Burkina Faso'da siyasi geçiş sürecinin önündeki belirsizlik

Burkina Faso’da askeri cuntanın anayasa değişikliğini ve seçimlerin ertelenebileceğini açıklamasının ardından siyasi sürecin geleceğine dair belirsizlik hakim

Cuma günü Başkent Vagadugu’da darbenin birinci yıl dönümü kutlandı (Reuters)
Cuma günü Başkent Vagadugu’da darbenin birinci yıl dönümü kutlandı (Reuters)
TT

Burkina Faso'da siyasi geçiş sürecinin önündeki belirsizlik

Cuma günü Başkent Vagadugu’da darbenin birinci yıl dönümü kutlandı (Reuters)
Cuma günü Başkent Vagadugu’da darbenin birinci yıl dönümü kutlandı (Reuters)

Burkina Faso’da askeri cunta tarafından yapılan seçimlerin ertelenmesi ve anayasada değişiklik yapma niyetiyle ilgili açıklama, terörist grupların güçlenmesiyle güvenlik durumunun giderek bozulduğu ülkedeki siyasi geçiş sürecinin geleceğiyle ilgili tartışmaların başlamasına yol açtı.

Burkina Faso'da bir yıl önce darbeyle başa gelen geçiş hükümetinin Cumhurbaşkanı İbrahim Traore, cuma günü devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, ülkesinde önümüzdeki yıl temmuz ayında yapılması planlanan seçimlerin ‘öncelik’ olmadığını söyledi. Traore, anayasada ‘kısmi değişiklik’ yapmayı planladığını da açıkladı.

Traore, ‘önceliğin güvenlik olduğunu’ söylediği açıklamasında, “Güvenliğin sağlanmasıyla insanlar özgürce hareket edebilecek ve seçim kampanyası yapmak istedikleri yere rahatça gidebilecekler” dedi. Traore, mevcut anayasaki bazı maddelerin, ülkenin ‘barışçıl bir şekilde gelişmesine izin vermediğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan cuma günü ülkenin dört bir yanından binlerce kişi, askeri cuntayı desteklemek amacıyla yürüyüş düzenlerken, yeni bir anayasanın kabul edilmesini talep ettiler.

zxsc
Burkina Faso’da iktidardaki askeri cuntanın lideri İbrahim Traore (AP)

Burkina Fasolu yazar ve Afrika meseleleri uzmanı Muhammed Emin Sawadogo, Traore'nin açıklamalarını değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl ekim ayından bu yana geçiş aşamasına ilişkin hazırlanan tüzük taslağını hatırlatan uzman, güvenlik şartlarının kötüleşmesi nedeniyle seçimlerin dayatılmasının ret edilmesine değindi. Sawadogo, kararın Traore’nin ilkeli duruşuyla uyumlu olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Sawadogo, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Traore’nin tamamlamak istediği savunma planı ile yasal ve anayasal reformların yanı sıra bazı kalkınma projelerinin başlamayacağını belirtti. Uzman, Traore’nin 2025 yılı sonlarından önce cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin yapılmasını kabul etmeyeceğini söyledi.

Sawadogo, seçimlerin ertelenmesine neden olabilecek faktörler arasında, Liptako-Gourma Sözleşmesi adı verilen Sahel Devletleri Ortak Savunma İttifakı çerçevesinde Mali ve Nijer ile birlikte teröre karşı kapsamlı bir savaş açmak amacıyla harekete geçme kararlılığının yer aldığını söyledi. Sawadogo, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin yapılmasının ‘bu ittifakın çabalarına engel olacağını’ değerlendirdi.

xcdf
Askeri cunta destekçileri, cuma günü Başkent Vagadugu’da darbenin birinci yıl dönümü kutladı (Reuters)

Sawadogo, Mali'deki askeri cuntanın da aynı politikayı izlediğine dikkati çekti. Mali askeri yönetiminin geçtiğimiz pazartesi günü teröristlere karşı kapsamlı, ortak bir savaş başlatma hedefi doğrultusunda olduğuna değinen uzman, bu yılın sonlarında yapılması planlanan genel seçimlerin iptal edildiğini hatırlattı. Sawadogo, önümüzdeki şubat ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ertelendiğini söyledi.

