Sam Altman olayı teknoloji dünyasındaki derin uçuruma işaret ediyor

Karamsarlar ve iyimserler yapay zekânın kontrolü için savaşıyor

OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)
OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)
TT

Sam Altman olayı teknoloji dünyasındaki derin uçuruma işaret ediyor

OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)
OpenAI'ın programcısı, kurucusu ve CEO'su Sam Altman (AFP)

Teknoloji dünyasının hızına rağmen geçtiğimiz hafta sonu yaşanan gelişmelerin eşi benzeri daha önceden görülmemişti. 17 Kasım Cuma günü, yapay zekâ devriminin ön saflarında yer alan OpenAI şirketinin yönetim kurulu, şirketin kurucu ortağı ve CEO'su Sam Altman'ı aniden görevden aldı. Yönetim kurulunun Altman'a olan güvenini neden kaybettiği henüz belli değil. Ancak söylentiler, yan projeleriyle ilgili endişelere ve aynı zamanda ‘insanlığın maksimum yararı’ için teknoloji geliştirme sözü veren bir şirkette, kamu güvenliği sonuçlarını dikkate almadan OpenAI'nin ticari tekliflerini genişletmek için çok hızlı hareket ettiğine dair endişelere işaret ediyor.

Görevden alınmasından sonraki iki gün boyunca şirketin yatırımcıları ve bazı çalışanları Altman'ın görevine iade edilmesini istedi. Ancak yönetim kurulu kendi görüşüne sadık kaldı. 19 Kasım Pazar gününün son saatlerinde, canlı yayın platformu Twitch'in eski CEO’su Emmett Shear, geçici CEO olarak atandı. Daha da şaşırtıcı olan, OpenAI'nin en büyük yatırımcılarından biri olan Microsoft CEO'su Satya Nadella'nın ertesi gün X platformunda (eski adıyla Twitter) “Bay Altman ve bir grup OpenAI çalışanı, yeni, gelişmiş bir yapay zekâ araştırma ekibine liderlik etmek üzere yazılım devine katılacak” paylaşımında bulunmasıydı.

“Karamsarlar, yapay zekânın serbest bırakılmasının insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturduğuna inanıyor ve katı düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyor.”

Karamsarlar ve iyimserler

OpenAI'daki olaylar şüphesiz Silikon Vadisi'ndeki geniş bölünmenin şimdiye kadarki en dramatik tezahürü. Bir yanda, yapay zekânın serbest bırakılmasının insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturduğuna inanan ve bu nedenle daha sıkı düzenlemeler yapılması çağrısında bulunan ‘karamsarlar’ var. Diğer yanda ise yapay zekâ kaynaklı kıyamet senaryosu korkularını küçümseyen ve ilerlemeyi hızlandırma potansiyelini vurgulayan ‘iyimserler’ bulunuyor. Nüfuzunu kullanan taraf daha katı düzenlemeleri teşvik edebilir veya engelleyebilir. Bu da gelecekte yapay zekâdan en çok kimin yararlanacağını belirler.

(foto) AFP
AFP

OpenAI'ın kurumsal yapısı taraf olmayı mümkün kılıyor. Şirket 2015 yılında kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. Bundan üç yıl sonra teknolojiyi ilerletmek için pahalı bilgi işlem ve beyin gücü ihtiyacını finanse etmek amacıyla kâr amacı gütmeyen bir yan kuruluş kurdu. Dolayısıyla karamsarların ve iyimserlerin rekabet halindeki hedeflerine ulaşmak her zaman zor olacaktır.

Bu bölünme bir dereceye kadar felsefi farklılıkları yansıtıyor. Karamsarların kampındaki pek çok kişi, yapay zekânın tüm insanlığı yok edeceğinden endişe duyan bir hareket olan ‘etkili fedakarlıktan’ (effective altruism) etkileniyor. Endişe duyanlar arasında, başka bir modelleme şirketi olan Anthropic'i kurmak için OpenAI'den ayrılan Dario Amodei de yer alıyor. Microsoft'un da aralarında bulunduğu diğer büyük teknoloji şirketleri de yapay zekânın güvenliği konusunda endişe duyanlar arasında yer alıyor, ancak karamsarlar arasında değiller.

