Hamas’ın elindeki esir ve rehinelerle ilgili neler biliniyor?

Toplam sayının 150 civarında olduğu tahmin ediliyor

Hamas, 4 rehinenin İsrail'in bombardımanında hayatını kaybettiğini öne sürdü (Reuters)
Hamas, 4 rehinenin İsrail'in bombardımanında hayatını kaybettiğini öne sürdü (Reuters)
TT

Hamas’ın elindeki esir ve rehinelerle ilgili neler biliniyor?

Hamas, 4 rehinenin İsrail'in bombardımanında hayatını kaybettiğini öne sürdü (Reuters)
Hamas, 4 rehinenin İsrail'in bombardımanında hayatını kaybettiğini öne sürdü (Reuters)

İsrail yerleşimlerine düzenlenen saldırıların ardından, İsrail ordusu Gazze'ye yönelik ağır bombardımanını sürdürürken, Hamas'ın elindeki esir ve rehinelerle ilgili belirsizlik sürüyor.

Dün akşam saatlerinde Hamas, İsrail ordusu tarafından Gazzeli sivillere önceden bildirilmeden yapılan her saldırı için bir rehinenin infaz edileceği açıklanmış, İsrail yönetimiyse bu açıklamaya saldırıların süreceğini duyurarak yanıt vermişti.

İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan da CNN'e yaptığı açıklamada benzer ifadeler kullandı.

Erdan, "Tabii ki, tüm çocuklarımızın, ananelerimizin, kaçırılan herkesin eve döndüğünü görmek istiyoruz. Ancak şu anda odağımız Hamas teröristlerinin kabiliyetlerini yok etmek üzerine kurulu ulusal stratejimiz" ifadelerini kullandı.

Tam rakam bilinmese de Hamas'ın elinde İsrail'den kaçırılan en az 150 kişi olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan kaçının sivil, kaçının asker olduğuna ilişkin bir bilgi bulunmuyor.

Müzik festivalinden kaçırılanlar

Hamas'ın Gazze sınırına düzenlediği saldırıların hedeflerinden biri olan Nova Festivali, militanların çok sayıda kişiyi rehin aldığı noktalardan biri.

Rehinelerden bazılarının kimlikleri de olay yerinde kaydedilen görüntüler incelenerek tespit edilmiş durumda.

Bunlardan ikisi, İsrailli çift Noa Argamani ve Avinatan Or. Argamani'nin bir motosikletin arkasına bindirilerek kaçırıldığı, sevgilisi Or'un da kelepçelenerek götürüldüğü görüntüler olay günü sosyal medyada en çok paylaşılan görüntülerden olmuştu.

Bir diğer doğrulanan videodaysa bilinçsiz bir kadının, militanların bindiği bir kamyonetin arkasına konulduğu görülüyordu. Daha sonra bu kişinin Almanya-İsrail vatandaşı Shani Louk olduğu açıklandı.

Louk'un hayatta olup olmadığı bilinmiyor. Ancak annesi Ricarda Louk, "Çok kötü görünüyordu ama hâlâ umudum var. Cansız bedenleri pazarlık için götürmeyeceklerini düşünüyorum. Hâlâ bir yerlerde canlı olmasını umuyorum. Elimizde umuttan başka bir şey yok, bu yüzden inanmaya çalışıyorum" diye konuştu.

Batı medyasına göre festival alanında hayatını kaybedenlerin sayısı 250'den fazla. Alanda kaydedilen görüntüleri inceleyen BBC'ye göreyse, çok sayıda kişi yakın mesafeden hedef alınarak öldürüldü. 

Ancak 4 bin kişinin katıldığı festivalden kaç kişinin kaçırıldığına ilişkin net bir veri bulunmuyor.

Erkek arkadaşıyla birlikte festival alanından kaçırılan Noa Argamani (CNN)
Erkek arkadaşıyla birlikte festival alanından kaçırılan Noa Argamani (CNN)

Yahudi yerleşimlerinden kaçırılanlar

İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari'ye göre Gazze'nin yaklaşık 40 kilometre doğusundaki Ofakim ve Be'eri kasabaları krizin odak noktalarından biriydi ve Hamas bu bölgelerde çok sayıda kişiyi rehin aldı.

CNN'in Be'eri'de çekildiğini iddia ettiği bazı görüntülerde de Hamas'ın birden fazla İsrailli'yi kaçırdığı görülüyor.

Be'eri ve bir diğer sınır kasabası olan Nir Oz'da yaşayanlar İsrail merkezli Kanal 12'ye yaptığı açıklamada, militanların kapı kapı dolaştıklarını ve kapıları kırarak evlere girmeye çalıştıklarını söyledi.

İsrailli bir anne, olaylar sırasında evde yalnız olan 16 ve 12 yaşındaki iki çocuğuyla telefonda konuştuğunu ve bir süre sonra kapının kırıldığını söyledi.

Anne yaptığı açıklamada, "Teröristlerin çocuklarımla Arapça konuştuğunu duydum. Küçük olanı, 'Gitmek için çok küçüğüm' dedi. Sonrasında telefon kesildi. Bu onları duyduğum son zamandı" dedi.

Bir başka İsrailli ise eşinin ve iki kızının Nir Oz'da kaçırıldığından şüphelendiğini ve sosyal medyada rehinelerin bir kamyona doldurulduğu görüntülerde eşini gördüğünü söyledi.

Be'eri'de kaçırılanlar içinde 74 yaşındaki İsrail-Kanada vatandaşı barış aktivisti Vivian Silver'ın da olduğu tahmin ediliyor. 1974'ten bu yana Gazze sınırındaki bölgelerde yaşayan Silver'ın Filistinlilere sağlık hizmeti götürülmesi konusunda gönüllü çalışmalar yürüttüğü ve son yıllar Gazze'deki kanser hastalarının tedavisiyle ilgilendiği belirtildi.

Ailesi Silver'dan son olarak cumartesi sabahı haber aldıklarını ve 74 yaşındaki kadının bir dolabın arkasına saklandığını söylediğini aktardı.

Holokost mağduru da olan 85 yaşındaki Yaffa Adar'ın da Hamas tarafından kaçırıldığı ancak daha sonra kurtarıldığı iddia ediliyor (AP)
Holokost mağduru da olan 85 yaşındaki Yaffa Adar'ın da Hamas tarafından kaçırıldığı ancak daha sonra kurtarıldığı iddia ediliyor (AP)

Esir alınan askerler

Cumartesi günü saldırıların ardından bir açıklama yapan Hamas'ın silahlı kanadı El Kassam Tugayları, onlarca İsrail askerinin esir alındığını duyurmuştu.

Sözcü Ebu Ubeyde, Telegram'da yaptığı açıklamada esirlerin güvenli yerlere ve direniş tünellerinde tutulduğunu açıklamıştı.

Esir alınan askerlerin sayısı veya rütbelerine ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Ancak Hamas'ın İsrail cezaevlerindeki Filistinli tutuklularla İsrail askerlerini takas etme niyetinde olduğu tahmin ediliyor.

Dün konuyla ilgili bir haber yayımlayan Reuters, Katar'ın esir ve rehine takası için arabuluculuk çabaları yürüttüğünü aktarmıştı. Ajansa konuşan bir Hamas yetkilisi de, ABD'yle koordinasyon halinde yürütülen müzakerelerin olumlu ilerlediğini söylemişti.

Çok sayıda üçüncü ülke vatandaşı da kaçırıldı

Hamas'ın İsrail'den kaçırarak Gazze'ye götürdüğü rehineler içinde çok sayıda üçüncü ülke vatandaşı da bulunuyor. 

