Azerbaycan'ın Karabağ operasyonu sonrası kazananlar ve kaybedenler

TT

Azerbaycan'ın Karabağ operasyonu sonrası kazananlar ve kaybedenler

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA

Azerbaycan'ın Karabağ bölgesine düzenlediği yıldırım operasyon, bölgede yeni bir jeopolitik gerçekliğin oluşmasına yol açtı. Bakü ile kademeli olarak Ermenistan'a göç etmeye başlayan Karabağ Ermenileri arasında başlayacak muhtemel müzakere turlarının sonuçları ne olursa olsun, Azerbaycan'ın Karabağ üzerinde kontrol kurması, uzmanlara göre Güney Kafkasya ve çevre bölgelerdeki ana oyuncular üzerinde büyük etkiler yaratacak geniş kapsamlı sonuçlara yol açtı.

Hiç şüphe yok ki “Azerbaycan zaferi” Bakü'nün yükselen ve önemli bir bölgesel güç olarak konumunu sağlam bir şekilde güçlendirdi. Bu bağlamda özellikle yakın gelecekte ana tartışmaların koridorların açılmasına ve ticaret için alternatif yolların yeniden düzenlenmesine yönelik mekanizmalar üzerinde yoğunlaşacağı göz önüne alındığında, Azerbaycan'ın ticaret, transit ve hammadde taşıma güzergahları için önemli bir düğüm noktasına dönüşmesi de dahil olmak üzere, sonraki tüm bölgesel düzenlemelerde Bakü temel bir konuma sahip olacak. Ancak bunun yansımaları, Moskova'nın güçlü bir şekilde desteklediği ve Batı'nın yaptırım ve abluka baskısını azaltan Çin Kuşak ve Yolu, Kuzey-Güney koridoruna alternatifler geliştirmeye yönelik yoğun küresel rekabetle sınırlı değil. Yeni jeopolitik denklem, bölgedeki Türk etkisinin genişlemesini, İsrail'in Azerbaycanlı müttefikiyle daha güçlü ilişkisinin yanı sıra, Rusya ve İran nüfuzunun azalması karşılığında Washington'un varlığının ve hareketlerinin güçlendirilmesini de içeriyor.

Konsept değişikliği

Öyle ya da böyle Karabağ'daki durumun çözüme kavuşturulması süreci Ukrayna savaşının doğrudan sonuçlarından biri olarak değerlendirilebilir. Burada dikkat çekici paradokslar ortaya çıktı: Bir yandan Rusya'nın Ukrayna'ya yaptığı askeri operasyon, sınırları değiştirmek için güç kullanma olasılığını yineledi bir yandan da uluslararası sistemin felç olması buna katkıda bulundu. Ancak diğer yandan, Azerbaycan'ın çatışmayı çözmesi, Rusya'nın uluslararası sözleşmelerde öngörülen başka bir ilkeye göre Ukrayna'nın bazı kısımlarını ilhak ederek ilerletmeye çalıştığı halkların kendi kaderini tayin hakkı kavramına güçlü bir darbeyi temsil ediyordu. 

