Kuruluş öncesi ve sonrasında Kral Abdülaziz’in gıda güveliği konusundaki endişesi

Gelişmekte olan ülkedeki yerleşim ve tarım projeleri, Amerikalıları ve Fransızları heyecanlandırdı.

1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
TT

Kuruluş öncesi ve sonrasında Kral Abdülaziz’in gıda güveliği konusundaki endişesi

1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)
1950’de ürünlerini taşıyan Suudi çiftçiler. (George Washington Üniversitesi Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşiv Vakfı)

Gıda güvenliğini sağlamak, babalarımızın ve dedelerimizin krallığını yeniden kurma yolculuğundan bu yana Kral Abdülaziz bin Abdurrahman’ın (Allah rahmet eylesin) başlıca endişelerindendi. Kurucu Kral, birleşip büyük varlığı (Suudi Arabistan Krallığı) kurduğunda, güvenliği yaymanın, yeni ortaya çıkan devlet için idari düzenlemeleri onaylamanın, eğitimi yaymanın, tedavi için acil bir sağlık sistemine kavuşmanın, ölümlere neden olan salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmenin yanı sıra gıda güvenliğini de öncelikleri arasına koydu.

Araştırmacı, tarihçi ve Kral Abdülaziz’in tarihiyle ilgilenen Dalal bint Zayed Al Maadi, Şarku’l Avsat’a tarım alanının ötesine geçen, kalkınmaya, sosyal, politik, iç ve dış güvenlik hedeflerine yönelik dikkat çekici ve verimli projelerle Kral Abdülaziz’in halkın gıda güvenliğini sağlamak için gösterdiği çabaları belgeledi.

Çölde yerleşim, tarımsal örtülü bir sosyal reform olarak sayılıyor. Al Maadi, Kral Abdülaziz’in hayatının başlangıcında ve İkinci Suudi Devleti’nin sonunda, babasından, büyükanne ve büyükbabasından Birinci Suudi Devleti hakkında sosyal reformun önemini fark ettiğini belirtti. Aktardığına göre Kral Abdülaziz, bilgeliğine dayanarak, hayatları istikrarsızlıkla karakterize edilen ve koşulları ganimetlere bağlı olan göçebe kavimleri yerlerinde seyretti.

Bu bağlamda Kral Abdülaziz, kıl ve yün yerine ‘Hicr’ adı verilen, çamurdan yapılmış yerler oluşturarak çöle yerleşme kararı aldı. Kral Abdülaziz, tembelliğe yol açacak veya yeniden yerleşim projesinin kurulmasının işaretlerini istikrarsızlaştıracak her türlü adımla yüzleşmeye gayret etti. Okul kurma girişiminde bulunduğunda okullarda çok sayıda fakih görevlendirildi, onlara fon sağlandı, halka arpa ve buğday tohumları dağıtıldı.

Fransız yazar J. Benoist Mechin, bu konuya merakla yaklaşırken, “Ülkenin büyük bir kısmı çöl iken, bir ülkenin gücünün ve güvenliğinin tarıma dayanması garip değil mi? Onu sulayacak bir nehir yok ve yılda sadece yedi santimetre yağmur almıyor mu?” diye sormuştu.

Al Maadi şunları söyledi:

“Kral Abdülaziz’in çabaları Hicr’in kuruluşundan sonra da devam etti. Dikkatini çiftçilere hizmet etmeye ve onların koşullarını iyileştirmeye odakladı. 4/4/1347 H. (20/9/1928 M.) tarihinde çiftçilere referans olmak, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve aralarında çıkabilecek anlaşmazlıkları çözmek amacıyla Medine’de bir ziraat dairesi kurulmasına dair kraliyet onayı çıkarıldı.”

Başkan olarak Şeyh Abbas Kamkamci, üye olarak Şeyh Salih Şaklabha ve diğerlerinden oluşuyordu. H. 1350/ M. 1931 yılında yeniden teşkilatlandırılarak ve üye sayısı artırılarak daire, Ziraat Müdürü denilen bir başkan ve dönemin Medine Prensi Muhammed bin Abdulaziz Al Suud’a bağlı kıdemli çiftçilerden oluşan dört fahri üye içeriyordu.

