Gazze'deki Şifa Hastanesi "toplu mezara" dönüştü

Askeri araçlar, hastaneyi kuşattı ve ambulansların geçişini engelleyerek cesetlerin defnedilmesini engelledi

Gazze'deki el Şifa Hastanesi önünde toplanan ölenlerin yakınları (AFP)
Gazze'deki el Şifa Hastanesi önünde toplanan ölenlerin yakınları (AFP)
TT

Gazze'deki Şifa Hastanesi "toplu mezara" dönüştü

Gazze'deki el Şifa Hastanesi önünde toplanan ölenlerin yakınları (AFP)
Gazze'deki el Şifa Hastanesi önünde toplanan ölenlerin yakınları (AFP)

İzzeddin Ebu Ayşe 

İsrail ordusunun son üç gündür çevresindeki saldırıları yoğunlaştırmasının ardından, Gazze'nin merkezindeki Şifa Tıp Kompleksi toplu bir mezar haline geldi.

Savaş uçakları şiddetli hava saldırıları düzenleyerek, cerrahi binası, hastane bahçesi, yerinden edilmiş kişilerin barınma alanı ve sağlık kurumunun giriş kapısı dâhil bazı tesisleri vurdu.

Sürekli bombardıman, hastane yönetiminin kurbanları gömmesine engel oldu ve bu nedenle hastane içinde toplu bir mezar kazılması kararı alındı.

Gece boyunca İsrail ordusu tarafından düzenlenen yoğun hava saldırıları sonucu birçok kişi öldü ve yaralandı.  

Cesetler, Şifa Tıp Kompleksi'nin avlusunda ve koridorlarında yere bırakıldı. Tıbbi ekip ve ambulanslar cesetleri alamıyor. 

Şifa Tıp Kompleksi Genel Müdürü Muhammed Ebu Selmiye'ye göre, İsrail ordusu, hastanenin üzerinde yüzlerce insansız hava aracıyla sağlık kurumunun binaları dışında hareket eden her şeye ateş açıyor.

Gazze Şeridi'ndeki Şifa Tıp Kompleksi, boyutu, uzmanlığı, kapasitesi ve personel sayısı bakımından bölgenin en büyük tıbbi kuruluşlardan biri.

Toplam alanı 45 bin metrekareyi aşarken, yaklaşık 1500 sağlık profesyoneli burada çalışıyor.

Uzmanlaşan bölümleri ve poliklinikler içermesiyle önem arz eden Şifa Hastanesi yaklaşık 700 yatak kapasitesine sahip.

Şifa Tıp Kompleksi özellikle saldırı durumlarında merkezi bir rol oynuyor.

Zira yararlıları tedavi ediliyor ve ameliyatlar burada gerçekleştiriliyor.

Hastane yaklaşık 8 bin 790 yaralıya tedavi sağlayabiliyor.  

Ayrıca, İsrail'in saldırılardan kaçan mültecilere sığınak oluyor.

Ancak şu anda Şifa Tıp Kompleksi, ilaç, tıbbi malzeme ve yakıt eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.

Ayrıca, yoğun çalışma nedeniyle tıbbi personel, 37 gün boyunca sürekli çalışmanın getirdiği yorgunlukla baş etmeye çalışıyor.

Neden bombardıman?

İsrail'in iddiasına göre Hamas, Şifa Hastanesi'ni askeri üs olarak kullanırken tünelleriyle ilgili operasyon merkezi de burada bulunuyor.

Bu nedenle İsrail hastaneyi hedef olarak görüyor ve buraya erişmeyi amaçlıyor.

Şifa Tıp Kompleksi, şimdi savaşın tam merkezine gelmiş durumda ve Gazze'ye ilerleyen askeri araçlar hastaneye giderek yaklaşıyor.

İsrail'in verdiği bilgiye göre en yakın tankın hastaneye uzaklığı sadece 500 metre.

Tanklar dışında İsrail uçakları yol açmak için sağlık kuruluşunun çevresini sürekli bombalıyor.

İsrail İçişleri Bakanlığı'na göre İsrail uçakları, Şifa Tıp Kompleksi'nin çevresini 32 bin ton patlayıcı ile vurdu ve bunun için 13 bin bomba atıldı.

Ayrıca tanklar, sağlık kuruluşunun etrafına doğru ilerlemeye devam ediyor ve Hamas ile ordu arasında şiddetli çatışmalar devam ediyor.

 

Toplu mezar 

Şifa Tıp Kompleksi'nin çevresine yönelik şiddetli bombardıman sonucunda, hastanenin bazı bölümleri zarar gördü.

Saldırıda 100'den fazla ölü ve sayısı belirlenemeyen yaralı, hastane bahçesinde ve koridorlarında bulunuyor.

