İsrail, 1948 Filistinlilerini "yerinden etmek" için Gazze savaşını bahane ediyor

Tel Aviv, "teröre teşvik" gerekçesiyle 1948 Filistinlilerinin vatandaşlığının iptal edilmesini öngören bir yasa hazırlıyor

 Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)
Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)
TT

İsrail, 1948 Filistinlilerini "yerinden etmek" için Gazze savaşını bahane ediyor

 Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)
Ekim 2023'te Doğu Kudüs'teki İsrail polisi üyeleri (AFP)

Emel Şehade 

İsrail, Gazze savaşının ilk günü olan 7 Ekim'den bu yana 8 sayılı karar uyarınca sıkıyönetim ve olağanüstü hal maddelerini uyguluyor.

Söz konusu karara göre Gazze'yle dayanışmayı engellemek amacıyla ifade ve gösteri özgürlüğü ile dayanışma özgürlüğü gibi temel haklar, başta 1948 Filistinlileri için olmak üzere tümüyle iptal edildi.

İsrail hükümeti 8 sayılı karar uyarınca Gazze'deki Filistinlilerle herhangi bir protesto eylemi ya da dayanışma yapılmasını engellemek için bu kesimin (1948 Filistinlileri) hareketlerini kısıtladı.

400'den fazla genç erkek ve kadın sosyal medyada Gazze ile dayanışmalarını ve Gazze sakinlerine karşı işlenen cinayetleri protesto ettiklerini ifade ettikleri ve Filistin bayrağı paylaştıkları suçlamasıyla tutuklandı.

İsrail İçişleri Bakanı Moshe Arbel, "savaş zamanlarında teröre teşvik veya destek içerikli paylaşım yapan" vatandaşların ikamet ve vatandaşlıklarının iptal edilmesini öngören bir yasa tasarısı sundu.

İsrailli bakan, hakkında iddianame olan ve "terör örgütüne yardım etmek" suçundan ev hapsi istenen sanatçı Maysa Abdulhadi'nin vatandaşlıktan çıkarılmasını talep eden bir mektup kaleme almıştı.

Abdulhadi bir Facebook paylaşımında Hamas mensuplarının sınırda duvarı yıkarken çekilmiş bir fotoğrafını paylaşıp bu görüntüyü Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla ilişkilendirmişti.

Bakan Arbel’in talebi üzerine herkesi kapsayacak şekilde hazırlanan taslağa göre, İçişleri ve Adalet Bakanları, gösterilerde, bir grup önünde yapılan konuşmada veya özel sayfada Gazze, Filistin halkı veya Hamas’la ilgili destek içerikli paylaşım yapan kişilerin terörü desteklediğine karar verebilecek. Daha sonra iki bakan vatandaşlıktan çıkarma emrini de verebilir. 

1948 Filistinlilerinden 30 genç erkek ve kadın, ikametin iptali ve vatandaşlıktan çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya.

Nüfus ve Göç İdaresi Adli Müşavirinin hazırladığı yasa tasarısında, "terörü destekleyen, terörü teşvik eden veya terör örgütüne destek açıklaması yapan kişilerin vatandaşlıktan çıkarılma işlemlerinin kolaylaştırılması" öngörülüyor.

Tasarı, oylanmak üzere Knesset'e sunulmadan önce görüş alışverişi için kamuya ve hükümet bakanlıklarına dağıtılmak üzere hazırlanıyor.

Şin Bet son kararı verecek

Adalet ve içişleri bakanlarının, sanatçı Maysa Abdulhadi'nin yanı sıra iki ismi daha listeye ekledikleri ve konuyla ilgili detayların açıklanmasını yasaklaadıkları ortaya çıktı.

Ayrıca İçişleri Bakanı ve Nüfus İdaresi yetkililerinin bu hafta içerisinde Şin Bet (İsrail iç güvenlik servisi) yetkilileriyle görüştüğü ifade edildi.

Bu görüşme sonucunda söz konusu yasanın çıkarılması ile ilgili ilerleme kaydetme ve İsrail'deki Filistinli Araplar arasında "yıkıcı" olarak görülen üç vatandaşın (Maysa Abdulhadi dahil) vatandaşlığını iptal etmek için pratik adımlar atma kararı alındı.

Bir siyasi yetkili, hedef tahtasındaki üç kişinin vatandaşlığının iptal edilmesi fikrinin, yakın zamanda Knesset tarafından onaylanan yasaya dayalı hukuki destek de dahil olmak üzere geniş bir destek aldığını belirtti.

İçişleri bakanlığından yapılan açıklamada, Bakan Arbel'in, "Bu savaş İsrail'in savaşı değil, tüm özgür dünyanın savaşıdır. Barış içinde, iyi bir yaşam içinde yaşamak isteyenlerin savaşıdır" dediği ifade edildi. 

44 iddianame

"Araplara ölüm"; bir programa, gösteriye ya da herhangi bir etkinliğe katılan her Yahudi grup arasında sıkça kullanılan bir slogan.

Bir kişinin bazı ciddi saldırılara maruz kalması için Arapça konuşması yeterli.

Bu durum, sekiz aylık hamile olan kız kardeşiyle birlikte Hadera kasabasına giden bir Arap kadının başına da geldi.

Bir grup Yahudi kız kardeşinin başörtüsü takması ve Arapça konuşmasından hareketle onları darp etti. Hamile kadın ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Polis ise olayla ilgili soruşturma açmadı.

Aksa Tufanı savaşının ilk gününden itibaren bulundukları çeşitli yerlerde yüzlerce Arap işçi ve vatandaş bu gibi saldırılara maruz kaldı. 

İsrailli yetkililer, 500'den fazla kişinin tutuklandığı veya sorguya çekildiği, 44 genç erkek ve kadın hakkında iddianame hazırlandığı büyük bir zulüm kampanyası yürütüyor.

İsrail polisi konuya ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Savaşın başlangıcından bu yana şiddeti, kışkırtmayı, terör örgütlerini desteklemeyi ve özdeşleştirmeyi teşvik eden 374 paylaşım incelendi ve 171 soruşturma dosyası açıldı. Gazze ile dayanışma ifade eden herkes takip edilecek ve bu kişiler tutuklanacak ve soruşturmaya tabi tutulacak. Önümüzdeki günlerde ‘terör destekçileri ve azmettiricileri’ hakkında daha fazla iddianame hazırlanacak.

İsrail'in bu politikasından Batı Şeria'daki Filistinliler de yakasını kurtaramadı. Polise göre İsrail'de çalışan ve savaş çıktığında evlerine dönmeyen Batı Şeria ve Gazzeli Filistinliler hakkında kapsamlı araştırmalar yapıldı.

Aynı iddialar öne sürülerek Batı Şeria'dan 86 kişi tutuklandı. Ayrıca Batı Şeria'dan bin 484 Filistinli de "terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuklandı.

"İkinci bir Nekbe"

İsrail toplumunda yerinden etme politikasını reddettiklerini ifade eden zayıf sesler var. Haaretz gazetesi konuyla ilgili "Araplara yönelik zulme hayır" başlığıyla bir yazı yazdı.

Bu yazıda şu ifadeler yer aldı:

Savaşın başlangıcından bu yana, Gılaf Gazze’de yaşanan katliamın ardından İsrail'in Arap vatandaşları fırtınanın tam ortasında duruyor. Karmaşık kimlikleri, onları birçok Yahudinin gözünde doğrudan şüpheli haline getiriyor ve onları ırkçılık ve intikam tezahürlerine maruz bırakıyor. İsrailli Araplara beşinci kol muamelesi sadece öfkeli kalabalığa özgü değil, aynı zamanda hükümete ve Knesset'e de yayılıyor. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'in ikinci bir Nekbe'yi sabırsızlıkla bekleyen ortakları var. Birçok iyi insan, Yahudilerle Araplar arasındaki gerilimi gizlemek ve duyguları yatıştırmak için ellerinden geleni yaparken, anlaşmazlığı körükleyen birçok kişi var. Bunların arasında, katliama karşı açıkça kategorik bir tutum sergilemeyen Arap asıllı İsrailli aktörlerin boykot edilmesi ve dışlanması çağrısında bulunan Israel Bidor gibi içerik üreticileri de var. Başlangıç noktaları sessizliği teröre destek vermekle denk tutmalarıdır. Sağlık sektöründe çalışan Arap doktorların ve personelin sosyal paylaşım sayfaları da teröre destek içerikli paylaşım yapıp yapmadıklarını tespit için taranıyor. Bu gerekçeyle işçileri görevden uzaklaştıran yahut ihraç eden sağlık kurumları var.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
TT

İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Arap diplomat George Deek’i “Hristiyan dünyaya özel temsilci” olarak atama kararı aldı. Saar, bu adımın “İsrail’in dünya genelindeki Hristiyan topluluklarla ilişkilerini derinleştirmeyi” amaçladığını belirtirken, söz konusu kararın, Hristiyan dini sembollere yönelik artan saldırılar nedeniyle zedelenen ülke imajını düzeltmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.

Son olarak Lübnan’ın güneyindeki Dibl köyünde bir Hristiyan heykelinin tahrip edilmesi uluslararası tepkilere yol açmıştı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan İtalyan birliğinin desteğiyle köydeki Hz. İsa heykeli yeniden dikildi.

Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Kudüs’te Paskalya yürüyüşünün yasaklanmasının ardından Hristiyan dünyasında İsrail’e yönelik öfke ve kınamanın zirveye ulaştığını belirtti. Vatikan ise Kudüs’te Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin ibadet özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek, din adamlarına ve rahibelere yönelik hakaretler, Batı Şeria’daki Tayibe kentinde bir kiliseyi yakma girişimi, çeşitli kilise ve mezarlıklarda tahribat ile Gazze’de üç kilisenin yıkılmasına dikkat çekti.

İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonları sırasında da yerel halk benzer saldırılardan şikâyet etti. Geçtiğimiz hafta Dibl köyünde bir İsrail askerinin bir heykelin başını çekiçle kırdığı anlara ait görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Başlangıçta sorumluluğu reddeden İsrail ordusu, askerlerin görüntüleri paylaşması ve övünmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. Sosyal medyada yaklaşık 10 milyon kişi tarafından izlenen görüntüler, küresel ölçekte tepki çekti. Pek çok kullanıcı, İsrailli yetkililerin “Hristiyanların ibadet özgürlüğüne sahip olduğu tek ülke” yönündeki açıklamalarıyla alay ederek, Hristiyan kutsallarına ve din adamlarına yönelik saldırıların yanı sıra Mescid-i Aksa’daki olaylara ait görüntüler paylaştı.

İsrail ordusu olayda sorumluluğu kabul ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Dışişleri Bakanı Saar kamuoyundan özür diledi ve sorumluların cezalandırılacağını açıkladı. Ordu, heykeli tahrip eden asker ile görüntüleri kaydedip paylaşan askerin yakalandığını, bir ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve ordudan ihraç edildiklerini bildirdi.

Olay sırasında müdahale etmeyen sekiz asker de cezalandırıldı. Ordu ayrıca heykelin yeniden inşa edilmesini sağladı ve kırılan haçın yerine yeni bir haç yerleştirdi. Ancak İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Dibl sakinlerinin bu tür bir saldırıyı affetmeyi reddettiğini yazdı.

Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre George Deek, 1948 Filistinlilerinden olup Yafa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 18 yıldır İsrail diplomasi teşkilatında görev yapan Deek, son olarak İsrail’in Azerbaycan Büyükelçisi olarak görev yapmış ve bu unvanla ilk Arap Hristiyan büyükelçi olmuştur.


Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

ABD’nin Irak üzerindeki baskısı, yeni hükümetin kurulma sürecindeki tıkanmayla eş zamanlı olarak artıyor. Konuya yakın kaynaklar, Washington’ın silahlı milisler dosyası üzerinden gelecek yönetimi erken bir sınavla karşı karşıya bırakabilecek ‘daha sert’ talepler için zemin hazırladığını belirtiyor.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bazı silahlı grup liderlerine önde gelen isimler hakkında bilgi vermeleri karşılığında mali ödüller teklif edilmesinin ‘yalnızca geleneksel bir istihbarat yöntemi olmadığını, aynı zamanda sonraki aşamada yeni hükümetten bu liderlerin tutuklanmasının talep edilebileceği bir sürecin hazırlığı’ olduğunu ifade etti. Bu taleplerin, ABD ile güvenlik iş birliğinin sürdürülmesine bağlanabileceği kaydedildi.

Aynı kaynaklara göre, şu aşamada Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi ile Seyyid eş-Şuheda Tugayları lideri Ebu Ala el-Velai’yi de kapsayan bu talepler, hedef alınan isimlerin siyasi ve askeri yapı içindeki hassas konumları nedeniyle herhangi bir yeni hükümet için ‘en zorlu sınavlardan biri’ olarak değerlendiriliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusuABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusu

Gözlemciler, bu yönelimin ABD’nin stratejisinde ‘çevreleme’ politikasından Bağdat ile yeni angajman kuralları dayatma girişimine doğru bir değişimi yansıttığını belirtiyor. Özellikle Washington ile Tahran arasındaki gerilimle bağlantılı bölgesel tansiyonun artması, çoğu zaman Irak sahasında silahlı gruplar üzerinden etkisini gösteriyor.

Bu çerçevede üst düzey bir güvenlik yetkilisi, ABD’nin Bağdat’ta düzenlenmesi planlanan uluslararası koalisyonun teknik toplantısını iptal ettiğini ve mevcut hükümetle rutin dışı tüm iletişim kanallarını, yeni hükümetin şeklinin netleşmesini bekleyerek askıya aldığını bildirdi.

Öte yandan Amerikan basınında daha önce yer alan haberlerde, Washington’ın Irak petrol gelirlerinden yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki bir mali transferin Bağdat’a ulaştırılmasını engellemiş olabileceği öne sürülmüştü. Bu adımın, Irak hükümetinin İran’a yakın grupları dağıtma yönündeki çabalarında yaşanan tıkanmayla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Kaynaklara göre ABD, başbakanlık için belirli bir adayı desteklemiyor; ancak daha geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik iş birliğini, silahlı milislerin etkisini sınırlamaya yönelik ‘somut ve ciddi’ adımların atılması şartına bağlıyor.

Özel düzenlemeler

Bu mesajlar, derinleşen iç siyasi krizle de örtüşüyor. Şii siyasi güçler, hükümeti kurmak için öngörülen anayasal süreleri uzlaşı sağlayamadan tüketirken, bu durum ülkeyi karmaşık senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Bu senaryolar arasında istisnai düzenlemelere başvurulması ya da mevcut geçici hükümetin daha uzun süre görevde kalması ihtimali yer alıyor. Ancak bu seçenek, Muhammed Şiya es-Sudani’nin muhalifleri tarafından reddediliyor.

Son günlerde Koordinasyon Çerçevesi toplantılarında da belirgin bir gerilim yaşandı. Özellikle Nuri el-Maliki ile Sudani arasındaki anlaşmazlık dikkat çekerken, taraflar başbakanlık için bir aday üzerinde uzlaşmaya varamadı. Siyasi kaynaklara göre, ihtilaflar artık yalnızca isimlerle sınırlı değil; aynı zamanda seçim mekanizması ve kurulacak hükümetin yapısı konusunda da derinleşmiş durumda. Taraflardan bazıları kapsamlı bir uzlaşıdan yana tavır alırken, diğerleri sürecin oylama yoluyla sonuçlandırılmasını savunuyor.

24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)

Müzakereler sırasında Haydar el-İbadi, Adnan ez-Zurfi ve Muhammed Sahib ed-Deraci gibi isimler gündeme gelirken, özellikle ABD ile İran arasındaki dengelerin gözetilmesi ihtiyacı çerçevesinde, iç ve dış kabul görebilecek ‘uzlaşı adayları’ üzerinde de duruluyor.

Analistler, ABD’nin baskısının başbakan seçimi sürecini dolaylı biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede bazı siyasi aktörlerin, söz konusu taleplerle başa çıkabilecek ve geniş siyasi ile askeri nüfuza sahip silahlı gruplarla iç çatışmaya sürüklenmeden süreci yönetebilecek bir ismi desteklemeye yönelebileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı gruplar, ABD’nin şartlarına tam uyum sağlanmasının iktidar ittifakının dağılmasına ya da iç gerilimlerin tırmanmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle alınacak adımların büyük siyasi güçlere yakın liderleri hedef alması halinde bu riskin artabileceği dile getiriliyor.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, yeni hükümetin önünde karmaşık bir denge arayışı bulunuyor. Artan uluslararası baskılarla başa çıkma zorunluluğu ile iç siyasi bütünlüğün korunması ihtiyacı arasında kurulacak denge, bölgesel gerilimlerin yoğun olduğu bir ortamda Irak’ı karşıt çıkarların kesiştiği bir alan haline getiriyor.


Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.