Tarım işlerinde erken bakım

Araştırmacı sözlerine şöyle devam etti:

“Daha sonra H. 1351/ M. 1932 yılında Abdullah Süleyman başkanlığındaki Maliye Bakanlığı, tarım makine ve ekipmanlarının ithalatının ve ilerleyen yıllarda bunları taksitle çiftçilere satmanın yanı sıra, örnek çiftliklerin kurulmasıyla ilgili görevleri denetleyerek tarımsal işlerle ilgilendi. Bu adım, ülkedeki tarım hareketini teşvik etmek açısından olumlu bir ivmeydi.”

H. 1358/ M. 1939 yılında Temsilciler Meclisi’nde, çiftçilerin borçlarının ödenmesi ve koşullarının iyileştirilmesi için çalışacak, Maliye Bakanlığı çatısı altında bir tarım idaresi kurulmasının gerekliliği görüşüldü. Ancak teklif, mevcut zamanın böyle bir projenin uygulanmasına elverişli olmaması nedeniyle birkaç görüşmeden sonra reddedildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Kraliyet çabalarına uygun olarak hükümet, Maliye Bakanlığı’nın her kabilenin tarımsal mülklerini tescil ettirme talebini onayladı ve her bölgede çiftliklerin yönetimiyle görevlendirilen bir organ görevlendirildi. Bu organ, emirlikten bir üye, belediye veya belediye meclisinden bir üye ya da belediyesi olmayan bölgelerde idari konseyden bir üye, maliyeden bir üye, emniyetten bir üye ve mahkemeden bir üyeden oluşuyordu. Böylece her heyet çalışmasını bitirdiğinde bile, varsa arazinin adı, sınırları, yeri, sahibinin adı, varsa mülkün kontrolünü ele geçirmek için yapılan iddianın tarihi hakkında kapsamlı bilgi veriyordu.

Çiftçilere hizmet veren tarım organları kurulmaya devam etti. H. 1361/ M. 1942 yılında kralın çuval buğdayla temsil edilen yardımını bölüşmek üzere bir komite oluşturuldu ve toplam mali miktar, her çuval buğday için 30 riyal oldu.

H. 1367/ M. 1948 yılında Kral Abdülaziz, tarımın gelişimini denetleyecek ilk organ olarak Tarım Müdürlüğü’nün kurulması emrini verdi. Bunu yöneten ilk kişi, Maliye Bakanı Abdullah Süleyman’ın gözetiminde Muhammed Salih Kazaz oldu.

Devlet destekli özel tarım şirketleri

Al Maadi konuya dair şunları söyledi:

“Suudi halkı da başta H. 1348/ M. 1929’da Taif şehrinde kurulan Hayırsever Tarım Şirketi olmak üzere Suudi hükümetinden büyük destek alan tarım şirketlerinin oluşumuna aktif olarak katkıda bulundu. Taif’teki çiftçileri teşvik etmek için Taif Valisi Prens Faysal, su kaldırma makineleri getirip Şubra kuyusuna yerleştirme girişiminde bulundu.”

Prens Faysal, bu çalışmayla halkın bu durumu iyi izleyip, onları cesaretlendirmeye çalıştı ve böylece halkın o işi taklit etme isteği oluştu. Bu tarım makineleri, Vadi Fatıma çiftçilerinin birçok tarım makinesi getiren bir tarım şirketi kurmasına kadar, halk arasında tarımın canlanmasına katkıda bulundu.

Fotoğraf Altı: Taif’teki tarım hayır kurumu, Hicaz ve Necid Krallığı döneminde tarım şirketlerinin kurulmasına yönelik bir modeldi.
Taif’teki tarım hayır kurumu, Hicaz ve Necid Krallığı döneminde tarım şirketlerinin kurulmasına yönelik bir modeldi.

Tarım şirketlerinin kurulması ve devlet desteğinin devamında, tarım arazilerini canlandırmak ve buralarda kuyu açmak amacıyla bir tarım anonim şirketi olan Al-Wajh Şirketi kuruldu. Şirket, Vecih halkının isteği üzerine Şura Konseyi’nin 8/5/1350 H./ 16/12/1931 M. tarihli ve 510 sayılı kararı ile oluşturuldu.

H. 1352/ M. 1933 yılında Suudi hükümeti, Şeyh Muhammed Surur es-Sabban’ın Hicaz’ın ihracatını birleştirmeyi ve bunların yönetimi ve yeniden canlandırılması üzerinde çalışmayı amaçlayan bir tarım şirketi kurma talebini kabul etti. Hisse sayısı başlangıçta bin adetti ve her birinin fiyatı 5 riyaldi. H. 1355/ M. 1936 yıllında Medine’de artezyen kuyularının kazılmasına başlanması ve yavaş yavaş modern makine ve aletlerin sağlanması amacıyla özel bir şirket kuruldu. Bu şirket, hükümet tarafından onaylanmış, 26 maddeden oluşan özel bir sistem geliştirmiştir. Şirketin toplam hisse sayısı bin 500 olup, her hissenin değeri peşin ödenmiş 2 riyaldi.

