Gazze halkı internet erişimini nasıl sağlıyor?

Gazze’de iletişim için radyo ve toplu şarj istasyonlarından, cep telefonlarını uzaktan çalıştıran uluslararası eSIM’lere kadar çeşitli yollara başvuruluyor

İllüstrasyon: Ewan White
İllüstrasyon: Ewan White
TT

Gazze halkı internet erişimini nasıl sağlıyor?

İllüstrasyon: Ewan White
İllüstrasyon: Ewan White

Salim er-Reyyis

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeydoğusundaki Beyt Hanun ilçesinin doğusundaki sınır bölgelerini füzelerle hedef alması sonucunda 27 Ekim'de Gazze Şeridi'nin mobil ağ ve internet ile bağlantısı kesildi. Bu kesinti, iki milyondan fazla Gazzeliyi hem birbirleriyle hem de yurtdışındakilerle temas kurmaya en çok ihtiyaç duydukları bir dönemde iletişim ağlarından mahrum bıraktı.

İsrail ordusu, 7 Ekim'den birkaç gün sonra Gazze’nin orta kesimlerinde yer alan Rimal mahallesindeki büyük yerleşim bölgelerini vurdu. Bombardımanda Gazze Şehri'ndeki Filistin Telekomünikasyon Şirketi Paltel’in binası hedef alındı. Bombardıman sonucunda internet ve mobil ağ bağlantısına olanak tanıyan baz istasyonları hasar gördü ve geniş bölgelerde iletişim ağları kesintiye uğradı.

Gazze’de yaşayan Ekrem Acur (32), şehirdeki diğer yakınları ve akrabalarıyla internet üzerinden iletişim kuruyor. Patlama sesi duyduklarında, birbirlerini kontrol ediyorlar. Nerenin vurulduğunu, patlamanın akrabalarının ya da arkadaşlarının yakınlarında meydana gelip gelmediğini öğrenmek için yerel haber gruplarından gelen haberleri takip ediyorlar.

Radyoya dönüş

Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı habere göre Ekrem Acur, “İnternet kesildiği anda sanki sağır ve kör oluyorum. Neler olduğunu bilmiyorum, göremiyorum, kimseyle iletişim kuramıyorum” ifadelerini kullanıyor. Acur’un ve onun gibi yüzlerce Gazzeli, adeta 50 küsur yıl öncesine, internetin ve mobil ağların ortaya çıkışından ve belki de elektriğin yaygın olarak kullanılmaya başlamasından önceki yıllara geri dönüyor.

swdefrgt
Filistin Kızılayı’nın cep telefonu şarj istasyonlarından birinde tek elektrik prizine bağlı telefonlarını şarj etmeye çalışan Gazzeliler (DPA)

Bu yüzden Acur, neler olup bittiğini öğrenmenin tek yolu haline geldiği için pille çalışan küçük, eski bir radyo edinmek gibi alternatif yollar aramak zorunda kaldı. Acur, radyo sinyali zayıf ve karışık olsa da tamamen izole olmaktan ve hiçbir haber alamamaktan daha iyi olduğunu söylüyor. Kesintilerin uzun sürebileceğini düşünen Acur, evinin yakınlarındaki bir marketten çok sayıda pil satın aldı. İsrail ordusunun Gazze’nin kuzey sakinlerini Gazze Şeridi'nin güneyine gitmeleri yönündeki tehditkar uyarılarını duyana kadar bu durumu sürdüren Acur, ailesi ve çocuklarının can güvenliği için arkadaşlarıyla birlikte Deyr el-Beleh’e kaçmaya karar verdi.

Gazzeli Acur (32): İnternet kesildiği an, sanki sağır ve kör olmuş gibi hissediyorum. Neler olduğunu bilmiyorum, göremiyorum, kimseyle iletişim kuramıyorum.

Acur, yerinden edilip güneye gittikten sonra tekrar internete erişebildi. Ancak bu kez elektrik kesintileri ve jeneratörün de günde 3 saatten az çalışması nedeniyle kısıtlı zaman aralıklarında insanların kendileri ve aileleri için günlük kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla özel mülk olan bir kuyudan su çıkarmak için çalışmaya başladılar. Bu durum, iletişimin ve internetin kesildiği 27 Ekim gününe kadar devam etti. O gün Gazze’nin tamamı bir kez daha dünyadan izole edildi.

Depolama ve stoklama

İsrail, son yıllarda Gazze’ye karşı çok sayıda savaş başlatmıştı ve bu ilk değildi. Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un doğusundaki evinde yaşayan evli ve beş çocuklu Mahmud Kudeyh (47), son yıllarda yaklaşık 2 bin litre mazot satın alıp depoladı. Savaşın ne zaman patlak vereceğinin kestirilemediğini söyleyen Kudeyh, depoladığı yakıtla elektrik jeneratörünü çalıştırıp su ve internet temin edebileceğini düşünmüştü, ancak stokladığı yakıtın kendisine hiçbir faydası olmayacağını bilmiyordu.

Bombardımanların yoğunlaşması ve İsrail tanklarının ve askeri araçlarının Han Yunus'un doğusuna saldırması üzerine ailesiyle birlikte şehrin batı bölgesine kaçmak zorunda kaldı. Bu yüzden kendisi için son derece önemli olan bu yakıt rezervinden yararlanamadı. Ölüm ve yıkım korkusuyla evlerini bırakıp kaçan diğer vatandaşlar gibi o da evini ve yakıt stokunu geride bıraktı.

Evli ve beş çocuk babası Gazzeli Kudeyh (47): Yiyecek ve su bulmazken internetin hiçbir faydası yok. İnternet karnımızı doyurup, susuzluğumuzu gidermez. Bazıları alternatif yollar arıyor, ama ben radyodan ya da başkalarında duyduğum haberlerle yetiniyorum. Eve dönmek için savaşın bitmesini bekliyorum.

Kudeyh şu an ailesiyle birlikte Han Yunus'ta Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) bağlı bir okula sığınmış durumda. Kendisinin ve ailesinin yiyecek ve su gibi temel ihtiyaçlarını zar zor karşılayabiliyor. Haftalardır internete bağlanamayan Kudeyh, “Yiyecek ve su bulmazken internetin hiçbir faydası yok. İnternet karnımızı doyurup, susuzluğumuzu gidermez. Bazıları alternatif yollar arıyor, ama ben radyodan ya da başkalarında duyduğum haberlerle yetiniyorum. Eve dönmek için savaşın bitmesini bekliyorum” ifadelerini kullandı.

eSIM’ler ve İsrail simleri

Gazze'de internet bağlantısının zayıflaması, elektriğin kesilmesi ve yakıtın bitmesi nedeniyle gazeteciler yurt dışındaki medya kuruluşlarıyla iletişimde birçok sorunla karşı karşıya kaldılar. Resim, video ve haber metinlerini zorlukla gönderiyorlardı. Fakat çoğu gazeteci, İsrail'in tehditleri ve bölge sakinlerinin güneye gitmesi yönündeki uyarıları altında bu sorunların çözüleceğine inanıyordu.

Gazze’deki gazeteciler ve basın mensuplarının çoğu Gazze’nin merkezinde ve güneyindeki hastanelerde gazetecilere özel kurulan çadırlara sığındılar. Ancak, indirme kotası sınırlı olan mevcut bazı İnternet hatlarından materyal indirmesi gereken kişi sayısındaki fazlalığın yarattığı büyük baskı nedeniyle işleri hiç de kolay değildi. Yabancı bir haber ajansında çalışan foto muhabiri Semir Ahmed, Han Yunus'ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi’ndeki gazeteci çadırına sığınan gazetecilerden biriydi. Ahmed, internette çalışmanın ve kullanmanın zor olduğunu, ancak birkaç günlük gecikmelere ve sorunlara rağmen internete görüntü yükleyebildiğini söyledi.

xascdfveg
İsrail, hava saldırılarıyla Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki tüm altyapıyı yok etti, 7 Kasım 2023 (EPA)

27 Ekim akşamına kadar, mevcut imkanlarla çalışmalarına devam eden Ahmed, görüntüleri internete yüklerken gönderim işlemi aniden kesildi. Bunun internet kaynaklı bir sorun olduğunu düşündüklerini söyleyen Ahmed, “Arızayı gidermeye çalıştıktan sonra gazeteci arkadaşlardan biri Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteren Filistin merkezli cep telefonu operatörleri Jawwal ve Ooredoo'da iletişimin kesilmiş olabileceğini söyledi” dedi.

Meslektaşları bunun genel bir sorun olduğundan emindi. Birkaç dakika içinde uydudan yayın yapan haber kanallarından birinden, İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyini hedef alan bombardımanları sonucunda Gazze'deki iletişim ve internet ağlarında bir arıza meydana geldiğini öğrendiler. Gazeteciler, savaşla ve sahada savaştan etkilenenlerle ilgili olayları ve gerçekleri ortaya koyan materyalleri ve haberleri göndermek için alternatif yollar aramaya başladılar.

Semir, bir meslektaşı aracılığıyla 4G bağlantılı bir İsrail SIM kartı elde etmeyi başardıysa da dosyaları aktarmak amacıyla sinyal alımını güçlendirmek için yüksek bir yere çıkmaya ihtiyacı vardı. Gazze’de tüm bağlantıların kesildiği günün akşamı daha iyi bir internet erişimi için Nasır Tıp Kompleksi'nin binalarından birinde bir yangın merdivenine tırmanmak zorunda kalan Ahmed, “Neredeyse 24 saat internetsiz, dünyadan kopmuş halde kaldık. Artık alternatif bir yol bulamayacağımızı düşünüyorduk” ifadelerini kullandı.

