Paris, Gazze’ye yönelik ihlalleri nedeniyle İsrail’e verdiği ‘sınırsız desteği’ yeniden gözden geçirmeye yöneliyor

Fransa Dışişleri Bakanlığı, Şifa Hastanesi’ndeki askeri baskınlardan ‘derin endişe duyduklarını’ açıkladı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dünkü İsviçre ziyareti sırasında sağında İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset ile birlikte (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dünkü İsviçre ziyareti sırasında sağında İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset ile birlikte (Reuters)
TT

Paris, Gazze’ye yönelik ihlalleri nedeniyle İsrail’e verdiği ‘sınırsız desteği’ yeniden gözden geçirmeye yöneliyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dünkü İsviçre ziyareti sırasında sağında İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset ile birlikte (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dünkü İsviçre ziyareti sırasında sağında İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset ile birlikte (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı, Ortadoğu’da görev yapan en az 12 büyükelçisi tarafından bakanlığa hitaben kaleme alınan mektuba yanıt vermekte gecikmedi. Mektupta, anayasaya göre ülkesinin dış politikasını belirleme yetkisi olan cumhurbaşkanı tarafından kararlaştırılan, ardından da dışişleri bakanlığı tarafından uygulamaya konan Fransa’nın Gazze savaşına ilişkin diplomasisi protesto edilerek eleştirildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Anne-Claire Legendre, salı günü internet üzerinden gerçekleştirdiği basın toplantısında, büyükelçilerin mektubuyla ilgili sorulan bir soruya, mektubun önemini küçümsemeye çalışarak yanıt verdi. Legendre, “Herhangi bir uluslararası konu, diplomatlarımızın daha fazla katkı sağlamasına imkan tanır ve günlük görevleri diplomatik düşünceye katkıda bulunmaktır” ifadelerini kullandı.

Ancak en önemli nokta açıklamanın ikinci bölümündeydi. Sözcü Legendre, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fransa’nın dış politikasının belirlenmesinden ister cumhurbaşkanı olsun, ister hükümet olsun, ister parlamentodan sorumlular olsun, isterse dışişleri bakanı olsun Fransızlar tarafından seçilen siyasi otoritelerimiz sorumlu. Diplomasi, basında ifade edilen bireysel görüşlerden ibaret değildir. Kişisel bir görüş açıklamada takdir yetkisi ile devlete ve onu yönetenlere bağlı kalma, tüm çalışanların olduğu kadar diplomatların da üstlenmesi gereken bir sorumluluktur.”

Dışişleri Bakanlığı'nın Arap ülkelerinin başkentlerinde Fransa’yı temsil eden hoşnutsuz diplomatlara, içeriği Elysee Sarayı ile kararlaştırıldığına şüphe olmayan mesajı “Uygula ve itiraz etme” şeklinde özetlenebilir.

Fransız polisi, Paris’teki Milipol sergisinin girişinde ‘İsrail’i silahlandırmayı bırakın’ pankartı taşıyan göstericilerin etrafını sardı (Reuters)
Fransız polisi, Paris’teki Milipol sergisinin girişinde ‘İsrail’i silahlandırmayı bırakın’ pankartı taşıyan göstericilerin etrafını sardı (Reuters)

Fransa’nın günlük gazetelerinden Le Figaro, mektubu gören diplomatlara dayanarak bazı alıntıları aktaran ilk gazeteydi. Gazetenin aktardığına göre, mektuptaki en önemli nokta, Fransa'nın Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail'e yönelik tutumunun Ortadoğu'da ‘anlaşılmaz’ olduğunun ve bunun, Fransa'nın İsrailliler ile Filistinliler arasında geleneksel olarak sahip olduğu dengeli pozisyonla çeliştiğinin belirtilmesiydi. Mektuba göre, bu durum, ‘Fransa'nın itibarını ve nüfuzunu kaybetmesi ve Arap dünyasındaki imajının bozulması’ da dahil olmak üzere çeşitli sonuçlar doğuruyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, savaşın başlamasıyla İsrail’in Hamas'ı yok etme çabalarına bizzat ve mutlak destek vermesi ve İsrail'in ABD, İngiltere ve Almanya’nın desteğiyle reddettiği ateşkes talebini haftalarca engellemesi nedeniyle eleştiriliyor. Macron, geçtiğimiz hafta İngiltere merkezli BBC’ye verdiği röportajda, İsrail'e çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürmeyi durdurması ve ateşkes çağrısı yaptı. İsrail’de ve Fransa'da Yahudiler tarafından düzenlenen protestoların ardından cumartesi günü geri adım atarak daha önce yaptığı gibi ‘ateşkesin önün açabilecek insani bir ateşkes’ çağrısında bulundu.