Tarım şirketlerinin başarısı sonucunda Krallık’ta, H. 1368/ M. 1948 yılında Abdullah bin Muhammed bin Suveylem’in başkanlığını yaptığı ve geniş tarım arazilerinin yatırımı için çalışan Al-Bukayriyah Şirketi gibi bir başka şirket daha kuruldu. Bu şirket, Maliye Bakanı Abdullah Süleyman’ın övgüsünü kazanınca refah yolundaki adımlarını hızlandırdı. En önemli başarılarından biri de kuyulardan su çekmek için 30’dan fazla makine ithal etmesi ve bunların el-Badai ve el-Bukayriyah kuyularına kurulmasıydı.

Uluslararası El-Harc Tarım Projesi

El-Harc Tarım Projesi, tarım ürünlerini güvence altına almak ve gelişmekte olan ülkelerdeki kalkınma projelerine kapı açmak amacıyla Suudi Arabistan’da düzenlenen önemli bir faaliyet sayılıyor. Bununla ilgili olarak araştırmacı Al Maadi, Kral Abdülaziz’in ürünlerine güvenmek ve yurt dışından ithalatı azaltmak için el-Harc’da tarım projesi kurma fikrini idari adımlarla başlattığına dikkat çekti.

Konuyla ilgili olarak Ahmed Abdul Gafur Attar şu açıklamada bulundu:

 “El-Harc, Kral Abdülaziz’in İbn Süleyman’a sunduğu bir fikirdi ve onu bunu uygulamakla görevlendirdi. İbn Süleyman, onu kralın mührüyle mühürledi, açtı, fikri iyice inceledi. Daha sonra yerleşik öğretilerin rehberliğinde onu hayata geçirmek için çalıştı. Kral, İbn Süleyman’a olan güveninden dolayı onu, H. 1354/ M. 1936 yılında el-Harc’ı geliştirme fikrini hayata geçirmekle sorumlu tuttu. Tarımla ilgili ilk denemeler H. 1358/ M. 1939 yılında başladı. Toplam 30 beygir gücündeki ilk iki küçük pompa, kaburga gözüne yerleştirildi.”

Fotoğraf Altı: M. 1950 yılında Suudi uzman ve tercüman Abdurrahman bin Kasım’ın yetkinliğinde, el-Harc’daki Hafş Dagra çiftliğinin denetçisi sertifikası verildi.
MS. 1950 yılında Suudi uzman ve tercüman Abdurrahman bin Kasım’ın yetkinliğinde, el-Harc’daki Hafş Dagra çiftliğinin denetçisi sertifikası verildi.

Araştırmacı Al Maadi, el-Harc tarım projesinin genel olarak Suudi Arabistan Krallığı’ndaki etkisi hakkında bunun, Krallık’taki kalkınma projelerine kapı açıcı olduğunu belirtti. Bu aynı zamanda Tarım Bakanı ve Tarımsal Proje Direktörü Kenneth Edwards’ın Washington’da projede elde edilen başarılar hakkında yaptığı konuşmadaki sözleriyle de ortaya koyuldu.

El-Harc Tarım Projesi ayrıca, yönetim ve tarımı birleştiren yetkinliklerin yaratılmasına da katkıda bulundu. Proje aynı zamanda, ithal edilenin iki katı tarımsal üretim elde edilmesini sağladı. Bu durum, büyük taşıma araçlarıyla çevredeki bölgelere tedarikte en büyük etkiye sahip olan tarımsal ürünlerin yetiştirilmesinin genişlemesine katkıda bulundu.

Ayrıca proje, el-Harc’ın güneybatısında yer alan ve 700 hektarı aşmayan bir alana sahip olan Kafs Dagra projesi ve ayrıca H. 1369/ M. 1949’da ortaya koyulan el-Hofuf tarım projesi gibi proje fikrinin takip edilmesi açısından da ilgi uyandırdı. Ticari gübre kullanmak için bol hurma mahsulü elde etmek, eski ve modern yerel çiftçilerin topraklarını sürmek için sabanlarla deneyler yapmak ve Hofuf’ta bir tarım enstitüsü kurmak için çalışmak gibi çeşitli denemeler başarılı oldu.

