ABD ve İran tutuklu takası sonrası nükleer anlaşmaya yönelik bir adım atacaklar mı?

İran Cumhurbaşkanı Reisi, ABD’yi iyi niyet göstermeye çağırırken, DMO’ya yakın haber ajansları serbest bırakılan iki ABD’linin kimliğini açıkladı.

İran Cumhurbaşkanı BM Genel Kurulu'nda hitap etmek üzere kürsüye yürürken (DPA)
İran Cumhurbaşkanı BM Genel Kurulu'nda hitap etmek üzere kürsüye yürürken (DPA)
TT

ABD ve İran tutuklu takası sonrası nükleer anlaşmaya yönelik bir adım atacaklar mı?

İran Cumhurbaşkanı BM Genel Kurulu'nda hitap etmek üzere kürsüye yürürken (DPA)
İran Cumhurbaşkanı BM Genel Kurulu'nda hitap etmek üzere kürsüye yürürken (DPA)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları eleştirdi. Bir yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu oturum aralarında iki taraf arasında geçtiğimiz yıldan bu yana ilerleme kaydedilemeyen nükleer müzakerelerdeki çıkmaza son vermeye yönelik diplomatik çabalar devam ederken, İran Cumhurbaşkanı, Washington'ı 2015 tarihli nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için ‘iyi niyetli ve kararlı’ olduğunu göstermeye çağırdı.

Reisi, salı günü akşam saatlerinde BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

ABD, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’dan (KOEP) çekilerek anlaşmayı ihlal etmiştir. ABD, iyi niyetini ve taahhütlerini yerine getirme ve süreci tamamlama konusundaki samimiyetini göstermek için güven inşa etmelidir.

BM Genel Kurulu'nda endişeye neden olan konuların başında gelen Rusya-Ukrayna savaşının yanında İran'ın nükleer çalışmaları da Ortadoğu'da güvenlik istikrarının üzerine gölge düşürmesi Batı'da endişe yaratıyor. Tahran, kesintisiz olarak yüksek seviyelerde uranyum zenginleştiriyor ve Rusya’ya askeri kullanıma uygun insansız hava araçları (İHA) sağlayarak arasını iyi tutuyor.

Bu dosyalar, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın BM Genel Kurul toplantıları oturum aralarında yaptıkları görüşmenin başlıca gündem maddeleri idi. Borrell ve Abdullahiyan, görüşmede başta nükleer anlaşmaya ilişkin son gelişmeler olmak üzere, AB ile İran arasındaki ikili ilişkileri etkileyen öncelikli konuları ele aldılar.

dsfegrt
Abdullahiyan, BM Genel Kurul toplantıları oturum aralarında AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Borrell ve yardımcısı Enrique Mora ile görüştü (İran Dışişleri Bakanlığı)

Borrell, nükleer anlaşma müzakerelerinin koordinatörü sıfatıyla taraflar arasındaki gerilimi azaltma yönünde ilerlemenin önemini vurgularken, İran’ı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) deneyimli müfettişlerine verdiği resmi iznini geri çekme kararını yeniden gözden geçirmeye ve UAEA ile iş birliğini geliştirmeye çağırdı.

Borrell, İran’a Ukrayna’da devam eden savaşta Rusya ile askeri iş birliğini durdurma çağrısında bulundu.

Londra merkezli Arap Dünyası Haber Ajansı’nın (AWP) aktardığına göre AB tarafından yapılan açıklamada, Borrell Abdullahiyan'a, AB’nin, aralarında İran asıllıların da olduğu AB ülkeleri vatandaşlarının keyfi olarak tutuklanmasını güçlü bir şekilde kınadıklarını söylediği bildirildi.

