Azerbaycan'ın Karabağ operasyonu sonrası kazananlar ve kaybedenler

TT

Azerbaycan'ın Karabağ operasyonu sonrası kazananlar ve kaybedenler

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA

Azerbaycan'ın Karabağ bölgesine düzenlediği yıldırım operasyon, bölgede yeni bir jeopolitik gerçekliğin oluşmasına yol açtı. Bakü ile kademeli olarak Ermenistan'a göç etmeye başlayan Karabağ Ermenileri arasında başlayacak muhtemel müzakere turlarının sonuçları ne olursa olsun, Azerbaycan'ın Karabağ üzerinde kontrol kurması, uzmanlara göre Güney Kafkasya ve çevre bölgelerdeki ana oyuncular üzerinde büyük etkiler yaratacak geniş kapsamlı sonuçlara yol açtı.

Hiç şüphe yok ki “Azerbaycan zaferi” Bakü'nün yükselen ve önemli bir bölgesel güç olarak konumunu sağlam bir şekilde güçlendirdi. Bu bağlamda özellikle yakın gelecekte ana tartışmaların koridorların açılmasına ve ticaret için alternatif yolların yeniden düzenlenmesine yönelik mekanizmalar üzerinde yoğunlaşacağı göz önüne alındığında, Azerbaycan'ın ticaret, transit ve hammadde taşıma güzergahları için önemli bir düğüm noktasına dönüşmesi de dahil olmak üzere, sonraki tüm bölgesel düzenlemelerde Bakü temel bir konuma sahip olacak. Ancak bunun yansımaları, Moskova'nın güçlü bir şekilde desteklediği ve Batı'nın yaptırım ve abluka baskısını azaltan Çin Kuşak ve Yolu, Kuzey-Güney koridoruna alternatifler geliştirmeye yönelik yoğun küresel rekabetle sınırlı değil. Yeni jeopolitik denklem, bölgedeki Türk etkisinin genişlemesini, İsrail'in Azerbaycanlı müttefikiyle daha güçlü ilişkisinin yanı sıra, Rusya ve İran nüfuzunun azalması karşılığında Washington'un varlığının ve hareketlerinin güçlendirilmesini de içeriyor.

Konsept değişikliği

Öyle ya da böyle Karabağ'daki durumun çözüme kavuşturulması süreci Ukrayna savaşının doğrudan sonuçlarından biri olarak değerlendirilebilir. Burada dikkat çekici paradokslar ortaya çıktı: Bir yandan Rusya'nın Ukrayna'ya yaptığı askeri operasyon, sınırları değiştirmek için güç kullanma olasılığını yineledi bir yandan da uluslararası sistemin felç olması buna katkıda bulundu. Ancak diğer yandan, Azerbaycan'ın çatışmayı çözmesi, Rusya'nın uluslararası sözleşmelerde öngörülen başka bir ilkeye göre Ukrayna'nın bazı kısımlarını ilhak ederek ilerletmeye çalıştığı halkların kendi kaderini tayin hakkı kavramına güçlü bir darbeyi temsil ediyordu. 

