Sudan’da çatışan taraflar arasında suçlamalar hız kazandı

Gerilim, Cidde Müzakereleri’ni tehdit ediyor.

Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)
Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)
TT

Sudan’da çatışan taraflar arasında suçlamalar hız kazandı

Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)
Sudan’da çatışan tarafların temsilciler Mayıs 2023'te Cidde Anlaşması’nın imza töreninde hazır bulundu. (Reuters)

Suudi Arabistan-ABD arabuluculuğunda gerçekleşen Cidde Platformu’nda Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki müzakerelerin ikinci turu anlaşmazlıklar ve karşılıklı suçlamalarla ilgili tehdit altında.

Duruma dair dün açıklamalarda bulunan kaynaklar, müzakerelerin önemli ilerleme kaydedilememesi nedeniyle askıya alınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve sürecin daha sonra resmi bir açıklama yapılmadan devam edilebileceğini bildirdi. Kaynaklar ayrıca, ordu heyetinin daha önce Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi'nden (IGAD) bir uzmanın iki taraf arasındaki anlaşmazlıklara konu olan kontrol alanları hakkında sunulan bir teklifi kabul ettiğini bildirdi. Söz konusu anlaşmazlık önceki müzakere turunun başarısız olmasına neden olmuştu.

Kaynaklar, IGAD uzmanının, her iki tarafça da onaylanan düşmanlıkların durdurulması anlaşmasının imzalanmasının hemen ardından yapılması şartıyla, her birinin kendi kontrolü altındaki bölgelerde kalması için tüm kuvvetlerin hareketlerinin dondurulmasını önerdiğini bildirdi. Ancak ordu geri adım attı ve öneriyi reddetti.

Adlarının açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku'l Avsat'a, ordu müzakere heyetinin, çatışmaların durdurulması anlaşmasının imzalanmasından 15 gün sonra ‘kapsamlı siyasi diyalog’ başlatılmasına ilişkin başka bir maddeyi de kabul etmediğini aktardı.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oluyor. (AFP)
 Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oluyor. (AFP)

Kaynaklar, ordunun, Suudi Arabistan başkanlığında dört ülkeden oluşan ve her ülkenin 50 kişiyle temsil edildiği ateşkesin izlenmesiyle ilgili ‘Ortak Merkez’ önerisini kabul etmediğini ve HDK güçlerinin başkentten çekilmesi konusunda da ısrar ettiğini kaydetti.

‘Güven artırıcı’ önlemler

HDK ise orduyu, izole edilmiş rejimin (eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejimi) liderlerinin tutuklanmasına ilişkin Cidde Platformu’nda üzerinde mutabakata varılan ‘güven artırıcı’ önlemlerin uygulanması konusunda taahhütte bulunmamakla suçladı.

HDK, ordunun başkent Hartum ile Darfur, Kordofan ve Beyaz Nil bölgelerinden çatışmalardan etkilenen bölgelere insani yardım geçişine izin vermediğini, insani yardım ve sağlık çalışanlarına bir ay süreyle vize vermeyi de reddettiğini bildirdi.

Londra merkezli Arap Dünyası Haber Ajansı (AWP), müzakerelerin gidişatına aşina olan bir kaynağın Sudan ordusunun, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejimine ait olarak tanımladığı unsurları dahil etme girişimlerinin Cidde Müzakereleri’nin ikinci turunun başarısızlıkla sonuçlanmasının ana nedenlerinden biri olduğunu aktardı.

Fotoğraf Altı: Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan. (Sudan Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan. (Sudan Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

İsminin gizli kalmasını isteyen kaynak, ordunun ‘müzakere platformunu eski rejime ait iki isimle doldurmaya çalıştığını’ ifade etti. Bunlar, eski rejime bağlılığıyla tanınan Büyükelçi Ömer Sıddık ve İnsani Yardım Dairesi'nden sorumlu Güvenlik Teşkilatının Tuğgenerali Yargıç Salah el-Mübarek.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre HDK heyeti, söz konusu iki ismin varlığını reddetti. Müzakere turunun başlaması üç gün ertelendikten sonra ikilinin ihraç edilmesine karar verildi. Ancak müzakere odasının dışından uzman olarak tutuldular.

Müzakereler ilerleme sağlanamayınca askıya alındı

Kaynak, ordu ile HDK arasındaki Cidde Müzakereleri’nin ikinci turunun başarısızlıkla sonuçlandığını doğruladı. Arabuluculuk, özellikle insani yardım ve ateşkes dosyalarında herhangi bir ilerleme kaydedilemeden müzakereleri askıya aldı. Cidde Müzakereleri’nin ikinci turu geçtiğimiz kasım ayında ‘insani yardım’ ve ‘güven artırıcı önlemler’ olmak üzere iki temel maddeyle başladı.

İki taraf 7 Kasım'da, dört temel maddeyi içeren insani yardım ve güven artırıcı tedbirlerin sağlanmasına yönelik taahhütler imzaladı. Bunlardan en önemlisi, ordu delegasyonunun güven artırıcı tedbirleri uygulama taahhüdüne rağmen hapishanelerden kaçan İslamcıların tutuklanmasıydı.