Karabağ Ermenilerinin Azerbaycan'ın kontrolünden bağımsız olarak kendi kaderlerini tayin etmelerini sağlayacak tek taraflı deklarasyon hakkı artık tartışılmıyor. Bu anlamda Üçüncü Karabağ Savaşı'nın sonuçları, halkların kendi kaderini tayin etme konusunda Rusya'nın manevra alanlarını azalttı. Ancak Moskova'nın kayıpları bu boyutla da sınırlı değil. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, ülkesinin şu anda ait olduğu güvenlik yapılarının ve örgütlerinin "etkisiz" olduğunu söylemesi ve yeni koalisyon mekanizmalarına geçmenin gerekliliği konusundaki kanaati, Moskova'nın 2020 ve 2023 Karabağ savaşlarında müttefikini "hayal kırıklığına uğratması" nedeniyle ilişkilerdeki ciddi gerilimin ve Erivan'ın Rusya'ya karşı değişen tutumunun doğrudan ve açık bir göstergesidir. Bu durumun Ermenistan'ın Kolektif Güvenlik Örgütü üyeliğine doğrudan etki etmesi bekleniyor. Örgüt, iç tüzüğündeki önemli bir maddeye aykırı olarak üyelerinden birini koruyamıyor gibi görünüyor. Sonuç olarak örgüt, sadece Ermenistan için değil, bazıları kırılgan durumlarla ve birçok zorlukla karşı karşıya olan birçok Orta Asya ülkesi için de önemini yitirdi.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana, Ermenistan Rusya'nın önemli güvenlik ortağı olmuştur ve yabancı topraklardaki az sayıdaki Rus askeri üssünden birine ev sahipliği yapmaktadır. Ancak son yıllarda Paşinyan, ülkesinin dış politikasında Batı'ya yakınlaşma yönünde büyük bir değişime öncülük etti. Uzmanlar, Moskova'nın son savaşta tarafsız kalmasının Ermenistan Başbakanı için bir tür ceza olduğuna inanıyor.

Paşinyan cezalandırıldı

Uzmanlar, Moskova'nın Paşinyan'ı cezalandırarak, Azerbaycan'ın Türkiye'ye fazla yaklaşmasını engellemek istediğini ancak bu hipotezin çok yüzeysel olduğunu söylüyor. Çünkü Karabağ savaşının sonuçları, Ankara ile Bakü arasında çok yakın ve güçlü bir ittifak tesis etti. Rusya'nın doğrudan kayıpları arasında sayılan ikinci önemli nokta, Rusya'nın Güney Kafkasya bölgesinde barışı korumada oynadığı rolün öneminin sona ermesidir. Uzmanlar, Azerbaycan'ın ilerleyen zamanlarda Rus ayrılıkçı güçlere ihtiyaç kalmaması nedeniyle, bölgeden çekilmesini talep edeceğini belirtiyor. Bu kesinlikle Moskova'nın çıkarına değil, Moskova sadece kendisi için hayati öneme sahip bir bölgedeki etkili varlığını kaybetmekle kalmayacak, aynı zamanda eski Sovyet alanının tamamında yeni bir konum ve nüfuz kaybına da maruz kalacak. Ukrayna, Gürcistan ve Moldova'nın birbirine düşman olmasının ardından Orta Asya ülkeleri, Rusya'nın Batı ile mevcut çatışmasında tarafsız kaldı.

Burada dikkat çeken nokta Moskova'nın bölgedeki pozisyonunun gerilemesinin, oradaki Amerikan hareketliliğinin canlanmasıyla örtüşmesidir. Azerbaycan ve Ermenistan'la yoğun temaslar kuran ABD, yakın zamanda Rusya'nın bölgedeki başlıca askeri müttefiki olan Ermenistan'la ortak askeri tatbikat yolunu güçlendirdi. ABD'nin kayda değer faaliyeti, Güney Kafkasya'nın "batıya doğru ilerleyen tek bir bölgeye" dönüşmesini hızlandırmayı hedeflemesi gibi görünüyor. Washington'un yan hedefleri arasında, İran'ı kuzey sınırlarında tutmak ve Moskova ile Tahran'ın bölgede teşvik ettiği ortak ulaşım ve lojistik projeleri için en rahatsız koşulları yaratmak da yer alıyor.