İyimserler, yapay zekâ gelişimine yalnızca engellenmeden izin verilmesi değil aynı zamanda hızlandırılması gerektiğini savunan ‘etkin dayanışma’ adı verilen bir dünya görüşünü savunuyorlar. Davet, risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz'in kurucu ortağı Marc Andreessen tarafından yönetiliyor. Yapay zekâ araştırmalarındaki diğer uzmanlar da bu amaca sempati duyuyor gibi görünüyor. Meta'dan Yann LeCun ve Andrew Ng ile Hugging Face ve Mistral AI dahil olmak üzere bir dizi yeni girişim, daha az kısıtlayıcı düzenlemeleri savunuyor.

“Microsoft'un liderliği büyük ölçüde OpenAI'a olan büyük yatırımına dayanıyor ve Amazon, Anthropic'e yaklaşık dört milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor.”

Altman'ın konumu

Altman her iki gruba da sempati duyuyor gibi görünüyor ve kamuoyuna yapay zekâyı güvenli hale getirmek için ‘korkuluklar’ inşa etme çağrısında bulunuyor. Aynı zamanda OpenAI'ı daha sağlam modeller geliştirmeye ve kullanıcıların kendi sohbet robotlarını oluşturabilecekleri bir uygulama mağazası gibi yeni araçlar sunmaya zorluyor. Ana şirketin yönetim kurulunda herhangi bir sandalye elde etmeden yüzde 49 hisse karşılığında OpenAI'ye 10 milyar dolardan fazla para aktaran en büyük yatırımcısı Microsoft'un, kendisine haber verilmeden Altman’ın işten çıkarıldığını öğrendiğinde üzüldüğü söyleniyor. Microsoft'un planladığı çalışmayı Altman ve meslektaşlarına teklif etmesinin nedeni bu olabilir.

Ancak görünen o ki olup bitenlerde soyut felsefeden daha fazlası var. Aslında iki grup ticari açıdan da bölünmüş durumda. Karamsarlar yapay zekâ yarışına ilk girenler. Bu yüzden daha fazla paraya sahipler ve özel sermaye modellerini tercih ediyorlar. Öte yandan iyimserler ise genelde açık kaynaklı yazılımları tercih eden ve yetişen küçük şirketler.

İlk kazananlarla başlayalım. OpenAI'ın ChatGPT uygulaması, piyasaya sürülmesinden sadece iki ay sonra 100 milyon kullanıcıya ulaştı ve onu, OpenAI'den ayrılanlar tarafından kurulan ve şu anda 25 milyar dolar değerinde olan Anthropic takip etti. Google'daki araştırmacılar tarafından, büyük miktarda veri üzerinde eğitim veren ve ChatGPT dahil tüm sohbet robotlarını destekleyen yazılımlar olan büyük dil modelleri hakkında orijinal bir makale yazıldı. Google daha büyük, daha akıllı modellerin yanı sıra Bard adında bir sohbet robotu da üretiyor.

AFP
AFP

Bu arada Microsoft'un liderliği büyük ölçüde OpenAI'a olan büyük yatırımına dayanıyor ve Amazon, Anthropic'e yaklaşık dört milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Ancak teknolojide ilk hamleyi yapmak her zaman başarıyı garanti etmiyor. Teknolojinin ve talebin hızla ilerlediği bir pazarda, yeni girenler mevcut şirketleri altüst etmek için büyük fırsatlara sahip.

Bu, karamsarların daha katı kurallar dayatma dürtüsünü daha da güçlendirebilir. Geçtiğimiz Mayıs ayında ABD Kongresi'nde verdiği ifadede Altman, sektörün “dünyaya büyük zarar verebileceği” yönündeki endişelerini dile getirdi ve politika yapıcıları yapay zekâya yönelik özel düzenlemeler yapmaya çağırdı. Aynı ay, 350 yapay zekâ bilim insanı ve aralarında OpenAI'nin de bulunduğu teknoloji şirketlerindeki yöneticilerden oluşan bir grup anlaşmayı imzaladı. Anthropic ve Google, nükleer savaş ve pandemilerin yanı sıra yapay zekanın oluşturduğu ‘yok olma riski’ konusunda tek satırlık bir uyarı yayınladı. Korkunç tahminlere rağmen, açıklamayı onaylayan şirketlerin hiçbiri daha yetenekli yapay zekâ modelleri oluşturma çalışmalarını durdurmadı.

Politika ve şirketler

Politikacılar tehlikeleri ciddiye aldıklarını göstermeye çalışıyorlar. Temmuz ayında Başkan Joe Biden'ın yönetimi, aralarında Microsoft, OpenAI, Meta ve Google'ın da bulunduğu yedi büyük model üreticisini   yapay zekâ tabanlı ürünlerini halka sunmadan önce incelemek üzere uzmanlara sunmak için “gönüllü taahhütlerde” bulunmaya çağırdı. 1 Kasım'da İngiliz hükümeti benzer bir gruptan, düzenleyicilerin yapay zekâ tabanlı ürünlerinin güvenilirliğini ve ulusal güvenliği tehlikeye atma gibi zararlı potansiyellerini incelemesine olanak tanıyan bağlayıcı olmayan başka bir anlaşma imzalamasını istedi. Bundan günler önce Biden çok daha güçlü bir başkanlık kararnamesi çıkarmıştı. Bu kararnameye göre, yazılımın gerektirdiği bilgi işlem gücüne göre belirlenen belirli bir boyutun üzerinde modeller oluşturan herhangi bir yapay zekâ şirketinin, güvenlik testlerinin sonuçlarını hükümete bildirmesi gerekiyor.

İki grup arasındaki bir diğer ayrım çizgisi de açık kaynaklı yapay zekânın geleceği. OpenAI, Anthropic ve Google gibi büyük dil modelleri tescillidir veya açık kaynaktır. Meta tarafından oluşturulan bir model olan Llama'nın Şubat ayında piyasaya sürülmesi, açık kaynak yapay zekâ alanındaki faaliyetleri teşvik etti. Taraftarlar, açık kaynak modellerinin incelemeye açık olması nedeniyle daha güvenli olduğunu savunuyorlar. Eleştirmenler ise bu güçlü yapay zekâ modellerini halka açık hale getirmenin, kötü aktörlerin bunları zararlı amaçlarla kullanmasına olanak tanıdığından endişe ediyor.

“Şu ana kadar düzenleyiciler karamsarların iddialarına olumlu bakıyor gibi görünüyor. Biden'ın çıkardığı başkanlık kararnamesi açık kaynaklı yapay zekânın kullanımını engelleyebilir.”

Ancak açık kaynak konusundaki tartışma ticari amaçları da yansıtıyor olabilir. Örneğin, risk sermayesi firmaları, belki de destekledikleri startup'ların yeni geliştirme faaliyetlerini yakalamak veya modellere ücretsiz erişim elde etmek için bir yol aradıklarından bunu istiyorlardır. Mevcut şirketler rekabet tehdidinden korkabilir. Google'ın içinden kişiler tarafından yazılan ve Mayıs ayında sızdırılan bir belgede, açık kaynak modellerinin bazı görevlerde tescilli muadilleriyle karşılaştırılabilir sonuçlara ve çok daha düşük bir maliyete ulaştığı ifade edildi. Belgede ne Google'ın ne de OpenAI'nin açık kaynak rakiplerine karşı herhangi bir savunma hendeği olmadığı sonucuna varıldı.

Şu ana kadar düzenleyiciler karamsarların iddialarına olumlu bakıyor gibi görünüyor. Biden'ın çıkardığı başkanlık kararnamesi açık kaynaklı yapay zekânın kullanımını engelleyebilir. Kararnamenin, askeri veya sivil amaçlara sahip olabilen ‘çift kullanımlı’ modellere ilişkin geniş tanımı, bu modellerin yapımcılarına karmaşık raporlama gereksinimleri dayatıyor. Bu kuralların bugün ne kadar uygulanabilir olduğu belirsiz. Ancak zamanla, örneğin yeni yasaların çıkarılması durumunda güç kazanabilir.

(foto altı) OpenAI'ın kurucu ortağı Ilya Sutskever, TED AI Konferansı’nda konuşuyor (AFP)
OpenAI'ın kurucu ortağı Ilya Sutskever, TED AI Konferansı’nda konuşuyor (AFP)

Büyük teknoloji şirketlerinin tümü ayrım çizgisinin zıt taraflarında yer almıyor. Meta'nın modellerini yapay zekâya açma kararı, yenilikçi ürünler geliştirebilecekleri güçlü bir modele erişmelerini sağlayarak onu startuplar için beklenmedik bir şampiyon haline getirdi. Meta, açık kaynak araçlarının getirdiği yenilik artışının, sonunda kullanıcılarının ilgisini çeken ve reklam verenleri mutlu eden yeni içerik biçimleri üretmesine yardımcı olacağına inanıyor. Apple ise başka bir uç örnek. Dünyanın en büyük teknoloji şirketi, yapay zekâ konusunda dikkat çekici derecede sessiz kaldı. Şirket, Eylül ayında yeni bir iPhone'u piyasaya sürerken, yapay zekâ destekli birçok özelliği, terim belirtmeden sergiledi.

Bu kulağa akıllıca geliyor. Zira OpenAI'ın feci çöküşü, insani ilkelere dayalı savaşların yapay zekâya verebileceği zararı gösteriyor. Ancak teknolojinin nasıl ilerleyeceğine, nasıl organize edileceğine, ganimeti kimin kazanacağına şekil verecek olan şey bu savaşlardır.

Şarku’l  Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir



FBI'ı hacklemekle suçlanan genç, Ürdün'de gözaltına alındı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

FBI'ı hacklemekle suçlanan genç, Ürdün'de gözaltına alındı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) yönelik büyük bir siber saldırının beyinlerinden biri olduğu iddia edilen bir kişinin Ürdün'de gözaltına alındığı bildirildi.

Henüz genç yaşta olduğu anlaşılan Saif al-Din Khader, kötü şöhretli hacker grubu ShinyHunters'ın önde gelen üyelerinden biri olma şüphesiyle gözaltına alındı.

Grup, ABD kolluk kuvveti kurumunun iş başvuru sitesine sızarak kurum çalışanlarına ait 2 terabayttan fazla veriyi çaldığını iddia ediyor.

ShinyHunters'a göre çalınan veriler arasında tüm büro personelinin telefon numaraları, ev adresleri ve tıbbi bilgileri gibi hassas veriler yer alıyordu.

FBI, ilk olarak Reuters'ın duyurduğu bu son gözaltı haberini henüz resmen doğrulamadı.

FBI yaptığı açıklamada, "ShinyHunters'ın dahil olduğu iddia edilen son siber saldırı olayını kararlılıkla soruşturmaya devam ettiklerini, ortaklarıyla birlikte çalışarak birden fazla şüpheliyi halihazırda gözaltına aldıklarını ve sorumluların her birini adalete teslim etmek için hiçbir kaynağı esirgemeyeceklerini" belirtti.

cdfgthy
FBI Direktörü Kash Patel, 1 Temmuz 2026'da Washington DC'de düzenlenen basın toplantısına katılıyor (Reuters)

Kaynaklar Reuters'a, Khader'in ShinyHunters'ın diğer üyelerinin yerini tespit etmek amacıyla FBI ve küresel kolluk kuvvetleriyle işbirliği yaptığını söyledi.

Siber güvenlik firması CATO Networks'ün tehdit istihbaratından sorumlu başkan yardımcısı Etay Maor, FBI'a yönelik saldırının, kolluk kuvvetleriyle siber suç grupları arasında süregelen mücadelede "alışılmadık derecede kışkırtıcı bir hamle" olduğunu ifade etti.

Maor, The Independent'a, "ShinyHunters, sabit bir kadrodan veya altyapıdan ibaret olmadığını defalarca kanıtladı." dedi.

Grup, yöntemlerini değiştirip yeni hacker'ları bünyesine katarak çökertme operasyonlarına, tutuklamalara ve forumlarının ele geçirilmesine rağmen ayakta kalmayı başaran dirençli bir suç markası.

Diğer güvenlik araştırmacıları, ShinyHunters hacker'larının sağlık ve finans sektörlerinin yanı sıra kolluk kuvvetlerine bağlı çeşitli kuruluşları da hedef aldığına dikkat çekti.

Siber güvenlik firması Bitdefender'da araştırmacı olan Jade Brown, yakın tarihli bir tehdit raporunda grubu "hiçbir kural tanımayan bir suç girişimi" diye tanımladı.

Geçen hafta Hollanda polisi, ShinyHunters üyesi olduğundan şüphelenilen bir başka kişinin daha Amsterdam'da gözaltına alındığını açıklamıştı.

Polise göre 24 yaşındaki şüpheli, iki farklı cinayete teşvik girişiminden dolayı da soruşturuluyor.

Hollanda'daki siber suç soruşturmalarını yürüten Stan Duijf, "ShinyHunters grubu, çok sayıda ulusal ve uluslararası mağduriyetten sorumlu" dedi.

Bu gruba yönelik soruşturmada bir şüpheliyi gözaltına almış olmamız sevindirici.

Independent Türkçe


Trump: Boş koltuk haberi yapan gazeteciler tutuklanmalı

Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
TT

Trump: Boş koltuk haberi yapan gazeteciler tutuklanmalı

Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü, hafta sonu Ohio'daki seçim kampanyası etkinliğine dair haberleri nedeniyle The New York Times ve diğer medya kuruluşlarından muhabirlerin "tutuklanması" gerektiğini öne sürdü.

