Cezayir-Tunus sınırında serbest bölge kurulması neden gecikti?

İki ülke arasındaki akaryakıt sektörü dışındaki ticaret hacmi 2023'ün ilk yarısında yüzde 54 arttı

İki ülke, ekonomik, kalkınma ve sosyal hedeflere ulaşmak için sınırlarında serbest bir bölgenin kurulmasının gerektiğini vurguluyor (AFP)
İki ülke, ekonomik, kalkınma ve sosyal hedeflere ulaşmak için sınırlarında serbest bir bölgenin kurulmasının gerektiğini vurguluyor (AFP)
TT

Cezayir-Tunus sınırında serbest bölge kurulması neden gecikti?

İki ülke, ekonomik, kalkınma ve sosyal hedeflere ulaşmak için sınırlarında serbest bir bölgenin kurulmasının gerektiğini vurguluyor (AFP)
İki ülke, ekonomik, kalkınma ve sosyal hedeflere ulaşmak için sınırlarında serbest bir bölgenin kurulmasının gerektiğini vurguluyor (AFP)

Ali Yahi 

Cezayir ile Tunus sınırındaki serbest bölgelerle ilgili konuşmalar, iki taraf arasındaki birçok hareketliliğe rağmen iki ülke yetkililerinin ziyaretleriyle bağlantılı hale geldi.

En son Tunus Başbakanı Ahmed Haşşani önemli bir bakanlık heyetinin başında Cezayir'de bulunmuş, bir dizi anlaşma imzalanmıştı.

Ancak bu yöndeki adımın henüz tamamlanmaması iki ülkenin başkentlerinde soru işaretlerine yol açtı.

Anlaşmalar ve korkular

Cezayir ile Tunus arasında imzalanan anlaşmalarda ve iki ülke yetkililerinin açıklamalarında sınır düzeyinde serbest bölgeler kurulması konusu da yer aldı.

Ancak ikili ilişkilerin gücüne ve konunun kalkınma, ticaret ve ekonomik açıdan önemine rağmen şu ana kadar bu alanda yeni bir gelişme yaşanmadı.

Bu sebeple gözlemciler, açıklamaları boşluğu doldurmaya yönelik bir yetersizlik olarak değerlendirdi ve "Serbest bölgeyi ziyaret edin" başlığına yer verdi. 

Serbest bölgelerin kurulması dahil olmak üzere 26 anlaşmanın imzalanması konusunda Cezayir ve Tunus arasındaki resmi iyimserlik, iki ülkedeki gözlemcilerin, 2017’den bu yana 160 anlaşmayı aşan önceki pakete benzer şekilde, yeni anlaşmaların da dahil edilmeye devam edeceği yönündeki endişelerini ortadan kaldırmıyor.

Sınırda üç serbest ticaret bölgesinin kurulmasına ilişkin olanlar da dahil olmak üzere 21 anlaşma imzalanmıştı. 

Tunus’un davetiyesi

Haşhani ve Cezayirli mevkidaşı Eymen bin Abdurrahman, Tunus'un zor bir ekonomik ve sosyal krizden mustarip olduğu göz önüne alındığında, ekonomik, kalkınma ve sosyal hedeflere ulaşmak için iki ülke arasındaki sınırda bir serbest bölge kurulmasının gerekliliği yönünde çağrıda bulundu.

Ancak Tunus Başbakanı bu hedefe ulaşmak için daha fazla toplantı yapılması gerektiğini vurguladı.

Cezayir'in başkentinde düzenlenen Cezayir-Tunus Ekonomik Forumu'nda, sınır bölgesinde serbest bölge kurulması projesine ilişkin konsept ve çalışmaların geliştirilmesi amacıyla Tunus-Cezayir ortak çalışma grubu için teknik toplantı yapılması çağrısında bulundu.

Uluslararası değişikliklerin, etkili stratejik ortaklık aşamasına ulaşmak için çabaları birleştirmekten ve ortak çalışmalarımızı pekiştirmekten başka seçeneğin olmadığını doğruladığını vurguladı.