İran'a büyük darbe

Öte yandan İran da büyük bir darbe aldı. İran'ın faaliyetleri, Bakü'nün 2020 savaşı sırasında Ermenistan ile İran arasındaki ticari harekette aktif olarak kullanılan sınır şeridinin en büyük kısmı üzerinde kontrol sağlaması üzerine ağır darbe aldı. İran'ın, Rusya'nın çatışmayı çözüme kavuşturma çabalarından dışlanması da Tahran'ın çıkarlarının dikkate alınmaması bağlamında memnuniyetsizliğini artırdı. Moskova'daki pek çok kişi, son üç yıldaki bazı sınır provokasyonlarının, Tahran'ın çıkarlarının garanti edilmediği nihai bir çözümün dayatılmasını önlemek için İran tarafından desteklendiğini düşünüyor.

İran için ikinci önemli unsur, ülkedeki genel protesto havasının arka planında İran'ın iç durumundaki gerilim sorunlarıyla ilgili. İran'da, çeşitli tahminlere göre büyüklüğü 25 ila 35 milyon arasında değişen, ülkedeki en büyük ulusal azınlık olan önemli bir Azeri ulusal azınlığının olduğu bir sır değil. Bu azınlığın koşulları, iki ülke arasındaki her fırsatta veya gerginlikte, söz konusu azınlığa mensup kişilerin haklarının ve sosyal ve siyasi statülerinin ihlal edildiği yönündeki suçlamalarla gündeme gelen sürekli tartışma ve çatışmaların odağını oluşturuyor. Tahran'ın, bunların çoğunun ülkede protestoları kışkırtmak için kullanılacağı yönünde endişesi var. Azerbaycanlı yetkililerin bu konuyla ilgili sürekli yaptıkları açıklamalar göz önüne alındığında, bu haklı bir endişe. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 2022'nin Kasım ayında "İranlı Azerbaycanlılar milletimizin bir parçasıdır" açıklaması bunun için yeterlidir. Azerbaycan'ın Karabağ savaşından kesin bir zaferle çıkması, İran'daki bu kaygıları güçlendirecektir.

İsrail ile ilişkiler

Bir diğer öne çıkan tartışmalı konu ise Azerbaycan'ın dış politikası, özellikle de Azerbaycan ile İsrail arasındaki ilişkilerin gelişimi ile ilgilidir. Bakü, son dönemde İsrail ile ilişkileri güçlendirmek için yakın çalışmalar yürütüyor. 2022'nin sadece 10 ayı içinde iki taraf arasındaki ticaret hacmi 1,2 milyar dolara ulaştı. Bakü, İbrani devletine petrol ve rafine ürünler sağlıyor ve çift kullanımlı elektronikler, saldırı ve keşif dronları, navigasyon ve optik sistemleri ile hassas güdümlü mühimmatlar dahil olmak üzere yüksek teknolojili silahlar satın alıyor.

Güçlü bir çekişmeli konu da Zangezur Koridoru projesidir. Azerbaycan, Nahcivan'dan Türkiye'ye direkt yol açmak için çalışıyor. Yolun Ermenistan'ın Sünik bölgesinden geçmesi gerekiyor ve projenin uygulanması, İran'ı Ermenistan'dan kalıcı olarak ayırabilir, böylece Tahran'ın Avrasya Ekonomik Birliği ülkeleriyle ticaretine müdahale edilebilir. Ayrıca koridorun inşa edilmesi Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu daha da güçlendirecektir.

İran, son dönemde Karabağ'da yaşanan yıldırım operasyonunun ardından bölgede herhangi bir jeopolitik değişikliğe izin vermeyeceği uyarısını yeniledi. Tahran, Bakü ve Ankara'nın sahadaki hareketlerini engelleyemeyecek gibi görünüyor. Ancak uzmanlara göre aynı kayıp hissini paylaşan Moskova ile birlikte, en azından öngörülebilir gelecekte Ermenistan ile Azerbaycan arasında tarihi bir barış anlaşmasının imzalanmasını engellemeye çalışabilir.