ABD Başkanı Joe Biden pazartesi günü yaptığı açıklamada bazı Amerikan vatandaşlarının da rehin alındığını tahmin ettiklerini ancak tam rakamın bilinmediğini söyledi.

AP'ye konuşan Hamas Sözcüsü Ali Barakeh, "Amerika'da Hamas'ı finanse etme suçlamasıyla tutuklu bulunan Filistinliler var. Onların serbest bırakılmasını isteyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Rehin alındığı düşünülen Amerikalıların yanı sıra, 11 Tayland vatandaşı da Gazze'ye kaçırılanlar arasında. 

İsrail'de 30 bin Taylandlı tarım işçisinin bulunduğu biliniyor ve kaçırılanların bu göçmenlerden bazıları olduğu tahmin ediliyor.

Üç Brezilya, iki Meksika, bir Nepal ve bir Britanya vatandaşının da rehineler arasında olduğu düşünülüyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Hamas'ın kaçırdığı kişiler arasında Alman rehineler de var.

Independent Türkçe



Irak, kendi topraklarında gerginliğin artmasını önlemek için "azami çaba gösterdiğini" teyit etti

Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)
Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)
TT

Irak, kendi topraklarında gerginliğin artmasını önlemek için "azami çaba gösterdiğini" teyit etti

Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)
Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)

Irak yaptığı açıklamada, ABD büyükelçiliğinin İran'a bağlı silahlı grupların yakında Bağdat'ın merkezinde saldırılar düzenleyebileceği uyarısının ardından, topraklarında herhangi bir gerginliğin artmasını önlemek için "azami çaba gösterdiğini" teyit etti.

Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, hükümetin «herhangi bir gerginliğin tartmasını önlemek... diplomatik misyonları, yabancı menfaatleri ve vatandaşları korumak, iç istikrarı sağlamak için azami çaba sarf ettiğini» belirtti ve «Irak topraklarının herhangi düşmanca bir eylemin üssü olarak kullanılmamasını engellemek için gerekli adımları atmaya devam edeceğini» vurguladı.

Washington Büyükelçiliği dün sabah, milis grupların önümüzdeki saatlerde saldırılar düzenleyebileceği uyarısında bulunmuş ve savaşın başlangıcından bu yana “Irak topraklarında meydana gelen veya buradan başlatılan terör saldırılarını önleyemediği” için Bağdat hükümetini eleştirmişti.


Amerika-Irak ilişkileri dönüm noktasında

Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)
Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)
TT

Amerika-Irak ilişkileri dönüm noktasında

Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)
Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)

ABD-Irak ilişkileri, dün Washington’un Bağdat Büyükelçiliği’nin yaptığı sert uyarıların ardından yeni bir dönüm noktasına geldi. Büyükelçilik açıklamasında, ABD vatandaşlarının Irak’ı “derhal” terk etmeleri çağrısı ve İran ile ittifak halindeki milis gruplarının 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleme olasılığına dair uyarı yer aldı.

Diplomatik gerilim, Amerikan tesislerine yönelik saldırıların failleri hakkında bilgi verenlere 3 milyon dolarlık ödül verileceğinin açıklanması ve Enbar ile Ninova'daki silahlı grupları hedef alan hava saldırılarının herhangi bir can kaybı bildirilmemesiyle eş zamanlı olarak geldi.

Irak hükümetinin eski bir danışmanı, isminin açıklanmaması kaydıyla Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD Büyükelçiliği’nden yapılan uyarının «Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı önlemler alma kabiliyetine duyulan güvenin azaldığının bir göstergesi olduğunu» söyledi. ABD politikasının “hükümete hareket alanı tanımaktan, net bir tutum sergilemesi için doğrudan baskı uygulamaya geçtiği” değerlendirmesinde bulundu.

Buna karşılık, koalisyon hükümeti, Irak'ın egemenliğinin ihlal edilmesini reddederek, ülkenin topraklarının komşu ülkelere saldırmak için kullanılmasını engelleyeceğini vurguladı.


ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.