Biden yönetimi Gazze'nin güneyine yönelik askeri harekâtında İsrail'e kırmızı çizgiler çizecek mi?

İsrail ABD’nin sivillere yönelik uyarılarını görmezden geliyor

Washington’daki göstericiler ateşkes, Filistinli sivillerin korunması ve İsrail Başbakanı'nın hesap vermesini talep ediyor (AFP)
Washington’daki göstericiler ateşkes, Filistinli sivillerin korunması ve İsrail Başbakanı'nın hesap vermesini talep ediyor (AFP)
TT

Biden yönetimi Gazze'nin güneyine yönelik askeri harekâtında İsrail'e kırmızı çizgiler çizecek mi?

Washington’daki göstericiler ateşkes, Filistinli sivillerin korunması ve İsrail Başbakanı'nın hesap vermesini talep ediyor (AFP)
Washington’daki göstericiler ateşkes, Filistinli sivillerin korunması ve İsrail Başbakanı'nın hesap vermesini talep ediyor (AFP)

Filistinli sivil ölümlerinin artışı, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin yetkililerini, İsrail'e sivilleri koruması, ABD tavsiyelerini dinlemesi ve ABD'nin askeri operasyonların çerçevesini ve nasıl yapılacağını belirlediği sınırları göz ardı etmemesi konusunda açıkça uyarılar yayınlamaya sevk etti.

Başkan Biden yönetimi, İsrail'e verdiği katı desteğiyle Hamas’ı yok etme stratejik hedefleri arasında nasıl bir denge kuracağı konusunda belirsizlik ve çelişki içinde kaldı. Yönetim, İsrail'in ABD'nin sivil ölümlerini önlemeye yönelik uyarılarını görmezden gelmesine öfkelendi.

ABD kamuoyunda son zamanlarda ortaya çıkan eleştiriler, İsrail'in ABD uyarılarını caydırıcı olmadan görmezden gelme yeteneğinin ne ölçüde olduğu, insani felaket riskinin Biden yönetimini İsrail için uyarılar ve kırmızı çizgiler koymaya zorlayıp zorlamayacağı ve bunun ne zaman olabileceği konusunda sorulara yol açtı. Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail'in hava saldırıları ve topçu ateşi sonucu 700'den fazla sivil hayatını kaybetti, binlerce kişi de yaralandı.

İsrail görmezden geliyor

Analistler, Binyamin Netanyahu hükümetinin ABD'nin uyarılarını dinlemesi için hiçbir teşvik olmadığını söylüyorlar. Çünkü pratikte, ABD tüm siyasi, diplomatik ve askeri yeteneklerini İsrail'in emrine verdi ve Kongre üyelerinin İsrail'e verilen yardımlara şartlar koyma taleplerini reddetti.

Wall Street Journal gazetesi, Biden’ın stratejisini ‘yıkıcı bombaları insani sivil ilgisi saçmalıklarıyla sarılmış olarak göndermek’ olarak nitelendirdi. Gazetenin haberinde, yönetimin İsrail'e büyük, akıllı bombalar ve top mermileri gönderdiğine, ancak aynı zamanda İsrail'i sivil kayıpları azaltmaya çağırdığına dikkat çekildi ve ABD'nin çelişkilli bir tutum sergilediği ifade edildi.

Fotoğraf Altı:  ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris Cumartesi günü BAE'deki COP28 konferansında konuşurken (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris Cumartesi günü BAE'deki COP28 konferansında konuşurken (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, geçtiğimiz pazar günü yaptığı konuşmada, İsrail'in hava saldırılarında çok sayıda masum sivilin öldürülmesini eleştirdi. Ayrıca İsrail'in savaşın bitiminden sonra Gazze Şeridi'nde güvenlik yetkisini üstlenme isteğini de reddederek, Biden yönetiminin Filistinlilerin tehcir edilmesini hiçbir koşulda kabul etmeyeceği konusunda uyardı.

Harris, dün İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile telefon görüşmeleri yaparak gerilimin tırmanması, sivil ölü sayısının artması ve Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinden duyulan endişeleri yineledi. Ayrıca ABD'nin iki devletli çözüme olan bağlılığını teyit etti.

Öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçtiğimiz cuma günü İsrail'i ziyaretinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü ve Gazze'nin kuzeyinde yaşanan tehcir ve onlarca masum sivil ölümün, güneyde tekrarlanmayacağını vurguladığını söyledi. Ayrıca, Filistinlilerin İsrail bombardımanından kaçmasına izin vermek için güvenli bölgelerin sağlanmasını istedi.

İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer, dün ABC televizyon kanalına verdiği röportajda, İsrail'in sivillere zarar vermemek için her türlü önlemi aldığını belirterek, İsrail'in imajını düzeltmeye çalıştı. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby de ABD'nin tutumunu savunarak, Biden yönetiminin çatışmayı durdurmak ve rehineleri serbest bırakmak için müzakerelere devam ettiğini belirtti.

Taktik zafer ve stratejik yenilgi

Ancak ABD tarafından yapılan en güçlü uyarı, Savunma Bakanı Lloyd Austin'dan geldi. Austin, İsrail'e açık bir kınamada bulundu. Bu kınama sadece İsrail'in insan hukuku ihlalleri ve sivilleri rastgele öldürmesine değil, aynı zamanda İsrail'in askeri stratejik planlarının tutarsızlığına da odaklandı. Austin, Gazze'deki sivilleri korumada başarısız olmanın, taktik zaferleri stratejik yenilgilere dönüştürebileceği konusunda uyardı.

Fotoğraf Altı:  ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrail'i taktiksel zafer ve stratejik yenilgi konusunda uyardı (AFP)
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrail'i taktiksel zafer ve stratejik yenilgi konusunda uyardı (AFP)

Austin, geçtiğimiz cumartesi günü Kaliforniya'daki Reagan Ulusal Savunma Forumu'nda yaptığı konuşmada "Bu tür bir savaşta, sivil nüfus ağırlık merkezidir. Onları düşmanın kucağına iterseniz, taktik bir zaferi stratejik bir yenilgiye dönüştürürsünüz" ifadelerini kullandı. İsrail'in sivilleri korumak için daha fazla şey yapmaması durumunda Gazze'de stratejik bir yenilgiye uğrama riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda da uyardı.

Austin ayrıca "İsrail liderlerine defalarca, Gazze'deki Filistinli sivilleri korumanın hem ahlaki bir sorumluluk hem de stratejik bir gereklilik olduğunu açıkladım” dedi. ABD Savunma Bakanı, İsrail liderlerini sivil kayıpları önlemeye, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetini önlemeye ve insani yardımlara erişimi sağlamaya çağırdı.

Austin iki devletli çözümün çatışmadan çıkmanın tek yolu olduğunu ifade ederek "Umut ufku olmadan, İsrail-Filistin çatışması istikrarsızlık, güvenlik eksikliği ve insani ıstırabın itici gücü olmaya devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.

Savunma Bakanı'nın uyarıları stratejik anlamlar taşıyor. İsrail, Hamas'a askeri bir yenilgi verip askeri yapısını yıkmayı başarsa bile, yaptığı yıkım ve katliam, tüm bir Filistin neslini radikalizme itiyor, Filistinli ve İsrailli tarafları müzakere masasına oturmaktan ve iki devletli çözüme doğru ilerlemekten uzaklaştırıyor. Bu durum ABD'nin bölgedeki itibarını zedeleyebilir, terörizmin ortaya çıkma olasılığını artırabilir ve son dönemde yapılan ittifak ve anlaşmaların aşınmasına neden olabilir.

Arzu ve niyet

ABD’li yetkililer gazetecilere yaptıkları çeşitli bilgilendirme toplantılarında, İsrail'den Gazze halkını korumak için adımlar atmasını istediklerini açıkladılar. Beyaz Saray yetkilileri, İsrail'in Hamas'ın halk ve siviller arasındaki varlığına ilişkin argümanlarını dinlediklerini belirtti. Ancak İsrail'in sivil kayıplarını azaltmak için her türlü önlemi aldığına inanmıyorlar.

Fotoğraf Altı:  Han Yunus'tan sürgün edilen Filistinliler, İsrail bombardımanından kaçmak için Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'taki kamplara kaçtı (AFP)
Han Yunus'tan sürgün edilen Filistinliler, İsrail bombardımanından kaçmak için Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'taki kamplara kaçtı (AFP)

ABD yönetimindeki yetkililer, İsrail'in Gazze'deki savaşının bu hızla devam sürmesi, sivil ölümlerinin devam etmesi ve İsrail'in bölge sakinlerini güneye, Mısır sınırına doğru kaydırmaya devam etmesi tehlikesinin farkında. Analistler bu felaketi durdurmanın ve bunu İsrail ile Netanyahu hükümetine net bir şekilde açıklamanın Başkan Biden'a bağlı olduğu konusunda hemfikir. Gazze halkına yönelik yürütülen etnik temizlik kampanyasının sonuçları var. Ama görünen o ki, Biden'ın böyle bir çizgiyi alıp İsrail'e kırmızı çizgiler çizmek gibi bir arzusu ve niyeti yok.

Biden yönetimi, Demokrat Parti içindeki liberal ve ilerici kanatlar arasındaki bölünme ve seçimlerde önemli bir oy kitlesi oluşturan gençlik, kadın ve Afrika asıllı Amerikalılar arasında oluşturduğu öfke nedeniyle, Başkan’ın yeniden seçilme şansını tehlikeye atıyor.

Pek çok kamuoyu araştırması, Biden'ın popülaritesinde bir düşüş olduğunu ve çok sayıda ABD’li seçmen arasında İsrail'e verilen desteğin erozyona uğradığını gösteriyor. Bu seçmenler Biden yönetiminin İsrail-Hamas savaşına ilişkin politikasına öfkeli olmaya devam ederse, Biden'ın yeniden seçilme şansı çok zayıf olacak.

İlişkilerde bir değişiklik mi?

Carnegie Enstitüsü'nün deneyimli araştırmacılarından ve ABD'nin çeşitli yönetimlerinde barış sürecinde müzakerecilerden biri olan Aaron David Miller, Biden yönetiminin İsrail'e yönelik söyleminin son dönemde değişime uğradığına dikkat çekti. Miller geçtiğimiz pazar akşamı CNN'e verdiği demeçte, yönetimin mesajlarının İsraillilerin bu kampanyaya devam etmeleri halinde iki meseleyle ilgilenmeleri gerektiği yönünde olduğunu söyledi. Birincisi, nüfusun yoğun olduğu yerlere saldırmamak, diğeri ise evlerinden edilmiş Gazze nüfusunun üçte ikisine insani yardımın arttırılmasına izin vermek.

Fotoğraf Altı:  Biden, Binyamin Netanyahu ile 18 Ekim'de İsrail'e yaptığı dayanışma ziyareti sırasında (DPA)
Biden, Binyamin Netanyahu ile 18 Ekim'de İsrail'e yaptığı dayanışma ziyareti sırasında (DPA)

Miller, Biden'ın Demokrat Parti'nin ilerici kanadı içindeki iç siyasi baskıları hafifletmeye ve Filistinli sivillerin ölümünü eleştiren gençlik ve gösterilerdeki öfkeyi yatıştırmaya çalıştığını söylüyor. Ancak, 7 Ekim'deki Hamas saldırısının ardından İsrail'in kendini savunma hakkını kısıtlamakla suçlayan Cumhuriyetçi Parti'nin eleştirileriyle karşı karşıya kalacağını ifade etti. Miller ayrıca, İsrail ABD uyarılarını dinlemezse, Biden yönetiminin zayıf görüneceği konusunda da uyarıda bulundu.

Netanyahu'dan hesap sorulması

Netanyahu, İsrail'in karşı karşıya olduğu siyasi, askeri ve ahlaki çıkmaza bir boyut daha katan hassas hesaplamalar yapıyor. Bu çıkmaz, ABD'nin baskısı ile Hamas ve Filistin İslami Cihat Örgütü gibi örgütlerin esir aldığı asker ve kadın askerlerden oluşan diğer rehinelerin ailelerinin baskısı arasında sıkışmış durumda.

Netanyahu, New York Times'ın, son Hamas saldırısına ilişkin planların İsrail ordusu ve istihbarat liderleri tarafından bir yıldan fazla bir süredir bilindiğini ancak bu saldırının gerçekleşme olasılığını dışladığını kanıtlayan belge ve röportajları ortaya çıkaran bir haberin ardından kendisini bekleyen siyasi ve hukuki sorumlulukla karşı karşıya kaldı.

Netanyahu, Hamas'ı yok etmeye yemin etti, ancak İsrail'in ABD'nin uyarılarına yanıt vermek için askeri planlarını değiştirip değiştirmeyeceğine dair sorular artıyor. Çünkü ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin uluslararası düzeyde büyük bir ağırlığı var. Ancak İsrail'in nüfusun kalabalık olduğu bölgelerdeki yoğun bombardımanı, ABD ve İsrail'in yanı sıra, ABD Başkanı Biden ve İsrail Başbakanı Netanyahu'ya da gölge düşürecek felaket sonuçlara ve yansımalara yol açacak.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe