KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Al Majalla’ya konuştu: Yalnız bırakılma ve dışlanma sorunu yaşıyoruz

“Uluslararası tanıma olmasa da bir devlet için gerekli bileşenlere sahibiz”

Majalla
Majalla
TT

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Al Majalla’ya konuştu: Yalnız bırakılma ve dışlanma sorunu yaşıyoruz

Majalla
Majalla

Ömer Önhon

16 Eylül’de Lefkoşa’nın Türk yakasındaki tarihî semtte yer alan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki ofisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bir araya geldim. 1939 yılında Birleşik Krallık’ın bölge valisinin karargâhı olarak inşa edilen bu külliye, daha sonra Kıbrıs Türk Yönetimi’nin kullanımına geçti. 1983 yılından sonra da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığı sarayı haline getirildi.

1960 yılında Lefkoşa’da doğan Ersin Tatar, 1982 yılında Cambridge Üniversitesi’nden mezun oldu. 2009 yılında aktif bir şekilde siyasete katıldı ve KKTC’deki merkez sağın ana siyasi partisi olan Ulusal Birlik Partisi saflarındaki yerini aldı. Tatar, girdiği ilk seçimlerde milletvekili olarak seçildi, ardından hükümette Maliye Bakanı olarak görev yaptı. 2018 yılında ise Ulusal Birlik Partisi’nin başkanı ve bir yıl sonra da başbakan oldu.

Ekim 2020’de cumhurbaşkanlığı için 11 adaydan biri olan Tatar, ikinci turda oyların yüzde 51.7’sini alarak seçimi kazandı ve böylece KKTC’nin beşinci cumhurbaşkanı oldu. KKTC’de cumhurbaşkanlığı görev süresi beş yıl.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı  röportaja göre Ersin Tatar, şu ifadeleri dile getirdi:

“KKTC, çeşitli cephelerde birçok zorlukla karşı karşıya. Biz bu zorluklarla yüzleşip gücümüz yettiğince üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Türkiye haricinde herhangi bir ülke tarafından uluslararası bir düzeyde tanınmıyoruz. Ancak bu tanınma meselesi dışında KKTC, bir devlet olmanın temel tüm şartlarını taşıyor. Dolayısıyla egemenliğimizden faydalanıyor ve bağımsız olarak yaşıyoruz. Kıbrıslı Rumlar, bize ve Türkiye’ye baskı yapmak için Avrupa Birliği (AB) üyeliklerini kullanıyor ve bunu istismar ediyorlar. İddialarına göre onlar, adanın tamamını temsil ediyor. Ama durum böyle değil; AB’de veya başka herhangi bir yerde Kıbrıslı Türkleri temsil etmiyorlar.”

“AB, 2004 yılında Kıbrıs’ın AB’ye katılmasına izin vermekle büyük bir hata yaptı. Zira böylece henüz çözüme kavuşturulmamış bölgesel bir anlaşmazlıkla uğraşan bir devletin üyeliğini tanıyarak nüfusun AB dışında kalan dörtte birini göz ardı etmiş oldu.”               

Ersin Tatar

Tatar, sorulan bir soruya cevap olarak da şu açıklamayı yaptı: “AB, 2004 yılında Kıbrıs’ın AB’ye katılmasına izin vererek büyük bir hata yaptı. Zira henüz çözülmemiş bir bölgesel anlaşmazlık yaşayan bir devletin üyeliğini tanımış ve nüfusunun AB dışında kalan dörtte birini göz ardı etmiş oldu. Böylece 2004 referandumunda BM Elçisi Kofi Annan’ın planını reddeden Kıbrıslı Rumlar ödüllendirilirken, planı onaylayan Kıbrıslı Türkler cezalandırıldı. Kıbrıslı Türkler, halen yalnızlaştırılma ve dışlanma sorunu yaşıyor.”

Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un makalesine atıfta bulunan Ersin Tatar’a göre AB’deki bazı üst düzey yetkililer, görevlerinden ayrıldıktan sonra olsa da bu hatayı kamuoyu önünde itiraf ettiler.