Fakat İsrail’in uygulamaları öyle bir noktaya geldi ki gerek Fransa gerek diğer ülkelerin diplomatları, artık İsrail ordusunun yaptıklarını görmezden gelemiyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan önceki gün İsrail ordusunun Gazze’deki Şifa Hastanesi’ne baskın düzenlenmesiyle ilgili yapılan açıklamada, İsrail'in hastaneye yönelik askeri operasyonlarından duyulan ‘derin endişe’ dile getirildi.

İsrail’in salı günü Gazze'deki Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki bir binayı hedef almasının ardından enkazda hayatta kalanları arayan Filistinliler (AP)
İsrail’in salı günü Gazze'deki Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki bir binayı hedef almasının ardından enkazda hayatta kalanları arayan Filistinliler (AP)

İsrail'in, uluslararası insancıl hukukun hastaneler gibi sağlık altyapısının korunmasını öngören, asker-sivil ayrımı, sağduyu ve orantılılık gibi her zaman ve her yerde geçerli olan açık ilkeler dayatan hükümlerine saygı duyması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, “Hamas’ın suçlarının bedeli, Filistinli sivillere, özellikle de en savunmasız olanlara, yaralılara, hastalara ve insani yardım çalışanlarına ödettirilemez” denildi.

Ancak İsrail lehine çifte standart uygulamakla suçlanan Paris, bu tutumunun sonuçlarını gözden geçiriyor gibi görünüyor. Dolayısıyla geçtiğimiz cuma günü Elysee Sarayı'nın ev sahipliğinde düzenlenen Gazze için Uluslararası İnsani Konferans gibi girişimlerle durumu toparlamaya çalıştığı anlaşılıyor. Paris, Gazze için Uluslararası İnsani Konferans’ta 100 milyon eurosu Fransa’dan olmak üzere Gazze’ye bir milyar doları aşan uluslararası yardım vaadi toplamayı başardı.

Paris'teki Elysee Sarayı'nda düzenlenen Gazze için Uluslararası İnsani Konferans’tan bir kare (AP)
Paris'teki Elysee Sarayı'nda düzenlenen Gazze için Uluslararası İnsani Konferans’tan bir kare (AP)

Ancak eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın danışmanı ve eski bir büyükelçi olan Maurice Gourdault-Montagne, geçtiğimiz hafta Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, “İnsani girişimler politika oluşturmaz” ifadelerini kullandı. Gourdault-Montagne, tarihin Hamas tarafından İsrail'e karşı düzenlenen ve İsrail’den yapılan açıklamaya göre, aralarında sivillerin ve askerlerin olduğu bin 200 kişinin ölümüne ve 240 kişinin rehin alınmasına neden olan saldırının düzenlendiği 7 Ekim'de başlamadığını vurguladı.

Fransa'nın Ortadoğu’da büyükelçiliğini yapmış olan Gourdault-Montagne, röportajda şunları söyledi:

“Paris’in eli kolu bağlı görünüyor. Bir şeylere cesaret edebilse bile ABD’nin tutumundan uzaklaşması zor gibi. Macron’un İngiliz kanalına (BBC) yaptığı açıklamalarından sonra olduğu gibi birisi gelip onun ellerine vuruyor ve o da geri adım atıyor.”

Netanyahu ve Macron'un geçtiğimiz ekim ayında Kudüs'te yaptıkları görüşmeden bir kare (AFP)
Netanyahu ve Macron'un geçtiğimiz ekim ayında Kudüs'te yaptıkları görüşmeden bir kare (AFP)

İsrail'in Macron'un açıklamalarına verdiği sert tepkilere ve kelimenin tam anlamıyla İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun söylemini benimseyen Fransa'daki Yahudi Kurumları Temsilcileri Konseyi’nin (CRIF) protestolarına da değinen Gourdault-Montagne, “İsrail propagandasının Fransız kamuoyu üzerindeki etkisi büyük. Ancak Macron, bundan sonra herhangi bir seçim yarışına girmeyeceği için bunun üstesinden gelebilir. Bu yüzden prensipte Fransa’da aktif olan lobicilerin baskılarından uzak kalabilir. Ancak Hamas ya da diğer Filistinli grupların elinde rehin olduğuna inanılan 39 kişinin öldürülmesinin ve 9 kişinin kayıp olmasının Paris'in politikasını etkilediğine şüphe yok” şeklinde konuştu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve BM Genel Kurul'da her zaman aktif olan Paris'in, BMGK’ya Gazze’deki savaşla ilgili herhangi bir karar taslağı sunmadığı için bu kez ortalıkta hiç yokmuş gibi görünmesi dikkat çekiyor. Fransa, şu ana kadar Rusya’nın ve Brezilya’nın BMGK’ya sunduğu karar taslakları lehine oy vermek dışında önemli bir faaliyette bulunmadı.