İsrail askeri araçlarının hastaneyi dört yönden kuşattığını ve ambulansların hareketini engellediğini belirten Şifa Hastanesi Müdürü Selmiye, "Bu nedenle hastane avlusunda bulunan cesetler gömülemedi" dedi.

Selmiye, "Cenazelerin gömülmemesi, salgın hastalıkların yayılmasına neden olabilir ve bu, yaralılar ve sağlık personeli için bir tehdit oluşturabilir. Bu nedenle Şifa hastanesi içinde toplu bir mezar kazma kararı aldık" dedi.

Selmiye, sözlerine şunları ekledi:

Küçük ekipmanlar kullanarak hastane içinde mezar kazmayı planlıyorduk ve bir kepçeyi bu amaçla getirmeye çalıştık, ancak İsrail ordusu bu makineyi hedef aldı ve ulaşmasını engelledi. Bu yüzden sağlık çalışanları, cesetleri kendi imkanlarıyla ve küçük ekipmanlarla gömmek için bugün toplu bir mezar kazacak.

Şifa Hastanesi yönetimi, zorlu koşullar nedeniyle hastane bahçesini bir mezarlık haline getirme kararı aldı.

Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir el-Berşh, "Hastane çevresindeki bombardıman son üç gecedir durmaksızın sürüyor ve neredeyse her dakika hava saldırıları düzenleniyor" dedi.

Bombardıman nedeniyle hastane sakinlerinin tahliye edildiğini ve ordu tarafından hareket eden her şeye ateş eden insansız hava araçları kullanıldığını ifade eden Berşh, sözlerine şöyle devam etti:

Hastaneyi kuşatan askeri araçlar, ambulansların giriş ve çıkışını engelledi. Şu anda Şifa Kompleksi içinde sıkışıp kaldık.

Berşh, bombardımanın, daha önce yaralanmış olanları hedef aldığını ve tıbbi ekiplerin hastanenin ve yaralıların üzerine düşmesinden endişe ettiklerini belirtti.

Ayrıca Berşh, yakıt, su, gıda ve ilaç eksikliği nedeniyle kompleksin hizmet dışı kaldığını ve önümüzdeki saatlerde ölü sayısının artmasının beklendiğini vurguladı.

Yakıtın tükenmesi ve elektrik jeneratörlerinin çalışmaması nedeniyle ameliyatların durduğunu belirten Berşh, tamamen elektrik kesintisinin yaşanmasının ardından, solunum cihazlarına bağlı hastaların hepsinin hayatlarını kaybedeceğini ve doktorların ameliyat yapamayacaklarını anlattı.

Uluslararası Doktorlar Örgütü, İsrail'in Şifa Hastanesi'ne yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını ve çalışanlarıyla iletişimin kesildiğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü Sözcüsü Margaret Harris, Şifa Hastanesi'nin yoğun bir şekilde saldırıya uğradığını ve şiddet olaylarına tanıklık ettiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler İnsanî İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, "Şifa Hastanesi'ne yönelik dehşet verici saldırılarla ilgili korkunç raporlar alıyoruz ve bu raporlar, binlerce hasta, çalışan ve mültecinin hayatlarının tehlikede olduğunu teyit ediyor" dedi.

İsrail, Hamas'ı suçluyor; Hamas iddiaları inkâr ediyor

İsrail Hükümeti Sözcüsü Elon Levi, Hamas'ın merkezinin Şifa Hastanesi'nin bodrumunda olduğunu belirterek bu durumda hastanenin statüsünü kaybettiğini ve bu nedenle açık bir hedef haline geldiğini iddia etti.

İsrail Ordusu Sözcüsü Daniel Haggari, "Elimizde Hamas'ın Şifa Hastanesi'ni kullanarak merkezi üssünü ve geniş tünel ağlarının giriş noktalarını gizlemek için kullandığını gösteren fotoğraflarımız, grafiklerimiz ve ses kayıtlarımız var" dedi.

Haggari, "Şifa Hastanesi'ne ulaşmaya çalışıyoruz, ancak saldırılar ordumuzdan kaynaklanmıyor. Ordumuzun işletmeleri incelediği ve hastaneye isabet eden mermilerin farklı gruplar tarafından atıldığını belirledi. Bu gruplar hastanenin çevresindeki askerlerimizi hedef alıyor" diye konuştu.

Hamas Sözcüsü Hazım Kassam da, hastane kompleksi altında askeri altyapı olduğu iddiasını reddederek, İsrail ordusunun iddia ettiği gibi, hastanenin altında tünel olmadığını, yalnızca yakıt deposu ve bir oda bulunduğunu söyledi. 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.