Venezuela muhalefet lideri, deprem felaketinin ardından ülkeye dönüşünün hükümet tarafından engellendiğini öne sürdü

Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
TT

Venezuela muhalefet lideri, deprem felaketinin ardından ülkeye dönüşünün hükümet tarafından engellendiğini öne sürdü

Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)
Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado, Devlet Başkanı Nicolás Maduro karşıtı gösteriye öncülük ederken (DPA)

Venezuela muhalefetinin lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi María Corina Machado, hükümeti ülkeye dönüşünü engellemekle suçladı. Machado, geçen hafta meydana gelen ve bin 700'den fazla kişinin hayatını kaybettiği iki büyük depremin ardından ülkesine dönmek istediğini ancak buna izin verilmediğini söyledi.

Geçen yıl aralık ayında Venezuela'dan ayrılarak Oslo'da düzenlenen törende Nobel Barış Ödülü'nü alan Machado, sürgünde yaşıyor.

Panama'dan X platformu üzerinden yayımladığı video mesajında Machado, Karakas yönetiminin hava sahasını kapatarak ülkeye dönüşünü engellediğini öne sürdü.

"Bu zor ve acı dolu günlerde Venezuelalıların yanında olmak için geri dönmek istiyorum. Ancak hükümet, ülkeye girişimi engellemek amacıyla Venezuela'nın ticari hava sahasını kapattı" diyen Machado, daha sonra bu karardan geri adım atıldığını, ancak dönüşünü kolaylaştırmak isteyen kişilere yönelik tehditlerde bulunulduğunu iddia etti.

Başkent Caracas'a hizmet veren Maiquetía Uluslararası Havalimanı, depremde hasar görmesinin ardından uçuşlara kapatılmıştı. Havalimanı daha sonra yalnızca insani yardım uçuşlarına kısmen yeniden açılırken, uluslararası seferler ülkenin orta kesimindeki Valencia ile doğusundaki Maracaibo havalimanları üzerinden gerçekleştiriliyor.

Eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun altı ay önce Karakas'ta düzenlenen ABD askeri operasyonuyla gözaltına alınmıştı. Ülke yönetimini geçici olarak Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez yürütürken, hükümet Washington'ın yoğun baskısı altında faaliyetlerini sürdürüyor.


Trump, Katar tarafından sağlanan uçakla yapacağı ilk seyahatine hazırlanıyor

Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
TT

Trump, Katar tarafından sağlanan uçakla yapacağı ilk seyahatine hazırlanıyor

Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta Katar'ın hediye ettiği yeni Air Force One uçağıyla ilk resmi seyahatini gerçekleştireceğini açıkladı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Beyaz Saray'dan bir yetkili yaptığı açıklamada, Trump'ın yarın ABD'nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü kapsamında düzenlenecek etkinliğe katılmak üzere Kuzey Dakota eyaletine giderken yeni uçağı kullanacağını belirtti.

Trump, ayın başında kamuoyuna tanıttığı yeni uçağı için Katar'a teşekkür etmiş ve daha önce Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından kullanılan, özel olarak modifiye edilmiş Boeing 747 uçağını "nazik bir jest" olarak nitelendirmişti.

İlk başkanlık döneminden bu yana mevcut Air Force One filosunun yenilenmesini isteyen Trump, yeni başkanlık uçaklarının kırmızı, beyaz ve mavi renklerden oluşan dış tasarımını da bizzat seçmişti.

Ancak Katar'ın yüz milyonlarca dolar değerindeki bir uçağı hediye etmesi hem etik hem de anayasal açıdan tartışmalara yol açtı. Eleştiriler, yabancı bir devletten bu büyüklükte bir hediyenin kabul edilmesinin güvenlik riskleri doğurabileceğine dikkat çekti.

ABD Anayasası, Kongre'nin onayı olmaksızın başkan ve diğer kamu görevlilerinin "herhangi bir kral, prens veya yabancı devletten hediye, ayrıcalık, makam ya da unvan" kabul etmesini yasaklıyor.

