Hamas, saldırısını kripto parayla mı finanse etti?

Finans sistemindeki boşluklar, Washington'ın ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırdığı gruplara kripto para transferlerine olanak sağlıyor

Shutterstock
Shutterstock
TT

Hamas, saldırısını kripto parayla mı finanse etti?

Shutterstock
Shutterstock

Abdurrahman Eyas

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail'in askeri üslerini ve sivil bölgelerini hedef aldı. Buna karşın İsrail, Hamas’ın mevzilerinin bulunduğu Gazze Şeridi'ne yönelik acımasız bombardımanlar düzenledi. Saldırılardan dört gün sonra, yani geçtiğimiz çarşamba günü İsrail, İsrail Polisi'ne bağlı siber birim Lahav 433’ün Hamas'a ait kripto para hesaplarını dondurduğunu duyurdu.

İsrail'de yayın yapan Times of Israel gazetesine göre, İsrail Polisi’nden yapılan açıklamada, Hamas Hareketi’nin, 7 Ekim’de İsrail'in askeri üslerini ve sivil bölgelerini hedef alan, İsrail'in ise buna Hamas’ın mevzilerinin bulunduğu Gazze Şeridi'ne yönelik acımasız bombardımanlarla misillemede bulunduğu saldırıları finanse etmek için, söz konusu dondurulan kripto para hesaplarını kullandığı belirtildi.

Açıklamaya göre, ismi ‘bıçak’ anlamına gelen, 2008 yılında kurulan ve ABD Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) İsrail versiyonu olarak kabul edilen siber birim 433 Lahav, İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail İç Güvenlik Servisi (Şin Bet) ve diğer yerel istihbarat teşkilatlarıyla iş birliği yaparak, Hamas ve müttefiki olan diğer silahlı grupların kendilerini kripto paralarla finanse etmek için kullandıkları kanalları kapatmaya çalışıyor. Açıklamada, Lahav 433 biriminin, Hamas’ın kripto para hesaplarını kapatmak için kripto para borsası Binance ile iş birliği yaptığı aktarıldı. Açıklamaya göre Lahav 433, İngiltere merkezli Barclays Bank ile iş birliği yaparak bankadaki bir hesabın da dondurulmasını sağladı.

Hamas’ın kripto para cüzdanlarının dondurulduğu haberi, ABD ve İsrail'in, Hamas ve müttefikleri olan İslami Cihad Hareketi ile Hizbullah'a yabancı para birimi akışını kesmeye yönelik, uzun süredir devam eden çabalarının bir sonucu olarak görüldü.

Shutterstock
Shutterstock

ABD merkezli The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin İsrail hükümetinin verilerinin yanı sıra ilgili blockchain (blok zinciri) hareketleri ve blockchain grupları analistlerinin raporlarına dayandırdığına göre, Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik ani saldırısı öncesine kadar yıl boyunca kripto para transferleriyle ‘büyük paralar’ elde etti.

Paranın miktarını kestirmesi güç

Gazeteye göre, İslami Cihad Hareketi’nin bu yolla edindiği paranın yaklaşık 93 milyon dolar, Hamas'ın ise yaklaşık 41 milyon dolar aldığı tahmin ediliyor. İslami Cihad Hareketi, 7 Ekim’den bu yana Hamas'la birlikte hareket ederken Hizbullah, zaman zaman Lübnan'ın güney sınırında İsrail güçleriyle çatışıyor.

Hizbullah'ın kripto para cinsinden ne kadar para aldığını belirtmeyen gazete, İslami Cihad Hareketi’nin 2021 yılından bu yana, Hizbullah’a 12 milyon dolar değerinde kripto para aktardığını belirtmekle yetindi.

Associated Press (AP) haber ajansı, geçtiğimiz haziran ayında, İsrail hükümetinin İstihbarat ve Özel Harekâtlar Enstitüsü (Mossad), Askeri İstihbarat Dairesi, İsrail Polisi ve diğer teşkilatların katılımıyla düzenlediği operasyonla, Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü'nden para akışı sağlanan hesaplardan ‘milyonlarca dolar’ değerinde kripto para birimlerine el konulduğunun açıkladığını bildirmişti.

WSJ: Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik ani saldırısı öncesine kadar yıl boyunca kripto para transferleriyle ‘büyük paralar’ elde etti.

WSJ’ye konuşan kripto para uzmanları, İsrail'in Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah’a ait el koyduğu paranın, buzdağının sadece görünen kısmı olabileceğini söyledi. Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı Aksa Tufanı saldırısını finanse etmek için kullanılan para miktarının belli olmadığını vurgulayan gazeteye göre İsrail Polisi, Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah’ın sosyal medya aracılığıyla kripto para bağışı talep ettiğini teyit etti. ABD Hazine Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıl yayınlanan ve ‘finans sistemindeki boşlukların’ Washington'ın ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırdığı gruplara kripto para transferlerine olanak sağladığı belirtilen raporda, geçtiğimiz yıllarda El Kaide ve DEAŞ’ın da bu tür para transferlerinden yararlandığına işaret edildi.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebeliye semtinde İsrail bombardımanlarının neden olduğu büyük yıkım (Reuters)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebeliye semtinde İsrail bombardımanlarının neden olduğu büyük yıkım (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance’ın kara para aklamayla mücadeleye yönelik önlemlerini araştırıyor. Binance’ın sözcüsü gazeteye yaptığı açıklamada, Binance ekibinin, ABD ve İsrail'in, Hamas, İslami Cihad, Hizbullah ve diğer gruplara giden kripto paralara el koymak için gösterdiği çabaları desteklemek amacıyla, eş zamanlı olarak ve 24 saat çalıştığını söyledi. Hamas’ın fonlarını araştıran analistler, Hamas’ın, Mısır’dan Gazze’ye kripto para birimi cinsinden fon akışı sağladığına dikkati çekti. ABD’li yetkililer, İran’ın Hamas’ın ana finansörü olmaya devam ettiğini ve yılda yaklaşık 100 milyon dolar sağladığını tahmin ediyor.

