Entegrasyon Suriyeli mülteciler ve Türk toplumu için ortak bir ikilem

Suriyeli öğrencilerin sınıfta çok fazla sayıda olmasına Türk aileler itiraz ediyor (AFP)
Suriyeli öğrencilerin sınıfta çok fazla sayıda olmasına Türk aileler itiraz ediyor (AFP)
TT

Entegrasyon Suriyeli mülteciler ve Türk toplumu için ortak bir ikilem

Suriyeli öğrencilerin sınıfta çok fazla sayıda olmasına Türk aileler itiraz ediyor (AFP)
Suriyeli öğrencilerin sınıfta çok fazla sayıda olmasına Türk aileler itiraz ediyor (AFP)

Savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli gibi Mahmud Abdi de, savaşın bitmesinden sonra, bir gün ülkesine geri dönme umuduyla 2014 yılında Türkiye’ye geldi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Suriye’de savaşın başlamasından 12 yıl sonra, Türk toplumu hala mültecilerin topluma entegre edilmesine karşı bir hayli olumsuz bakıyor.

Marangoz olan Abdi (30), neredeyse Türkiye’ye gelişinden 10 yıl sonra, 2 milyon nüfusun dörtte birinin Suriyeli olduğu Şanlıurfa’da kendi atölyesini açmayı planlıyor.

Bu konuda bir eğitim kursuna gittiğini söyleyen Abdi, “Yeni makineleri kullanmayı öğrendim. Kursumdan sonra bir mobilya imalatçısında çalışacağım” dedi.

Ancak Abdi’nin bu hedefleri, yaklaşık 3,5 milyon Suriyelinin çoğunu hala ‘geçici koruma alan misafirler’ olarak gören Türkiye için sorun teşkil ediyor.

“Suriyeliler gidecek”

Suriyeli mülteciler, göçmen karşıtlığını körükleyen ekonomik krizin ortasında gerçekleşen, bu yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli bir konu haline geldi.

Muhalefetin seçin kampanyası kapsamında astığı pankartlarda “Suriyeliler gidecek” yazıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, seçim döneminde yaptığı bir konuşmada, “Suriye’nin kuzeyinde 100 binin üzerinde konut inşa ettik. Bu bölgelere gönüllü dönüşler de başladı” dedi.

MetroPOLL Araştırma’nın 2021’de yaptığı anket, Türklerin yüzde 81’inin Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönmesini istediğini ortaya koydu.

Bazı yetkililer, birçok Suriyelinin muhtemelen burada kalacağını açıkça kabul ederken, Türkiye, Avrupa Birliği’nin (AB) yardımıyla istihdam yoluyla entegrasyon programları oluşturuyor.

Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesi Belediye Başkanı Metin Baydilli konuya ilişkin açıklamasında, “İstihdam, yerel halk ile Suriyeliler arasındaki uyumun sağlanmasında kilit rol oynuyor” dedi.

Ancak bu uyum, 2021 yılında Ankara’da, Suriyelilerin de dahil olduğu bir sokak kavgasında bir Türk gencin ölümünün ardından milliyetçilerin Suriyelilerin işyerleri ve evlere saldırmasıyla bir şekilde bozuldu.

Bu çerçevede AB, Türkiye’nin mültecileri kabul etmeye devam edebileceğini umarak mali desteği artırdı.

Türkiye’nin mültecileri kabul etmesine ve onlara asgari yaşam koşullarını sağlamasına yardımcı olmak için 2011’den bu yana yaklaşık 10 milyar dolar tahsis eden AB’nin finansmanıyla okullar, sağlık merkezleri ve eğitim merkezleri kuruldu.

AB’nin Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer-Landrut geçen ay Şanlıurfa’ya yaptığı ziyarette şunları söyledi;

“Entegrasyon kelimesi Türk yetkililer tarafından kullanılmıyor. Ancak gerçekte, geri dönüş umutları siyasi nedenlerle canlı tutulsa da, entegrasyon için çok şey yapılıyor.”

Tekstil sektörü hamlesi

AB 2016 yılında, Ankara’nın önemli miktarda mali yardım alması karşılığında, mültecilerin Avrupa’ya gidişini sınırlama amacıyla Türkiye ile bir anlaşma imzaladı.

Anlaşma kapsamında, Brüksel’in Ankara’ya o sırada söz verdiği altı milyar euronun bir kısmını ödemesi gerekiyor.

Meyer-Landrut, “Düşündüğünüzden daha iyi gidiyor, ancak bu kadar çok sayıda insanı zor durumdaki bir ekonomiye entegre etmek kesinlikle zor olacak” diye ekledi.

Şanlıurfa'nın tarıma dayalı ekonomisi bu göç akışıyla baş etmekte zorlanıyor. 

Şehirde yerel işsizlik oranı yüzde 15, bu yüzde 9,2 olan resmi ulusal ortalamanın oldukça üzerinde.

Suriyelilerin, iş gücü sıkıntısı çeken tekstil sektörünün ‘lokomotifi’ haline geldiği komşu sanayi kenti Gaziantep’te ise durum oldukça farklı.

Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Yunus Çolak, “Suriyeli mültecilere istihdam sağlamak için Şanlıurfa’daki yatırımları artırmamız gerekiyor” dedi. 

Mültecilerin hukuki statüleri, entegrasyon sürecine engel teşkil ediyor.

Yetkililere göre, Şanlıurfa’da yalnızca 17 bin 557 Suriyeli kayıtlı iş sahibi. 

Geri kalanlar yasa dışı olarak çalışıyor ve genellikle düşük ücretlerle çalıştırılıyor, bu da yerel işgücü piyasasını olumsuz etkiliyor.

Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın 2021 tarihli raporu, Türkiye’deki Suriyelilerin yüzde 48’inin kaçak çalıştığını, yüzde 41’inin ise düşük maaş aldığını gösterdi.

Öte yandan, şu anda 800 bin Suriyeli çocuğa eğitim veren Türkiye’deki devlet okullarında tablo daha parlak görünüyor.

AB fonlarıyla desteklenen özel bir sınıfta Türkçe öğrenen Bünyamin Abdullah (11), “Annem Türkçe konuşamıyor. Alışverişe gittiğinde ona yardım ediyorum” dedi.

Avrupa’nın desteğiyle açılan ek sınıflar, okulların kalabalık olmasından dolayı Suriyeli çocukları suçlayan velilerin öfkesini dindirmeye yardımcı oluyor.

Ancak Şanlıurfa sokaklarında, Suriyeli mülteciler ile şehrin Türk, Kürt ve Arap sakinlerini ayıran görünmez çizgiler var.

Araba satıcısı Mustafa Aslan, “Rakka veya Şam lakaplı mahalleler var. Torunumun okulundaki 27 öğrenciden sadece üçü Türk, geri kalanı Suriyeli. Kültürleri bizimkinden çok farklı. Onları burada istemiyoruz” ifadelerini kullandı.



Mekke'ye yönelen İHA koalisyon güçlerince düşürüldü

Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
TT

Mekke'ye yönelen İHA koalisyon güçlerince düşürüldü

Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)
Kutsal başkent Mekke'nin giriş noktası (Şarku’l Avsat)

Yemen'de meşru hükümeti destekleyen Koalisyon, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) engellenerek imha edildiğini duyurdu. Gelişme, Husilerin bir gün önce Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı balistik füze ile Riyad bölgesine gönderdiği iki İHA'nın engellenerek imha edilmesinin ardından yaşandı.

Avrupa Birliği (AB) ise Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan eylemlerini sert bir dille kınadı. Saldırıları "iğrenç eylemler" olarak nitelendiren AB, Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından yapılan açıklamada, İran da dahil olmak üzere tüm taraflara, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) çok sayıda kararını ihlal eden Husilere yönelik her türlü askeri desteği durdurma çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nda deniz güvenliğinin ve seyrüsefer serbestisinin korunmasının önemine dikkat çekildi. Sivil ve ticari gemileri hedef alan, bölgesel güvenliği ve uluslararası ticareti tehdit eden saldırı ve tehditler kınandı.


Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı
TT

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen güçleri Husilere yönelik operasyonlarını genişletiyor... Lahic'te stratejik noktaları geri aldı

Yemen hükümetine bağlı güçler, Husilere karşı askeri operasyonlarını genişletti. Babülmendep cephesinde çatışmalar yeniden başlarken, güneydeki Lahic vilayetinde Güney Amalika Tugayları'nın ilerleyişi sürüyor. Sahadaki kaynaklar, aralarında Cebel Sefen ve Karn eş-Şemaye'nin de bulunduğu stratejik noktaların geri alındığını bildirdi. Taiz cephelerinde ise çatışmalar devam ediyor.

Yemen ordusu, son günlerde Husilerin kontrolüne geçen mevzileri geri almak amacıyla Lahic'in kuzeyindeki Mukatira ilçesine takviye birlikler sevk etti. Bu sırada Cevf vilayetinde geri alınan bölgelerde mayın ve patlayıcı düzeneklerin temizlenmesine yönelik çalışmalar da sürüyor.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri, “Yemen Şafağı” (Fecr el-Yemen) operasyonu kapsamında 24 saat içinde 951 hedefe yönelik saldırı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, operasyonlarda Husilerin yaklaşık 332 saha komutanı ve mensubunun etkisiz hale getirildiği, 56 askeri araç ve teçhizatın imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.


Kuneytra halkı, İsrail'in astığı uyarı tabelalarını parçaladı

Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
TT

Kuneytra halkı, İsrail'in astığı uyarı tabelalarını parçaladı

Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)
Aralık 2024'te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine İsrail güçlerinin düzenlediği kara harekâtı. (AFP)

Suriye'nin Kuneytra kırsalındaki birçok bölgede İsrail askerlerinin yerel halka yönelik baskılarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. İsrail askerleri, ana yollara üçten fazla aracın konvoy halinde geçişini yasaklayan ve bu kurala uymayanların hedef alınacağı tehdidini içeren uyarı tabelaları yerleştirdi. Daha önce İsrail güçlerinin bölgeye girmesi, kontrol noktaları kurması, yoldan geçenleri araması ve sivilleri gözaltına alması gibi uygulamalar öne çıkıyordu.

Ana yoldaki araç trafiğinde şimdilik bir değişiklik yaşanmazken, bölge halkı birçok noktadaki uyarı tabelalarını sökerek parçaladı. Ancak bu gelişme, İsrail'in baskılarını artırmasıyla birlikte kasaba ve köylerinden zorla göç ettirilme ihtimaline ilişkin endişeleri daha da artırdı.

Suriye'nin Kuneytra kırsalına yerleştirilen ve üçten fazla aracın birlikte geçişini yasaklayan İsrail uyarı tabelası. (Deraa24)
Suriye'nin Kuneytra kırsalına yerleştirilen ve üçten fazla aracın birlikte geçişini yasaklayan İsrail uyarı tabelası. (Deraa24)

Kuneytra kırsalının orta kesimindeki Medinet es-Selam kentinden yerel bir kaynak Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, bölge sakinlerinin İsrail askerleri tarafından pazar günü yerleştirilen uyarı tabelalarını birden fazla noktada parçaladığını bildirdi. Bu noktalardan birinin Batı Samdaniye beldesi olduğu belirtildi.

Tabelalar, Hamidiye, Batı Samdaniye, Resm er-Revadi ve yıkılmış Kuneytra dâhil birçok kasaba ve köyü birbirine bağlayan ana yol üzerine yerleştirildi.

Uyarı tabelalarında, bölge halkının üçten fazla aracın bulunduğu konvoylarla seyahat etmemesi gerektiği belirtilirken, yasağa uymayanlara İsrail ordusunun karşılık vereceği tehdidinde bulunuldu.

Kaynak, söz konusu tabelaların yerleştirilmesinin ardından kasaba ve köyler arasındaki olağan araç trafiğinde herhangi bir değişiklik yaşanmadığını vurguladı. Yolun zaten sakin olduğunu belirten kaynak, uzun araç konvoylarının yalnızca düğün ve nişan gibi özel günlerde, gelin almaya veya gelin götürmeye yönelik geçişlerde görüldüğünü ifade etti.

Suriye'nin orta Kuneytra kırsalındaki Hamidiye yakınlarında İsrail ordusu tarafından yerleştirilen uyarı tabelası. (Deraa24)
Suriye'nin orta Kuneytra kırsalındaki Hamidiye yakınlarında İsrail ordusu tarafından yerleştirilen uyarı tabelası. (Deraa24)

Kaynağa göre, İsrail'in halk arasında korku yaratmayı ve yaşam hayatı zorlaştırmayı amaçlayan yeni uygulamaları, bölge sakinlerinin zorunlu göçe maruz kalabileceklerine ilişkin kaygılarını artırdı.

Kaynak, “İşgal güçlerinin ihlalleri daha önce bölgeye girme, kontrol noktaları kurma, arama yapma ve topraklara el koymayı kapsıyordu. Şimdi ise uyarı tabelaları ve halka yönelik tehditler eklendi. İnsanlar, önümüzdeki günlerde durumun daha da kötüleşebileceği endişesini taşıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak, Kuneytra kırsalındaki halkın ortak görüşünün, yaşananların artık kabul edilemez boyutlara ulaştığı yönünde olduğunu belirterek, “Herkes şu soruyu soruyor: Hükümet, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler, İsrail'in yaptıkları karşısında nerede?”

Bölge sakinlerinin, savaşa yol açabilecek girişimlerde bulunarak yeni Suriye yönetimini zor durumda bırakmak istemediğini kaydeden kaynak, özellikle ülkenin güneyindeki Dera ilinde halka itidal çağrısı yapıldığını söyledi. Yetkililerin, sorunun hükümetin sürdürdüğü yoğun diplomatik girişimlerle çözülmesi gerektiğini anlattığını ifade etti.

Şeyh Dağı eteklerinde, Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadar beldesi. (Deraa24)
Şeyh Dağı eteklerinde, Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadar beldesi. (Deraa24)

Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki hatta da İsrail askerlerinin bölge halkına benzer uyarılarda bulunduğu bildirildi.

Şeyh Dağı eteklerinde bulunan ve nüfusunun çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu Hader beldesinden yerel bir kaynak, İsrail askerlerinin halkı, beldenin kuzeyindeki “İstiraha” ile “Kurs en-Nefel” arasındaki bölgede saat 18.00'den sonra bulunmamaları konusunda uyardığını söyledi. Bölgede İsrail ordusuna ait bir askerî noktanın da bulunduğu belirtildi.

Kaynak, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, uyarının muhtemelen İsrail askerî noktasına yönelik olası saldırı endişesinden kaynaklandığını öne sürdü. Söz konusu bölgede motosiklet trafiğinin genellikle yoğun olduğunu da ifade etti.

İsrail ordusunun, Beşşar Esed yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin hemen ardından Golan Tepeleri'nin Suriye tarafındaki tampon bölgeye girdiği ve bölgenin geniş kesimlerine yayıldığı biliniyor. Bu adım, 1974 yılında imzalanan Ateşkes Anlaşması'nın açık ihlali olarak değerlendiriliyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, cumartesi günü 22. Manama Diyaloğu Konferansı kapsamında düzenlenen bölgesel güvenliğin temel unsurlarına ilişkin oturumda yaptığı konuşmada, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarına dikkat çekti.

Şeybani, “Topraklarımız iki yıldan kısa bir süre içinde binden fazla İsrail saldırısına maruz kaldı ve bu saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Suriye'nin egemenliği her gün ihlal edilirken ve hedef alınırken, sınırların kontrol altına alınması ve silahların sınırlandırılması talebi nasıl tutarlı olabilir?” dedi.

Şeybani, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını kınayarak, 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara dönülmesi ve 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nın yeniden uygulanması çağrısını yineledi.