Gazze’de yabancı bir haber ajansı için çalışan gazeteci Semir Ahmed: İnternette çalışmanın ve kullanmanın zordu. Ancak birkaç günlük gecikmeye ve sorunlara rağmen internete görüntü yükleyebildim.

Yabancı ülkelerdeki pek çok genç, başta gazeteciler olmak üzere Gazze sakinlerin dünya ile iletişim kurmalarını sağlayacak alternatif yollar aramaya başladılar. Mobil cihaza gönderilen bir ‘QR’ kodun okutulmasıyla cihaza tanımlanan, uydulara bağlanan ve ‘eSIM’ olarak bilinen uluslararası kullanımlı elektronik SIM kartları devreye girdi. Böylece kapsama alanı Gazze Şeridi'nin tamamına özellikle de sınıra yakın güney kesimine kadar ulaşabilen ve gerek İsrail gerek Mısır alt yapısı olsun mevcut en güçlü hücresel ağa bağlanabildiler.

Herkes internete bunun tek yol olan İsrail alt yapısına sahip SIM kartlarıyla bağlanabiliyordu. Onlarca Filistinli ve Arap ülkelerinden gençlerin eSIM alıp kendilerine göndermek için gönüllü olduklarını söyleyen Ahmed, bu gençleri şahsen tanımadıklarını, onların sadece Gazze’dekileri ve Filistin davasını destekleyen gençler olduklarını vurguladı. Ahmed, bu gençlerin savaşın gidişatını kesintisiz olarak raporlamaları için gazetecilerin çalışmalarına devam etmelerini sağlamakla ilgilendiklerini de sözlerine ekledi.

szxcsc
Han Yunus’ta yakınlarıyla haberleşebilmek için telefonlarıyla internet üzerinden arama yapmaya çalışan Gazzeliler, 29 Ekim 2023 (Getty)

Her ne kadar Gazzeliler için internet üzerinden iletişim kurabilecekleri en iyi çözüm eSIM olsa da tüm akıllı telefonlar yenilikçi bir hizmet olan eSIM’i desteklemiyor. eSIM, yalnızca iPhone ve Samsung markalarının yeni model telefonları tarafından destekleniyor. Bu yüzden Semir ve diğer gazeteciler, fiyatları bin 400 doları aşan, eSIM destekleyen yeni model telefonlar almak zorunda kaldılar. Ahmed, bombardımanlar devam ederken bazı cep telefonu mağazalarıyla iletişim kurabildi. Ancak diğerleri, bu özellikte cep telefonlarının çok fazla olmaması ya da bunları satın alacak miktara sahip olmamaları nedeniyle bu telefonları edinemediler.

Uydu kanallarının muhabirleriyle telekonferans teknolojisi aracılığıyla doğrudan iletişim kurmasını sağlayan şirketlerde çalışanların yaşadığı sorunlar daha da karmaşık. Mühendis İsmail Hammade, 17 yılı aşkın bir süredir Gaza Media Company'de yayın mühendisi olarak çalışıyor.

Ancak telekonferans teknolojisi teknik açıdan oldukça pahalı geliyor. Çünkü muhabirin haber stüdyosundan sorulan soruyu duyması 15-20 saniye kadar sürüyor. Buna ses dalgalarının iletilmesi ve sesin duyulabilmesi için gereken süre anlamına gelen ‘gecikme süresi’ deniyor.

Gazze'de bir medya şirketinde yayın mühendisi olarak çalışan İsmail Hammade: Pahalı ve İsrail ordusu sinyalin kaynağını takip edebildiği için tehlikeli olmasına rağmen Thuraya cihazlarını kullanmak zorunda kaldık.

Taşıdığı tüm risklere rağmen bir başka yöntem kullanmak zorunda kaldıklarını söyleyen Hammade, şöyle devam etti:

Mali açıdan pahalı ve İsrail ordusu sinyalin kaynağını takip edebildiği için tehlikeli olmasına rağmen uydu bağlantısı sağlayan Thuraya cihazlarını kullanmak zorunda kaldık. İsrail ordusu daha önceki yıllarda Hamas'ın iletişim için Thuraya'yı kullandığını iddia etmişti. Bu yüzden sinyalin kaynağını risk ve tehdit olarak değerlendirebilir ve böylece kullanıcıyı doğrulamadan sinyalin kaynağını bombalayabilir.

Geçtiğimiz yıllarda iletişim ağlarındaki gelişmelere ve teknik olarak güvenli yolların bulunmasına rağmen İsrail, Gazze Şeridi'nde hem halkı hem de medya çalışanlarını zor durumda bırakan krizlere neden oldu. Hammade, bu krizlerin gazetecileri ‘ilkel iletişim araçlarını kullanmaya ve hayatlarını tehlikeye atmaya zorladığını’ söyledi.

*Bu makale Şarku’l Avat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.