Kaynak, aranan kişilerin yakalanması için 10 günlük bir sürenin belirlendiğini doğruladı. Ayrıca ordu heyetinin beş günlük süre talep etmesi üzerine HDK heyetinin imzanın ikinci gününde tutuklanmak istenen isimlerin listesini teslim ettiğini ancak taahhütlerin yerine getirilmediğini belirtti.

Fotoğraf Altı: Sudan'da devam eden savaş sivil yerleşim alanlarının harap olmasına yol açtı. (AFP)
Sudan'da devam eden savaş sivil yerleşim alanlarının harap olmasına yol açtı. (AFP)

Aynı kaynağa göre ordu heyeti sürenin 10 güne çıkarılması için ek süre talep etti. Ancak buna uymadı ve ‘kötü gerekçeler öne sürdü.’ Ardından Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve yardımcısı Yaser el-Ata, ‘güven artırıcı’ yükümlülükleri ortadan kaldıran açıklamalarda bulundu.

Kaynak konuya dair şunları söyledi:

“İnsani işlerle ilgili olarak, ordu heyeti Darfur, Hartum, Kordofan ve Beyaz Nil'deki etkilenen bölgelere insani yardım girişini kabul etmedi. Ayrıca Nyala, el-Cuneyna ve el-Faşir havaalanlarını insani amaçlarla açmayı da reddetti ve yardımın yalnızca Port Sudan Havaalanı aracılığıyla ulaştırılmasında ısrar etti.”

Başkentin kontrolü

HDK, başkent Hartum'un geniş bölgelerini kontrol altına almayı başardı ve orduyu Darfur ve Kordofan'da geri çekilmeye zorladı. HDK geçen ayın sonundan bu yana, Darfur bölgesindeki Nyala, Zalingei, el-Cuneyna ve ed-Dain'deki büyük ordu kışlalarının kontrolünü ele geçirdi.

Kaynak, AWP'ye, ordu heyetinin Sınır Tanımayan Doktorlar ile İtalyan ve Norveç kuruluşlarından Hartum'daki çalışmalarını durdurmalarını istediğini ve insani yardım ve sağlık çalışanlarına bir ay boyunca vize vermeyi reddettiğini söyledi.

Sudan'daki Sınır Tanımayan Doktorlar cuma günü yaptığı açıklamada, geçen hafta el-Ban Cedid Hastanesi'ndeki çalışan sayısını minimuma indirmek gibi zor bir karar almak zorunda kaldıklarını bildirdi.

Facebook hesabında yayınlanan açıklamada “Bu önlem, çalışanların hareketlerine uygulanan katı kısıtlamaların ve yetkililerin seyahat izinlerini vermede gecikmesinin ardından geldi” ifadeleri yer aldı. El-Ban Cedid Hastanesi, Kuzey Hartum’da tedavi hizmetleri sunan tek merkez olarak görev yapıyor.

Fotoğraf Altı: Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar nedeniyle güney Hartum'da yaşayanlar evlerini terk ediyor. (Reuters)
Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar nedeniyle güney Hartum'da yaşayanlar evlerini terk ediyor. (Reuters)

Kaynak, geçtiğimiz ay Cidde'de insani taahhütlerin ve güven artırıcı önlemlerin imzalanmasından bu yana tek bir maddenin uygulanmadığını ve etkilenen bölgelere tek bir kamyonun bile girmediğini bildirerek şunları söyledi:

“Ordunun sadece bu turdaki değil, son turdaki taahhütlerinden de geri adım atması ve müzakere konusunda ciddi olmadığını kanıtlaması üzerine, arabuluculuk 1 Aralık'ta müzakereleri herhangi bir ilerleme kaydedemeden askıya aldı.”

Milli Ümmet Partisi: Hayal kırıklığı

Diğer yandan Milli Ümmet Partisi Genel Başkanı Fadlallah Burma Nasır dün yaptığı açıklamada, Cidde Müzakereleri’nin başarısızlıkla sonuçlanmasının Sudan halkı için bir hayal kırıklığı olduğunu söyledi. Medyadaki gerilimin ve akılsızca konuşmaların, savaşın her iki tarafında da önceki turlarda kararlaştırılanları uygulama ve ateşkes anlaşmasına varma konusunda siyasi irade eksikliğine işaret ettiğini de sözlerine ekledi.

Milli Ümmet Partisi’nin aşırılık yanlısı tarafı müzakerelerin başarısızlığından sorumlu tuttuğunu ifade eden Nasır, sorumsuz ifadelerin, suçlamaların dağıtılmasının ve sorumlulukların reddedilmesinin bu anlaşmaya varma iradesinin eksikliğini doğruladığını kaydetti.

Nasır, her iki tarafa da verdikleri sözlere uymaları, ulusal sorumluluklarını hissetmeleri ve gerçek barışa ulaşmak amacıyla Cidde'deki müzakere sürecini başarılı kılmak için çok çalışmaları yönünde çağrıda bulundu.

Nasır ayrıca tüm ulusal güçlere, savaşın devamını isteyenlere karşı mücadelede güçlerini birleştirmeleri ve arabulucuların iki tarafın anlaşmaya varması için her türlü desteği sağladığı Cidde Platformu’nda gösterilen çabaları desteklemeleri çağrısı yaptı.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.