Dünya basınından Aksa Tufanı analizleri: "İsrail istihbaratı parçaları bir araya getiremedi"

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmalar tüm şiddetiyle sürerken, dünya basını Ortadoğu'daki durumu değerlendirdi

Filistinliler, Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta imha edilen bir İsrail tankının üzerinde bayrak açtı (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta imha edilen bir İsrail tankının üzerinde bayrak açtı (AP)
TT

Dünya basınından Aksa Tufanı analizleri: "İsrail istihbaratı parçaları bir araya getiremedi"

Filistinliler, Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta imha edilen bir İsrail tankının üzerinde bayrak açtı (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta imha edilen bir İsrail tankının üzerinde bayrak açtı (AP)

Hamas'ın cumartesi sabahı İsrail'e karşı başlattığı Aksa Tufanı operasyonunda çatışmalar sürerken, savaşın Ortadoğu'daki diplomatik ilişkilere etkisi, dünya basınından analizlerle masaya yatırıldı.

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları'nın işgal altındaki Gazze Şeridi'nden dün sabah başlattığı Aksa Tufanı operasyonuna, İsrail de Demir Kılıçlar operasyonuyla yanıt verdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ın roket saldırılarının ardından savaş ilan ederken, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da "Filistinlilerin kendilerini savunma hakkı vardır" dedi.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında 493 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 bin 751 kişinin yaralandığını açıkladı. İsrail basınında, saldırılarda 700'den fazla İsraillinin hayatını kaybettiği, 2 bin 315 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Washington Post: "İsrail istihbaratı parçaları bir araya getiremedi"

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'un (WP) analizindeyse, Hamas saldırısının İsrail için "bir istihbarat başarısızlığı olduğu" savunuldu. 

David Ignatius'un kaleme aldığı analizde, İsrail'in uluslararası istihbarat teşkilatı Mossad başta olmak üzere istihbarat servislerinin, "Hamas'ın ve ona destek veren İran'ın kapasitesini doğru değerlendiremediği ve böyle bir saldırıyı öngöremediği" değerlendirmesi yapıldı. 

Analizde, 11 Eylül olaylarında Amerikan istihbaratçılarının da benzer bir hataya düştüğü savunularak, İsrail'in elindeki bilgilerden yola çıkıp "parçaları bir araya getiremediği" yorumu paylaşıldı.

Ignatius, yargı reformu nedeniyle İsrail'de son dönemde yaşanan iç karışıklıklara ve büyük protestolara da işaret ederek, "Hamas ve İran'ın bu gösterilerden yola çıkıp, İsrail'in içten zayıfladığını düşünmüş olabileceğini" yazdı.

Haaretz: "İsrail'i bekleyen 4 kötü seçenek var"

İsrail'in tanınmış gazetelerinden Haaretz, Hamas saldırıları karşısında Tel Aviv yönetiminin zor duruma düştüğünü yazdı. 

Analizde, İsrail'in mevcut çatışmalarda izleyebileceği 4 seçenek olduğu belirtildi. 

Buna göre ilk seçenek, Hamas ve İsrail arasında esir takası yapılması. Haberde, "Hamas'ın, İsraillileri öldürdükleri için hapse atılan Filistinlilerin salıverilmesi durumunda muazzam bir moral desteği elde edeceği" yazıldı.

İkinci seçenekse İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne saldırılarını artırması. Analizde, böyle bir hava harekatı senaryosunda binlerce Filistinli sivilin de öleceğine dikkat çekildi. 

Üçüncü seçenek olarak da Tel Aviv yönetiminin Gazze Şeridi'ndeki ablukayı sıkılaştırabileceği belirtildi. Böyle bir seçeneğin de "insani felakete ve uluslararası fiyaskoya neden olabileceği" yazıldı. 

Dördüncü ve son seçenekse İsrail ordusunun hava saldırılarına ek olarak kara operasyonu başlatması. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, "her iki tarafın da ağır kayıplar vereceği ve hatta operasyonun başarısızlığa bile uğrayabileceği" değerlendirmesi yapıldı. 