Bu sert tepki, New York Times muhabiri Katie Rogers'ın, Trump'ın cumartesi günü Ohio'nun Vandalia kentindeki Butler Lisesi'nde konuşmasını bitirdiğinde "üst tribünlerin bazı bölümlerinin boş olduğunu" bildirmesinin ardından geldi. Rogers, etkinliğe ev sahipliği yapan okulun öğrenci merkezinin 4 bin 500 kişilik olduğunu belirtti.

Trump, Truth Social'daki bir dizi paylaşımda bu ayrıntılara itiraz ederek mekanın dolu olduğunu iddia etti ve boş görünen üst bölümlerin sadece izleyici hareketliliğinden kaynaklandığını savundu.

Trump, "Yalan Haberci New York Times, Ohio'daki o muhteşem ve tıklım tıklım mitingim hakkında 'mekan dolu değildi, bazı üst bölümler neredeyse tamamen boştu' diye 'haber yaptı'" ifadelerini kullandı.

Oysa gerçekte binlerce kişi içeri giremedi. Arena, tüm üst bölümler de dahil tamamen doluydu. Biletleri tamamen tükenen tüm mitinglerimde yaşanan durum şu: Üst bölümlerdekiler genellikle ana zemine doğru iner, bu 'yer değiştirme' süreci her zaman gerçekleşir!

Bir başka paylaşımında Trump, diğer siyasi figürlerle kıyaslandığında kendi mitinglerindeki kalabalıklara ilişkin medyada çıkan haberleri eleştirdi ve gazeteciler hakkında yasal işlem başlatılması çağrısında bulundu.

Trump, "Ohio'daki Arena zaten ağzına kadar doluydu. Buna rağmen hâlâ içeri girmeye çalışanlar vardı" diye yazdı.

New York Times 'Boş koltuklar vardı' diye yazdı. Oysa gerçekte hiç boş koltuk yoktu ve binlerce kişi geri çevrilmek zorunda kalmıştı. New York Times ve diğer pek çok Yapay Medya Kuruluşu, dürüst olmayan tutumları ve ülkemize verdikleri zarar nedeniyle tutuklanmalı. Bernie Sanders'ın mitingine 500 ila 1000 kişi katıldığında, bunu sanki gelmiş geçmiş en büyük etkinlikmiş gibi yansıtıyorlar. BAŞKAN DONALD J. TRUMP'ın mitingine ise 50 bin kişi geldiğinde, sanki hiç kimse gelmemiş gibi gösteriyorlar!

dfvghyju
Trump, Truth Social'daki paylaşımlarda medya kuruluşlarını çifte standart uygulamakla suçluyor ve ABD Senatörü Bernie Sanders'ın daha küçük kalabalıklara hitap ettiği etkinliklerin çok daha olumlu bir şekilde haberleştirildiğini öne sürüyor (AFP)

Trump ayrıca, etkinlikleriyle ilgili medya haberlerine karşı koymak amacıyla video kayıtlarından yararlandığını iddia etti.

Trump, "Konuşma yaptığım çeşitli arenaları görüntüleyen çekim ekiplerim var çünkü bazı Yalan Haber kaynakları, dürüstlükten uzak bir şekilde yalanlar ve gerçek dışı bilgiler yaymayı seviyor" diye yazdı.

Etkinliklerinin her zamankinden daha "büyük ilgi gördüğünü" savunan Trump, bunları "bir daha asla eşi benzeri görülmeyecek" türden "önemli olaylar" diye niteledi.

Cumhuriyetçi aday Jon Husted'ın, eski Demokrat Senatör Sherrod Brown'a karşı yürüttüğü Senato seçim kampanyasına destek amacıyla düzenlenen miting sırasında Trump, kalabalığın büyüklüğüne bizzat sahneden değinmişti.

Trump, "Dışarıda içeri giremeyen binlerce kişi var" demişti.

Eğer yerinizi bırakmak isterseniz, lütfen söyleyin, bir yolunu buluruz, buradan çıkabilirsiniz.

Independent Türkçe


İran’da ‘füze üreticisi’ Savunma Bakanlığına aday gösterildi

İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
TT

İran’da ‘füze üreticisi’ Savunma Bakanlığına aday gösterildi

İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)

İranlı bir yetkili, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ülkenin füze sanayisiyle yakın ilişkileriyle bilinen Mehrdad Ahlaki Kitapçi’yi Savunma Bakanlığı görevine aday gösterdiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Yardımcısının Parlamento İşlerinden Sorumlu Danışmanı Sasan Veli Zade, Pezeşkiyan’ın Ahlaki Kitapçi’nin adaylığını Anayasa’nın bakanların Meclis’ten güvenoyu almasını öngören 133. maddesi uyarınca Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a ilettiğini belirtti. İran’ın Mehr ajansının haberine göre Veli Zade, adaylığın resmen sunulduğunu doğruladı.

Milletvekillerinin, güvenoyu için yapılacak oylamanın tarihini belirlemeden önce Ahlaki Kitapçi’nin programını ve politikalarını incelemesi bekleniyor. Ancak İran’da güvenlik açısından hassas görevler için aday gösterilen isimlerin Meclis tarafından onaylanması çoğunlukla rutin bir prosedür olarak değerlendiriliyor. Zira bir ismin aday gösterilmesi ve kamuoyuna duyurulması, söz konusu kişinin dini liderin onayını aldığı anlamına geliyor.

Bununla birlikte İran medyasında yer alan haberlerde, dini liderin kamuoyunun karşısına çıkmamasının sürdüğü bir dönemde Ahlaki Kitapçi’nin adaylığının, atamanın siyasi sistemin en üst kademelerinde nasıl onaylandığı konusunda soru işaretlerine yol açtığı belirtildi.

Ahlaki Kitapçi’nin adaylığı, eski Savunma Bakanı Aziz Nasırzade’nin şubat ayında savaşın başında düzenlenen ABD-İsrail saldırılarında öldürülmesinin ardından boş kalan Savunma Bakanlığı makamı için geldi.

Mecid İbnürrıza, Nasırzade’nin öldürülmesinin ardından 2 Mart’ta Pezeşkiyan tarafından vekaleten Savunma Bakanlığı görevine atanmıştı ve o tarihten bu yana bakanlığı yönetiyordu.

Savunma Bakanlığında deneyimli isim

Ahlaki Kitapçi, İran Savunma Bakanlığında uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir yetkili olarak biliniyor. İran’ın füze ve uzay sanayisiyle yakın bağlantıları bulunan Ahlaki Kitapçi, 2007 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Savunma Bakanlığına bağlı ve balistik füze programıyla bağlantılı Şehit Bakri Sanayi Grubu’nun başkanı olarak tanımlanmıştı.

Eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, Kasım 2014’te Ahlaki Kitapçi’yi Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatı Başkanı olarak atamıştı. ABD ise 2020 yılında Ahlaki Kitapçi’ye yaptırım uygulayarak kendisini Savunma Sanayii Teşkilatı yöneticisi olarak tanımlamış ve konvansiyonel silahlarla bağlantılı faaliyetlerine işaret etmişti.

Ahlaki Kitapçi’nin adı, İran’a yönelik önceki yaptırımların Eylül 2025’te yeniden uygulanmasının ardından Birleşmiş Milletler yaptırım listesine tekrar dahil edildi.

Adı ayrıca Avrupa Birliği’nin yaptırım belgelerinde de yer aldı. Bu belgelerde Ahlaki Kitapçi, İran Savunma Sanayii Teşkilatı ile Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatındaki yetkililerden biri olarak tanımlandı.

fergthyu
Pezeşkiyan, askeri yetkililerle görüşmesi sırasında (İran Cumhurbaşkanlığı)

Ahlaki Kitapçi’nin adaylığının önemini artıran unsurlardan biri de Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatının Savunma Bakanlığı bünyesindeki kritik rolü. Teşkilatın faaliyetleri füze sanayisinin yanı sıra havacılık ve uzay sanayileri ile bu alanlarla bağlantılı bazı ekipman ve sistemleri kapsıyor.

Ordunun üst kademelerinde değişim

Dini lider Mücteba Hamaney, 10 Ağustos’ta son savaşta öldürülen komutanların yerlerini doldurmak üzere altı üst düzey askeri komutanı görevlendirmişti.

Atamalarda öne çıkan isimler arasında Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı olarak görevlendirilen Ali Abdullahî ile daha önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan ve yardımcılığına getirilen Keyumers Haydari bulunuyordu. Ahmed Vahidi ise tümgeneralliğe terfi ettirilmesinin ardından Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanlığına atanmıştı.

Bununla birlikte istihbarat alanındaki en hassas üst düzey görevlerin bir bölümü hâlâ kalıcı yöneticilerden yoksun bulunuyor.