İran destekçileri Irak'ta ABD'ye karşı çatışmaya itiliyor

Bölgedeki hareketlenmenin arkasında Gazze'deki savaşın etkisi var.

Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)
Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)
TT

İran destekçileri Irak'ta ABD'ye karşı çatışmaya itiliyor

Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)
Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)

Rüstem Mahmud

Irak'ta çeşitli alanlarda hayati çıkarları ve iki askeri üssü bulunan ABD ile İran'a ‘sadık’ Iraklı silahlı gruplar arasında aylarca süren sükûnetin ardından son birkaç gündür yaşananlar, bu sakinliğin bozulma olasılığına işaret ediyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik savaş tarzı ve İran’a sadık grupların kendi menfaatleri uğruna elde etmek istedikleri birtakım kazanımlar bu durumu tetikleyecek. Ayrıca bu esnada savaş sırasında İsrail'e verdiği tam destek nedeniyle Irak halkının ABD'ye karşı duyduğu kızgınlıktan yararlanacaklar. Aynı şekilde bölgenin şu anda içinde bulunduğu hassas güvenlik durumu da istismar edilebilir. Bu noktada ABD'nin ne pahasına olursa olsun savaşın kapsamını genişletmeme çabası da göz önünde bulundurulacaktır.

Artan hareketlenme

Irak Parlamento üyesi ve Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) liderlerinden Hadi el-Amiri, Asaib Ehl-i Hak Hareketi Genel Sekreteri Kays el-Hazali, bir dizi Iraklı İran yanlısı siyasetçi ve askeri lider tarafından Irak'taki ABD askeri çıkarlarını ve üslerini hedef alan tehditler ardı ardına geldi.

İlk saha operasyonları, 18 Ekim Çarşamba günü Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde bulunan Ayn el-Esed Hava Üssü’nün iki insansız hava aracı (İHA) ile hedef alınmasıyla gerçekleştirildi. ABD ordusu, üssün hava sahasına ulaşmadan İHA’ları vurduğunu bildirdi. Aynı gün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Terörle Mücadele Servisi, Erbil'in kuzeyindeki el-Harir Üssü yakınlarına bir İHA’nın zarar görmeden düştüğünü duyurdu.

İki saldırıdan sadece iki gün sonra Irak güvenlik kaynakları, iki İHA’nın Ayn el-Esed Hava Üssü’ne yeniden saldırdığını ortaya çıkardı. ABD güçleri bunlardan birini vurmayı başardı, diğeri ise düştü. Bu olay, Irak Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi'nin üssü ziyaret etmesinden birkaç saat sonra gerçekleşti. Bakanlık’tan yapılan açıklamada, ziyaretin ‘güvenlik durumunun takibi ve vilayetteki birimlerin denetlenmesi’ amaçlı olduğu belirtildi. Aynı gün Irak'taki silahlı gruplar tarafından yapılan açıklamada, üyelerinin IKBY’deki el-Harir Üssü’nü hedef almak üzere geri döndüğü kaydedildi. Bu arada Erbil kentindeki ABD Konsolosluğu'nun ihtiyati güvenlik tedbirleri aldığı ve el-Harir Üssü'ndeki ABD kuvvetlerinin ‘savunma siperleri kazmak’ da dahil olmak üzere ‘her türlü acil duruma karşı tam hazırlık’ aşamasına girdiği haberleri yayıldı.

Irak Ordusu’nun 7’nci Tümeni’nin 29’uncu Tugayı, devriyelerinin Ayn el-Esed Hava Üssü’ne yönlendirilmiş, sökülmüş Grad füzelerini taşıyan bir füze fırlatma rampası bulduğunu açıkladı.

Aynı bağlamda Iraklı Kürt kaynaklar, Haşdi Şabi’ye bağlı grupların Suriye sınırı yakınlarındaki Sincar bölgesinde (Ezidi Kürtlerin çoğunlukta olduğu) yoğun hareketlilik içinde olduğunu bildirdi. Kaynaklar, bu bölgede Suriye tarafındaki ABD askeri üslerine yönelik roket fırlatma rampaları kurulduğunu tahmin ettiklerini ifade ettiler. Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Irak’taki İslami direniş grupları, daha sonra yaptıkları bir açıklamada 20 Ekim Cuma sabahı ‘Deyrizor kırsalındaki Koniko gaz sahasında bulunan bir Amerikan işgal üssüne füze attıklarını’ duyurdu. Bu bilgi daha sonra ABD ordusu tarafından da doğrulandı.

“Ekim 2021'deki parlamento seçimlerinden, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin Ekim 2022'de seçilmesine kadar geçen bir yıllık süreç içerisinde Irak, bir yandan İran'a yakın siyasi güçler, diğer yandan Sadr Hareketi ile Kürt-Sünni müttefikleri arasında fırtınalı bir siyasi krize tanık oldu.”

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, son dönemde yaşanan gerilimin ışığında ABD'nin Ortadoğu'daki askeri hazırlığının güçlendirildiğini duyurarak “THAAD füzesavar sistemi ve ek Patriot hava savunma bataryaları bölge genelinde konuşlandırılacak” dedi. Gözlemciler bu takviyelerin çoğunluğunun Irak'taki ABD üslerine olmasını bekliyor.

Mutabık kalınan uzlaşı formülü

Gazze Savaşı'na giden döneme ve bu yeni gerilime değinen Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Irak'taki güvenlik durumunu “2003'ten bu yana en istikrarlı dönemini yaşıyor” olarak tanımlıyor. Al Majalla’nın temasa geçtiği güvenlik uzmanları, bunu ABD ile İran'a yakın Iraklı güçler arasında iki yıl boyunca art arda biriken, üzerinde mutabakata varılan dört siyasi faktöre bağlıyor.

Eski Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi hükümetinin son aylarında ABD, Irak'taki Amerikan askeri varlığının geleceği için bir ‘uzlaşı formülü’ üzerinde anlaşmaya vardı. Söz konusu formül kapsamında Irak'taki muharebe rolünün ve misyonunun sona erdirilmesi, bir dizi askeri üssün tasfiye edilmesi ve binlerce Amerikan askerinin Irak'tan çekilmesi kabul edildi.

Ekim 2021'deki parlamento seçimlerinden, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin Ekim 2022'de seçilmesine kadar geçen bir yıllık süreç içerisinde Irak, bir yandan İran'a yakın siyasi güçler, diğer yandan Sadr Hareketi ile Kürt-Sünni müttefikleri arasında fırtınalı bir siyasi krize tanık oldu. ABD, İran'a yakın yeni Irak hükümetini kabul etti. ABD, ekonomik olsun siyasi olsun bu hükümete destek verdi. Yeni kurulan hükümetin enerji dosyalarını ve Irak hükümetinin mali yeniden yapılandırılmasını destekledi. ABD’li yetkililer, Irak'ı ziyaret etti ve Sudani’yi Beyaz Saray'a davet ederek onunla kapsamlı bir iş birliği yaptı.

Fotoğraf Altı: Bağdat, 13 Ekim’de Filistin’e destek gösterisine ev sahipliği yaptı. (AP)
Bağdat, 13 Ekim’de Filistin’e destek gösterisine ev sahipliği yaptı. (AP)

Ancak Sudani hükümetinin görev yaptığı tüm yıl boyunca ABD, IKBY’ye yeterince destek vermedi. IKBY, siyasi olarak ABD'ye en yakın Irak tarafı olup, İran ve ona yakın Irak güçlerinin kontrolü dışındaki tek Irak bölgesi olarak ön plana çıkıyor. ABD, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) IKBY’deki Kürt mülteci kamplarına yönelik füze saldırılarına da göz yumdu. Merkezi bütçeden bölgenin payını kestikten ve bölgenin petrolünü Türkiye üzerinden ihraç etmesini engelledikten sonra merkezi Irak hükümeti üzerinde siyasi veya mali baskı uygulamadı.

Birbirini takip eden bu adımlar boyunca, bir dizi anlaşmaya varılan gizli ABD/İran müzakereleri yaşandı. Bunların arasında ABD'nin İran hükümetine dondurulmuş İran fonlarındaki altı milyar doları ve her iki tarafça tutulan esirlerin karşılıklı serbest bırakılması da var.

“Geçtiğimiz iki yıl, özellikle Haşdi Şabi gruplarının ve İran'a yakın siyasi güçlerin ABD ile yaptığı anlaşma nedeniyle Şii çoğunluğun bulunduğu orta ve güney bölgelerde ABD varlığının en olumlu karşılandığı dönem oldu.”

Bu olaylar, iki taraf arasında karşılıklı anlaşmaya dayalı bir anlaşma yarattı. Ancak yakın ufukta net dönüşümler görünüyor.

ABD tereddüdü ve Irak'ın mizaç değişimi

Iraklı araştırmacı yazar Şevan Mezuri, Al Majalla’ya verdiği demeçte son iki yılın, özellikle Haşdi Şabi gruplarının ve İran'a yakın siyasi güçlerin ABD ile yaptığı anlaşma nedeniyle Şii çoğunluğun bulunduğu orta ve güney bölgelerde ABD varlığının en olumlu karşılandığı dönem olduğunu açıklıyor. Buna karşın Irak mali kaynaklarında gözle görülür bir artışa tanık oldu ve büyük Amerikan ve Avrupalı ​​uluslararası şirketlerle temiz enerji anlaşmalarının imzalanmasıyla başlayan dev ekonomik ve siyasi projelerin özellikleri ufukta belirdi. Bu, Ortadoğu'yu Avrupa Kıtası’na bağlayacak ‘Türkiye – Irak Kalkınma Yolu’ girişimiyle ve Çin ile ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimine girmekten geçiyor.

Mezuri açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Haşdi Şabi ve onlara sponsor olan siyasi güçler bu dönem boyunca olağanüstü bir coşku hissettiler. ABD onu Irak'ın fiili hükümdarı olarak kabul etti. Ekonomik, güvenlik ve sosyal hakimiyeti netleşti. Haşdi Şabi'ye en çok düşman olan iki siyasi taraf IKBY ve Sadr Hareketi zayıfladı. Bununla birlikte desteklediği hükümete, halkın kendisine yönelik öfkesini hafifletmek amacıyla bazı ekonomik projeler ve başarılar elde etmesi için alan tanındı ve birçok iç kurum yeniden formüle edildi. Onlarca parlamento kanunu ve mevzuatı geçirerek halk tarafından kabul gördü.”

