ABD'li senatör Bernie Sanders'ın "ateşkes" yorumu tepki çektihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/4655691-abdli-senat%C3%B6r-bernie-sanders%C4%B1n-ate%C5%9Fkes-yorumu-tepki-%C3%A7ekti
ABD'li senatör Bernie Sanders'ın "ateşkes" yorumu tepki çekti
82 yaşındaki Bernie Sanders, 2007'den bu yana senatör olarak görev yapıyor (Reuters)
2016 ve 2020 seçimlerinde başkan adaylığı için yarışan ve ABD Kongresi'ndeki ilerici kanadın fiili liderliğini üstlenen Senatör Bernie Sanders'ın, İsrail'in Gazze'de ateşkesle ilgili politikalarına destek vermesi tepki çekti.
Sanders, pazar günü katıldığı CNN yayınında, "Hamas gibi, çalkantı, kaos ve İsrail devletinin yok edilmesine adanmış bir örgütle nasıl kalıcı bir ateşkese varılabileceğini bilmiyorum. Arap ülkelerinin de Hamas'ın gitmesi gerektiğini anladığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Sanders'ın bu yorumu, ABD'li senatörün Kongre'deki müttefikleri Alexandria Ocasio-Cortez ve Rashida Tlaib gibi vekillerin ateşkes çağrısı yaptıkları bir dönemde geldi.
Yayında Demokrat vekil Rashida Tlaib'in ABD Başkanı Joe Biden'ı "soykırıma destekle" suçlamasının sorulması üzerine Sanders, "Rashida benim arkadaşım. Ailesi Filistin'den geliyor. Hepimiz gibi, yaşananların onu da sarstığını düşünüyorum. Ve yaşanan insani krizin üzerinde durmak zorundayız. Ancak Trump'ın bu konuda veya herhangi başka bir konuda Biden'dan daha iyi olacağını düşünen varsa, fena halde yanıldığını düşünüyorum" diye konuştu.
Aynı yayında İsrail'in Gazze'deki sivil ölümlerini durdurması gerektiğini söyleyen Sanders, "Yeterli gıda yok, yeterli su yok, ilaç, yakıt yok. İnsani bir felaket yaşanıyor ve bununla şimdi başa çıkılmalı" ifadelerini kullandı.
Sanders bu sözlerine karşın Demokratlar içindeki ilerici kanattan tepkilerle karşılaştı.
2020 seçimlerinde Sanders kampanyasının sözcülüğünü yapan Briahna Joy Gray, ABD'li senatör için, "Neslimizin en büyük siyasi hayalkırıklığı" dedi.
27 Ekim'den Bernie Sanders'ın başkanlık kampanyasında çalışan yaklaşık 300 kişi, bir mektup yayımlayarak ABD'li senatörün ateşkes çağrılarını desteklemesini istemişti.
Ateşkes yorumuyla tepki çeken Yahudi Senatör Bernie Sanders'a destekse beklemediği yerden geldi.
ABD siyasetinde etkili Yahudi lobisi AIPAC, sosyal medya hesabından Sanders'ın açıklamalarını paylaşarak, "Hamas'la ateşkese net ve prensipli yaklaşımınızdan dolayı teşekkürler Senatör Sanders" dedi.
Ancak AIPAC'ın bir süredir soğuk ilişkiler içinde olduğu Sanders'a desteği "sıradışı" olarak yorumlandı.
Zira 2016 öncesi dönemde Yahudi lobisiyle iyi ilişkiler kuran Sanders, 2016 ve 2020'deki seçimlerde AIPAC'la köprüleri atmıştı. 2020'deki seçimlerde ilerici kanattan gelen çağrılara yanıt veren Sanders, AIPAC'ın kongresinde konuşma yapmayı reddetmişti.
ABD'li senatör, Hamas'la ilgili yorumlarının ardından AIPAC'tan gelen destekle de arasına mesafe koymaya çalıştı.
