Cezayir’de üç İslamcı lider gözaltına alındı

İslam Vaaz ve Cihad Birliği'nin eski lideri Ali bin Hacer (sağda). (Şarku’l Avsat)
İslam Vaaz ve Cihad Birliği'nin eski lideri Ali bin Hacer (sağda). (Şarku’l Avsat)
TT

Cezayir’de üç İslamcı lider gözaltına alındı

İslam Vaaz ve Cihad Birliği'nin eski lideri Ali bin Hacer (sağda). (Şarku’l Avsat)
İslam Vaaz ve Cihad Birliği'nin eski lideri Ali bin Hacer (sağda). (Şarku’l Avsat)

Cezayir polisi, faaliyetleri yasaklı olan Cezayir İslami Kurtuluş Cephesi’nin (FIS) önde gelen üç liderini, yetkililere saldırı içeren ve ülkedeki sosyal koşulları eleştiren bir video yayınlama gerekçesiyle gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında İslam Vaaz ve Cihad Birliği'nin eski lideri Ali bin Hacer de bulunuyor.

Ali bin Hacer’in oğlu Abdusselam bin Hacer, Facebook hesabında yaptığı paylaşımda babasının başkentin güney banliyösündeki Merkezi Organize Suçlarla Mücadele Dairesi’nde gözaltına alındığını bildirdi. Pazartesi günü oğullarından birinin Ali bin Hacer’i ziyaret etmeye çalıştığını ancak soruşturmanın devam ettiği bahanesiyle görüşmesinin engellendiğini söyledi.

Birkaç yıl önce Yeni Zelanda'dan dönen FIS'in önde gelen liderlerinden Ahmed ez-Zavi ve İslamcı aktivist Mebruk Saadi, Ali bin Hacer'le birlikte gözaltına alındı.

sxd
Cezayir İslami Kurtuluş Cephesi'nin eski lideri Ahmed ez-Zavi. (Sağda) (İslamcı aktivistlerin sosyal medya hesabı)

Şarku’l Avsat’ın FIS üyelerinden edindiği bilgilere göre gözaltına alınmanın nedeni, Ali bin Hacer'in sosyal medya hesabında yayınladığı ve hükümete yönelik sert eleştiri içeren videodan kaynaklanıyor. Ali bin Hacer daha önce ‘FIS'in özgün kadroları’ adına bir bildiri okumuştu. Bildiride ülkedeki toplumsal durumun, “yanlış politikalar, yıkıcı bencillik ve sınırsız açgözlülük nedeniyle ülkenin yaşadığı keskin bölünme yoluyla trajedinin derinliğini ortaya koyduğu” ifade edildi. “Çaresizliğin genç beyinleri ülkeyi terk etmeye zorladığı” vurgulandı. Ayrıca, anayasal yaşamın baltalanmasına ve kaos labirentine girmenin kapısını açan boğucu siyasi kriz, özgürlüklere yönelik kısıtlamalar ve kurumları etkileyen istikrarsızlıktan bahsedildi.

zxsd
İslamcı aktivist Mebruk Saadi. (Sosyal medya hesabından)

Bildiride, cezaevinden çıktığı 2003 yılından bu yana sıkı güvenlik gözetimine tabi tutulan, camilerde namaz kılması, cenaze ve düğünlere katılması, başkentte ikamet ettiği beldenin idari sınırları dışına çıkması engellenen Cezayir İslami Kurtuluş Cephesi eski Başkan Yardımcısı Ali bin Hac hakkında ‘kısıtlamaların kaldırılması’ çağrısında bulunuldu.

FIS’in sembol isimlerinin gözaltına alınmasıyla ilgilenen kaynaklar Şarku'l Avsat'a, ez-Zavi ve Saadi'nin açıklamanın taslağının hazırlanmasında Ali bin Hacer'e katıldığını söyledi.

FIS’in Mayıs 1992'de ‘terörizm’ suçlamasıyla ve yargı kararıyla kapatılmasından bu yana, yetkililerin FIS mensuplarının, özellikle de liderlerinin herhangi bir siyasi faaliyette bulunmamalarına büyük önem verdiği biliniyor.

ascdf
FIS eski Başkan Yardımcısı Ali bin Hac (Şarku’l Avsat)

Tarihsel olarak FIS, 26 Aralık 1991'de yapılan ünlü parlamento seçimlerinin ilk turunda büyük çoğunluğu kazandı. Ancak ikinci tura çıkmak için hazırlıklar sürerken, Ordu İslamcıların ilerleyişini durdurmak için darbe yaptı. Askeri yönetimin seçim sonuçlarını iptal etmesi Cumhurbaşkanı Şadli Bencedid'in 11 Ocak 1992'de istifasına yol açtı. Dönemin Savunma Bakanı Tümgeneral Halid Nizar, İslamcıların “Afganistan tarzı bir rejim kurmaya hazırlandığı” bahanesiyle bu kararın sorumluluğunu üstlendiğini açıkladı. Bunun ardından FIS’in bir kanadı silaha sarılıp ‘cihat’ ilan ederek orduya karşılık verdi ve Ali bin Hacer bunların en önde gelenleri arasındaydı.

1997'de Ali bin Hacer hareketi de dahil olmak üzere FIS’in silahlı kanadı, yetkililerle bir ‘ateşkes’ ilan etti. Ateşkes, devletin onları takip etmeme taahhüdü karşılığında altı bin silahlı unsurun faaliyetlerini durdurmasına yol açtı. Ancak bu kişilerin bir partiye üye olmak, seçimlere katılmak gibi herhangi bir siyasi faaliyete katılmalarını engelleyen koşullar getirildi. Yetkililer, acımasız iç savaşa son vermek için üç yasa çıkardı: Merhamet yasası (1995), Sivil Uyum yasası (1999) ve Ulusal Uzlaşma yasası (2006). ‘ulusal trajedinin’ yaralarını sarma çabaları bugün de sürüyor.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.