Şin Bet: Yerleşimci şiddeti Batı Şeria'yı alevlendirecek ve savaş çabalarına zarar verecek

İsrail Batı Şeria'da beş Filistinliyi öldürürken Kudüs'te bir polis bıçaklandı.

İsrail askerleri, Batı Şeria'daki Ramallah şehrinin kuzey girişinde güvenlik önlemleri aldı. (EPA)
İsrail askerleri, Batı Şeria'daki Ramallah şehrinin kuzey girişinde güvenlik önlemleri aldı. (EPA)
TT

Şin Bet: Yerleşimci şiddeti Batı Şeria'yı alevlendirecek ve savaş çabalarına zarar verecek

İsrail askerleri, Batı Şeria'daki Ramallah şehrinin kuzey girişinde güvenlik önlemleri aldı. (EPA)
İsrail askerleri, Batı Şeria'daki Ramallah şehrinin kuzey girişinde güvenlik önlemleri aldı. (EPA)

İsrail, dün (pazartesi) Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda dört Filistinliyi, Batı Şeria'nın güneyindeki el-Halil kentinde ise bir Filistinliyi öldürdü. Diğer yandan bir Filistinli ise Kudüs'te İsrail polisine saldırarak onu defalarca bıçakladı. İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet (Şabak), Batı Şeria cephesini alevlendirecek yeni bir gerilim konusunda uyardı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda 25 yaşındaki Emir Şerbeci, 28 yaşındaki Nevres Becavi, 27 yaşındaki Viam el-Hanun ve 23 yaşındaki Musa Cabbarin'in öldürüldüğünü bildirdi. Kampta meydana gelen saldırıda dokuz vatandaş da yaralandı.

(FOTO ALTI) Batı Şeria'daki İsrail askerleri (AFP)
Batı Şeria'daki İsrail askerleri (AFP)

İsrail ordusunun Cenin Mülteci Kampı’na baskın düzenlemesinin ardından kampta şiddetli çatışmalar yaşandı. Bu sırada İsrail ordusu, son birkaç haftadır yaygınlaşan bir prosedürle militanları bombalamak için insansız hava araçları (İHA) kullandı. İsrail ordusu, silahlı Filistin hücrelerinden birine saldırmak için kampa baskın düzenlediğini bildirdi. El-Halil'de ordu, şehrin güneyindeki Yatta girişinde öğrenci yürüyüşünü bastırırken bir genci öldürdü.

Filistin Sağlık Bakanlığı, el-Halil'in güneyindeki Yatta kasabasında yaşayan 23 yaşındaki Fuad İsmail Ebu Subha adlı gencin işgal askerlerinin kurşunlarıyla öldürüldüğünü ve onlarca kişinin zehirli gaz soluması sonucu boğulma tehlikesi yaşadığını duyurdu.

Batı Şeria'da gerginlik

İsrail, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Aksa Tufanı operasyonuyla kendisini şaşırttığı ve Gazze Şeridi'ni çevreleyen bölgelerde bin 400 kişiyi öldürdüğü 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'daki gerilimi artırdı. İsrail, Aksa Tufanı operasyonunun ardından Gazze Şeridi'nde 9 binden fazla Filistinliyi öldürdüğü ve 20 bin kişiyi yaraladığı amansız bir savaş başlattı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da 122 Filistinliyi öldürdüğünü, 2 bin 50 Filistinliyi de yaraladığını bildirdi. İsrail, Gazze'deki savaşın uzamasıyla birlikte Batı Şeria'da gerilimin artmasından korkuyor. Bu nedenle alarmı yükseltti, Batı Şeria'yı tamamen kapattı, şehirleri ve köyleri demir kapılar, beton bloklar ve toprak bariyerlerle kuşatıp adeta gettolara çevirdi. Ayrıca uzun süredir kapalı olan askeri kontrol noktalarındaki prosedürlerini de sıkılaştırdı.

(FOTO ALTI) Geçtiğimiz Perşembe günü Batı Şeria'nın Nablus kentinde Gazze halkıyla dayanışma amacıyla bir gösteri düzenlendi. (AFP)
Geçtiğimiz Perşembe günü Batı Şeria'nın Nablus kentinde Gazze halkıyla dayanışma amacıyla bir gösteri düzenlendi. (AFP)

Ancak dün (Pazartesi) bir Filistinli, Kudüs'te bir İsrail polisine bıçakla saldırdı. Ardından başka bir polis onu kurşunla ağır şekilde yaraladı.

