Gazeteciler, öldürülen Filistinli meslektaşları için toplandı: Hakikatleri gizlemeye gücünüz yetmeyecek!

Basın açıklaması yapan gazeteci Nevzat Çiçek, "İşgalci İsrail gazetecileri öldürmeye devam ediyor. Çünkü çok iyi biliyor ki, gazetecinin kaleminden dökülen bir haber, objektifinden yansıyan bir fotoğraf attığı tonlarca bombadan daha etkili" dedi

Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek / Fotoğraf: Independent Türkçe
Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek / Fotoğraf: Independent Türkçe
TT

Gazeteciler, öldürülen Filistinli meslektaşları için toplandı: Hakikatleri gizlemeye gücünüz yetmeyecek!

Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek / Fotoğraf: Independent Türkçe
Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek / Fotoğraf: Independent Türkçe

Gazze Şeridi, 7 Ekim’den bu yana bir insanlık dramıyla karşı karşıya. 27 gündür İsrail ordusunun bombardımanı altındaki Gazze’de bilanço giderek ağırlaşıyor. 

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarında şu ana kadar 38 gazeteci öldürüldü. Gazetecilerin bir araya gelerek oluşturduğu Press For Palestine (Filistin İçin Gazeteci Dayanışması) Platformu, Filistin’de öldürülen gazeteciler için bir araya geldi. 

Taksim Odakule'de toplanan basın mensupları, Türkçe, İngilizce ve Arapça yapılan açıklamanın ardından eller kırmızıya boyanarak katliamı protesto etti.

"Hakikat İsrail’in gazetecileri öldürmesi ile gizlenemeyecek!"

Türkçe basın açıklaması Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, İngilizce basın açıklaması Al Jazeera English muhabiri Roqiya Sabeg, Arapça basın açıklaması ise Filistinli Gazeteciler Derneği Başkanı Amir Lafi tarafından yapıldı. 

Filistinli gazetecilerin sesi olmaya çalıştıklarını ifade eden Platform Sözcüsü Cahide Hayrunnisa Çiçek, daha önce de İsrail tarafından katledilen Shirin Ebu Akile için bir imza kampanyası ile basın açıklaması düzenlediklerini, bugün de 7 Ekim’den bu yana öldürülen 38 gazeteci ve hapse atılan 18 gazeteci için burada olduklarını ifade etti. 

"Filistin’in haklı davasının yanındayız"

Basın mensupları adına konuşan Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, doğruluktan, adaletten ve haktan yana tavır alan, dünyada yaşanan zulümlere karşı sessiz kalmayan vicdan sahibi medya mensupları olduklarını belirtti.

Güçten değil doğruluktan, adaletten ve haktan yana tavır alan, dünyada yaşanan zulümlere karşı sessiz kalmayan vicdan sahibi medya mensupları olarak tarihe not düşmek istediklerini belirten Çiçek, "İşgalci İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023’ten bu yana gerçekleştirdiği soykırıma karşı sessiz kalmayacağımızı ilan ediyor, Filistin halkının haklı davasında sonuna kadar yanında olduğumuzu deklare ediyoruz" ifadeleri kullanıldı. 

38 gazeteci öldürüldü

Gazetecinin kaleminden dökülen bir haber ve objektifinden yansıyan bir fotoğraf veya görüntünün atılan tonlarca bombadan çok daha etkili olduğunu bildiği için İsrail’in gazetecileri öldürdüğüne dikkat çeken Çiçek, "Ancak tüm dünya ve işgalci İsrail bilsin ki; susmayacağız. Susturamayacaksınız. Hakikatleri gizlemeye gücünüz yetmeyecek!" dedi.

7 Ekim’den bu yana uluslararası hukuk normlarını ayaklar altına alan işgalcilerin basın özgürlüğünü de hiçe saydığı kaydeden Çiçek, şunları söyledi: 

Şu ana kadar İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda Gazze Şeridi’nde görevleri başında 38 gazeteci katledildi. Ayrıca bu tarihten itibaren 18 gazeteci tutuklandı. İşgal hapishanelerinde tutuklu gazeteci sayısı daha öncekilerle birlikte 30’a yükselmiş oldu.

