600 binden fazla ABD’linin İsrail ve Lübnan'dan sınır dışı edilmesi bekleniyor

Acil durum planı yapan Washington'ın elinde İran destekli grupların ABD üslerine saldırı planladığı bilgisi var.

119. Savaş Filosu dün Ortadoğu'daki ABD Merkez Komutanlığı bölgesine ulaştı. (ABD Ordusu)
119. Savaş Filosu dün Ortadoğu'daki ABD Merkez Komutanlığı bölgesine ulaştı. (ABD Ordusu)
TT

600 binden fazla ABD’linin İsrail ve Lübnan'dan sınır dışı edilmesi bekleniyor

119. Savaş Filosu dün Ortadoğu'daki ABD Merkez Komutanlığı bölgesine ulaştı. (ABD Ordusu)
119. Savaş Filosu dün Ortadoğu'daki ABD Merkez Komutanlığı bölgesine ulaştı. (ABD Ordusu)

ABD Başkanı Joe Biden'in yönetimi, şayet Gazze'de devam eden çatışma kontrol altına alınmazsa, yüz binlerce Amerikan vatandaşını Ortadoğu'dan tahliye etme planlarını uygulamaya hazırlanıyor.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post gazetesinden aktardığına göre konu hakkında bilgi sahibi dört ABD’li yetkili, ABD yönetiminin vatandaşlarını tahliye etmeye zorlanma ihtimaline karşı acil durum planı hazırladığını ve İran'ın tehditlerinin daha geniş bir askeri operasyon gerçekleştirmeye doğru evrildiğini aktardı.

Söz konusu operasyonla ilgili korkular, İsrail güçlerinin, doğrudan askeri destek ve Amerikalı askeri danışmanlarla Gazze'deki Hamas savaşçılarına karşı tehlikeli olması beklenen bir kara saldırısına hazırlandığı dönemde ortaya çıktı.

Yetkililer, İsrail ve Lübnan'da yaşayan ABD’lilerin sayısının endişe verici olduğunu söylerken, bu büyüklükte bir tahliyenin en kötü senaryo olarak değerlendirildiğini vurguladılar. Ancak bir yetkili, her olasılığa karşı bir plan yapmamanın sorumsuzluk olduğunu savundu. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın tahminlerine göre İsrail'de 600 bin, Lübnan'da ise 86 bin Amerikan vatandaşı bulunuyor.

Lübnan'daki endişe öncelikle, uzun süredir İran'dan destek, eğitim ve silah alan Hizbullah'ın, İsrail'in kuzey sınırına bir saldırı düzenleyerek İsrail güçlerine baskı uygulayacak iki cephede bir savaşa yol açabileceği yönünde. Öyle ki son günlerde ortak sınırlar boyunca zaman zaman çatışmalar yaşandı.

Bir yetkili yaptığı açıklamada, “Bu gerçek bir sorun haline geldi. ABD yönetimi bu konunun kontrolden çıkmasından çok ama çok kaygılı” dedi.

İran'a yönelik uyarılar

ABD’li yetkililer, son günlerde gerek Lübnan, Irak ve Suriye'de, gerekse Yemen'de Husiler tarafından gerçekleştirilen ABD kuvvetlerine yönelik bazı saldırı ve tacizlerden İran'ı sorumlu tuttu.

İsrail'in yanı sıra Washington'un da ilk günden beri Hamas'ın İsrail'e saldırı düzenleme kararında doğrudan ‘İran'ın parmağı olduğunu’ gösteren hiçbir kanıt olmadığını söylemeye istekli olduğuna inananlar bulunuyor. Bu, Tahran'ın pozisyonunun değerlendirilmesine ilişkin o dönemde mevcut olan verilerin okunması anlamına geliyor.

Ayrıca bazı grupların son zamanlarda gerçekleştirmeye başladığı saldırılar, Tahran'ın direniş ekseninde araçlarını desteklemek için gereken asgari çabayı göstermemesi durumunda hissedeceği ‘utanç’ bağlamından da pek farklı değil.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby'nin pazartesi günü İran'ın bazı durumlarda Irak ve Suriye'deki Amerikan askeri üslerine yönelik desteklediği grupların füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını ‘gerçekten kolaylaştırdığını’ söyleyen açıklamaları bu okumayı netleştiriyor. Kirby, son bir haftadır, özellikle de son birkaç gündür bu tür saldırılarda artış yaşandığına dikkat çekerek ABD'nin bölgedeki çıkarlarına yönelik tehditlerin ‘caydırıcılık olmadan ilerlemesine’ izin vermeyeceğini belirtti.

Fotoğraf Altı: Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, pazartesi günü Washington'da düzenlediği basın toplantısında Gazze'deki gelişmelere ilişkin bilgi verdi. (EPA)
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, pazartesi günü Washington'da düzenlediği basın toplantısında Gazze'deki gelişmelere ilişkin bilgi verdi. (EPA)

Kirby, Biden'ın ABD Savunma Bakanlığı'na bu tür saldırılara karşı hazırlıklı olması ve uygun şekilde yanıt vermesi yönünde talimat verdiğini doğruladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İran'ın amacının burada belli bir düzeyde inkâr edilebilirliği sürdürmek olduğunu biliyoruz. Ancak buna izin vermeyeceğiz. Bölgedeki çıkarlarımıza yönelik herhangi bir tehdidin yanıtsız kalmasına da müsaade etmeyeceğiz.”

Caydırıcılık mesajı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) pazartesi günü yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki ABD kuvvetlerine yönelik saldırılarda önemli bir artışa hazırlandığını belirtti. Bakanlık, Amerikan kuvvetlerine saldırı düzenlemek için füze ve İHA kullanma konusunda uzun bir geçmişe sahip olan silahlı gruplara yönelik kapsamlı desteğinden dolayı özellikle İran'ı öne çıkardı.

Buna karşılık Pentagon yetkilileri bölgeye ek füze savunma sistemleri göndereceklerini bildirdi.

Pentagon Sözcüsü General Patrick Ryder gazetecilere verdiği demeçte, önümüzdeki günlerde daha fazla gerilim yaşanmasının mümkün olduğunu söyledi. Üst düzey askeri liderlerin Amerikan personelini korumak için gerekli tüm önlemleri aldıklarını belirten Ryder, diğer ABD'li yetkililerin yorumlarında dile getirdikleri gibi şu ifadeleri kullandı:

“İran'ın kendilerine bu tür saldırıları gerçekleştirme emrini açıkça verdiğini görmüyoruz. Mesela Dini Lider Ali Hamaney'in ‘Dışarı çıkın şunu yapın’ yönünde doğrudan bir emrini gözlemlemedik.”

Ancak Ryder, ABD'nin silahlı grupların bu tür saldırılarından ‘İran tarafından desteklendiği gerçeğine dayanarak’ sonuçta İran'ı sorumlu tuttuğunu vurguladı.

CNN dün, ABD'li yetkililerin, Washington'ın İran tarafından desteklenen silahlı grupların Ortadoğu'daki ABD güçlerini hedef alan saldırıları yoğunlaştırmayı planladığına dair istihbarat bilgilerine sahip olduğunu söylediğini aktardı. CNN’in haberine göre söz konusu yetkililer şunları söyledi:

“İran, ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin bölgede tanık olduğu yansımalardan yararlanmaya çalışıyor ve bölge genelinde faaliyet gösteren milisleri ve vekil güçleri finanse ediyor, silahlandırıyor, donatıyor ve eğitiyor.”

CNN ayrıca, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin şu sözlerini aktardı:

“İster güçlerimizi savunmak ister kararlı bir şekilde karşılık vermeye hazırlanmak açısından olsun bu gerilime hazırlanıyoruz.”

Irak ve Suriye'deki Amerikan kuvvetleri yakın zamanda çok sayıda İHA saldırısına maruz kaldı. Yetkililer, ABD'nin, İsrail ile Hamas hareketi ve diğer Filistinli gruplar arasındaki mevcut savaş devam ettikçe, bu saldırıları başlatan aynı grupların operasyonlarını artırabileceğine dair artık belirli bilgilere sahip olduğunu bildirdi. Yetkililer, İran'ın bu aşamada doğrudan ve net bir yönlendirme yapmadan bu grupları ‘cesaretlendirdiğini’ vurguladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.