Araştırmacı, projenin Suudi ve ABD hükümetleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığına dikkat çekti. Öyle ki tarımsal proje, projenin siyasi öneme sahip olması nedeniyle iki ülke arasındaki işbirliğinin bir örneği haline geldi. Aynı zamanda güvenlik ve refahın tesisine de katkıda bulundu. Krallık halkına yiyecek sağladı. Ayrıca Krallık’ta modern bir kalkınma başlangıcı için çeşitli işçilerin eğitilmesine de katkıda bulundu. H. 1370/ M. 1950’de tarım ve hayvancılık üretimi, değerinin işçilik maliyetlerini aştığı noktaya ulaştı. Kenneth Edwards’ın da belirttiği gibi el-Harc çalışanları, dış yardımdan zamanında vazgeçmeye hazırlık amacıyla Suudileri yeni makineleri kullanma konusunda eğitmeye başladı.

El-Harc Tarım Projesi, artan talebin bir sonucu olarak kurulan Barnes Manufacturing’e bağlı bir acente kurarak, pompa ve motorlarının onarımı konusunda eğitim alıp iş fırsatları da elde etti. 65 adet pompa kurulumu yaparak ve kullanıcılarına rehberlik ederek katkı sağladı. Kalitesiyle Suudi hükümetinin memnuniyetini kazandı. Bu da Suudi Arabistan’ın 750 pompa daha sipariş etmesine vesile oldu.

Araştırmacı, el-Harc tarım projesinin H. 19/1/1372’de Riyad’da demiryolunun açılmasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Araştırmacıya göre bu durum, daha sonra çöl yollarını canlandırması ve çevre köylerde modern bir tarım kalkınması oluşturması ümidiyle Kral Suud’u Riya, Dammam, Medine, Cidde ve Mekke’yi birbirine bağlayan demiryolu projesinin tamamlanmasının hızlandırılmasının gerekliliği konusunda emirler vermeye teşvik etti.

Ürünleri için örnek çiftlikler ve fabrikalar

Al Maadi, tarım projesinin Maliye Bakanı’nın Mekke ve Cidde arasındaki Hada’da bulunan çiftlik gibi çeşitli sebzelerin üretimiyle öne çıkan çiftlikler kurmaya çalıştığını belirtti. Söz konusu çiftlikte, Al-Shara’i’deki domates suyu fabrikasına sevk edilen domateslerin bir kısmı Mekke ve Cidde’deki pazara, bir kısmı da Cidde’deki yabancı topluluğa dağıtılıyordu. Aynı şekilde bamya, karnabahar ve patlıcan da buradan alınıp pazarda satılıyordu. Çiftlik aynı zamanda, hayvanlara yem olarak kullanılan bol miktarda yonca üretimiyle de öne çıktı. Bu nedenle çiftlikteki keçi sayısı arttı. Bu da bir kısmının satılmak üzere Mekke’ye gönderilmesini sağladı.

Süt inekleri ve yeni doğmuş buzağılara gelince bunlar, her biri 5 galon kapasiteli 4 bin 803 teneke kaplarla Mekke’ye nakledilenler gibi, et ve peynir üretimi için kullanılıyordu. Çiftlikteki işçi sayısı 75 kişiye ulaşırken müdürlük, birçok tarım işinde kullanılmak üzere tüm aksesuarlarıyla birlikte traktör bile ithal etti. Maliye Bakanı ise bunu çiftliğinde kullanmakta hızlı davrandı.

Ayrıca Hamad Süleyman’ın suyun araziye uygun bir şekilde dağıtılacağı, arazinin içine sıkışan çakıl, taş ve kemiklerin temizleneceği, tarım yöntemlerine aşina çiftçilerin ve gurbetçilerin getirileceği, tohum, fide, çelik, pulluk ve su vinci gibi modern tarım makinelerinin sağlanacağı bir teknik planlayarak buranın örnek bir çiftlik haline getirilmesine katkıda bulunduğu Mekke-i Mükerreme’deki Al-Shara'i çiftliği de yıllar içerisinde örnek bir çiftlik haline geldi. Ülkeye hurma, buğday, sebze ve meyve sağladı. Bu çiftlikteki çalışmalar, Süleyman kontrolünde yürütüldü.