Binance’dan bir sözcü, Binance ekibinin, ABD ve İsrail'in Hamas, İslami Cihad, Hizbullah ve diğer gruplara giden kripto paralara el koymak için gösterdiği çabaları desteklemek amacıyla, eş zamanlı olarak ve 24 saat çalıştığını söyledi.

Faaliyetlerini finanse etmek için kripto paraları kullandığını gizlemeyen Hamas, bu konuda ilk kez 2019 yılında bir açıklama yapmıştı. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, sosyal ağ uygulaması Telegram’daki bir hesabı kullanarak, kripto para ile bağış talebinde bulundu. Hatta kripto para cüzdanının adresini bile bu hesaptan paylaştı. Kassam Tugayları’nın söz konusu kripto para cüzdanı aracılığıyla, o yıl 30 bin dolar elde ettiği tahmin ediliyor.

Hamas Hareketi kısa süre sonra, ABD’li araştırmacıların fon kaynaklarını ilgili blockchain grupları aracılığıyla takip etmesinden sonra, bağışçıları korumak amacıyla kripto para cüzdanı adresini geri çekti. Hamas, bir açıklama yaparak, bağışçıların güvenliği için kripto parayla bağış almayı bırakacağını duyurdu.

Hindistan'dan Kassam Tugayları’nın kripto para cüzdanına fon akışı

Öte yandan Hindistan'dan Kassam Tugayları’nın kripto para cüzdanına fon akışı olduğu ortaya çıktı. Hindistan merkezli Business Today dergisine göre, Hindistan tarafından ülkedeki bir kripto para birimi cüzdanının karıştığı bir dolandırıcılık vakasına ilişkin başlatılan resmi soruşturma, söz konusu cüzdandan bazıları ABD, bazıları Mısır’ın Giza şehri, bazıları ise Batı Şeria’nın Ramallah şehrinde Kassam Tugayları’na ait kripto para cüzdanı adreslerine, yaklaşık üç milyon rupinin (yaklaşık 36 bin dolar) yasadışı olarak transfer edildiğini ortaya çıkardığını bildirdi. Business Today, Hindistan’daki bir kripto para cüzdanından yapılan transferin, Kassam Tugayları’na ait kripto para cüzdanına geçmeden önce, birkaç cüzdan arasında aktarıldığını açıkladı. Hindistan’ın ilgili birimleri tarafından yürütülen soruşturma, İsrail’deki Terörün Finansmanıyla Mücadele Ulusal Ofisi tarafından yürütülen bir başka soruşturmayla kesiştiğini aktarıldı. Business Today, Terörün Finansmanıyla Mücadele Ulusal Ofisi tarafından takip edilen kripto para cüzdanı sayısını ise belirtmedi.

Kripto para uzmanları, savaştan korktukları kadar kripto para birimleri piyasasının ABD ve İsrail’de yürütülen soruşturmalardan etkilenmesinden korkmuyor. Kripto para piyasasıyla ilgili haberlerin yer aldığı 'CoinDesk’ adlı internet sitesi, uzmanlara göre, Gazze savaşının yansımalarının Bitcoin gibi daha riskli kripto para birimleri üzerinde baskı oluşturduğunu aktardı.

WSJ, Hizbullah'ın kripto para cinsinden ne kadar para aldığını belirtmezken İslami Cihad Hareketi’nin 2021 yılından bu yana Hizbullah’a 12 milyon dolar değerinde kripto para aktardığını bildirdi.

Uzmanlar, petrol zengini Ortadoğu'da savaşın patlak vermesinin yatırımcıları, özellikle de paralarını kripto para birimlerine yatıranları endişelendirdiğine işaret etti. Petrol fiyatlarının yanı sıra yatırımlar için güvenli bir liman olarak görülen altının ons fiyatında da son dönemde hafif de olsa (yüzde 1) bir yükseliş yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, buna hisse senedi fiyatlarındaki düşüşün eşlik ettiğini kaydetti. Kripto para birimi kurlarındaki dalgalanmaya da işaret eden uzmanlar, ancak genel eğilimin düşüş yönünde olduğunun altını çizdi.

Kripto para birimleri, geleneksel para birimlerine yönelik denetimlerden hala uzak olsa da kripto para birimlerine de kademeli olarak denetimler getirildiği biliniyor. Ancak bu eğilimin, İsrail'in ve bir dereceye kadar ABD’nin Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah'ı artık birçok satıcının ödeme yöntemi olarak kabul ettiği kripto para birimleriyle kendilerini finanse etmelerini önleme politikası sayesinde güçlenmesi pek olası görünmüyor. Bu durum, kripto para birimleriyle yapılan ticaretin sınırlandırılması ya da ticaretin sadece merkez bankalarının himaye ettiği geleneksel para birimleriyle yapılması gibi kurallar getirilmesine yol açabilir.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.