Sanders, sosyal medya hesabından verdiği yanıtta, "AIPAC, demokrasimizin altını oyan onlarca Cumhuriyetçi radikali destekledi. Şimdi onlar Kongre'nin ilerici mensuplarını mağlup etmek için çok çalışıyor. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Barışın, ekonomik ve sosyal adaletin dünyası için birlikte durmaya devam edelim" ifadelerini kullandı.
Sanders'ın ekibinden bir yetkili, ABD'li senatörün son paylaşımını AIPAC'tan gelen övgüden memnun olmadığını netleştirmek için yaptığı söyledi.
Washington imzalanmadan önce İran’la varılan mutabakat metnini açıkladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285537-washington-imzalanmadan-%C3%B6nce-i%CC%87ran%E2%80%99la-var%C4%B1lan-mutabakat-metnini-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1
Washington imzalanmadan önce İran’la varılan mutabakat metnini açıkladı
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği binasının duvarında çizili olan müzakerelerle ilgili bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, İran ile savaşa son verecek bir çerçeve çizen ve İran’ın nükleer programı, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik düzenlemelerine ilişkin 60 günlük bir müzakere sürecini başlatacak olan 14 maddelik belgenin ayrıntılarını ilk kez kamuoyuyla paylaştı.
Washington'da gazetecilere yapılan brifingde üst düzey bir ABD’li yetkili, mutabakat muhtırasının henüz resmi olarak imzalanmadığını ve nihai bir anlaşmaya ulaşılmadan önce her iki tarafın da geri çekilebileceğini vurguladı. Aynı yetkili İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuyla ilgilenme taahhüdünü ‘büyük bir kazanım’ olarak nitelendirdi.
Yetkili, İsviçre'deki bir sonraki toplantının mutabakat muhtırasının kapsamlı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek anlamda ‘belirleyici’ olacağını söylerken önümüzdeki müzakerelerin ‘kimin ne zaman ne yapacağı’ üzerinde yoğunlaşacağını da ekledi.
Sonraki aşamanın özünü ise nükleer program, ekonomik ve denizcilik adımları dahil olmak üzere çeşitli taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin kesin sıralama üzerinde anlaşılmasının ve ardından nihai bağlayıcı anlaşmaya geçilmesinin oluşturacağını belirtti.
ABD’li yetkiliye göre muhtıra ‘Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini’ öngörüyor. Muhtırada Washington ve Tahran iki tarafın mutabakatıyla uzatılabilecek 60 günlük bir süre içinde nihai anlaşmaya varmak amacıyla müzakere masasına oturmayı taahhüt ediyor. Belge ayrıca 30 gün içinde ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmasını ve gemi trafiğinin kademeli olarak savaş öncesi düzeylere döndürülmesini de kapsıyor. ABD aynı zamanda nihai anlaşmaya varılmasından itibaren 30 gün içinde kuvvetlerini İran çevresinden çekmeyi de taahhüt ediyor.
Muhtıra Hürmüz Boğazı'na ilişkin olarak deniz geçidinin 60 gün boyunca açık tutulmasını ve herhangi bir ücrete tabi kılınmamasını öngörüyor. ABD’li yetkili, İran'ın ardından Umman Sultanlığı ve Arap Körfez ülkeleriyle Hürmüz Boğazı’nın yönetimine dair daha kapsamlı ve uzun vadeli düzenlemelere varma yolunda çalışacağını belirtti.
Muhtıra uyarınca ön anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından uzatılabilir olan 60 günlük bir müzakere süreci başlayacak. İran, bu süre zarfında Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişe izin verecek. Boğazın yönetimi ise daha sonra bölgesel taraflarla müzakere edilecek.