"İşsiz kalıyorlar, sesleri kısılmaya çalışılıyor" 

Çiçek, "Ulusal ve uluslararası gazeteciler olarak buradan kamuoyuna bir kez daha sesleniyoruz! Uluslararası sözleşmelere göre; savaş ve sıcak çatışma bölgelerinde tehlikeli görevlerde bulunan gazeteciler, dokunulmaz olmasına rağmen, organize devlet terörü kullanan İsrail tarafından katlediliyor. Diğer taraftan Filistin’deki trajediyi dünya kamuoyuna duyurmaya çalışan bazı meslektaşlarımızın işine son veriliyor, baskı ve sansür yolu ile sesleri kısılmaya çalışılıyor. Tüm medya kuruluşlarına etik kuralları hatırlatıyor ve insani değerlere sahip çıkmalarını bekliyoruz. Filistin topraklarında uygulanan soykırıma sadece Müslüman oldukları için göz yuman, gerçekleri çarpıtan ve bünyelerinde çalışan meslektaşlarımız katledildiği halde sessiz kalmayı tercih eden medya kurumlarını açıkça kınıyoruz" diye konuştu. 

"İsrail gazetecileri öldürerek gerçekleri susturamaz" yazılı pankart önünde basın açıklaması yapan gazeteciler, öldürülen 38 meslektaşının isim ve fotoğraflarını taşıyan, onların kısa hayat hikayelerini anlatan ve sloganların yer aldığı dövizler taşıdı. 

Ayrıca Filistin’de yaşanan sivil katliamı ve gazetecilerin öldürülmesini protesto etmek üzere kırmızıya boyadıklarını ellerini zulmün durması için havaya kaldırarak poz verdi. 

Bu inançla mesleklerini icra ederken "apartheid" güçleri tarafından öldürülen gazetecilerin kısılan sesi olacaklarını vurgulayan Çiçek, "Bizler zulmü haykıracak, İsrail'in katil olduğunu yaptığımız haberler ve çektiğimiz fotoğraf kareleriyle tüm dünyaya anlatmaya devam edeceğiz. İşgalci İsrail gazetecileri öldürmeye devam ediyor. Çünkü çok iyi biliyor ki, gazetecinin kaleminden dökülen bir haber, objektifinden yansıyan bir fotoğraf, bir görüntü attığı tonlarca bombadan daha etkili. Ancak tüm dünya ve işgalci İsrail bunu bilsin ki susmayacağız, susturamayacaksınız. Hakikatleri gizlemeye gücünüz yetmeyecek" diye konuştu.

"Gazze Şeridi'nde görevleri başında 32 gazeteci katledildi"

Nevzat Çiçek, işgalcilerin Gazze Şeridi'nde ve diğer tüm Filistin topraklarında gazetecileri öldürerek susturmaya çalışsa da bunu başaramayacağını belirterek, şöyle devam etti:

Bütün dünya bir gün İsrail'in katil olduğunu kabul edecek ve bizler, vicdan sahibi gazeteciler olarak bunun için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. 7 Ekim'den bu yana tüm savaş kurallarını ihlal eden, uluslararası hukuk normlarını ve insanlık vasıflarını ayaklar altına alan işgalciler, basın özgürlüğünü de hiçe saymaktadır. Şu ana kadar İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda Gazze Şeridi'nde görevleri başında 32 gazeteci katledildi. Ayrıca bu tarihten itibaren Batı Şeria'da dahil olmak üzere düzenlenen operasyonla 18 gazeteci tutuklandı. İşgal hapishanelerinde tutuklu gazeteci sayısı böylece 30'a yükselmiş oldu.

İsrail'in gazetecileri öldürerek Gazze'nin dünyaya ulaşan sesini susturmaya çalıştığına dikkati çeken Çiçek, bunda başarılı olamayan işgalcilerin şimdi de tüm iletişim kanallarını keserek Gazze'yi derin bir karanlığa mahkum ettiğini söyledi.

Filistin'deki trajediyi dünya kamuoyuna duyurmaya çalışan bazı meslektaşlarının işine son verildiğini, mobing uygulandığını, baskı ve sansür yoluyla seslerin kısılmaya çalışıldığını belirten Çiçek, "21. yüzyılda dünyanın gözü önünde Filistin topraklarında uygulanan soykırıma, sadece Müslüman oldukları için göz yuman, taraflı tutum sergileyen, gerçekleri çarpıtan ve bünyelerinde çalışan meslektaşlarımız katledildiği halde sessiz kalmayı tercih eden tüm medya kurumlarını açıkça kınıyoruz" ifadelerini kullandı.

İngilizce ve Arapça olarak da okunan basın açıklamasına çok sayıda basın mensubu da katıldı.

Açıklama sırasında İsrail aleyhine sloganlar da atıldı.

Independent Türkçe



Mısır ile Türkiye arasında "Üretimden İhracata" büyüyen askerî ortaklık

Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
TT

Mısır ile Türkiye arasında "Üretimden İhracata" büyüyen askerî ortaklık

Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)
Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği bir ziyaretten. (Arşiv-Mısır Askerî Sözcüsü)

Mısır ile Türkiye arasındaki savunma sanayisi ve askeri iş birliği, iki ülke arasında büyüyen stratejik ortaklık ve bölgede artan gerilimin ortasında ortak üretimden üçüncü ülkelere ihracata uzanan yeni bir döneme giriyor.