Suudi Arabistan yönetiminden Yemen bütçesine ve maaş ödemelerine 59,7 milyon dolarlık destek

Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdülaziz ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdülaziz ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan yönetiminden Yemen bütçesine ve maaş ödemelerine 59,7 milyon dolarlık destek

Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdülaziz ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdülaziz ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, yönetimin talimatları doğrultusunda Yemen bütçesine 59,7 milyon doların (224 milyon Suudi riyali) üzerinde yeni bir destek paketi sağladı. Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı aracılığıyla sağlanan destek, operasyonel giderlerin karşılanması ve maaşların ödenmesi için kullanılacak.

Destek, Suudi Arabistan’ın Yemen’de ekonomik istikrarı güçlendirme, kamu mali kaynaklarının düzenli akışına katkıda bulunma, maaş ödemelerinin düzenli yapılmasını sağlama ve maliye politikasının etkinliğini artırma çabaları kapsamında verildi. Bu adımın, ekonomik ve sosyal kalkınma sürecinin daha sürdürülebilir bir çizgide ilerlemesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Ekonomik desteğin, hane halklarının satın alma gücünü ve düzenli gelir akışını güçlendirmenin yanı sıra ticari piyasaları canlandırması bekleniyor. Yemen ise bu dönemde süregelen ekonomik ve mali baskılarla karşı karşıya bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Suudi Arabistan’ın 2012-2026 döneminde Yemen’e sağladığı kalkınma ve ekonomik desteklerin toplam değeri 12,6 milyar doları aştı. Bu destekler arasında, ülkedeki mali istikrarı ve makroekonomik dengeleri desteklemeyi amaçlayan Yemen Merkez Bankası’na yönelik mevduat ve hibeler de yer alıyor.

Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı, ülkenin 8 kritik sektöründe 300 kalkınma projesi ve girişiminin hayata geçirilmesine katkı sağladı. Projeler; altyapı ve temel hizmetlerin desteklenmesi, Yemenli insan kaynağının kapasitesinin geliştirilmesi ve istihdam olanaklarının oluşturulmasını kapsıyor. Bütün bu çalışmalarla Yemen’de sürdürülebilir kalkınma sürecinin desteklemesi amaçlanıyor.


Yemen güçlerine 24 saat hava desteği ve Babülmendeb Boğazı’na hava koruması

Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen güçlerine 24 saat hava desteği ve Babülmendeb Boğazı’na hava koruması

Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Koalisyon bugün yaptığı açıklamada, Yemen hükümetinin devlet kurumlarını ve Husilerin kontrolündeki bölgeleri geri almak amacıyla başlattığı “Yemen Şafağı” operasyonunun ilk saatlerinde 100 savaş uçağının operasyona katıldığını açıkladı. Koalisyon, operasyonun başlamasından bu yana “yüksek değerli” 324 hedefin imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki X platformunda yaptığı paylaşımlarda, koalisyonun “Yemen Silahlı Kuvvetlerine sahada 24 saat hava desteği” sağladığını belirtti. El-Maliki, hava kuvvetlerinin Babülmendeb Boğazı’nın güvenliğini sağladığını ve “hareketli hedeflere yönelik müdahalelerin sürdüğünü” ifade etti.

El-Maliki, “Bugün şafak vakti Yemen Şafağı operasyonuna 100 savaş uçağı katıldı” dedi. Operasyonların başlamasından bu yana “yüksek değerli 324 hedefin imha edildiğini” kaydetti.

Koalisyonun askeri desteği, Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin, “tüm yatıştırma fırsatlarının tüketildiğini” belirterek, cumhuriyet topraklarının geri kalanını yeniden ele geçirmek ve devletin otoritesi ile kurumlarının ülke genelinde yeniden tesis edilmesi amacıyla askeri operasyonların başlatıldığını duyurmasının ardından geldi. Alimi, Husi milislerinin Yemen’in egemenliği, vatandaşların güvenliği ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhları için tehdit oluşturmayı sürdürdüğünü ifade etti.

Alimi, bugün “Yemen Şafağı” operasyonunun başladığını duyurarak operasyonun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi, başkent Sana’yı kurtarmayı ve terörist Husi milislerinin darbesine son vermeyi” amaçladığını söyledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre operasyon, Yemen Silahlı Kuvvetleri ve çeşitli askeri oluşumların yanı sıra kardeş ve dost ülkelerin desteğiyle sürdürülüyor.