Tökezleyen nükleer anlaşma müzakereleri

ABD eski Başkanı Donald Trump, 2018 yılında nükleer anlaşmanın İran'a çok cömert davrandığını, ülkeye balistik füze geliştirebilmesi için hareket alanı sağlayıp Orta Doğu'ya karışmasını kolaylaştırdığını söyleyerek, ülkesinin tek taraflı olarak resmi adıyla KOEP’ten çekildiğini belirtti. Trump ayrıca ABD'nin, İran'a yönelik kapsamlı ekonomik yaptırımlarını yeniden uygulamaya başladığını duyurmuştu. Bunun üzerine Tahran, nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini ihlal etmeye başladı.

ABD Başkanı Joe Biden, 2021 yılının ocak ayında göreve başladıktan sonra ABD, AB ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından İran’a uygulanan yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Tahran’ın nükleer programını yavaşlatmasını öngören KOEP’in yeniden canlandırılması için İran’la pazarlık yapmaya çalıştı.

Ancak aylar süren müzakereler, tarafların birbirini aşırı tavizler istemekle suçlamasıyla geçtiğimiz eylül ayında askıya alındı.

ABD’li ve Avrupalı ​​yetkililer, bir yıl önce çöken diplomatik sürecin ardından Tahran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlamak için başka yollar aramaya devam ediyor.

Tahran ve Washington, geçtiğimiz pazartesi günü İran asıllı ABD vatandaşı beş tutuklunun Tahran'ın Güney Kore'deki 6 milyar dolarına konan blokajın kaldırılması karşılığında serbest bırakılmasıyla sonuçlanan bir anlaşmaya vardılar.

sacd
Geçtiğimiz pazartesi serbest bırakıldıktan sonra Doha Uluslararası Havalimanı’na ulaşan Siamak Namazi (ortada), Murad Tahbaz ve İmad Şarki (AP)

İran basını dün (Salı), kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen İran asıllı ABD vatandaşlarından ikisinin kimliklerini açıkladı. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı, Siamak Namazi, Murad Tahbaz ve İmad Şarki’nin yanı sıra Rıza Behruzi ve Fahir Sedat Moini'nin de serbest bırakıldıklarını bildirdi.

Katar’ın arabuluculuk çabaları

Reuters kaynaklarına dayandırdığı haberinde, tutuklu takası arabuluculuk yapan Katar’ın iki ezeli düşman arasında daha zorlu bir konu olan İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmazlığa ilişkin ortak bir zemin bulmak için bu son gelişmeden yararlanmak istediğini aktardı.

ABD’de 2024 yılında yapılması planlanan başkanlık seçimleri, Trump'ın ülkesinin nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekildiğini duyurmasından beş yıl sonra nükleer anlaşmanın canlandırılmasına yönelik beklentilerin üzerine gölge düşürecek. Zira ABD Başkanı Joe Biden, İran'ın Güney Kore’de dondurulan 6 milyar dolarının üzerindeki blokajı tutuklu takası anlaşmasıyla kaldırması nedeniyle Cumhuriyetçiler tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor.

Reuters’ın bölgeden üç kaynaktan aktardığına göre Katar, New York'taki BM Genel Kurul toplantıları oturum aralarında hem ABD hem de İran tarafları ile görüştü ve bazı anlaşmalara vardı.

Kaynaklar, söz konusu anlaşmaların ABD tarafından İran'ın petrol ihracatına uygulanan yaptırımlarından bazı muafiyetler verilmesi karşılığında, Tahran’daki uranyum zenginleştirme sürecini yavaşlatmayı, UAEA’nın İran’daki nükleer tesislerdeki denetimlerini artırmayı, İran yanlısı milislerin bölgedeki faaliyetlerini sınırlamayı ve İran'ın İHA ihracatını durdurmayı amaçladığını söylediler.

Doha’dan bir kaynak, görüşmelerde uranyum zenginleştirme ve İran üretimi İHA’ların müzakere edileceğini söyledi. Kaynak, Doha'nın, başkent Doha'daki iki farklı otelde kalan İranlı ve ABD’li müzakereciler arasında mekik diplomasisiyle tutuklu takası anlaşması taslağının hazırlanmasına yardımcı olmasının ardından, ilerleme olması durumunda Tahran ile Washington arasındaki dolaylı müzakerelere de ev sahipliği yapmayı istediğini belirtti.