İki ülke dışişleri bakanlarının dün gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde vurgulanan gelişen ikili ilişkiler, uzmanlara göre önümüzdeki dönemde askeri ortaklığın daha da derinleşeceğine işaret ediyor.

Savunma sanayiinde ortak ihracat dönemi

Türkiye Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdürü İlhami Keleş, El Alameyn Uluslararası Havacılık Fuarı marjında yaptığı açıklamada, Mısır mevzuatına uygun olarak Kahire'de "Zafer" adında bir şirket kurduklarını açıkladı. Keleş, Mısır Askeri Üretim Bakanlığı ile patlayıcı maddeler, mühimmat ve çeşitli askeri teçhizatın ortak üretimine ilişkin sözleşme imzalandığını belirtti.

Keleş ayrıca şu kritik detayları paylaştı:

Hibrit tehditlere karşı geliştirilen "Tolga" sistemine Mısır'ın ilgisinin arttığı, Mısır Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesi amacıyla sembolik bir satış yapıldığı ve bu sistemin Mısır'daki ortak girişim üzerinden tüm Afrika ve Körfez pazarına pazarlanması için altyapı kurulduğu bildirildi.

Mısır'ın askeri araç üretim kapasitesinin Türk sistem ve donanımlarıyla entegre edilerek ortak üretim yapılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Askeri diplomaside artan trafik

2023 yılında 12 yıllık siyasi kesintiyi sona erdiren mutabakatların ardından Mısır-Türkiye yakınlaşması son aylarda üst düzey temaslarla hız kazandı:

Şubat 2024: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin katılımıyla Kahire'de Askeri İş Birliği Anlaşması imzalandı.

Mayıs 2024: Mısır Genelkurmay Başkanı Ahmed Halife Türkiye'yi ziyaret ederek Türk mevkidaşı Metin Gürak ile görüştü; "Dostluk Denizi" ortak tatbikatının yeniden başlatılması ele alındı.

Temmuz 2024: Mısır Savunma Bakanı Eşref Salim Zahir Türkiye'ye tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret öncesinde Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Mutlu Şen, iki ülke orduları arasındaki ilişkilerin bölge ve dünya barışına katkı sağlayacağını vurguladı.

Ağustos 2025: İki ülke arasında dikine kalkış-iniş yapabilen (VTOL) insansız hava araçlarının (İHA) ortak üretimine ilişkin anlaşma imzalandı.

Askeri Uzman Adel el-Umda, bu ortaklığın sadece silah alımıyla sınırlı kalmayıp teknoloji transferi, ortak üretim ve ihracatı kapsaması açısından stratejik bir nitelik taşıdığını vurguladı. Türk analist Taha Odehoğlu ise savunma iş birliğinin Ortadoğu'nun iki ana aktörü arasındaki görüşmelerin daimî gündem maddesi haline geldiğini belirtti.

Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi hazırlıkları

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdullati ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'de düzenlenmesi planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısının hazırlıklarını ele aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Konseyin; İHA üretimi, ortak tatbikatlar, deniz/hava güvenliği ve Afrika ile Arap pazarlarına yönelik ortak pazarlama süreçlerinde kurumsal bir çerçeve sunduğu ifade ediliyor.

İsrail'in endişeleri ve bölgesel dengeler

Mısır-Türkiye askeri yakınlaşması İsrail basınında endişeyle takip ediliyor. Uzmanlar, bu ortaklığın üçüncü bir tarafa karşı savunma paktı oluşturmaktan ziyade her iki ülkenin kendi savunma kapasitelerini ve caydırıcılığını artırma amacını taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor.


Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
TT

Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere yönelik saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaralandığı belirtildi. Ankara ayrıca Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemileri hedef almaya devam etmesini ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği, emniyeti ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmesini kınadı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan’ı hedef alan, sivillerin can ve mal güvenliğini hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi artıran Husi saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi yineliyoruz” denildi.

Bakanlık ayrıca saldırıların, Yemen’deki çatışmayı kalıcı bir siyasi çözüm yoluyla sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik çabalara da zarar verdiğini vurguladı.


Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.

Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.

Daha fazla güven

Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.

FGBHJU
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)

Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.

Yenilenebilir enerji

Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.

Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.

Savunma iş birliği

Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.

Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.

Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.

İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.

İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Turizm ve mevsimsel entegrasyon

Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.

WDEFRGT
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)

Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.

Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.

Daha fazla büyüme

İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.

Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.