Guardian: "Türkiye ve Mısır arabuluculuk yapabilir" 

Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Hamas'ın saldırısının Ortadoğu diplomasisinin görünümünü "aniden değiştirdiğini" yazdı.

Guardian'ın diplomasi editörü Patrick Wintour, bölgedeki çatışmaların sonlandırılması için Mısır ve Türkiye'nin arabulucu rolü oynayabileceğine işaret etti. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çatışmalara dair ilk açıklamasında taraflara itidal çağrısı yapmıştı. Daha sonraki açıklamasındaysa "Ortadoğu'da kalıcı barış ancak Filistin-İsrail sorununun nihai çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür" demişti.  Dışişleri Bakanlığı da çatışmaların kontrol altına alınması için gerekli temasların sağlandığını bildirmişti. 

Wintour, iki ay sonra Mısır'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağına dikkat çekerek, "Mısır, Gazze'de kaos yaşanmasını göze alamaz" diye yazdı. 

Analizde, son dönemde İsrail ve Suudi Arabistan arasında ABD arabuluculuğunda gerçekleştirilen normalleşme görüşmelerinin de sekteye uğradığı ifade edilerek, "İran, Suudi Arabistan'ın İsrail'le anlaşma yapmasını imkansız hale getirmek istiyor" değerlendirmesi yapıldı.

(AA)

France 24: "Çok cepheli bir savaşa dönüşebilir"

Fransa'nın kamu yayıncısı France 24'ün analizindeyse Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların başka cephelere de yayılabileceğine dikkat çekildi.

Fransız araştırma dergisi Orients Stratégiques'ten David Rigoulet-Roze, Hizbullah'ın da Hamas'a desteğiyle savaşta Lübnan sınırında ikinci bir cephenin açılabileceğini söyledi. 

Hamas'ın saldırılarının ardından Hizbullah da İsrail'e roket fırlatmış, İsrail ordusuysa Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a ait bölgelere saldırı düzenlemişti.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Arap Körfez Devletleri Enstitüsü'nden Hüseyin İbiş de şu değerlendirmeyi paylaştı: 

İsrail ordusu, Gazze'ye doğrudan asker gönderirse Hizbullah da Lübnan'da cephe açabilir. İsrail'in, çoğu İran'a bağlı çeşitli direniş gruplarıyla çok cepheli bir savaşa sürüklendiğini görebiliriz.

İran, Hamas'ın İsrail'e saldırılarına destek verdiğini ve Filistinlilerin yanında olduğunu duyurmuştu. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, savaş başlamadan önce ABD arabuluculuğundaki normalleşme sürecini de "gericilik" diye nitelemişti.

Akademisyen, "Hamas'ın İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşme görüşmelerini durdurma ihtimalinin epey yüksek olduğunu" da savundu.

(AA)

AFP: "İran - ABD diplomasisinde kapılar kapandı" 

Fransız haber ajansı AFP'nin analizinde Hamas - İsrail çatışmasının, "ABD'nin Ortadoğu'daki sorunları kontrol altında tutmak için İran'la yürüttüğü sessiz diplomasinin kapılarını kapattığı" yazıldı. 

Haberde, geçen ay Washington ve Tahran arasında yapılan esir takası hatırlatılarak, bunun "iki ülke arasındaki buzları eritmeye başladığı" ifade edildi.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi'nden Ray Takeyh ise Hamas-İsrail çatışmasının bu süreci tıkadığını savunarak, şu değerlendirmeyi yaptı: 

İran'la yapılan anlaşma sadece mahkumların serbest bırakılmasıyla değil, aynı zamanda iki devlet arasındaki çatışmayı potansiyel olarak azaltabilecek bir sürecin tesis edilmesiyle ilgiliydi. İranlıların gerçekten gerilimi azaltmakla ilgilendiklerine dair hiçbir belirti görmüyorum.

Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez ise ABD'de gelecek yıl düzenlenecek seçimlerin yaklaştığına ve ABD-İran arasındaki nükleer program açmazına dikkat çekerek, Washington'ın Tahran'la ilişkilerinde tansiyonu tırmandırmasının iyi bir strateji olmayacağını söyledi. 

Independent Türkçe



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.