Mezuri'nin açıkladığı gibi bu formülün mevcut şartlara göre devam etmesi mümkün görünmüyor. Irak kamuoyunun Gazze halkına yönelik sempatisi keskin. İran'a yakın kesimler, bir yandan bu dönüşümü gerçekleştirmek amacıyla onu istismar etmek, diğer yandan da İran'ın yararına ABD üzerinde çeşitli baskılar yaratmak için her türlü çabayı gösterecek. ABD, mevcut savaş alanını genişletmemek adına kendi zaman ve koşullarında en temkinli ve muhafazakâr tavrını sergiliyor.

Gösteriler ve halk girişimleri kamuoyundaki bu değişimin göstergesidir. Ayrıca Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin Kahire Barış Zirvesi’nde yaptığı duygusal konuşma, Irak hükümetinin bir tarafta İran ve Haşdi Şabi gruplar, diğer tarafta ABD arasında dengeli bir bölgede kalamayacağını gösterdi. ABD'nin Haşdi Şabi çatışmalarına herhangi bir şekilde karşılık verme konusundaki çekincesi -şimdiye kadar- ABD'nin muammalı durumunun kanıtıdır.

Hizbullah deneyimini geri kazanmak

Bu, her durumda, İran'a yakın ve ona sadık olan Iraklı grupların, Filistinliler adına doğrudan bir askeri çatışmaya girebilecekleri anlamına gelmiyor. Aksine, denklemi ve Irak'ın iç dengesini giderek daha fazla kendi lehine yeniden formüle etme amacıyla, yalnızca Irak'ta ABD'ye ve kendisine yakın olan Irak güçlerine karşı siyasi ve güvenlik kazanımları elde etmek için bölgesel koşulları kullanıyorlar.

Irak'taki ABD askeri üslerine ve ABD’nin hayati çıkarlarına karşı ‘Gazze'yi destekleme’ levhası altındaki bu gerilim, Haşdi Şabi'ye düşman olan Sünni siyasi güçler de dahil olmak üzere çeşitli Iraklı siyasi güçleri, onun söylem ve stratejisine boyun eğmeye zorlayacaktır. Söz konusu gerilim ayrıca IKBY üzerinde karmaşık askeri ve güvenlik baskıları yaratmasına izin verecektir. Irak’ın güvenlik istikrarını bozmak ve Irak'ın geri kalan sınırlarına daha fazla birlik ve füze platformu konuşlandırmak suretiyle bunu yapacaktır. Bölgenin merkezi hükümetle olan tüm mutabakatlarını sona erdirecektir.

“Irak'taki ABD askeri üslerine ve ABD’nin hayati çıkarlarına karşı ‘Gazze'yi destekleme’ levhası altındaki bu gerilim, Haşdi Şabi'ye düşman olan Sünni siyasi güçler de dahil olmak üzere çeşitli Iraklı siyasi güçleri, onun söylem ve stratejisine boyun eğmeye zorlayacaktır.”

Ancak bu taraflar için en önemli çaba meşruiyetin tesis edilmesidir. Gazze'de olup bitenlere ilişkin ABD'nin tutumuna karşı Irak halkının kızgınlığının giderek artmasıyla birlikte, bölgenin tam da savaş benzeri bir iklime gömülmesi, Irak merkezi hükümetinin veya IKBY’nin Filistinlilerin yararına pratik bir hamle yapamaması ışığında, Haşdi Şabi fraksiyonları, ne kadar basit olursa olsun bir şeyler yapabilecek tek taraf olarak kendilerini sunacak.

Fotoğraf Altı: Telafer'deki Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) mensup savaşçılar. (AFP)
Telafer'deki Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) mensup savaşçılar. (AFP)

Sonunda bu gruplar geri dönecek ve Hizbullah'ın 1980'lerin başından beri yaptığı gibi, bu uygulama için siyasi ve askeri tazminat talep edecekler. Bu eylem ne kadar mütevazı ve kontrollü olursa olsun, sahada hareket etme yeteneğinin tekelleştirilmesi, meşruiyet tesis etmenin ve tam hegemonya yaratmanın aracıdır. Irak'taki Haşdi Şabi gruplarının şu anda toparlanmaya çalıştığı durum budur.

Haşdi Şabi grupları ve onları destekleyen siyasi partiler, Irak'ta ABD ile karşı karşıya gelmenin ‘kontrollü çatışma’ çerçevesinde kalması gerektiğinin farkında. Bu çatışma, Gazze'de yaşananlarla aynı tarzda, ABD'nin kendisinin kabul edebileceği ve katlanabileceği şekilde bu gruplarla Irak sınırları içerisinde kapsamlı ve radikal bir çatışmaya girmeye zorlanmadan gerçekleştirilmelidir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.