Trump yönetimi ise uçağın doğrudan ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) hibe edildiğini savundu. Buna karşın Pentagon'un, görev süresi sona erdikten sonra uçağın Trump Başkanlık Kütüphanesi'ne devredileceğini açıklaması tartışmaları daha da artırdı. Katar'ın hediye ettiği uçak, Boeing'in üretimini sürdürdüğü iki yeni 747-8 başkanlık uçağı teslim edilene kadar geçici olarak kullanılacak. Söz konusu program ise uzun süredir yaşanan gecikmeler ve artan maliyetler nedeniyle eleştirilerin odağında bulunuyor.


CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta

Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
TT

CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta

Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı, geçen cuma günü Lübnan ile İsrail arasında varılan çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmayı hayata geçirmek amacıyla Lübnan'da somut bir adım attı. Bu kapsamda söz konusu mekanizma Lübnan ordusuyla ele alındı. Görüşmeler, ülkede anlaşmaya ilişkin siyasi görüş ayrılıklarının sürdüğü, güvenlik ekinin içeriğine dair belirsizliklerin devam ettiği ve güneyde ateşkes ihlallerinin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirildi.

İsrail ile Lübnan, ABD arabuluculuğunda, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına kadar İsrail askerlerinin işgal altındaki Güney Lübnan'da kalmasını ve bölgenin kontrolünün aşamalı olarak Lübnan ordusuna devredilmesini öngören bir barış çerçevesi üzerinde anlaşmaya vardı.

Çerçeve anlaşmasına göre Lübnan ordusu, ülke topraklarının tamamında kademeli olarak kontrolü yeniden sağlayacak ve Hizbullah ile diğer tüm silahlı grupları silahsızlandıracak. İlk aşamanın iki pilot bölgede uygulanması öngörülürken, halen hazırlık aşamasında olan güvenlik eki, güvenlik düzenlemeleri ve denetim mekanizmaları dahil olmak üzere tüm ayrıntıları belirleyecek. Anlaşmanın uygulanmasını ise ABD'nin de yer alacağı bir koordinasyon grubu denetleyecek.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, pazartesi günü Baabda Sarayı'nda CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. Görüşmede, Washington'da Lübnan, ABD ve İsrail arasında yürütülen müzakereler sonucunda kabul edilen çerçeve anlaşmasının uygulanmasına yönelik hazırlıklar ele alındı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Avn, ABD Başkanı Donald Trump'ın Lübnan'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasına gösterdiği ilgiden dolayı Cooper'a teşekkür ederek, "Lübnan devletinin silahlı kuvvetleri aracılığıyla uluslararası güney sınırına kadar ülke genelinde egemenliğini tesis etme konusundaki kararlılığını" vurguladı.

Cooper ile ordu komutanı heykel görüştü

Cooper, Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel ile de Genelkurmay Karargâhı'nda bir araya geldi. Lübnan ordusunun açıklamasına göre görüşmede Lübnan ve bölgedeki son gelişmeler, çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmanın başarıya ulaştırılması ve iki ülke orduları arasındaki iş birliğinin gelecekte daha da güçlendirilmesi ele alındı.

Heykel, ABD'nin Lübnan ordusuna verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, Lübnan'ın güvenliği ve istikrarının korunması için iki ordu arasındaki iş birliğinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.

Güvenlik ekine ilişkin belirsizlik sürüyor

Çerçeve anlaşmasının güvenlik eki henüz kamuoyuna açıklanmadı. Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre ekte, İsrail ordusunun güvenlik bölgesinde tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı tam hareket serbestisini koruyacağı ve İsrail birliklerinin otomatik olarak geri çekilmeyeceği belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre  askeri kaynaklar, anlaşmaya eklenen askeri belgenin "oldukça genel" ifadeler içerdiğini, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ya da İsrail birliklerinin çekilmesi için net bir takvim belirlenmediğini, ayrıca ilk uygulama bölgelerinin de ayrıntılı şekilde tanımlanmadığını belirtti.