Radikal gruplar uzmanı Ahmed Sultan da konuyla ilgili değerlendirmede bulundu. Burkina Faso askeri yönetiminin, terörizmin giderek artan nüfuzuyla mücadelede henüz önemli ilerlemeler kaydedemediğini ifade etti. Ülke topraklarının yaklaşık yarısını terör örgütlerinin kontrol ettiğini ifade eden Sultan, seçim kampanyalarında güvenliğin sağlanamayacağı için seçimlerin ertelenmesi yönünde bir açıklamanın halihazırda beklendiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı uzman, Liptako-Gorma Sözleşmesi’nin Batılı güçler ile Rusya’nın bölgedeki jeostratejik rekabeti bağlamında ortaya çıkan siyasi bir sözleşme olduğunu ve herhangi bir fark yaratmayacağı değerlendirmesinde bulundu. Üç ülkenin de ordularının zayıf olduğunu ve hiçbirinin kendi ülkesinin sınırları içerisinde güvenliği sağlayamadığını belirtti. Terörle mücadele planının da sosyal adaleti sağlayan ırk, etnik köken ve diğer gerekçelerle çıkan çatışmalara değinen Sultan, tüm bunlara son veren ekonomik kalkınma ve iyi yönetim gibi terörist grupların ortaya çıkış nedenlerini kapsamadığının altını çizdi.

Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Burkina Faso, El Kaide ve DEAŞ ile bağlantılı grupların, bu küçük Afrika ülkesinin topraklarının yaklaşık yüzde 40'ını kontrol etmesi nedeniyle, 2015 yılından bu yana terör tehdidi artışıyla karşı karşıya. Ülkedeki şiddet olayları, şimdiye kadar 10 binden fazla insanın ölümüne ve iki milyon insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Öte yandan Burkina Faso geçiş hükümeti, 26 Eylül'de düzenlenen bir ‘darbe girişimini’ önlediğini duyurdu. Geçiş hükümeti, ‘istikrarı bozmayı amaçladığını’ belirttiği darbe girişimine karıştığı iddia edilen subay ve sivillerin tutuklandığını, bazı kişilerin ise halen arandığını açıkladı.



Netanyahu: İsrail, “İran tehdidine” karşı ittifaklar kurmaya çalışıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Bakan Itamar Ben-Gvir ile Knesset'te tokalaşırken (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Bakan Itamar Ben-Gvir ile Knesset'te tokalaşırken (Reuters)
TT

Netanyahu: İsrail, “İran tehdidine” karşı ittifaklar kurmaya çalışıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Bakan Itamar Ben-Gvir ile Knesset'te tokalaşırken (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Bakan Itamar Ben-Gvir ile Knesset'te tokalaşırken (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, İsrail'in ‘İran tehdidine’ karşı bölgedeki ‘önemli’ ülkelerle yeni ittifaklar kurmaya çalıştığını söyledi. Konuşmasında söz konusu ülkelerin isimlerini belirtmeyen ve detay vermeyen Netanyahu, İsrail'in İran'a karşı askeri harekatına devam edeceğini ve ‘İran'daki terörist rejimi ezmeye’ devam edeceğini vurguladı. Netanyahu, İsrail ordusunun sınırları dışında Gazze Şeridi, Suriye ve Lübnan'da konuşlandığı bölgelere atıfla “Çevremizdeki güvenlik bölgelerini güçlendireceğiz ve hedeflerimize ulaşacağız” dedi.

Netanyahu bu açıklamaları, Yahudilerin Fısıh Bayramı arifesinde yaparken bundan önce İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin İsrail ve ABD ile ‘savaşı sona erdirme iradesine’ sahip olduğunu, ancak ‘saldırının tekrarlanmayacağına dair garantiler’ istediğini belirttiği bir açıklamada bulunmuştu.

İsrail Başbakanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Harekete geçmemiz gerekiyordu ve harekete geçtik. İsrail'i bölgesel bir güç, bazı yönlerden de küresel bir güç haline getirdik. Görevimize sadık kaldık ve Ortadoğu'nun çehresini değiştirdik.”

Öte yandan İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, Netanyahu'nun sözlerine sert eleştiriler yöneltti. Lapid, “Netanyahu bininci kez kibirli bir konuşma yaparak ‘Ortadoğu'yu değiştirdim’ dedi. Ancak sonuçta her zaman olduğu gibi hiçbir şeyin değişmediği ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı. Artık Netanyahu’nun bunu yapamadığını kabul etmenin zamanı geldiğini söyleyen Lapid, savaşa rağmen tehditlerin halen devam ettiğine işaret ederek “Hizbullah Lübnan'dan ateş açmaya devam ediyor, İran İsrail'e balistik füzeler fırlatmaya devam ediyor ve Hamas hala Gazze'yi yönetiyor” şeklinde konuştu.