KKTC Cumhurbaşkanı açıklamalarına şu ifadelerle devam etti:

“Kıbrıslı Rumlar, devletimizi ve toplumumuzu olumsuz yönde etkilemek için büyük çabalar sarf ediyor. Örneğin havalimanımızı sadece Türkiye’den gelen uçaklar kullanıyor. Mesela Kıbrıslı Türkler, sporu çok seviyor, ancak uluslararası spor turnuvalarına katılımdan ya da her türlü uluslararası temastan uzak tutuluyorlar. Türkiye haricinde herhangi bir ülkeyle serbestçe ve doğrudan ticaret yapamıyoruz ve kendi belgelerimizle yolculuk yapamıyoruz. Ancak bir şekilde bu sorunları idare ederek, yaşamaya devam ediyoruz.”

Kıbrıslı Rumların yaptıklarının siyasi ve ahlaki açıdan doğru olmadığını söyleyen Ersin Tatar, “Uluslararası toplumun onların hatalı eylemlerine ortak olmaması gerekir. Biz Kıbrıs meselesine bir çözüm bulmaya yönelik müzakerelere ve çabalara defalarca ortak olduk, ama müzakereler Kıbrıslı Rumların zihniyeti yüzünden hep başarısız oldu” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilişkin 1960 Anlaşması da dahil olmak üzere kurucu belgeler, ‘Türkler ve Rumlar arasında eşitliği ve denk ortaklığı’ esas alıyor. Ersin Tatar’a göre ise gerçekte “Kıbrıslı Rumlar, Türkleri hiçbir zaman denk görmediler. Onlara göre adanın sahibi onlar ve Kıbrıslı Türkler de onlara ait. Bunca zamandır asıl sorun da buydu.”

Majalla
Majalla

Tatar, sorulan bir soruya cevaben de şu ifadeleri dile getirdi:

“Biz egemenliğimizden taviz vermeyeceğiz ve güvenliğimizden vazgeçmeyeceğiz. Türkiye’nin teminatı olmadan da hiçbir anlaşmayı tam ve kabul edilir görmeyeceğiz. KKTC, bir gerçeklik ve canlı bir yapı olarak egemenliğini ve halkının egemenlik haklarını kullanmaya devam edecektir.”

Ersin Tatar, BM’nin 1964 yılında 186 sayılı karar uyarınca Kıbrıs’ta bir barış gücü kurması sebebiyle, BM Genel Kurulu’nun 78’inci oturumuna katılmak üzere New York’a gitti. Bu barış gücünün mali masraflarını Kıbrıs Cumhuriyeti, yani Kıbrıslı Rumlar üstleniyor. Belki de bu yüzden BM gücü, Kıbrıslı Rumların görüşlerini ve politikalarını tamamen destekliyor. Ersin Tatar’ın ifadesiyle “Bu tutum, üzücü. Zira BM’nin objektif ve tarafsız olması gerekir. Bununla birlikte Kıbrıslı Rumların bizi yalnızlaştırmak için sarf ettiği tüm çabalara rağmen yabancıların KKTC’ye olan ilgisi artıyor. Topraklarımız verimli. Biz fırsatlar sunuyoruz. Birçok yabancı, gayrimenkul satın alıyor ve burada yaşamaya geliyor. Bu, KKTC’ye duyulan güvenin arttığını gösteriyor ki bizim de geleceğe olan umudumuzu artırıyor.”

“KKTC, İslam İşbirliği Teşkilatı’nda gözlemci statüsüne sahip ve üye ülkelerin birçoğunda temsilciliklerimiz var. Herkesle diyaloğumuzu artırmak ve iş birliğini geliştirmek istiyoruz.”  

Ersin Tatar’a Arap-İslam ülkeleriyle ilişki sorulduğunda ise yanıtı şu oldu:

“KKTC, İslam İşbirliği Teşkilatı’nda gözlemci statüsüne sahip ve üye ülkelerin birçoğunda da temsilciliklerimiz var. Biz herkesle diyaloğumuzu artırmak ve iş birliğini geliştirmek istiyoruz. Temel iş birliği alanları arasında ticaret ve turizmin yanı sıra kültürel alandaki iş birliği de yer alabilir.”

Halihazırda çeşitli Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda öğrenci KKTC üniversitelerinde eğitim görüyor. Ersin Tatar ise bu bölgeden daha fazla öğrencinin Kıbrıs’taki eğitim kurumlarından istifade etmesini temenni ediyor.

*Bu çeviri Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden yapılmıştır.



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
TT

Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Danışman Türki Al eş-Şeyh, Riyad Sezonu’nun geleneksel sporların yer aldığı Etnospor Festivali’nin 2026 edisyonuna ev sahipliği yapacağını açıkladı. Kasım ayında başkent Riyad’da düzenlenmesi planlanan festivalin ardından Riyad Sezonu, 2027 yılında İstanbul’da düzenlenecek festival edisyonuna da sponsor olacak. İstanbul’daki organizasyonun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklama, Al eş-Şeyh ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla perşembe günü İstanbul’da düzenlenen imza töreninde yapıldı. Törende Riyad’ın 2026 edisyonuna ev sahipliği yapmasına ve Riyad Sezonu’nun İstanbul’da düzenlenecek bir sonraki edisyona sponsor olmasına ilişkin anlaşmalar imzalandı.

Al eş-Şeyh, Etnospor Festivali’nin gelecek kasım ayında Riyad’da düzenlenecek edisyonunun izleyiciler için “büyük bir sürpriz” barındıracağını açıkladı. Al eş-Şeyh ayrıca gelecek yıl Bilal Erdoğan ve Dünya Etnospor Konfederasyonu ile işbirliğinin sürdürüleceğini ve Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacağını belirtti.

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı, anlaşmanın önümüzdeki dönemde daha fazla işbirliğinin önünü açacağını ifade etti. Al eş-Şeyh, kısa sürede elde edilen sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken ortaklığın başarıya ulaşmasına katkı sağlayan çalışmaları övdü.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen festival, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımcıları geleneksel spor dallarına ilişkin farklı müsabaka ve deneyimlerde buluşturuyor. Uluslararası organizasyon, farklı yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesini kendine çekiyor.

Etnospor kapsamında çeşitli halkların kültürlerinde tarihsel köklere sahip geleneksel spor ve uygulamalar yer alıyor. Geleneksel okçuluk, binicilik sporları, güreş ve atlı sporların yanı sıra zamanla uluslararası etkinlik ve şampiyonalara dönüşen farklı müsabakalar da festival programında bulunuyor.

Bu spor dalları, son yıllarda uluslararası katılımla çeşitli Etnospor etkinliklerine ev sahipliği yapan Türkiye’de geniş bir ilgi görüyor. Riyad’da düzenlenecek 2026 edisyonu, Riyad Sezonu’nun ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler listesine yeni bir organizasyon eklerken Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olması da etkinliğin Suudi Arabistan dışındaki varlığını genişletmesini sağlayacak.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olacağını ve cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin normal takvimi olan 7 Mayıs 2028 olan tarihinin aynı yılın 16 Nisan'ına çekilebileceğini ifade etti.

Türkiye Basın Federasyonu'nca düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum,  “Mecliste 600 milletvekilinin 360'ının, yani milletvekillerinin beşte üç çoğunluğunun seçimlerin yenilenmesi yönünde karar vermesi halinde seçimler 16 Nisan 2028'de yapılabilir” dedi.

 Yeni dönem için adaylık

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2018'de uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında son kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını söyledi.

Uçum'un açıklaması, “erken seçim” yapılmasından ziyade “seçimlerin yenilenmesine” işaret ediyor. Buna göre Erdoğan, cumhurbaşkanı ve Meclisin beş yıllık görev süresi dolmadan önce, 360 milletvekilinin imzasıyla seçimlerin yenilenmesini talep edebiliyor.

dfgthy
Erdoğan’ın başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum (X hesabı)

Seçimlerin yenilenmesi, Erdoğan'ın anayasal olarak iki dönemle sınırlı olan cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkını tüketmesi nedeniyle yeniden aday olabilmesinin iki yolundan biri olarak değerlendiriliyor. Diğer yol ise anayasa değişikliği yapılması veya yeni bir anayasa hazırlanması ve bunun Mecliste üçte iki çoğunlukla, yani 600 milletvekilinden 400'ünün oyuyla kabul edilmesi ya da halkoyuna sunulması.

Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) bu çoğunluğa sahip olmaması ve iktidar partisinin kamuoyu yoklamalarında gerileyen desteği dikkate alındığında, yeni anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edilmemesine ilişkin ihtimallerin de bulunduğu belirtiliyor.

Uçum, daha önce 25 Haziran'da X hesabından yayımladığı açıklamada da seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmiş ve “erken seçim” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkarak “seçimlerin yenilenmesi” senaryosundan söz etmişti.

frgthy
Erdoğan, 14 Eylül'de Türkiye'nin kuzeyindeki Samsun'da gençlerle bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan anayasa referandumunun gerçekleştirildiği tarih olması nedeniyle sembolik önem taşıyor. Söz konusu sistem, 2018'de yapılan erken seçimlerin ardından uygulanmaya başlanmış ve Erdoğan seçimi kazanmıştı.

Gerçekte Erdoğan üç cumhurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Bunlardan ilki 2014'te, parlamenter sistem döneminde başladı. O dönemde cumhurbaşkanlarının tek bir yedi yıllık dönem için seçilmesi ve siyasi partileriyle ilişkilerini kesmeleri öngörülüyordu.

Erdoğan, anayasa değişikliği ve 2018'de seçimlerin yapılması nedeniyle bu dönemi tamamlamadı. Böylece 2018 ve 2023'te olmak üzere iki dönem için aday olma hakkı elde etti. Eğer 360 milletvekilinin onayıyla seçimlerin yenilenmesine karar verilirse bu, Erdoğan'ın Mayıs 2028'e kadar sürmesi öngörülen mevcut ikinci dönemini tamamlamamış olması anlamına gelecek ve yeni bir dönem için adaylığının önünü açacak.

En uygun senaryo

Gözlemciler, seçimlerin normal tarihinden üç hafta önce yapılmasını öngören “seçimlerin yenilenmesi” senaryosunun, Erdoğan'ın mevcut görev süresinin uzun bir bölümünün kaybedilmesini önlemek amacıyla seçildiğini belirtiyor.

Bu değerlendirmelere göre Erdoğan, kabul edilmeme endişesi veya yeniden aday olmasına imkân verecek kadar zaman kalmaması nedeniyle yeni anayasanın gündeme getirilmesini ertelemeyi tercih etti.

Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekiline sahip olmamasına rağmen muhalefet ve bazı gözlemciler, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakmasını öngören “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesi sırasında ortaya çıkan siyasi ivmeye güvenildiğini belirtiyor.

gthyjukı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine 360 milletvekilinin onay vermesi şartıyla seçimleri yenileyebilir (TBMM'nin X hesabı)

Bu kapsamda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) ya da muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), yaşanan bölünmenin ardından destek verecek milletvekillerinin çıkabileceği ifade ediliyor. CHP'de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geçici olarak yeniden genel başkanlık görevine dönmesi ve partide 44 milletvekilinin Özgür Özel'in CHP'den geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından kurduğu “yeni partiye” geçmemiş olması da bu senaryonun unsurları arasında gösteriliyor.

Yoğun mesaj trafiği

Son günlerde seçimlerin öne çekilmesi ve Erdoğan'ın yeniden adaylığına işaret eden mesajlar artarken, bunun “erken seçim” olarak nitelendirilmemesine özellikle dikkat çekiliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın siyasi tarzını bilenler için, bir sonraki seçime hazırlandığımızı söylediğinde bunun erken seçimle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır” dedi.

6yjı7
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamalarında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada bir sonraki seçimlerde aday olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Erdoğan, partisinin 2071 yılına kadar uzanan gelecek planları hazırladığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hayatta olduğum sürece Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceğim” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Ben Tayyip Erdoğan'ım. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet etmek için mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Bu bedende ruh olduğu müddetçe bu sevda sönmeyecek.”

dfgthy
Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda ısrarcı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın en yakın müttefiki olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çarşamba günü yaptığı açıklamada yeniden adaylık konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı üç adımın ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasının ardından önünde sadece üçüncü ve son aşamayı tamamlamak kaldı. İnşallah üçüncü zaferi de tamamlanacaktır.”