Polis sözcüsü, konuya dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Pazartesi günü bıçaklı bir Filistinli, Kudüs'teki Mandelbaum benzin istasyonuna gelerek bir polisi vücudunun üst kısmından bıçakladı ve silahını ele geçirdi. Daha sonra ateş etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı ve olay yerinden kaçtı. İsrail askerleri şüpheliyi takip ederek, silahla etkisiz hale getirdi.”

Batı Şeria'da yüksek gerilim

İsrailli sağlık görevlileri, polisin vücudunun üst kısmından ciddi bıçak yaralarıyla hastaneye nakledildiğini doğruladı.

Söz konusu saldırı, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürdüğü ve Batı Şeria'daki yerleşimcilerin de katıldığı bir savaşta birçok Filistinliyi öldürdüğü gergin bir dönemde gerçekleşti. Yerleşimcilerin 7 Ekim'den bu yana silahlanmalarının ardından Batı Şeria'da en az altı Filistinliyi öldürmesi, İsrail istihbaratı içinde endişelere yol açtı.

Şin Bet, Gazze'de devam eden savaş sırasında yerleşimcilerin karıştığı şiddet olayları ve Filistinlilerle çatışmalardaki artışla birlikte Batı Şeria'da şiddet olaylarının patlak vereceği uyarısında bulundu. İsrail Kanal 12 televizyonu, Şin Bet Başkanı Ronen Bar'ın Savaş Kabinesi'ni, hükümeti ve orduyu konu hakkında uyardığını bildirdi. ABD ve Fransa da Batı Şeria'daki durumun kaynama noktasına ulaştığı konusunda uyardı.

(FOTO ALTI) Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki Filistinli mahkumların aileleri, 22 Ekim 2023'te Gazze sakinleriyle dayanışma içinde olduklarını ifade ederek, mahkumların serbest bırakılmasını talep ettiler. (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki Filistinli mahkumların aileleri, 22 Ekim 2023'te Gazze sakinleriyle dayanışma içinde olduklarını ifade ederek, mahkumların serbest bırakılmasını talep ettiler. (AFP)

Kanal 12, İsrailli kaynakların “Bu olayların bölgede yangına yol açması ve Hamas’a karşı savaş çabalarına zarar vermesi muhtemel” ifadelerine yer verdi. Bazı İsrailli karar vericilerin aşırı sağcı bakanlar Bezalel Smotrich ve Itamar Ben Gvir'i “sorumluluk almaya ve işleri sakinleştirmeye” çağırdığını bildirdi.

Yerleşimci şiddetine karşı savunma

İki bakan, geçmişte yerleşimci şiddetini meşru müdafaa olarak savunmuş ve buna karşı harekete geçmekte direnmişti.

İsrail Kanal 13 televizyonunun haberine göre Şin Bet Başkanı Ronen Bar ve İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Cumartesi günü gerçekleştirilen Savaş Kabinesi toplantısında yerleşimci şiddeti konusunu ele aldı.

İki ismin toplantıda, Hamas saldırısı ve bunun İsrail toplumu üzerindeki feci sonuçları karşısında, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in Yahudi yerleşimcilerin eline silah verme yönünde attığı adımın bölgede şiddeti artırmaya yönelik olduğu şikayetinde bulunduğu da ifade edildi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın şu ifadeleri kullandığı aktarıldı: “Olay gayet iyi biliniyor. Bölgenin alev almamasını sağlamalıyız. Şiddetin büyük kısmı, yerleşim yerlerinde yaşamayan kişiler tarafından uygulanıyor.”

Yesh Din örgütü tarafından dün yapılan açıklamada, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısından bu yana Batı Şeria'daki 62 Filistin kasaba ve köyünde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik 100'den fazla şiddet ve saldırı olayı gerçekleştirdiği ifade edildi.

Daha önce ABD Başkanı Joe Biden, İsrail'in Gazze'de Hamas’a karşı yürüttüğü askeri operasyonları desteklemeye devam ederken yerleşimci şiddetini frenlememesi nedeniyle eleştirerek, şiddetin ateşi körüklediğini ifade etmişti.

Biden, son günlerde yaptığı telefon görüşmelerinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, Batı Şeria'da artan gerilimin Gazze'deki mevcut savaşı önemli ölçüde kötüleştirebileceğinden korktuğunu belirterek İsrail yetkililerinin artan yerleşimci şiddeti olaylarını önlemesini sağlama çağrısında bulundu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.