Karabağ Ermenilerinin Azerbaycan'ın kontrolünden bağımsız olarak kendi kaderlerini tayin etmelerini sağlayacak tek taraflı deklarasyon hakkı artık tartışılmıyor. Bu anlamda Üçüncü Karabağ Savaşı'nın sonuçları, halkların kendi kaderini tayin etme konusunda Rusya'nın manevra alanlarını azalttı. Ancak Moskova'nın kayıpları bu boyutla da sınırlı değil. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, ülkesinin şu anda ait olduğu güvenlik yapılarının ve örgütlerinin "etkisiz" olduğunu söylemesi ve yeni koalisyon mekanizmalarına geçmenin gerekliliği konusundaki kanaati, Moskova'nın 2020 ve 2023 Karabağ savaşlarında müttefikini "hayal kırıklığına uğratması" nedeniyle ilişkilerdeki ciddi gerilimin ve Erivan'ın Rusya'ya karşı değişen tutumunun doğrudan ve açık bir göstergesidir. Bu durumun Ermenistan'ın Kolektif Güvenlik Örgütü üyeliğine doğrudan etki etmesi bekleniyor. Örgüt, iç tüzüğündeki önemli bir maddeye aykırı olarak üyelerinden birini koruyamıyor gibi görünüyor. Sonuç olarak örgüt, sadece Ermenistan için değil, bazıları kırılgan durumlarla ve birçok zorlukla karşı karşıya olan birçok Orta Asya ülkesi için de önemini yitirdi.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana, Ermenistan Rusya'nın önemli güvenlik ortağı olmuştur ve yabancı topraklardaki az sayıdaki Rus askeri üssünden birine ev sahipliği yapmaktadır. Ancak son yıllarda Paşinyan, ülkesinin dış politikasında Batı'ya yakınlaşma yönünde büyük bir değişime öncülük etti. Uzmanlar, Moskova'nın son savaşta tarafsız kalmasının Ermenistan Başbakanı için bir tür ceza olduğuna inanıyor.

Paşinyan cezalandırıldı

Uzmanlar, Moskova'nın Paşinyan'ı cezalandırarak, Azerbaycan'ın Türkiye'ye fazla yaklaşmasını engellemek istediğini ancak bu hipotezin çok yüzeysel olduğunu söylüyor. Çünkü Karabağ savaşının sonuçları, Ankara ile Bakü arasında çok yakın ve güçlü bir ittifak tesis etti. Rusya'nın doğrudan kayıpları arasında sayılan ikinci önemli nokta, Rusya'nın Güney Kafkasya bölgesinde barışı korumada oynadığı rolün öneminin sona ermesidir. Uzmanlar, Azerbaycan'ın ilerleyen zamanlarda Rus ayrılıkçı güçlere ihtiyaç kalmaması nedeniyle, bölgeden çekilmesini talep edeceğini belirtiyor. Bu kesinlikle Moskova'nın çıkarına değil, Moskova sadece kendisi için hayati öneme sahip bir bölgedeki etkili varlığını kaybetmekle kalmayacak, aynı zamanda eski Sovyet alanının tamamında yeni bir konum ve nüfuz kaybına da maruz kalacak. Ukrayna, Gürcistan ve Moldova'nın birbirine düşman olmasının ardından Orta Asya ülkeleri, Rusya'nın Batı ile mevcut çatışmasında tarafsız kaldı.

Burada dikkat çeken nokta Moskova'nın bölgedeki pozisyonunun gerilemesinin, oradaki Amerikan hareketliliğinin canlanmasıyla örtüşmesidir. Azerbaycan ve Ermenistan'la yoğun temaslar kuran ABD, yakın zamanda Rusya'nın bölgedeki başlıca askeri müttefiki olan Ermenistan'la ortak askeri tatbikat yolunu güçlendirdi. ABD'nin kayda değer faaliyeti, Güney Kafkasya'nın "batıya doğru ilerleyen tek bir bölgeye" dönüşmesini hızlandırmayı hedeflemesi gibi görünüyor. Washington'un yan hedefleri arasında, İran'ı kuzey sınırlarında tutmak ve Moskova ile Tahran'ın bölgede teşvik ettiği ortak ulaşım ve lojistik projeleri için en rahatsız koşulları yaratmak da yer alıyor.

İran'a büyük darbe

Öte yandan İran da büyük bir darbe aldı. İran'ın faaliyetleri, Bakü'nün 2020 savaşı sırasında Ermenistan ile İran arasındaki ticari harekette aktif olarak kullanılan sınır şeridinin en büyük kısmı üzerinde kontrol sağlaması üzerine ağır darbe aldı. İran'ın, Rusya'nın çatışmayı çözüme kavuşturma çabalarından dışlanması da Tahran'ın çıkarlarının dikkate alınmaması bağlamında memnuniyetsizliğini artırdı. Moskova'daki pek çok kişi, son üç yıldaki bazı sınır provokasyonlarının, Tahran'ın çıkarlarının garanti edilmediği nihai bir çözümün dayatılmasını önlemek için İran tarafından desteklendiğini düşünüyor.