Ekonomik kazanımlar
Ekonomik boyutuyla muhtıra, ABD'nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden yapılanması ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolar değerinde bir fon oluşturulması amacıyla çalışmaların başlatılmasını taahhüt etmesini öngörüyor. Bu taahhüdün hayata geçirilmesi ise nihai anlaşmanın seyrini takip edecek. ABD’li yetkililer, İran için kurulması öngörülen yeniden yapılanma fonunun nükleer dosyadan sonra muhtıranın en tartışmalı maddelerinden birini oluşturduğunu kabul ediyor. Ekonomik madde, Washington'ın bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden yapılanması ve ekonomik kalkınmasına yönelik mutabık kalınmış nihai bir plan hazırlamasını öngörüyor.
Ancak ABD’li yetkili, bu maddenin ABD'yi İran'a herhangi bir ödeme yapmaya ya da fona katkı sağlamaya zorlamadığını vurgulayarak uygulamaya konulmasının nihai bir anlaşmaya varılmasına ve Tahran'ın taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu açıkladı.
Yetkili, bunun yaptırımların hafifletilmesi durumunda bölgesel ülkelerin İran'daki projelere yatırım yapabilmesine örnek olarak olanak tanıyabileceğini belirtti.
Belge ayrıca ABD'nin mutabakat muhtırasının imzalanmasının hemen ardından İran'ın petrol satmasına izin vereceğini, yaptırımların tam olarak kaldırılmasının ise nihai bir anlaşmaya ulaşılmasına ve İran'ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesine bağlı olduğunu da öngörüyor.
ABD’li yetkili, Washington'ın İran'ın anlaşma imzalanmadan önce Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini engelleme girişimlerinden çekildiğine dair işaretler gözlemlemeye başladığını da vurguladı.
Uranyum zenginleştirme
Yetkili nükleer dosyayla ilgili olarak ise İran'ın nükleer silah edinmeyeceğini taahhüt ettiğini ve her iki tarafın zenginleştirilmiş uranyum stokunun yönetimi için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetimi altında ‘yerinde zenginleştirme oranının düşürülmesi’ esasına dayanan bir mekanizma üzerinde mutabık kaldığını açıkladı. Bu mekanizma İran'ın nükleer maddelerini işlemenin birincil yöntemi olarak belirlendi. Zenginleştirme oranını düşürme işlemi, askeri kullanıma elverişli düzeye arıtılabilecek zenginleştirilmiş uranyumun seyreltirilmiş uranyumla karıştırılmasını ve böylece mevcut stokun zenginleştirme oranının azaltılmasını kapsıyor.
ABD’li yetkili, İran'ın uranyum zenginleştirme oranını düşürme taahhüdünün Washington için ‘büyük bir zafer’ niteliği taşıdığı görüşünü paylaşarak belgenin önceki saatlerde Amerikalı ve yabancı medyaya sızdırılan taslaklara kıyasla nükleer dosyada ek maddeler içerdiğini aktardı.
İki ülkenin İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu yönetme mekanizmasını müzakere etmeyi kararlaştırdığını belirten yetkili, bu mekanizmanın ‘asgari eşiğinin’ İran topraklarında UAEA denetimi altında zenginleştirme oranının düşürüldüğü seviye olacağını vurguladı.
ABD’li üst düzey bir başka yetkili ise Tahran'ın mutabakat çerçevesinde ‘zenginleştirilmiş uranyum stokunu imha edeceğini beyan ettiğini’ belirterek yerinde zenginleştirme oranının düşürülmesinin bu süreç için benimseneceği yöntemin ‘asgari eşiğini’ oluşturduğunu söyledi. Yetkili bu nitelendirmenin anlaşmaya ilişkin kişisel yorumunu yansıttığını kaydetti.
Trump, Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin sonunda düzenlenen basın toplantısında konuşurken, yanında Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio bulunuyor (AP)
Tahran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokuyla nasıl başa çıkılacağına dair bir vizyon sunduğunu da belirten yetkili, bu meselenin muhtıranın yürürlüğe girmesinin ardından başlayacak teknik müzakerelerin bir parçasını oluşturacağını vurguladı.
ABD’li iki yetkili, daha önce resmi mutabakat muhtırasından haberdar edilmediğini açıklayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sahip oldukları bilgilere göre belgeden bir nüsha talep etmediğini aktardılar.