İranlı yetkililer, son haftalarda, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması amacıyla müzakere masasına dönmeyi istediklerini dile getirmişlerdi.

Gerilimi azaltma

Batılı ve İranlı yetkililer, ABD Kongresi’nin gözden geçirmesi gereken nükleer anlaşma yerine, gerilimi azaltmaya yönelik bir uzlaşıya varılması fikrinin daha önce de gündeme getirildiğini söylediler. Ancak ABD'li yetkililer böyle bir yaklaşımı hiçbir zaman kabul etmediler.

ABD, Tahran’ın nükleer silah yapmak için gerekli olan teknolojiyi elde etmeyi istediğinden şüphelenirken İran, kesinlikle nükleer silah elde etme gibi bir çabası olmadığı konusunda ısrar ediyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, son anlaşmanın ardından yaptığı bir açıklamada, ‘belki de bir numaralı endişe kaynağı’ olarak tanımladığı nükleer meselesinin ele alınması için diplomasiye kapıyı açık bıraksa da yakın bir gelecekte bu konuda herhangi bir gelişme beklemediğini de sözlerine ekledi.

Blinken, New York'ta gazetecilerin kendisine yönelttikleri, İran’la dolaylı müzakerelerin yakında yapılıp yapılamayacağıyla ilgili soruya, “Şu an bu konuyu ele almadık, ancak gelecekte konuyu ele almak için fırsatlar olup olmadığını göreceğiz” yanıtını verdi.

Reuters’a konuşan iki kaynak, New York'ta ABD’li ve İranlı yetkililer arasında nükleer anlaşmaya ilişkin görüşmelerin yapılmasının önünü açabilecek dolaylı toplantılar yapılacağını açıkladılar. Kaynaklar, İran'ın nükleer anlaşmayla ilgili diplomasi kapısını hiçbir zaman kapatmadığının da altını çizdiler.

Şu ana kadar Katar arabuluculuğunda yürütülen görüşmeleri yakından takip eden İranlı bir başka kaynak ise ABD’de başkanlık seçimlerinin yaklaştığı dikkate alındığında, iki taraf arasında İran'ın şu an için yaptırımlar kapsamında yasak olan petrol ihracatını özgürce yapmasına ve başka ülkelerde dondurulan fonlarını uluslararası bankacılık sistemi üzerinden geri almasına olanak sağlayan muafiyetlerin yer aldığı bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi.

ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili geçtiğimiz pazar günü yaptığı bir açıklamada, “Bu hafta planlanmış herhangi bir görüşme olup olmadığını soruyorsanız, kesinlikle olmadığını söyleyebilirim” dedi.

Yetkilinin dolaylı görüşmelerin mi olmayacağını, yoksa kasıtlı olarak mı şüphelere kapıyı açık mı bıraktığı netleştirilemedi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan ise bu konuyla ilgili sorulan sorulara yanıt verilmedi.

Uzlaşı

ABD’nin Tahran Büyükelçiliği binasına 1979 yılında düzenlenen baskında 52 ABD’linin 444 gün boyunca rehin tutulması olayı halen Washington ile Tahran ilişkilerine gölge düşürdüğünden, İran'la herhangi bir anlaşmayla ilgili görüşmeler yapılması ABD içinde hassas bir mesele olmaya devam ediyor.

Daha önce Reuters'a konuşan kaynaklar, Katar’da yapılan ve tutuklu takasıyla sonuçlanan dolaylı görüşmelerin, İran’ın nükleer programıyla ilgili daha geniş kapsamlı görüşmelerin tökezlemesinin ardından yapıldığını, daha sonra Tahran’ın olası yeni bir anlaşmanın tekrar feshedilmeyeceğine dair garanti talep ettiğini açıklamışlardı. İranlı bir kaynak, bu talebin reddedildiğini belirtti.

Bölgeden üç kaynak, İranlı yetkililerin görüşmeler sırasında, ABD tarafından İran’a uygulanan ve ülke ekonomisini felç eden yaptırımların hafifletilmesi durumunda taviz vermeye hazır olduklarını gösterdiklerini ifade etti.

Aynı kaynaklar, Tahran’ın halihazırda uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a, yani nükleer silah elde etmek için gereken yüzde 90 oranının altına düşürmeye söz verdiğini ve nükleer çalışmalarını denetleyen UAEA ile iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu ifade ettiğini aktardılar.

Reuters'ın UAEA tarafından bu ay yayınlanan raporlardan aktardığına göre İran, uranyum zenginleştirme oranını şimdiden yüzde 60'a düşürdü. Fakat zenginleştirilmiş uranyum stokları büyümeye devam ediyor. İran’ın şu an 121 kilogram yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu var. Bu stok, eğer İran uranyum zenginleştirme oranını yüzde 90'a çıkarırsa, neredeyse üç atom bombası üretmeye yeter.

Bölgeden diplomatlar, İran’ın vekillerinin son aylarda ABD'nin ya da bölgedeki müttefiklerinin çıkarlarına yönelik büyük saldırılar düzenlememelerini de bir diğer ‘olumlu gösterge’ olarak gördüler. Son olarak geçtiğimiz mart ayında Suriye’de ABD askerleri hedef alınmış, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) olaydan Tahran destekli milisleri sorumlu tutmuştu.

Öte yandan birçok konu, Demokrat Partili Başkan Biden'ın şu an Cumhuriyetçi Parti'nin adaylık yarışında önde olan Trump'la yeniden yarışacağı gelecek yıl yapılması planlanan ABD seçimlerine bağlı olabilir.

Diplomatlardan biri, “Washington'ın seçimlerden önce Tahran’ı ayartmasının, özellikle de Cumhuriyetçilerin ABD’nin çıkarlarına zarar veren her türlü anlaşmaya saldıracakları kıyasıya bir yarışta ne gibi bir faydası olabilir?” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Tahran’ın nükleer faaliyetleri Batı ülkelerini endişelendirmeye devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı uzmanlar, Trump'ın ‘şimdiye kadarki en kötü anlaşma’ olarak tanımladığı 2015 tarihli nükleer anlaşmanın İran'ı nükleer bomba yapmak için gereken teknolojiden sadece bir yıl kadar uzaklaştırabildiği söylediler.

Diplomatlardan bir diğeri ise kimsenin kriz istemediğini belirterek, şu andan ABD seçimlerine kadarki süreci müzakerelerin yapılabileceği ‘en uygun zaman’ olarak niteledi.



İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
TT

İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)

İran genelinde geçen ay patlak veren protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinde hayatını kaybedenlerin sayısının en az 7 bin 2’ye yükseldiği bildirildi. Aktivistler, ölü sayısının artmaya devam ettiğini ve gerçek bilançonun daha da ağır olabileceğini belirtti.

Gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının kademeli olarak yükselmesi, İran’ın hem iç cephede hem de uluslararası alanda karşı karşıya bulunduğu baskıyı derinleştiriyor. Tahran, nükleer dosya kapsamında ABD ile yürütülen müzakereleri sürdürmeye çalışsa da ikinci tur temasların ne zaman ve hangi çerçevede yapılacağı belirsizliğini koruyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ise ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran’a yönelik taleplerin daha da sıkılaştırılması gerektiğini savunduğu aktarıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, görüşmede bağlayıcı bir karar alınmadığını belirterek, İran’la müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi. Olası bir anlaşmanın tercihleri olacağını İsrail Başbakanı’na ilettiğini kaydeden Trump, diplomatik sürecin sonuç vermesi halinde bunun Washington açısından öncelikli seçenek olacağını ifade etti.

Öte yandan İran içinde, rejimin muhalefeti kapsamlı biçimde bastırmasına yönelik öfke dinmiş değil. Önümüzdeki günlerde, hayatını kaybedenlerin ailelerinin geleneksel 40. gün yas törenlerini düzenlemesiyle gerilimin yeniden artabileceği belirtiliyor.