Koalisyon Ortak Kuvvetler Komutanlığı da dün Yemen Silahlı Kuvvetlerine “tam operasyonel destek” sağlamayı ve darbenin sona erdirilmesi, devlet ile kurumlarının yeniden tesis edilmesi amacıyla meşru hükümetin ve Yemen halkının yanında yer almayı sürdüreceğini açıkladı. Komutanlık, askeri operasyonların devamını Suudi Arabistan’ın güvenliği ile bölgesel ve uluslararası güvenliğin korunması gerekliliğiyle ilişkilendirdi. Bu açıklama, Husilerin saldırıları ve Güney Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki gemileri hedef alma girişimleri sırasında geldi.

Babülmendeb’in korunması, Kızıldeniz’e hâkim stratejik mevzilerin Husilerin kontrolünde olması ve uluslararası deniz taşımacılığı ile ticarete yönelik risklerin artması nedeniyle mevcut operasyonun başlıca unsurlarından birini oluşturuyor. Operasyon, Husilerin kenti güneyde hükümetin kontrolündeki bölgelere bağlayan yolları kesmeye çalıştığı Taiz vilayetindeki çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde de yürütülüyor.


Koalisyondan Şarku’l Avsat'a: Husilerin Riyad’ı hedef aldıkları yönündeki iddiaları yanıltıcı

Tümgeneral Turki el-Maliki (Koalisyon)
Tümgeneral Turki el-Maliki (Koalisyon)
TT

Koalisyondan Şarku’l Avsat'a: Husilerin Riyad’ı hedef aldıkları yönündeki iddiaları yanıltıcı

Tümgeneral Turki el-Maliki (Koalisyon)
Tümgeneral Turki el-Maliki (Koalisyon)

Yemen’de Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, Husilerin dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ı hedef aldıkları yönündeki iddialarını “yanıltıcı” olarak nitelendirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Husilerin Taiz’de maruz kaldığı durum ve Yemen Silahlı Kuvvetleri ile Halk Direnişi güçlerinin bütün cephelerde örgüt mensuplarına verdiği kayıpları takip ediyor ve görüyoruz. Bu durum, onları hayali zaferler aramaya itiyor” ifadelerini kullandı.

Maliki, bu tutumun “kayıpların boyutundan ve milislerin tutumuna yönelik halk öfkesinin giderek artmasından dikkatleri başka yöne çekme girişimi” olduğunu belirtti. Maliki ayrıca, söz konusu milislerin “Yemen’e kaos ve yıkım getiren dış gündemlerle bağlantılı” olduğunu savundu.

İran destekli grup ise Yemen güçlerinin, Husilerin daha önce saldırarak ele geçirdiği Batı Sahili’ndeki mevzilerini tahkim etme girişimlerini engellemek için çatıştığı sırada Riyad’ı hedef aldığını öne sürdü.

Son Yemen raporlarına göre Husiler, bir hafta içinde yaklaşık 5 bin savaşçısını kaybetti. Yemen Silahlı Kuvvetleri de Husilerin saldırdığı çeşitli cephelerde hava ve kara operasyonları yürütüyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid en-Nüzeyli ise yaptığı açıklamada, savaş uçakları, insansız hava araçları (İHA), topçu birlikleri, füzeler ve roketatarlarla Husilere ait mevzi, hareketlilik ve askeri kapasitelere yönelik 257 hassas saldırı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Yemenli askeri sözcü, operasyonların Sana ile kuzeybatıdaki Midi, Sada’daki Bâkım’ın yanı sıra Cevf, Marib, Beyda ve Lahic cephelerini kapsadığını belirtti. Operasyonların ağırlık merkezinin ise Taiz cepheleri olduğunu ifade eden Nüzeyli, saldırılarda komuta-kontrol merkezleri, birlik ve savaşçı yığınakları, savaş rezervleri, silah ve mühimmat depoları ile askeri ikmal hatları ve araçlarının hedef alındığını söyledi.

Nüzeyli’nin verdiği bilgilere göre, ilk saha değerlendirmelerinde operasyonlar sonucunda en az 700 milis etkisiz hale getirildi. Ayrıca stratejik ve yüksek değer taşıyan 170 askeri hedef, araç ve muharebe aracının imha edildiği belirtildi. Nüzeyli, bunun “milislerin savaşma kapasitesini doğrudan etkilediğini ve yerleşim yerleri ile köylerde sivillere yönelik saldırılarını sürdürme kabiliyetini sınırladığını” ifade etti.