İran için ikinci önemli unsur, ülkedeki genel protesto havasının arka planında İran'ın iç durumundaki gerilim sorunlarıyla ilgili. İran'da, çeşitli tahminlere göre büyüklüğü 25 ila 35 milyon arasında değişen, ülkedeki en büyük ulusal azınlık olan önemli bir Azeri ulusal azınlığının olduğu bir sır değil. Bu azınlığın koşulları, iki ülke arasındaki her fırsatta veya gerginlikte, söz konusu azınlığa mensup kişilerin haklarının ve sosyal ve siyasi statülerinin ihlal edildiği yönündeki suçlamalarla gündeme gelen sürekli tartışma ve çatışmaların odağını oluşturuyor. Tahran'ın, bunların çoğunun ülkede protestoları kışkırtmak için kullanılacağı yönünde endişesi var. Azerbaycanlı yetkililerin bu konuyla ilgili sürekli yaptıkları açıklamalar göz önüne alındığında, bu haklı bir endişe. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 2022'nin Kasım ayında "İranlı Azerbaycanlılar milletimizin bir parçasıdır" açıklaması bunun için yeterlidir. Azerbaycan'ın Karabağ savaşından kesin bir zaferle çıkması, İran'daki bu kaygıları güçlendirecektir.

İsrail ile ilişkiler

Bir diğer öne çıkan tartışmalı konu ise Azerbaycan'ın dış politikası, özellikle de Azerbaycan ile İsrail arasındaki ilişkilerin gelişimi ile ilgilidir. Bakü, son dönemde İsrail ile ilişkileri güçlendirmek için yakın çalışmalar yürütüyor. 2022'nin sadece 10 ayı içinde iki taraf arasındaki ticaret hacmi 1,2 milyar dolara ulaştı. Bakü, İbrani devletine petrol ve rafine ürünler sağlıyor ve çift kullanımlı elektronikler, saldırı ve keşif dronları, navigasyon ve optik sistemleri ile hassas güdümlü mühimmatlar dahil olmak üzere yüksek teknolojili silahlar satın alıyor.

Güçlü bir çekişmeli konu da Zangezur Koridoru projesidir. Azerbaycan, Nahcivan'dan Türkiye'ye direkt yol açmak için çalışıyor. Yolun Ermenistan'ın Sünik bölgesinden geçmesi gerekiyor ve projenin uygulanması, İran'ı Ermenistan'dan kalıcı olarak ayırabilir, böylece Tahran'ın Avrasya Ekonomik Birliği ülkeleriyle ticaretine müdahale edilebilir. Ayrıca koridorun inşa edilmesi Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu daha da güçlendirecektir.

İran, son dönemde Karabağ'da yaşanan yıldırım operasyonunun ardından bölgede herhangi bir jeopolitik değişikliğe izin vermeyeceği uyarısını yeniledi. Tahran, Bakü ve Ankara'nın sahadaki hareketlerini engelleyemeyecek gibi görünüyor. Ancak uzmanlara göre aynı kayıp hissini paylaşan Moskova ile birlikte, en azından öngörülebilir gelecekte Ermenistan ile Azerbaycan arasında tarihi bir barış anlaşmasının imzalanmasını engellemeye çalışabilir.



Rapor: ABD Kongresi’ndeki bir komite, Çin’in Birleşik Krallık’taki İsrail karşıtı protestoları desteklediğini iddia ediyor

ABD Kongresi (Arşiv – EPA)
ABD Kongresi (Arşiv – EPA)
TT

Rapor: ABD Kongresi’ndeki bir komite, Çin’in Birleşik Krallık’taki İsrail karşıtı protestoları desteklediğini iddia ediyor

ABD Kongresi (Arşiv – EPA)
ABD Kongresi (Arşiv – EPA)

İngiliz Telegraph gazetesinin dün bildirdiğine göre, ABD Kongresi’ndeki bir komite, ABD’de kurulan sol görüşlü feminist protesto grubu Code Pink’e yönelik gizli Çin desteği iddialarını araştırıyor. Komite üyelerinin, dış müdahale soruşturması kapsamında örgütün Birleşik Krallık’taki faaliyetlerini de incelediği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın aktardığı haberde, Code Pink’in Birleşik Krallık’ta, ülkenin ‘Gazze Şeridi’ndeki soykırıma’ dahil olmasına karşı protestolar düzenlediği, aktivistlerini Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üslerinin önünde gösteri yapmaya teşvik ettiği ve İngiliz liderlerin ‘Siyonizm tarafından satın alındığını’ öne süren açıklamalar yayınladığı kaydedildi.

Soruşturmanın; Pekin’in, Batı’daki tartışmalı konuları toplumsal gerilimleri tırmandırmak ve eleştirmenlerin ifadesiyle rakiplerine karşı bir ‘siyasi savaş’ yürütmek amacıyla kullanmaya çalıştığına dair endişelerin ortasında geldiği vurgulandı.

Şarku’l Avsat’ın Telegraph’tan aktardığına göre, ABD Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi, dünya genelinde Çin propagandasını finanse etmekle suçlanan teknoloji devi Neville Roy Singham ile bağlantılı şirketlerden, Code Pink’in Birleşik Krallık’taki uzantısıyla ilişkili bir firmaya ödeme yapıldığı iddialarını inceliyor.

dvfgthyj
Büyük Halk Salonu’nda asılı olan ABD ve Çin bayrakları (Arşiv – AP)

Komite ayrıca Singham’ı, ‘ilerici savunuculuk ile Çin Komünist Partisi (ÇKP) söylemini harmanlayan gruplara yüz milyonlarca dolar aktararak ÇKP propagandasını etkili bir şekilde beslemek ve yurt dışındaki ideolojik aşılama çabalarını finanse etmekle’ suçladı. ABD Adalet Bakanlığı da Çin ile bağlantıları nedeniyle Singham hakkında bir soruşturma başlattı.

Çin ile yakın ilişkileri bulunan Singham, Şanghay’da yabancılara ‘Çin’in küresel alanda imza attığı mucizeleri’ tanıtmayı amaçlayan devlet bağlantılı bir şirketle aynı ofisi paylaşıyor.

The New York Times tarafından yapılan bir araştırmaya göre Singham, 2023 yılında ÇKP’nin partinin uluslararası alanda tanıtımına ilişkin düzenlediği bir çalıştaya katıldı.

Singham’ın ağına yönelik incelemeler, Pekin’in yalnızca Çin hakkında olumlu bir imaj çizmekle kalmayıp, Batılı demokrasilerdeki siyasi bölünmelerden yararlanmaya çalıştığına dair geniş çaplı endişelerin ortasında yürütülüyor.

Çin, daha önce de Batı’daki mevcut gerilimleri tırmandırmak amacıyla gizli sosyal medya kampanyaları yürütmekle suçlanmıştı.

ABD Kongresi Bütçe Komitesi Başkanı Jason Smith, Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, “Komitemizin yürüttüğü soruşturma, Singham’ın parasının ve nüfuzunun ABD sınırlarıyla sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Komite, Singham’ın sağladığı finansmanın yalnızca ABD’de değil, Birleşik Krallık da dahil olmak üzere yurt dışında da Hamas ve komünizm yanlısı unsurları desteklediğinin farkındadır” ifadelerini kullandı.