Kaynak, "Şu ana kadar ordu hiçbir bölgeden çekilmedi. Mutabakata rağmen çekilmenin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği hâlâ net değil. Bu süreç, siyasi makamdan alacağımız güvencelere bağlı" ifadelerini kullandı.

vfdbfrb
Güney Lübnan sınırı yakınındaki Yukarı Celile bölgesinde bir kamyon üzerinde taşınan İsrail tankı. (EPA)

İsrail'in Kanal 12 televizyonu ise İsrail birliklerinin geri çekilmesinin belirli bir takvime değil, sahadaki güvenlik değerlendirmelerine bağlı olacağını aktardı. Haberde ayrıca, Lübnan ordusunun pilot bölgelerin dışındaki alanlara konuşlandırılmasının Tel Aviv'in onayına bağlı olacağı belirtildi.

Sahada kontrol ve ateşkes ihlalleri

İsrail, pilot uygulama kapsamına alınan bazı bölgelerde fiilen tam kontrol sağlayabilmiş değil. Bunların başında Litani Nehri'nin güneyindeki Frun beldesi geliyor. İsrail ordusu burada zaman zaman operasyonlar düzenlemeyi sürdürüyor.

Pilot bölgelerin çevresinde de çatışmalar yaşandı. Pazar günü Hizbullah mensubu olduğu belirtilen bir kişi, sınır hattındaki Deyr Seryan beldesinde İsrail askerlerine ateş açtı. Olayda bir İsrail subayı hayatını kaybederken bir asker yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren kişi ise İsrail tankının açtığı ateş sonucu öldürüldü. İsrail ordusu olaya ilişkin görüntüleri yayımladı.

İsrail basını pazartesi günü ayrıca Hizbullah'ın Güney Lübnan'da üst düzey İsrail subaylarının bulunduğu bir karargâhı hedef aldığını öne sürdü. Haberlere göre, Komando Tugayı Komutan Yardımcısı'nın sahra karargâhına yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu biri ağır, diğeri orta yaralı iki yedek asker helikopterle tahliye edildi.

Lübnan medyası ise patlamanın sınır hattındaki Ayta eş-Şaab bölgesinde meydana geldiğini bildirdi.

Bu gelişmelerin ardından İsrail topçusu Deyr Seryan ve Yahmur eş-Şakif beldelerinin çevresini bombaladı. Ayrıca İbl es-Saki beldesindeki bir eve ses bombası atıldı. İsrail'e ait bir insansız hava aracı da Zahrani ve çevre köylerin hava sahasını ihlal etti.

fergrtht
Güney Lübnan'da Hizbullah'ın açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden İsrailli subayın cenazesini taşıyan yas tutanlar. (Reuters)

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada ise, "güvenlik bölgesindeki birliklere yönelik saldırılar ve ateşkes anlaşmasının ihlaline karşılık" Güney Lübnan'daki Nebatiye ve Meyfdun'da Hizbullah'a ait üç karargâhı vurduğunu duyurdu.

İsrail güçleri gece saatlerinde Taybe ve Hadatha beldelerinde çok sayıda konutu havaya uçururken, Burc Kalaviye ve Braşit çevresinde sivillerin yakınına ses bombaları attı. Ayrıca Mecdal Zun beldesinde Hizbullah'a ait olduğu belirtilen büyük bir tünelin imha edildiğini açıkladı. İsrail ordusuna göre 26 metre derinlikte ve 200 metre uzunluğundaki tünelde insansız hava araçları, topçu mühimmatı, çeşitli silahlar ve militanlara ait yaşam alanları bulunuyordu.

Hizbullah ise yaptığı açıklamada, İsrail'in hava saldırıları, patlamalar ve sivil bölgeleri hedef alan operasyonlarla Güney Lübnan'daki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Örgüt, bu ihlalleri takip ettiğini ve Lübnan ile halkını savunma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.