İran destekçileri Irak'ta ABD'ye karşı çatışmaya itiliyor

Bölgedeki hareketlenmenin arkasında Gazze'deki savaşın etkisi var.

Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)
Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)
TT

İran destekçileri Irak'ta ABD'ye karşı çatışmaya itiliyor

Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)
Göstericiler 18 Ekim'de, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden asma köprünün yakınında toplandı. (AFP)

Rüstem Mahmud

Irak'ta çeşitli alanlarda hayati çıkarları ve iki askeri üssü bulunan ABD ile İran'a ‘sadık’ Iraklı silahlı gruplar arasında aylarca süren sükûnetin ardından son birkaç gündür yaşananlar, bu sakinliğin bozulma olasılığına işaret ediyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik savaş tarzı ve İran’a sadık grupların kendi menfaatleri uğruna elde etmek istedikleri birtakım kazanımlar bu durumu tetikleyecek. Ayrıca bu esnada savaş sırasında İsrail'e verdiği tam destek nedeniyle Irak halkının ABD'ye karşı duyduğu kızgınlıktan yararlanacaklar. Aynı şekilde bölgenin şu anda içinde bulunduğu hassas güvenlik durumu da istismar edilebilir. Bu noktada ABD'nin ne pahasına olursa olsun savaşın kapsamını genişletmeme çabası da göz önünde bulundurulacaktır.

Artan hareketlenme

Irak Parlamento üyesi ve Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) liderlerinden Hadi el-Amiri, Asaib Ehl-i Hak Hareketi Genel Sekreteri Kays el-Hazali, bir dizi Iraklı İran yanlısı siyasetçi ve askeri lider tarafından Irak'taki ABD askeri çıkarlarını ve üslerini hedef alan tehditler ardı ardına geldi.

İlk saha operasyonları, 18 Ekim Çarşamba günü Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde bulunan Ayn el-Esed Hava Üssü’nün iki insansız hava aracı (İHA) ile hedef alınmasıyla gerçekleştirildi. ABD ordusu, üssün hava sahasına ulaşmadan İHA’ları vurduğunu bildirdi. Aynı gün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Terörle Mücadele Servisi, Erbil'in kuzeyindeki el-Harir Üssü yakınlarına bir İHA’nın zarar görmeden düştüğünü duyurdu.

İki saldırıdan sadece iki gün sonra Irak güvenlik kaynakları, iki İHA’nın Ayn el-Esed Hava Üssü’ne yeniden saldırdığını ortaya çıkardı. ABD güçleri bunlardan birini vurmayı başardı, diğeri ise düştü. Bu olay, Irak Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi'nin üssü ziyaret etmesinden birkaç saat sonra gerçekleşti. Bakanlık’tan yapılan açıklamada, ziyaretin ‘güvenlik durumunun takibi ve vilayetteki birimlerin denetlenmesi’ amaçlı olduğu belirtildi. Aynı gün Irak'taki silahlı gruplar tarafından yapılan açıklamada, üyelerinin IKBY’deki el-Harir Üssü’nü hedef almak üzere geri döndüğü kaydedildi. Bu arada Erbil kentindeki ABD Konsolosluğu'nun ihtiyati güvenlik tedbirleri aldığı ve el-Harir Üssü'ndeki ABD kuvvetlerinin ‘savunma siperleri kazmak’ da dahil olmak üzere ‘her türlü acil duruma karşı tam hazırlık’ aşamasına girdiği haberleri yayıldı.

Irak Ordusu’nun 7’nci Tümeni’nin 29’uncu Tugayı, devriyelerinin Ayn el-Esed Hava Üssü’ne yönlendirilmiş, sökülmüş Grad füzelerini taşıyan bir füze fırlatma rampası bulduğunu açıkladı.

Aynı bağlamda Iraklı Kürt kaynaklar, Haşdi Şabi’ye bağlı grupların Suriye sınırı yakınlarındaki Sincar bölgesinde (Ezidi Kürtlerin çoğunlukta olduğu) yoğun hareketlilik içinde olduğunu bildirdi. Kaynaklar, bu bölgede Suriye tarafındaki ABD askeri üslerine yönelik roket fırlatma rampaları kurulduğunu tahmin ettiklerini ifade ettiler. Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Irak’taki İslami direniş grupları, daha sonra yaptıkları bir açıklamada 20 Ekim Cuma sabahı ‘Deyrizor kırsalındaki Koniko gaz sahasında bulunan bir Amerikan işgal üssüne füze attıklarını’ duyurdu. Bu bilgi daha sonra ABD ordusu tarafından da doğrulandı.

“Ekim 2021'deki parlamento seçimlerinden, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin Ekim 2022'de seçilmesine kadar geçen bir yıllık süreç içerisinde Irak, bir yandan İran'a yakın siyasi güçler, diğer yandan Sadr Hareketi ile Kürt-Sünni müttefikleri arasında fırtınalı bir siyasi krize tanık oldu.”

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, son dönemde yaşanan gerilimin ışığında ABD'nin Ortadoğu'daki askeri hazırlığının güçlendirildiğini duyurarak “THAAD füzesavar sistemi ve ek Patriot hava savunma bataryaları bölge genelinde konuşlandırılacak” dedi. Gözlemciler bu takviyelerin çoğunluğunun Irak'taki ABD üslerine olmasını bekliyor.

Mutabık kalınan uzlaşı formülü

Gazze Savaşı'na giden döneme ve bu yeni gerilime değinen Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Irak'taki güvenlik durumunu “2003'ten bu yana en istikrarlı dönemini yaşıyor” olarak tanımlıyor. Al Majalla’nın temasa geçtiği güvenlik uzmanları, bunu ABD ile İran'a yakın Iraklı güçler arasında iki yıl boyunca art arda biriken, üzerinde mutabakata varılan dört siyasi faktöre bağlıyor.

Eski Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi hükümetinin son aylarında ABD, Irak'taki Amerikan askeri varlığının geleceği için bir ‘uzlaşı formülü’ üzerinde anlaşmaya vardı. Söz konusu formül kapsamında Irak'taki muharebe rolünün ve misyonunun sona erdirilmesi, bir dizi askeri üssün tasfiye edilmesi ve binlerce Amerikan askerinin Irak'tan çekilmesi kabul edildi.

Ekim 2021'deki parlamento seçimlerinden, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin Ekim 2022'de seçilmesine kadar geçen bir yıllık süreç içerisinde Irak, bir yandan İran'a yakın siyasi güçler, diğer yandan Sadr Hareketi ile Kürt-Sünni müttefikleri arasında fırtınalı bir siyasi krize tanık oldu. ABD, İran'a yakın yeni Irak hükümetini kabul etti. ABD, ekonomik olsun siyasi olsun bu hükümete destek verdi. Yeni kurulan hükümetin enerji dosyalarını ve Irak hükümetinin mali yeniden yapılandırılmasını destekledi. ABD’li yetkililer, Irak'ı ziyaret etti ve Sudani’yi Beyaz Saray'a davet ederek onunla kapsamlı bir iş birliği yaptı.

Fotoğraf Altı: Bağdat, 13 Ekim’de Filistin’e destek gösterisine ev sahipliği yaptı. (AP)
Bağdat, 13 Ekim’de Filistin’e destek gösterisine ev sahipliği yaptı. (AP)

Ancak Sudani hükümetinin görev yaptığı tüm yıl boyunca ABD, IKBY’ye yeterince destek vermedi. IKBY, siyasi olarak ABD'ye en yakın Irak tarafı olup, İran ve ona yakın Irak güçlerinin kontrolü dışındaki tek Irak bölgesi olarak ön plana çıkıyor. ABD, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) IKBY’deki Kürt mülteci kamplarına yönelik füze saldırılarına da göz yumdu. Merkezi bütçeden bölgenin payını kestikten ve bölgenin petrolünü Türkiye üzerinden ihraç etmesini engelledikten sonra merkezi Irak hükümeti üzerinde siyasi veya mali baskı uygulamadı.

Birbirini takip eden bu adımlar boyunca, bir dizi anlaşmaya varılan gizli ABD/İran müzakereleri yaşandı. Bunların arasında ABD'nin İran hükümetine dondurulmuş İran fonlarındaki altı milyar doları ve her iki tarafça tutulan esirlerin karşılıklı serbest bırakılması da var.

“Geçtiğimiz iki yıl, özellikle Haşdi Şabi gruplarının ve İran'a yakın siyasi güçlerin ABD ile yaptığı anlaşma nedeniyle Şii çoğunluğun bulunduğu orta ve güney bölgelerde ABD varlığının en olumlu karşılandığı dönem oldu.”

Bu olaylar, iki taraf arasında karşılıklı anlaşmaya dayalı bir anlaşma yarattı. Ancak yakın ufukta net dönüşümler görünüyor.

ABD tereddüdü ve Irak'ın mizaç değişimi

Iraklı araştırmacı yazar Şevan Mezuri, Al Majalla’ya verdiği demeçte son iki yılın, özellikle Haşdi Şabi gruplarının ve İran'a yakın siyasi güçlerin ABD ile yaptığı anlaşma nedeniyle Şii çoğunluğun bulunduğu orta ve güney bölgelerde ABD varlığının en olumlu karşılandığı dönem olduğunu açıklıyor. Buna karşın Irak mali kaynaklarında gözle görülür bir artışa tanık oldu ve büyük Amerikan ve Avrupalı ​​uluslararası şirketlerle temiz enerji anlaşmalarının imzalanmasıyla başlayan dev ekonomik ve siyasi projelerin özellikleri ufukta belirdi. Bu, Ortadoğu'yu Avrupa Kıtası’na bağlayacak ‘Türkiye – Irak Kalkınma Yolu’ girişimiyle ve Çin ile ‘Bir Kuşak Bir Yol’ girişimine girmekten geçiyor.

Mezuri açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Haşdi Şabi ve onlara sponsor olan siyasi güçler bu dönem boyunca olağanüstü bir coşku hissettiler. ABD onu Irak'ın fiili hükümdarı olarak kabul etti. Ekonomik, güvenlik ve sosyal hakimiyeti netleşti. Haşdi Şabi'ye en çok düşman olan iki siyasi taraf IKBY ve Sadr Hareketi zayıfladı. Bununla birlikte desteklediği hükümete, halkın kendisine yönelik öfkesini hafifletmek amacıyla bazı ekonomik projeler ve başarılar elde etmesi için alan tanındı ve birçok iç kurum yeniden formüle edildi. Onlarca parlamento kanunu ve mevzuatı geçirerek halk tarafından kabul gördü.”

Mezuri'nin açıkladığı gibi bu formülün mevcut şartlara göre devam etmesi mümkün görünmüyor. Irak kamuoyunun Gazze halkına yönelik sempatisi keskin. İran'a yakın kesimler, bir yandan bu dönüşümü gerçekleştirmek amacıyla onu istismar etmek, diğer yandan da İran'ın yararına ABD üzerinde çeşitli baskılar yaratmak için her türlü çabayı gösterecek. ABD, mevcut savaş alanını genişletmemek adına kendi zaman ve koşullarında en temkinli ve muhafazakâr tavrını sergiliyor.

Gösteriler ve halk girişimleri kamuoyundaki bu değişimin göstergesidir. Ayrıca Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin Kahire Barış Zirvesi’nde yaptığı duygusal konuşma, Irak hükümetinin bir tarafta İran ve Haşdi Şabi gruplar, diğer tarafta ABD arasında dengeli bir bölgede kalamayacağını gösterdi. ABD'nin Haşdi Şabi çatışmalarına herhangi bir şekilde karşılık verme konusundaki çekincesi -şimdiye kadar- ABD'nin muammalı durumunun kanıtıdır.

Hizbullah deneyimini geri kazanmak

Bu, her durumda, İran'a yakın ve ona sadık olan Iraklı grupların, Filistinliler adına doğrudan bir askeri çatışmaya girebilecekleri anlamına gelmiyor. Aksine, denklemi ve Irak'ın iç dengesini giderek daha fazla kendi lehine yeniden formüle etme amacıyla, yalnızca Irak'ta ABD'ye ve kendisine yakın olan Irak güçlerine karşı siyasi ve güvenlik kazanımları elde etmek için bölgesel koşulları kullanıyorlar.

Irak'taki ABD askeri üslerine ve ABD’nin hayati çıkarlarına karşı ‘Gazze'yi destekleme’ levhası altındaki bu gerilim, Haşdi Şabi'ye düşman olan Sünni siyasi güçler de dahil olmak üzere çeşitli Iraklı siyasi güçleri, onun söylem ve stratejisine boyun eğmeye zorlayacaktır. Söz konusu gerilim ayrıca IKBY üzerinde karmaşık askeri ve güvenlik baskıları yaratmasına izin verecektir. Irak’ın güvenlik istikrarını bozmak ve Irak'ın geri kalan sınırlarına daha fazla birlik ve füze platformu konuşlandırmak suretiyle bunu yapacaktır. Bölgenin merkezi hükümetle olan tüm mutabakatlarını sona erdirecektir.

“Irak'taki ABD askeri üslerine ve ABD’nin hayati çıkarlarına karşı ‘Gazze'yi destekleme’ levhası altındaki bu gerilim, Haşdi Şabi'ye düşman olan Sünni siyasi güçler de dahil olmak üzere çeşitli Iraklı siyasi güçleri, onun söylem ve stratejisine boyun eğmeye zorlayacaktır.”

Ancak bu taraflar için en önemli çaba meşruiyetin tesis edilmesidir. Gazze'de olup bitenlere ilişkin ABD'nin tutumuna karşı Irak halkının kızgınlığının giderek artmasıyla birlikte, bölgenin tam da savaş benzeri bir iklime gömülmesi, Irak merkezi hükümetinin veya IKBY’nin Filistinlilerin yararına pratik bir hamle yapamaması ışığında, Haşdi Şabi fraksiyonları, ne kadar basit olursa olsun bir şeyler yapabilecek tek taraf olarak kendilerini sunacak.

Fotoğraf Altı: Telafer'deki Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) mensup savaşçılar. (AFP)
Telafer'deki Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) mensup savaşçılar. (AFP)

Sonunda bu gruplar geri dönecek ve Hizbullah'ın 1980'lerin başından beri yaptığı gibi, bu uygulama için siyasi ve askeri tazminat talep edecekler. Bu eylem ne kadar mütevazı ve kontrollü olursa olsun, sahada hareket etme yeteneğinin tekelleştirilmesi, meşruiyet tesis etmenin ve tam hegemonya yaratmanın aracıdır. Irak'taki Haşdi Şabi gruplarının şu anda toparlanmaya çalıştığı durum budur.

Haşdi Şabi grupları ve onları destekleyen siyasi partiler, Irak'ta ABD ile karşı karşıya gelmenin ‘kontrollü çatışma’ çerçevesinde kalması gerektiğinin farkında. Bu çatışma, Gazze'de yaşananlarla aynı tarzda, ABD'nin kendisinin kabul edebileceği ve katlanabileceği şekilde bu gruplarla Irak sınırları içerisinde kapsamlı ve radikal bir çatışmaya girmeye zorlanmadan gerçekleştirilmelidir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.