Kongre’den bir kaynak ise gazeteye yaptığı değerlendirmede, müfettişlerin Birleşik Krallık’taki gruplara yönelik Çin finansmanı iddialarından haberdar olduğunu ve bu hususun soruşturmanın bir parçası olduğunu belirtti. Kaynak, “Çin’in Birleşik Krallık ve ABD’deki Hamas destekçilerini ve solcu grupları finanse ettiğinin farkındayız. Bu nedenle konuyu araştırıyoruz ve araştırmaya devam edeceğiz” dedi.

ABD’deki Code Pink örgütü, ağının Pekin’deki komünist rejim lehine Çin yanlısı propaganda ürettiği gerekçesiyle çok sayıda soruşturmayla karşı karşıya kalan Singham’dan milyonlarca dolar fon sağladı. Kongre Komitesi, Singham’ın eşi Jodie Evans tarafından kurulan Code Pink örgütünün “Singham ve Çin Komünist Hükümeti tarafından finanse edildiği ve yönlendirildiği” iddiasında bulundu.

Telegraph’ın aktardığına göre Code Pink ile bağlantılı İngiliz bir şirket, 2020 ve 2021 yıllarında Singham’ın ağına mensup olduğu öne sürülen kuruluşlardan 250 bin dolardan fazla ödeme aldı.

Söz konusu şirket, 2024 yılında ise Singham ağıyla ilişkili olduğundan şüphelenilen bir diğer kuruluş olan People’s Support Foundation’dan ‘danışmanlık hizmetleri’ karşılığında 94 bin 950 dolar ek finansman temin etti.

scdfvgthy
7 Ekim’in ardından binlerce Filistin destekçisi Londra sokaklarında gösteri düzenledi. (Arşiv – Reuters)

Code Pink örgütü, aktivistleri Filistin yanlısı kitlesel yürüyüşlere katılmaya teşvik ederken; Londra’da Savunma Bakanlığı ile bir savunma sanayii şirketinin ofisi önünde gösteriler düzenledi.

Örgüt, kendisini savaşları ve emperyalizmi sona erdirmek, barış ile insan haklarını desteklemek amacıyla faaliyet gösteren taban tabana yayılmış bir feminist kuruluş olarak tanımlıyor.

Birleşik Krallık’ın yurt dışındaki askeri üslerinin kapatılması çağrısında bulunan Code Pink, RAF’ın Gazze Şeridi üzerindeki keşif uçuşları için kullandığı Kıbrıs’taki Ağrotur Üssü’nde de protesto gösterisi düzenlemişti.

bghyjuk
Londra’daki Parlamento Meydanı’nda Big Ben saatinin yanında dalgalanan İngiliz bayrakları (Reuters)

Geçen yılın mayıs ayında kuruluş, İngiliz hükümetinin İsrail’e verdiği desteği kınamıştı. İsrailli bakanların, askeri operasyonlarını ‘dünyanın durduramayacağına’ ilişkin açıklamalarına yanıt veren Code Pink, “Siyonizm tarafından satın alınan liderlerimiz bunu kesinlikle yapmayacak, ancak halk yapacak” ifadesini kullanmıştı.

Gazeteye göre kuruluş, finansman kaynakları ve Pekin yanlısı tutumu nedeniyle Washington’da inceleme altına alındı. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili Telegraph’a yaptığı açıklamada, “Code Pink hem ABD’nin hem de müttefiklerinin çıkarlarına karşı kışkırtıcılık yapmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu iddialar, İngiliz milletvekillerinin durumun doğruluğunun yetkili makamlarca soruşturulmasını talep etmesine yol açtı. İşçi Partisi Milletvekili Sarah Champion, “Birleşik Krallık, yapılan ödemeleri, bunların etki derecesini ve nihai sorumlularını araştırmak üzere ABD ile ortak hareket etmelidir. ABD ile tek bir cephe oluşturmalı ve sıfır tolerans göstermeliyiz” dedi.

Muhafazakâr Parti Milletvekili Alicia Kearns ise, “ÇKP’nin oluşturduğu tehdit teorik ya da soyut bir tehdit değildir. Demokrasimize müdahaleyi sistematik ve geniş çaplı bir operasyona dönüştüren, ÇKP’nin kışkırtıcı söylemlerini papağan gibi tekrarlayan grupları organize edip fonlayan bu aracılarda somutlaşmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kearns ayrıca, “Sözleriyle ve eylemleriyle demokrasimizi, güvenliğimizi ve egemenliğimizi baltalıyorlar. Hükümet bu ağları acilen soruşturmalı ve ÇKP adına hareket eden kayıtsız kişileri yargılamak için Ulusal Güvenlik Yasası'nı tümüyle uygulamalıdır” çağrısında bulundu.


Elon Musk ve Donald Trump'ın arası nasıl düzeldi?

Musk, Trump'ın seçim kampanyası için toplamda 300 milyon dolara yakın bağış yapmıştı (AFP)
Musk, Trump'ın seçim kampanyası için toplamda 300 milyon dolara yakın bağış yapmıştı (AFP)
TT

Elon Musk ve Donald Trump'ın arası nasıl düzeldi?

Musk, Trump'ın seçim kampanyası için toplamda 300 milyon dolara yakın bağış yapmıştı (AFP)
Musk, Trump'ın seçim kampanyası için toplamda 300 milyon dolara yakın bağış yapmıştı (AFP)

ABD'de kasımda düzenlenecek ara seçim öncesi Başkan Donald Trump ve Elon Musk yeniden yakınlaşıyor.

Tesla CEO'su Musk, Trump'ın geçen yıl haziranda açıkladığı kapsamlı vergi paketine karşı çıkmış, elektrikli araçlara yönelik teşviklerin kaldırılmasının Tesla'ya zarar vereceğini söylemişti.

Daha sonra Trump'ın Jeffrey Epstein dosyalarında adının geçtiğini de öne sürmüştü. Trump ise Musk'ın SpaceX firmasının federal hükümetle yaptığı sözleşmeleri iptal etme tehdidi savurmuştu.

Trump'ın seçim kampanyasına büyük destek veren Musk, Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nda (DOGE) yaptığı kesintilerle de tartışma yaratmıştı. Trump'ın kabinesinden bazı isimler, DOGE'un faaliyetlerine karşı çıkmış, bu da ikili arasında sürtüşme yaratmıştı.

Musk daha sonra DOGE'dan ayrılıp Tesla'ya odaklanmaya karar vermişti.

Ancak Wall Street Journal'ın (WSJ) analizine göre Trump ve Musk, ABD başkanının mayısta gerçekleştirdiği Çin ziyareti sırasında tekrar yakınlaştı.

New York Times da 30 Temmuz'daki haberinde Musk'ın, ara seçimde Cumhuriyetçilerin kampanyasına en az 100 milyon dolar bağış yapacağını yazmıştı.

WSJ'nin analizinde, Trump-Musk ilişkisinin onarılmasında ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Cumhuriyetçi liderin oğlu Donald Trump Jr.'ın da önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor.

Musk'ın yeni bir siyasi parti kurma planından vazgeçmesinde Vance'le ilişkisini koruma isteğinin etkili olduğu yazılıyor.

SpaceX'in ABD yönetimi açısından stratejik önemi de Trump ve Musk arasındaki yakınlaşmanın önemli unsurlarından biri olmuş.

Trump yönetiminin, SpaceX'in Pentagon ve NASA'yla sözleşmelerini korumak istediği belirtiliyor.

SpaceX'in hazirandaki tarihi halka arzı, Musk'ı dünyanın ilk trilyoneri yapmıştı. Trump, Musk'la iletişime geçerek onu tebrik ettiğini söylemişti.

Diğer yandan analize göre Musk, 2024 seçimlerindeki kadar görünür olmayı planlamıyor.

X'in sahibi Musk, geçen hafta Economist'te yayımlanan söyleşisinde "Sanırım siyasete biraz fazla bulaştım. Kendimi kaptırdım" demişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


Venezuela, Birleşik Krallık'taki altınlarını istiyor

Venezuela'daki depremlerde can kaybı artarken, Karakas yönetimi ekonomiyi toparlamaya çalışıyor (Reuters)
Venezuela'daki depremlerde can kaybı artarken, Karakas yönetimi ekonomiyi toparlamaya çalışıyor (Reuters)
TT

Venezuela, Birleşik Krallık'taki altınlarını istiyor

Venezuela'daki depremlerde can kaybı artarken, Karakas yönetimi ekonomiyi toparlamaya çalışıyor (Reuters)
Venezuela'daki depremlerde can kaybı artarken, Karakas yönetimi ekonomiyi toparlamaya çalışıyor (Reuters)

Venezuela yönetimi, Birleşik Krallık Merkez Bankası'ndaki 4 milyar dolar değerinde altınını geri almak istiyor.

Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez, dünkü açıklamasında 31 ton altının iadesini istediklerini söyledi.

Haziranda yaşanan büyük depremlerin yaralarını sarmaya çalışan Latin Amerika ülkesinde aylık enflasyon da sert yükseldi.  

Venezuela Merkez Bankası, depremlerin yarattığı ekonomik sarsıntının da etkisiyle enflasyonun temmuzda yüzde 19,9'a vardığını açıkladı. Bu oran haziranda yüzde 13,8'di.

Reuters'ın Merkez Bankası verilerine dayanan hesabına göre temmuz ayı sonuçlarıyla yıllık enflasyon oranı yüzde 575,9 oldu.

Ülkenin geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez'in ağabeyi Jorge Rodriguez, yeni ev inşaatları, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, elektrik tedarikinin sağlanması ve enkazın kaldırılmasına yönelik projelere odaklanacaklarını söyledi.

Ayrıca "Venezuela'nın Birleşik Krallık Merkez Bankası'ndaki uluslararası varlıklarının geri kazanılması için çabalarını yoğunlaştıracaklarını" söyledi. Bunda hem iktidarın hem de muhalefetin mutabık kaldığını vurguladı.

Delcy Rodriguez, ABD'nin 3 Ocak'ta düzenlediği operasyonla Nicolas Maduro'yu kaçırmasının ardından ülkenin başına geçmişti.

Karakas yönetimi, ilk kez 2018 sonunda Britanya'dan altınları iade etmesini istemişti. Ancak Londra yönetimi talebi reddetmişti.

Daha sonra Maduro hükümeti, pandemiyle mücadele kapsamında altınların iadesi için Mayıs 2020'de Birleşik Krallık Merkez Bankası'na karşı dava açmıştı.

Britanya Yüksek Mahkemesi ise Londra yönetiminin, Nicolas Maduro yerine muhalefet lideri Juan Guaido'yu devlet başkanı olarak tanıdığını bildirmişti. Bu gerekçeyle Maduro hükümetinin talebinin dikkate alınamayacağı vurgulanarak davanın reddine karar verilmişti.

2023'te ABD'ye kaçan Guaido, "başka amaçlarla kullanılacağı" iddiasıyla altınların Maduro yönetimine iadesine karşı çıkmıştı.

Diğer yandan Financial Times'ın analizinde Washington'ın, Delcy Rodriguez hükümetine yönelik bazı yaptırımları hafiflettiği hatırlatılıyor.

Donald Trump yönetimine yakın Venezuela lideri, geçen ay altınların iadesi için Kral III. Charles'a mektup yazdığını duyurmuştu.

24 Haziran'da meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerde can kaybı 6 bin 300'ü geçti.

Independent Türkçe, Financial Times, Reuters