Trump: İran yakın gelecekte nükleer silaha sahip olmayacak hale geldikten sonra çekileceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)
TT

Trump: İran yakın gelecekte nükleer silaha sahip olmayacak hale geldikten sonra çekileceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ABD'nin 2-3 hafta içinde İran'dan çekilebileceğini söyledi. Trump, galon başına 4 dolara ulaşan yakıt fiyatları hakkındaki bir soruya verdiği yanıtta, “Tek yapmam gereken İran'dan ayrılmak ve bunu çok yakında yapacağız” ifadelerini kullandı. Trump, bunun ‘2-3 hafta içinde’ gerçekleşeceğini belirtti.

Bu, Trump'ın bir aydır süren ve bu süre zarfında Ortadoğu'yu yeniden şekillendiren, küresel enerji piyasalarını altüst eden ve Cumhuriyetçilerin başkanlık sürecinin gidişatını değiştiren savaşı sona erdirme niyetiyle ilgili bugüne kadar yaptığı en net açıklama oldu. Trump, Tahran'ın çatışmayı sona erdirmek için Washington'la bir anlaşma yapmak zorunda olmadığını da ifade etti.

ABD'nin çatışmayı sona erdirmesi için başarılı bir diplomasinin temel koşul olup olmadığına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta Trump, “Hayır, İran bir anlaşma yapmak zorunda değil. Hayır, benimle bir anlaşma yapmak zorunda değiller” dedi. Operasyonu sona erdirmenin şartının İran'ın ‘tamamen geride kalması’, yani yakın gelecekte nükleer silaha sahip olamayacak duruma gelmesi olduğunu söyleyen Trump, “O zaman çekileceğiz” dedi. Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda ise “Bu bizi ilgilendirmez” ifadelerini kullandı.

Sahte oyların karıştığını iddia ettiği ancak herhangi bir kanıt sunmadığı posta yoluyla oy kullanmayı kısıtlayan bir başkanlık emrini imzaladıktan sonra gazetecilere dönen Trump, İranlıları kastederek “Benimle bir anlaşma yapmak zorunda değiller” dedi. ABD Başkanı, “Artık nükleer silah üretemeyeceklerini hissettiğimizde, o zaman oradan ayrılacağız. Anlaşma yapıp yapmamamızın bir önemi yok” ifadesini kullandı.

Birçok müttefikin petrol tankerlerinin geçişini serbest bırakmak için ABD'nin askeri yardım çağrılarını reddetmesinin ardından, ülkelere petrol ‘temini’ için Hürmüz Boğazı'na kendilerinin gitmesi yönündeki çağrısını yineleyen Trump, “Fransa veya başka herhangi bir ülke petrol veya gaz almak istiyorsa, Hürmüz Boğazı'na gidecek, oraya doğrudan gidecek ve işlerini kendi başına halledebilecek” şeklinde konuştu.

ABD Başkanı Trump, “Boğazda olacaklarla hiçbir ilgimiz olmayacak, çünkü bu ülkeler, Çin, oraya gidip güzel gemilerine yakıt ikmali yapacak ve işlerini kendileri halledecekler. Müdahale etmemiz için hiçbir neden yok” ifadelerini kullandı.


Arjantin, "Devrim Muhafızları"nı "terörist" örgütler listesine dahil etti

Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)
Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)
TT

Arjantin, "Devrim Muhafızları"nı "terörist" örgütler listesine dahil etti

Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)
Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)

Arjantin Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Arjantin hükümeti dün İran Devrim Muhafızları'nı "terörist" kişi ve örgütler listesine ekledi.

Başkan Javier Milei'nin imzaladığı karara göre, İran Devrim Muhafızları'nın bu listeye alınması, «ülkedeki faaliyet kapasitesini sınırlamayı amaçlayan mali yaptırımların ve operasyonel kısıtlamaların uygulanmasına olanak tanıyor». Metinde, Arjantin hükümetinin «Arjantin Cumhuriyeti'ni Batı medeniyetine yeniden yöneltmeye kararlı olduğu ve onu yok etmek isteyenleri kınayıp mücadele edeceği» belirtildi.

Mili'nin Aralık 2023'te iktidara gelmesinden bu yana, Arjantin hükümeti açıkça ABD ve İsrail'in tarafını tuttu ve bu ülkelerin İran'a karşı askeri operasyonlarını destekledi.Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Mili hükümeti, ocak ayında Devrim Muhafızları'na bağlı “Kudüs Tugayı”nı “terörist” kişi ve kuruluşlar listesine aldı.

Ayrıca Arjantin yargısı, 1994 yılında Buenos Aires'teki AMIA Yahudi derneğine düzenlenen ve 85 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan saldırıdan İran ve Lübnan'daki “Hizbullah”ı sorumlu tutuyor.