Ancak Paris, Arap ülkeleri arasında popülaritesinin azalmasına ve Tunus, Beyrut ve  Bağdat gibi birçok Arap başkentinde düzenlenen protesto gösterilerine rağmen halen Ortadoğu’da rol oynamak istiyor. Irak, Fransa-Irak ortaklığında bu ayın sonlarında başkent Bağdat’ta toplanması planlanan Üçüncü Bağdat Konferansı’nın ertelenmesini talep etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah El-Sisi, dün Kahire'deki başkanlık sarayında Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’yu kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah El-Sisi, dün Kahire'deki başkanlık sarayında Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’yu kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Macron’a yakın isimlerden Savunma Bakanı Sebastien Lecornu’nun dün Mısır ziyareti ile başlayan, Suudi Arabistan, Birleşik Arp Emirlikleri (BAE) ile Katar'ı kapsayan ve cuma günü İsrail'de sona erecek turunun önemini bu açıdan baktığımızda anlayabiliriz. Lecornu’dan hükümetinin politikasını açıklaması, ilkelerinin geçerliliğini ortaya koyması ve oynayabileceği (veya oynamayı umduğu) rolün altını çizmesi bekleniyor.

Bu ayın başlarında Lübnan'a 3 günlük bir ziyaret gerçekleştiren Lecornu, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan Fransız askerleriyle görüşmek üzere ülkenin güneyine geçti. Macron, savaşın ilk günlerinde de Dışişleri Bakanı Catherine Colonna'yı bölgeye göndermişti. Ancak savaşın başlamasından sonra bölgeyi ziyaret eden ilk Fransız yetkili, İsrail'e sınırsız destek veren Fransa Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet’ti. Ancak Braun-Pivet, İsrail'in savaş kurallarına ve uluslararası insancıl hukuka saygı duyması gerektiğini söylemekten kaçındı.

Burada “Macron son derece karmaşık olan bu meselede nihai olarak bir denge noktasına ulaşmayı başarabilecek mi?” sorusu ortaya çıkıyor. Macron’u etkileyen ve onu şu ya da bu yöne iten faktörler dikkate alındığında yanıt olumlu da olabilir olumsuz da.



İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.


ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi’yi seçim zaferinden dolayı tebrik etti

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)
Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, zaferinin ardından basın toplantısı düzenledi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi koalisyonunun seçim zaferinden dolayı tebrik etti ve ‘iktidar yoluyla barışa dayalı muhafazakar programını uygulamada büyük başarılar’ diledi.

Japonya'nın ilk kadın başbakanı olan Takaiçi, pazar günü yapılan seçimlerde ezici bir zafer elde ederek, finansal piyasaları tedirgin eden vergi indirimleri ve Çin'e karşı askeri harcamaları artırma vaatlerini yerine getirmesinin önünü açtı.

Gönderisinde “Sizi desteklemekten onur duyuyorum” diye yazan Trump, cuma günü Takaiçi’ye desteğini açıklamıştı.

ABD Başkanı, söz konusu paylaşımda şunları da yazdı:

“O (Takaiçi) çok saygın ve popüler bir lider ve seçim çağrısı yapma konusundaki cesur ve akıllıca kararı büyük bir başarıya ulaştı.”


Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
TT

Trump: Çin Devlet Başkanı "yılın sonunda" Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl Güney Kore'nin Busan kentinde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile görüşmeleri öncesinde tokalaşıyor (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yayınlanan bir röportajda, yıl sonuna doğru Çinli mevkidaşı Şi Cinping'i Beyaz Saray'da ağırlayacağını ve başta ticaret olmak üzere çeşitli konuları görüşeceğini söyledi.

NBC ile yaptığı ve dün yayımlanan röportajda Trump, "(Şi) yıl sonuna doğru Beyaz Saray'a gelecek (...) Bu iki ülke (Amerika Birleşik Devletleri ve Çin) dünyanın en güçlüleri ve çok iyi bir ilişkimiz var" diyerek nisan ayında Çin'i ziyaret edeceğini doğruladı.