Bu ayrıntılar gündeme gelirken İran henüz mutabakat muhtırasının resmi metnini kamuoyuyla paylaşmadı. İran Dışişleri Bakanlığı, belgenin ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanması fikrinin halen değerlendirilme aşamasında olduğunu açıkladı.
Böyle bir imza töreni, 1980 yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliği'ndeki rehine kriziyle birlikte diplomatik ilişkilerini koparan iki ülke için önemli bir adımı temsil ediyor.
Washington ile Tahran 14 Maddelik mutabakat muhtırasını imzaladı https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285527-washington-ile-tahran-14-maddelik-mutabakat-muht%C4%B1ras%C4%B1n%C4%B1-imzalad%C4%B1
Washington ile Tahran 14 Maddelik mutabakat muhtırasını imzaladı
Amerika Birleşik Devletleri ile İran, iki ülke arasındaki savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden deniz trafiğine açmayı amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat muhtırasını uzaktan imzaladı. Mutabakatın yürürlüğe girdiği bildirildi.
Bir ABD'li yetkilinin verdiği bilgiye göre, ABD Başkanı Donald Trump mutabakatı Fransa Cumhurbaşkanı ile katıldığı resmi akşam yemeği sırasında imzaladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise, "ABD ile mutabakat muhtırasının nihai metni resmen tamamlandı ve iki taraf belgeyi elektronik ortamda imzaladı" açıklamasında bulundu.
ABD, çarşamba günü geç saatlerde İran ile savaşın durdurulması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden ulaşıma açılmasına ilişkin geçici anlaşmanın metnini kamuoyuyla paylaştı. Üst düzey bir ABD'li yetkilinin gazetecilere okuduğu 14 maddelik anlaşma, taraflar arasında kapsamlı bir uzlaşı ortaya koyarken, İran'ın nükleer programının nasıl sonlandırılacağı gibi en karmaşık başlıkların nihai anlaşmaya bırakıldığını gösteriyor.
Geçici mutabakat, bu konuların ele alınacağı 60 günlük kapsamlı müzakere sürecinin de önünü açıyor.
ABD-İran Mutabakat muhtırasının taslak metni
Bloomberg, ABD ile İran arasında cuma günü İsviçre'de imzalanması planlanan ve 14 maddeden oluşan mutabakat muhtırasının taslağını yayımladı:
1. İran ve ABD, mevcut savaşta yer alan müttefikleriyle birlikte, bu mutabakatın imzalanmasıyla tüm cephelerde, Lübnan da dahil olmak üzere, savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan eder. Taraflar birbirlerine karşı düşmanca eylemlerde bulunmamayı, güç kullanma tehdidinden veya güç kullanımından kaçınmayı taahhüt eder. Nihai anlaşma, bu madde ve diğer tüm maddeleri teyit edecektir.
2. İran ve ABD, karşılıklı olarak egemenliklerine ve toprak bütünlüklerine saygı göstermeyi, birbirlerinin iç işlerine müdahale etmemeyi taahhüt eder.
3. Taraflar, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek en fazla 60 günlük süre içinde nihai bir anlaşmaya ulaşmak üzere müzakereler yürütmeyi kabul eder.
4. Mutabakatın imzalanmasının ardından ABD, deniz ablukasını kaldıracak, İran'a yönelik müdahale ve engellemeleri durduracak ve en geç 30 gün içinde deniz taşımacılığını savaş öncesi kapasitesine döndürecektir. İran'a ait gemi trafiği de savaş öncesi seviyelerle orantılı olacaktır. Ayrıca ABD, nihai anlaşmanın ardından 30 gün içinde çevre bölgelerdeki güçlerini çekmeyi taahhüt eder.
5. İran, teknik engellerin giderilmesi ve mayın temizliği çalışmalarını da dikkate alarak, Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi trafiğini 30 gün içinde savaş öncesi seviyelere çıkarmak için gerekli adımları atacaktır.
6. ABD, bölgesel ortaklarıyla iş birliği içinde, İran'ın ekonomik kalkınması ve yeniden yapılandırılması için en az 300 milyar dolarlık finansman içeren kapsamlı bir plan hazırlayacaktır. Bu planın uygulama mekanizması nihai anlaşmanın bir parçası olarak 60 gün içinde belirlenecektir.
7. ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararları ile birincil ve ikincil tüm Amerikan yaptırımları dahil olmak üzere İran'a yönelik mevcut yaptırımların kaldırılmasını öngören bir takvim üzerinde anlaşmayı taahhüt eder.
8. İran, hiçbir koşulda nükleer silah üretmeyeceğini yeniden teyit eder. Zenginleştirilmiş materyallerin akıbeti ve İran'ın nükleer ihtiyaçları da dahil olmak üzere nükleer programla ilgili diğer konular nihai anlaşmada düzenlenecektir.
9. Nihai anlaşmaya varılıncaya kadar mevcut durum korunacaktır. İran nükleer programındaki mevcut pozisyonunu muhafaza edecek, ABD ise yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgedeki askerî varlığını artırmayacaktır.
10. ABD, yaptırımlar kaldırılıncaya kadar İran ham petrolü, petrokimya ürünleri ve bunlarla bağlantılı bankacılık, sigorta ve taşımacılık hizmetlerine yönelik muafiyetler sağlayacaktır.
11. Nihai anlaşmaya yönelik ilerlemeler doğrultusunda İran'a ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıklar serbest bırakılacak ve İran Merkez Bankası'nın belirleyeceği nihai yararlanıcıların kullanımına sunulacaktır. ABD bu kapsamda gerekli tüm izin ve lisansları verecektir.
12. İran ve ABD, nihai anlaşmanın başarılı şekilde uygulanmasını ve gelecekteki uyumu denetlemek amacıyla ortak bir uygulama mekanizması kuracaktır.
13. İran, mutabakatın 4, 5, 10 ve 11. maddelerinin uygulanmaya başlamasına ilişkin güvenceleri aldıktan sonra ve bu uygulamalar sürdüğü müddetçe, taraflar yalnızca kalan maddeler hakkında nihai anlaşma müzakerelerine başlayacaktır.
14. Nihai anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilecek bağlayıcı bir karar temelinde yürürlüğe girecektir.
BM'den çocuklara yönelik ihlaller nedeniyle İsraillilerin kara listeye alınmasına ilişkin uyarıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285526-bmden-%C3%A7ocuklara-y%C3%B6nelik-ihlaller-nedeniyle-i%CC%87sraillilerin-kara-listeye-al%C4%B1nmas%C4%B1na
Pazar günü Batı Şeria'nın Nablus şehrinin güneyindeki Cellud köyünde yerleşimci saldırısında hasar gören bir evin duvarlarına yazılmış hakaret içerikli İbranice yazıların önünden geçen Filistinli bir çocuk (AFP)
BM'den çocuklara yönelik ihlaller nedeniyle İsraillilerin kara listeye alınmasına ilişkin uyarı
Pazar günü Batı Şeria'nın Nablus şehrinin güneyindeki Cellud köyünde yerleşimci saldırısında hasar gören bir evin duvarlarına yazılmış hakaret içerikli İbranice yazıların önünden geçen Filistinli bir çocuk (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün bazı İsrailli yerleşimci gruplarının çocuklara yönelik ihlaller nedeniyle küresel bir kara listeye alınabileceği uyarısında bulunurken Filistinli çocuklara yönelik ihlallerin sayısındaki ‘çarpıcı’ artış karşısında duyduğu endişeyi dile getirdi.