Aktivistlerin açıkladığı bilanço yükseliyor

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son rakamı açıklayan kuruluş oldu. Kurumun, İran’daki önceki protesto dalgalarında ölü sayısını tespit etmede isabetli olduğu ve ülke içindeki aktivist ağı aracılığıyla bilgileri doğruladığı biliniyor. İletişim kanallarının kesintiye uğraması nedeniyle verilerin çapraz kontrolünün zaman aldığı, bu nedenle bilançonun kademeli olarak güncellendiği ifade edildi.

İran hükümeti ise 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. İran’daki yönetimin geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda can kayıplarını eksik bildirdiği ya da hiç açıklamadığı biliniyor.

Associated Press (AP), İran’da internet erişiminin ve uluslararası telefon bağlantılarının kesintiye uğratılması nedeniyle ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi.

Can kaybındaki artış, İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttüğü müzakereler sürerken yaşanıyor.

İran dosyasında diplomasi trafiği

Üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi Ali Laricani, çarşamba günü Katar’da Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi. Katar, haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasının ardından İran’ın hedef aldığı büyük bir ABD askerî üssüne ev sahipliği yapıyor. Söz konusu saldırı, İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından gerçekleşmişti.

Laricani’nin ayrıca Katar’da Filistinli Hamas yetkilileriyle, salı günü ise Umman’da Tahran destekli Yemenli Husilerle görüştüğü bildirildi.

Laricani, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Umman’da ABD’den herhangi bir somut teklif almadıklarını ancak “mesaj alışverişi” yapıldığını kabul etti.

İran ile Arap Körfezi’nde dev bir doğal gaz sahasını paylaşan Katar, geçmişte de Tahran ile yürütülen müzakerelerde önemli bir arabulucu rolü üstlenmişti. Katar resmi haber ajansı, Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin Trump ile “bölgedeki mevcut durum ve gerilimi azaltmaya, bölgesel güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik uluslararası çabalar” hakkında görüştüğünü aktardı.

ABD, İran’a baskıyı artırmak amacıyla uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ü, savaş gemilerini ve savaş uçaklarını Orta Doğu’ya sevk etti. Washington yönetimi, gerektiğinde İran’a yönelik askerî seçenekleri masada tutuyor.

ABD güçleri, Lincoln’e fazla yaklaştığını belirttikleri bir insansız hava aracını düşürdüklerini ve İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nda durdurmaya çalıştığı ABD bayraklı bir gemiye müdahale ettiklerini açıkladı.

Trump, Axios haber sitesine verdiği demeçte, bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini belirterek, “Oraya doğru ilerleyen bir armadamız var ve bir başkası da yolda olabilir” dedi.

Nobel Ödüllü Muhammedi için endişe

Norveç Nobel Komitesi, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin gözaltına alınışı sırasında şiddete maruz kaldığı, fiziksel istismara uğradığı ve hayati risk taşıyan kötü muameleye tabi tutulduğuna dair güvenilir bilgiler aldıklarını belirterek derin endişe duyduklarını açıkladı.

Komite, Muhammedi’nin aralık ayında gözaltına alınırken darp edildiğine ve gözaltı sürecinde kötü muamelenin sürdüğüne dair bilgi aldıklarını belirterek derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, “Kendisine yeterli ve sürekli tıbbi takip imkânı sağlanmamakta, ağır sorgu ve baskılara maruz bırakılmaktadır. Birkaç kez bayıldığı, tehlikeli derecede yüksek tansiyon sorunu yaşadığı ve şüpheli meme tümörleri için gerekli kontrollerden mahrum bırakıldığı bildirilmektedir” denildi.

İran yargısı, 53 yaşındaki Muhammedi’yi yedi yılı aşkın ek hapis cezasına çarptırdı. Destekçileri, Aralık 2024’te sağlık gerekçesiyle geçici izinle serbest bırakılmasının ardından yeniden tutuklanma riski bulunduğu yönünde aylardır uyarıda bulunuyordu.


Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.