"Serbest bölgeler konusunun çeşitli boyutları var"

Cezayir Parlamentosu Finans ve Bütçe Komitesi'nin eski üyesi ve Yüksek Ticaret Okulu'nda araştırma profesörü Abdulkadir Beriş, "Serbest bölgeler konusunun çeşitli boyutları var. İlki ticari boyuttur. Ticaret hacmini arttırmaya çalışmak ve sınır noktalarını temsil eden bu alanlar üzerinden ticari hareketi teşvik etmek, ticaretin harekete geçmesine, depolama, taşıma, refakat hizmetleri gibi lojistik üslerin kurulmasına, istihdam yaratılmasına olumlu yansıyacaktır. İkincisi ise kalkınma boyutu. Ekonomik ve kalkınma hareketinin yaratılması, nüfusun istikrara kavuşturulması, geçim kaynakları ve tesis seviyelerinin iyileştirilmesi amaçlanıyor. Üçüncü husus ise güvenlik boyutuyla ilgili. Kaçakçılar ve suç ağları bastırıldıkça sınırlar daha yakından izleniyor" ifadelerini kullandı. 

Bu alanların ticari faaliyetler için cazip olduğuna dikkat çeken Beriş, bu yöndeki başarının Cezayir tarafına ve özellikle lojistik açıdan iyi hazırlık derecesine bağlı olduğunu belirtti.

Yetkililerin ekonomik çeşitlendirme, hidrokarbonlar dışında ihracat ve Afrika piyasasına yönelme stratejisi benimsemesi ardından Cezayir'deki eski serbest bölge fikrinin yeniden canlandırıldığını vurguladı.

Cezayir'in serbest bölgelere yönelmesinin birçok ülkede elde edilen deneyimlerin ardından geldiğini ifade eden Beriş, bu serbest bölgelerdeki faaliyetlerin bir takım gümrük ve vergi avantajlarına sahip olduğunu kaydetti.

Ticaret borsası zayıf ve inisiyatif Cezayir'in elinde

Tunus ekonomisi uzmanı Mevludi el-Avni, kalkınmanın teşvik edilmesine ve iş olanakları sağlanmasına katkıda bulunduğu düşüncesiyle, Cezayir'in Tunus ile Cezayir arasındaki sınır bölgelerinin geliştirilmesine yönelik yatırımları desteklemesi gerektiğine dikkat çekti.

Cezayir'in de Tunus gibi birden fazla kar elde edebileceğini ve iki ülkenin sınırlarının her iki tarafında da kalkınma projeleri geliştirmesinin zamanının geldiğini söyledi.

Zira bu bölgelerin fakir bölgeler olduğuna, terörist ve suç gruplarını barındırdığına değinen Avni, serbest ticaret alanı kurmanın tüm avantajlarından yararlanmak için yeni bir bölgesel projenin geliştirilmesini gerektiren küreselleşme çağında çeşitli düzeylerdeki zorluklarla mücadele etmek gerektiğinin altını çizdi.

Yatırım ihtiyaçlarını ve iki ülke arasında malların, sermayenin ve bireylerin serbest dolaşımını karşılayacak yeni yasaların çıkarılması, işlemlerin dijitalleştirilmesi, bankacılık ve vergi sektörünün rehabilite edilmesi, idarenin bürokrasi ve yolsuzluktan arındırılması için çalışılması gerektiğine değindi. 

İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler güçlü iken ekonomik açıdan istenilen düzeyde olmasa da Cezayir Başbakanı Eymen bin Abdurrahman, Cezayir ile Tunus arasında akaryakıt sektörü dışındaki ticaret hacminin 2023'ün ilk yedi ayında yüzde 54 arttığını söyledi.

Cezayir'de ortaklıklar yoluyla 42 doğrudan Tunus yatırım projesinin faaliyet gösterdiğini, bunlardan 38'inin tarım, inşaat, sanayi ve hizmet sektörlerinde olduğunu ekledi.

Tunus'ta 74'ten fazla Cezayir yatırım projesi kaydedilirken iki ülke arasındaki ticari alışverişi değeri yaklaşık 1,9 milyar dolar seviyesinde kaldı. 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.