BM'nin ‘Çocuklar ve Silahlı Çatışma’ başlıklı yıllık raporunda 2025 yılında 24 bin 174 çocuğu etkileyen 38 bin 558 ‘ağır ihlal’ kayıt altına alındı. Bu rakam, söz konusu komitenin 1996 yılında kurulmasından bu yana kaydedilen en yüksek oran. Veriler, 2024 yılına kıyasla yüzde 34 artışla 6 bin 266 çocuğu öldüğü ve geri kalanının yaralandığı 14 bin 224 ihlal vakası yaşandığını ortaya koyuyor. Raporda BM'nin Gazze'de 2 bin 668, Batı Şeria'da 57 Filistinli çocuğun öldürüldüğünü doğruladığı da belirtildi.
Gazze Şeridi’ndeki savaş, 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas önderliğindeki Filistinli savaşçıların İsrail'in güneyine saldırı düzenlemesi ve İsrail verilerine göre yaklaşık bin 200 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından patlak verdi. İsrail, bu saldırıya o tarihten bu yana on binlerce Filistinlinin ölümüne yol açan kapsamlı bir askeri operasyonla karşılık verdi. BM'nin üst düzey bir yetkilisi, raporla ilgili düzenlenen brifingde “2025 yılında en yüksek ihlal düzeyleri kaydedilen ülke ve bölgeler arasında Filistin'in işgal altındaki toprakları ve İsrail, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Myanmar ile Somali yer alıyor" ifadelerini kullandı.
Yerleşimci gruplarına odak
İsrail, ihlal suçlamaları nedeniyle raporun ‘utanç eki’ olarak bilinen kısmında zaten yer alsa da raporun bu en son versiyonu ilk kez yerleşimcileri gelecekte kara listeye alınabilecek bir kategori olarak öne çıkarıyor. Guterres raporda "Filistin'in işgal altındaki toprakları ve İsrail'de çocuklara yönelik ağır ihlallerin boyutundan, özellikle yoğun nüfuslu alanlarda patlayıcı silahların geniş çaplı kullanımından büyük dehşet duyuyorum" derken “İsrailli yerleşimcilerin saldırılarındaki çarpıcı artış beni çok fazla endişelendiriyor. Bu saldırılar Filistinli çocuklara yönelik ağır ihlallere yol açıyor” diye de ekledi.
Guterres, 2026 yılında da benzer ölçekte ihlallerin tekrarlanması halinde İsrailli yerleşimci gruplarının listeye dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Rapora göre 9 bin 465 ağır ihlal İsrail kuvvetlerine, 326'sı ise İsrailli yerleşimcilere atfedildi.
Rapor ağır ihlalleri; çocukların öldürülmesi ve uzuv kaybına uğratılması, tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimleri ile okul ve hastanelere yönelik saldırılar olarak tanımlıyor.
Rapor, Hamas'ın silahlı kanadını ve bağlantılı grupları çocukları öldürme, uzuv kaybına uğratma ve kaçırma suçlamalarıyla kara listede tutmayı sürdürüyor. Raporda Filistinli silahlı gruplar tarafından 2 bin 806 ihlal gerçekleştirildiği belirtildi.
Yeni rapor, Guterres'in İsrail'i çatışma bölgelerinde cinsel şiddet uyguladığından şüphelenilen devlet ve tarafları kapsayan ayrı bir BM kara listesine dahil etmesiyle Tel Aviv’in öfkesini çekmesinden haftalarca sonra yayımlandı. Bu adım, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Guterres ile tüm ilişkilerini kestiğini ilan etmesine yol açtı. Guterres ayrıca İsrail gözetimindeki çok sayıda çocuğa tutuklu kaldıkları sırada ağır fiziksel şiddet uygulandığı ve kötü koşullar altında olduklarına ilişkin raporlardan duyduğu endişeyi dile getirerek bu durumun ‘insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele’ olduğunu söyledi.
Herhangi bir tarafın kara listeye alınması otomatik olarak yaptırım uygulanmasını gerektirmese de söz konusu tarafın itibarını zedeliyor ve listeden çıkarılmayı güvence altına almak amacıyla eylem planlarının müzakere edilmesini zorunlu kılıyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة