

Devrimci Cephe sözcüsü, siyasi çözüm beklentisiyle kurulacak herhangi bir hükümetin doğrudan Libya senaryosuna kapı aralayacağı uyarısını yineledi.

Said, "Port Sudan'da bir hükümet ve Hızlı Destek Kuvvetleri'nin kontrolünde başka bir hükümet olacak ve bu ulusal birliğin çıkarına olmayacak. Şu anda doğru olan, savaşın durdurulmasına öncelik verilmesi, yardımların ulaştırılması, savaş kalıntılarının ortadan kaldırılması için insani koridorların açılması ve Sudan'daki savaşların kökenlerini ve nedenlerini ele alan adil temeller üzerinde devleti yeniden inşa edecek yeni bir ulusal proje üretmek amacıyla kapsamlı bir Sudan diyalogu başlatılmasıdır" dedi.

Said, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ulusal diyalog, ulusal yeterliliklerden oluşan sivil otorite tarafından üstlenilen bir kalkınma ve büyüme projesi üretecektir. Bu otoritenin başlıca görevleri arasında güvenlik ve istikrarı sağlamak, savaşta yıkılanları yeniden inşa etmek ve Sudan'da özgür ve adil seçimlerin yapılmasına hazırlık yapmak yer alıyor.

Destekçiler ve rakipler

Cibril İbrahim'in liderliğini yaptığı Sudan Adalet ve Eşitlik Hareketi, siyasi ve sivil güçlerin geçiş dönemini tamamlamak için anayasal düzenlemeler üzerinde anlaşmaya varana kadar, devletin iş çarkını yürütecek bir geçici hükümet kurmanın gerekliliğine vurgu yaptı.

Hareket konuya ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Askeri, insani ve siyasi konuları ele alan bir müzakere sürecinin başlatılması için gerekli ortamı yaratmak amacıyla savaşı sona erdirmenin bir yolu olarak derhal ateşkes çağrısında bulunuyoruz. Hızlı Destek Kuvvetleri'nin vatandaşların evlerini boşaltmasıyla başlayan savaşın sona ermesi için bir yol haritası belirlenmeli. İhlaller ve insan hakları konuları hariç, savaşta tarafsızız. Sivillerin öldürülmesi ya da onurlarının zedelenmesi, para hırsızlıkları ve konut ve kamu tesislerinin işgallerini kınıyoruz.

Sudan'daki ana muhalefet koalisyonu Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) Sözcüsü Yasir Arman, geçici hükümet kurma eğilimini eleştirerek şunları söyledi:

Bir grup kalıntı, timsah, kurt, deve ve şişman kedi, savaşı uzatmak ve kamu parasını yağmalamaya devam etmek için Port Sudan'daki Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı'nın geçici bir hükümet kurmasını bekliyor. Geçici bir hükümet eski rejimin kalıntılarından oluşan bir hükümet olacak. Bu da savaşın uzamasına ve kamu parasının yağmalanmasının devam etmesine yol açacak. Bu durum Sudan halkının çıkarlarına hizmet etmemektedir.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar, Sudan'daki durumun devlet işlerini yürütecek bir hükümetin kurulmasını gerektirdiğini söyledi.

Agar, "Öncelikli olarak önümüzdeki dönemde Sudan'daki savaşın durdurulmasına yönelik yol haritası desteklenmeli. Ülkeyi bu duruma getiren şey Sudan devlet yapısının başarısızlığı" diye konuştu.

Başbakan Abdullah Hamduk'un 25 Ekim 2021 darbesiyle devrilmesinden bu yana hükümet anayasal düzlemde başkansız kaldı.

Ülkede ayrıca Cuba Barış Anlaşması'nı imzalayan silahlı hareketlerin temsilcisi 7 bakan bulunuyor. Vekiller ise diğer bakanlıkların görevlerini yönetmekle görevlendirdi.

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Nisan ortasında savaşın başlamasıyla birlikte, devletin hakimiyeti çöktü ve Sudan yaşamının çeşitli yüzlerinde, özellikle de Hartum'da ve savaşla bağlantılı eyaletlerde resmi varlığın bazı yönleri ortadan kalktı.

Hükümetin performansı, başkent Hartum'dan ayrılarak Kızıldeniz Eyaleti'nin merkezi Sudan Limanı'na taşınmasının ardından önemli bir düşüşe tanık oldu.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de, Hamas ile Filistinli grupların heyetleri, arabulucular ve Gazze’yi “Barış Konseyi”nde temsil eden Nikolay Mladenov’un yanı sıra Amerikalı ve diğer bazı isimlerin katılımıyla yürütülen temaslar sürüyor. Görüşmeler, Filistinli grupların son sunulan öneriye verdiği olumlu yanıtın ardından ateşkes anlaşmasına odaklanıyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan kaynaklar, Kahire’deki müzakerelerin son durumuna ilişkin bilgi verdi.

Hamas’tan üç ve bir Filistinli gruptan bir kaynak, Filistin heyetinin çarşambadan perşembe akşamına kadar Kahire’de yapılan görüşmelerde arabuluculara ve Mladenov’a, 15 maddeden oluşan son teklifin ikinci aşamaya yönelik ciddi müzakerelerin başlatılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini ilettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat daha önce “yol haritası” olarak nitelendirilen teklifin detaylarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamada kalan hususların tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerine müzakerelerin yürütülmesini öngörüyor.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü tutuyor (AFP)

Hamas’tan biri Kahire’de olan iki kaynak, heyetin diğer grupların desteğiyle, birinci aşamanın istisnasız olarak uygulanması gerektiğini vurguladığını belirtti. Buna, Gazze’nin yönetimi için ulusal komitenin derhal göreve başlaması da dâhil.

Aynı kaynaklara göre Filistinli gruplar, arabuluculara ve Mladenov’a beş maddelik bir yanıt metni sundu. Metinde, birinci aşamanın eksiksiz uygulanması, İsrail’in tüm maddelere tam bağlılık göstermesi ve grupların yol haritasını kabul ederek kapsamlı müzakerelere hazır olduğu ifade edildi. Ayrıca planın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu çerçevenin en iyi şekilde uygulanmasını hedeflediği vurgulandı.

Metinde silah meselesinin, kapsamlı bir Filistin siyasi süreciyle bağlantılı ele alınacağı ve bu konudaki kararın yalnızca Hamas’a ait olmayıp, ulusal çerçevede verileceği belirtildi. Nihai hedefin ise uzun vadeli ateşkes sağlanması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına kavuşarak devletini kurması olduğu ifade edildi.

Kaynaklara göre Filistin heyeti, müzakerelere başlamadan önce İsrail’in sunulan belgeye ilişkin net bir tutum ortaya koymasını talep etti. Heyet ayrıca Gazze yönetim komitesine görevlerin devredilmesi konusunda tam hazırlık içinde olduğunu bildirdi.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü gösteriyor (AFP)

Filistinli grupların yanıtının ardından Mladenov’un bazı değişiklikler önerdiği ve bu değişikliklerin gruplar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Değişikliklerin; tarafların Trump planı çerçevesinde üzerinde uzlaşacağı bir metni kabul etmesi, Şarm eş-Şeyh’te varılan mutabakatlara tam bağlılık, son yol haritasının kabul edilerek hızlı bir şekilde müzakerelere başlanması ve silah konusunun ilgili plan ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı çerçevesinde ele alınmasını içerdiği kaydedildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in arabulucuların son önerisine verdiği ilk yanıtın olumsuz olduğunu ve özellikle ihlallerin durdurulması, “sarı hat”tan çekilme ve uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması gibi başlıklarda net taahhüt vermediğini ifade etti. Ayrıca İsrail’in günlük 600 yardım tırının girişine izin verme konusunda garanti vermediği de ifade edildi.

Görsel kaldırıldı.Yerinden edilmiş Filistinliler, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir kamyondan su alıyor (AP)

Mladenov’un İsrail’den görüşmelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’de 48 saatlik hava saldırısı durdurma talebinde bulunduğu, ancak buna resmi bir yanıt alamadığı da ifade edildi. Buna rağmen son günlerde hava saldırılarında görece bir azalma gözlemlendiği ve insani yardım tırlarının sayısının 200-280 seviyelerine çıktığı, ancak bunun yetersiz olduğu belirtildi.

Kaynaklar, Kahire’deki görüşmelerin planlanandan daha uzun süreceğini ve arabulucuların çözüm bulmak için yoğun çaba harcadığını ifade etti. ABD’nin İsrail üzerinde müzakereleri ilerletmeye yönelik baskı kurmaya başladığı, ancak bunun henüz yeterince etkili olmadığı dile getirildi.

Diğer yandan, Jared Kushner ekibinden bir ABD’li yetkilinin Hamas ile Mladenov arasındaki görüşmeye katıldığı ve Beyaz Saray’ın tarafların anlaşması hâlinde bunu memnuniyetle karşılayacağını bildirdiği iletildi. Yetkilinin, Kushner’in birinci aşamanın tüm maddelerinin uygulanması için İsrail üzerinde baskı kuracağını ifade ettiği de belirtildi.


Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
TT

Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)

Silahlı yerleşimciler bu sabah, Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kenti kuzeyindeki el-Arub bölgesinde sivillere ait evlere saldırdı. Aynı zamanda İsrail güçleri güney el Halil’de bir çocuğu gözaltına aldı.

Yerel kaynakların aktardığına göre silahlı yerleşimci gruplar, bu sabah erken saatlerde el-Arub’a bağlı Vadi eş-Şeyh bölgesindeki evlere saldırarak yoğun şekilde gerçek mermi kullandı. Filistin Haber Ajansı SAFA’ya göre saldırı, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında korku ve paniğe yol açtı. Olayda yaralanma olmadığı bildirildi.

Aynı bağlamda, İsrail güçlerinin ana yoldan geçmekte olan 15 yaşındaki bir çocuğu gözaltına aldığı, ardından el Halil’lin güneyindeki el-Alka bölgesinde ailesine ait eve baskın düzenlediği ve evi arayarak içindeki eşyaları tahrip ettiği belirtildi.

İsrail güçlerinin ayrıca e Halil kenti ile İdna ve Beyt Ula beldelerinde çok sayıda eve baskın düzenlediği, ev sahiplerine kötü muamelede bulunduğu, evleri aradıktan sonra evleri bilinçli olarak tahrip ettiği, ancak herhangi bir gözaltı yapılmadığı ifade edildi.

Öte yandan, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ın, Batı Şeria’da Filistinli topluluklara yönelik şiddet nedeniyle “radikal İsrailli gruplara” yönelik ilave yaptırımlar uyguladığı hatırlatıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Batı Şeria’daki yerleşimlerde yaklaşık 500 bin İsraillinin yaşadığı, bu yerleşimlerin uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasa dışı kabul edildiği ve barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüldüğü belirtiliyor.


Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
TT

Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)

Lübnan ordusu, dün Güney Lübnan'daki Kfar Rumman - Nabatiye kasabasında bulunan evlerine düzenlenen İsrail saldırısı sonucu bir asker ve ailesinin bazı üyelerinin öldürüldüğünü "X" platformunda duyurdu.

Lübnan ordusu, baskının ailenin Nabatiye bölgesindeki evini hedef aldığını belirtti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre dün akşam ülkenin güneyine yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlendi.

Ajans, “düşman savaş uçakları ve insansız hava araçlarının (İHA), güneydeki Batı ve Orta kesimlerde yer alan Sur ve Bint Cubeyl ilçelerini 70’ten fazla hava saldırısıyla hedef aldığını, bununla eş zamanlı olarak topçu atışlarının da yapıldığını” bildirdi. Söz konusu saldırıların çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına, ayrıca evlerin, altyapının ve yolların tahrip olmasına yol açtığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi’nden aktardığına göre  2 Mart ile 30 Nisan tarihleri arasındaki saldırıların toplam bilançosu, 2 bin 586 ölü ve 8 bin 20 yaralı oldu.

Öte yandan, İsrail ordusu dün güney Lübnan’da bir İsrail askerinin öldüğünü açıkladı. Yerel medya, askerin “Hizbullah” tarafından SİHA ile gerçekleştirilen saldırıda öldüğünü bildirdi. Ordu ayrıca bir askerin de yaralandığını duyurdu.

İsrail ordusu, dün akşam Lübnan’dan fırlatılan bir mühimmatın İsrail’in kuzeyindeki açık bir alana düştüğünü, ayrıca İsrail hava sahasına girmeden önce “şüpheli bir hava aracının” engellendiğini açıkladı. Bu gelişmeler nedeniyle ülkenin kuzeyinde sirenlerin çaldığı belirtildi.

Ordu ayrıca, Lübnan’ın güneyinde “Hizbullah”a ait yaklaşık 140 metre uzunluğunda bir tünelin imha edildiğini de duyurdu.

İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmalar, ABD ve İsrail’in İran’la savaşa başlamasının ardından yeniden tırmandı. Haftalar süren savaşın ardından İsrail ile Lübnan hükümeti arasında bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Ancak buna rağmen İsrail ordusu ile Hizbullah karşılıklı saldırılarını sürdürürken, İsrail güçlerinin hâlen Lübnan’ın güneyinde konuşlu olduğu bildiriliyor.