Doha Forum 2023, küresel sorunlara acil çözüm çağrısı yaparak çalışmalarını sonlandırdı

Ürdün Başbakanı Bişer el-Hasavneh, Doha Forumu’nun son gününde konuşuyor.
Ürdün Başbakanı Bişer el-Hasavneh, Doha Forumu’nun son gününde konuşuyor.
TT

Doha Forum 2023, küresel sorunlara acil çözüm çağrısı yaparak çalışmalarını sonlandırdı

Ürdün Başbakanı Bişer el-Hasavneh, Doha Forumu’nun son gününde konuşuyor.
Ürdün Başbakanı Bişer el-Hasavneh, Doha Forumu’nun son gününde konuşuyor.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Âl Sânî’nin himayesinde Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 21’inci Doha Forumu dün (11 Aralık Pazartesi) akşam sona erdi. Forum, ‘Ortak Bir Gelecek İnşa Etmek’ sloganı altında, iki gün boyunca dünyanın karşı karşıya olduğu bir dizi acil zorluk ve sorun hakkında üst düzey diplomatlar, dünyadaki en önde gelen uzmanlar, kanaat önderleri ve değişim yaratıcıları arasında derinlemesine tartışmalara ve diyaloglara sahne oldu.

Bu yıl, yıllık foruma 120’den fazla ülkeden 270’den fazla konuşmacı dahil 3 bin 500 misafir katıldı.

Forum, Katar Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Dr. Muhammed bin Abdulaziz bin Salih el-Halifi’nin konuşmasıyla sona erdi. Dr. Muhammed, konuşması sırasında “Tartışmalarımızın zenginliği ve Orta Doğu ve dünya için daha dayanıklı, daha işbirlikçi bir gelecek inşa etme kararlılığımız için minnettarım” ifadelerini kullandı.

Doha Forumu faaliyetlerinden
Doha Forumu faaliyetlerinden

Forumun oturumları ve etkinlikleri üst düzey bir diplomatik varlığa sahne oldu. Öyle ki bu yılki forumda, Zanzibar Devlet Başkanı Hüseyin Ali Mwinyi, Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Sri Lanka Dışişleri Bakanı Ali Sabri, Kazakistan Ulusal Ekonomi Bakanı Alibek Kuantırov, Uluslararası Barış Enstitüsü Başkanı Prens Zeyn bin Raad el-Hüseyin, Filistin’in İngiltere’deki misyonunun başkanı Büyükelçi Hüsam Zomlot, Lübnan Çevre Bakanı Naser Yasin ve dünyadan çok sayıda politikacı yer aldı.

İnsani diplomasi

Forumun ikinci gününde, insani çalışmaları engelleyen en son eğilimler, analizler ve zorluklar ile bu konuda istenilen farkı oluşturabilecek fırsatların gözden geçirildiği ‘Önce İnsan: Zorluklarla Dolu Bir Dünyada İnsani Diplomasi’ başlıklı bir tartışma oturumuna düzenlendi. Oturum, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ortaklığıyla gerçekleştirildi.

Katar Dışişleri Bakanlığı’nda Devlet Bakanı Dr. Muhammed bin Abdulaziz bin Salih el-Halifi, yaptığı açıklamada “Benzeri görülmemiş zorlukların olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle ihtiyacı olanlara yardım sağlama yeteneğimizi önleyen engellerin üstesinden gelmek için bir araya gelmeliyiz” ifadelerini kullandı.

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths ise, “2024 yılının başlangıcına yaklaştığımız şu günlerde dünya genelinde insani yardıma muhtaç 300 milyona yakın insan bulunuyor. Bu sayı, dünyanın en kalabalık üçüncü ülkesinin nüfusuna eşdeğer. İnsani yardımın kapsamlı çözüm olamayacağı doğrudur” dedi.

Forumun ikinci gün etkinlikleri kapsamında haber yapımcılarına yönelik ilk oturumda ise BM Politikadan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Guy Bernard Ryder, “Bugün birden fazla eşzamanlı zorlukla karşı karşıya kalan bir dünyada yaşıyoruz. Çevresel zorluklar ve kalkınma sorunlarının yanı sıra benzeri görülmemiş savaş ve insani krizlerle karşı karşıyayız. Çabalarımıza rağmen hala bu krizlere etkili çözümler bulmakta başarısızız” şeklinde konuştu.

Doha Forumu, insanlık için sürdürülebilir ve ortak bir gelecek inşa edilmesini sağlamak amacıyla küresel sorunlara acil çözüm çağrısında bulunarak çalışmalarını tamamladı.
Doha Forumu, insanlık için sürdürülebilir ve ortak bir gelecek inşa edilmesini sağlamak amacıyla küresel sorunlara acil çözüm çağrısında bulunarak çalışmalarını tamamladı.

“BM, özünde üye devletlerinin irade ve eylemlerini yansıtır. Bundan daha fazlası olamaz. Bu gerçeğe rağmen uluslararası iş birliği için hayati bir platform olmaya devam etmektedir” diyen Ryder, BM’nin örgütün yeniden canlandırılması amacıyla gelecek eylül ayında bir zirve yapılması çağrısında bulunduğuna dikkat çekti.

Filistin, küresel bir krizdir

Orta Doğu Uluslararası İlişkiler Konseyi ve ABD’nin Orta Doğu Projesi ortaklığında düzenlenen oturumda, ‘Filistin küresel bir krizdir; Küresel bir çözüm var mı?’ başlığı da yer aldı. Bu bağlamda Filistin Devleti’nin İngiltere’deki misyonunun başkanı Büyükelçi Hüsam Zomlot, çoğunlukla savaş sonrası döneme odaklanan siyasetçilerin Gazze’nin bugün en acil sorununu görmezden geldiğini söyledi. Zomlot, “Konuşmamızı şu ana odaklamamız ve acil ve kalıcı bir ateşkes sağlanması gerekiyor. Kriz, her geçen gün daha da kötüleşiyor. Bu da maliyetleri artırıyor. Durum zaten kontrolden çıkmış durumda” dedi.

Zomlot, “Ayrıca ertesi günü değil, geçmiş günü konuşmalıyız. Görüşmelerimiz kuşatma, yerleşim yerleri, işgal ve şiddete ve iki devletli çözümün her türlü unsurunu baltalayan Netanyahu rejimine odaklanmalıdır” diyerek, Filistin Devleti’ni tanımadan iki devletli çözüm konusunda ders veren hükümetleri eleştirdi. Hüsam Zomlot ayrıca, “İktidarın dizginlerini kimin elinde tutacağına yalnızca Filistin halkı karar verir. Tarihimizde halkının seçmediği bir başkan olmamıştır” ifadelerini kullandı.

Dünya genelinde ateşkes ve işgalin sona ermesini talep eden hareketlerin emsalsiz olduğuna dikkat çeken Zomlot, “Bu zor zamanları tarihi bir dönüm noktası haline getirebilir, mevcut trajediyi önemli bir değişim fırsatına dönüştürebiliriz. Bu mümkündür, çünkü dünya halkları dayanışma ve çabalarıyla bu işgalin soluduğu oksijeni kendisine çekecektir” dedi.

Öte yandan ABD- Orta Doğu Ortaklık Girişimi Başkanı Daniel Levy, “Durum her geçen gün daha da kötüleşiyor. İsrail’e silah tedarikinin devam etmesi ve BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkının İsrail lehine kullanılmasıyla İsrail’in daha aşırı ve tehlikeli önlemler alması bekleniyor. Sorumluluğun sıkı bir şekilde uygulanması gerekiyor” uyarısında bulundu.

Levy, “İsrail’in tutumlarında değişiklik yaratmak istiyorsanız, onun eylemlerine açık ve somut sonuçların dayatılması gerekir. Ne yazık ki ABD, bu sorumluluğu üstlenmek konusunda dikkate değer bir yetersizlik gösteriyor” dedi.

Daniel Levy ayrıca, “‘Benim adıma değil’ sloganını yükselten, bu çatışmanın dini bir savaş olamayacağını ileri süren ve bu nedenle onlar adına hareket edilmesini veya konuşulmasını reddeden Yahudi seslerinin olması önemli” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde Uluslararası Kriz Grubu CEO’su Dr. Comfort Ero, “Barış sürecinin kendisinde bir krizle karşı karşıyayız. Gazze, bunun en iyi kanıtıdır ve BMGK’nın etkili bir rolü yoktur. Bu sorun sadece İsrail- Filistin sorununda değil, Ukrayna krizinde ve diğer birçok çatışmada da birdenbire ortaya çıktı. Etkin bir liderlik konusunda açık bir eksiklik var. Hem ABD hem de BM için er ya da geç bir hesaplaşma zamanı gelecek. İki devletli çözüme yönelik etkili adımlar atmadan kenarda kalanlar da sorumlu tutulacak” dedi.

Yapay zeka

Bilgi güvenliği alanında ise yapay zeka sistemlerinde gizliliğin nasıl sağlanacağına ilişkin zorluklar ve stratejilerin gözden geçirildiği, aynı zamanda teknik garantiler ve etik hususların tartışıldığı ‘Yapay Zekanın Hakim Olduğu Bir Çağda Verilerin Güvenliğini Sağlama’ başlığı altında bir tartışma oturumu düzenlendi. Katar Ulusal Siber Güvenlik Ajansı Başkanı Mühendis Abdurrahman Ali el-Maliki, yapay zekanın şu anda yasallaştırma ve düzenleme süreçlerini aştığını açıkladı. Maliki, “Yapay zekanın hızla gelişip değiştiği göz önüne alındığında, yakın gelecekte yapay zekanın kullanımına ilişkin düzenlemeler üzerinde anlaşmaya varmak zor olacak” dedi.

Lübnan Çevre Bakanı Naser Yasin, Doha Forumu’nda konuşuyor
Lübnan Çevre Bakanı Naser Yasin, Doha Forumu’nda konuşuyor

Vectara CEO’su Mühendis Amr Avadallah, “Yeni yapay zeka sistemlerinin temel sorunlarından biri de halüsinasyonlardır. Bu modeller bilgi üretiyor ve ikna edici bir şekilde yalan söylüyor. Bu, bu teknolojinin iş kurmada kullanılmasının önündeki en büyük engeldir” şeklinde konuştu.

Bölgesel güvenlik

‘Bölgesel güvenlik ve diplomasi konusunda çok taraflı diyalog’ başlığı altında düzenlenen oturumda ise Çin ve. Küreselleşme Merkezi’nin Kurucusu ve Çin Devlet Konseyi'nin eski danışmanı Wang Huiyao ve Paris Barış Forumu’nun kurucusu ve yöneticisi Dr. Justin Weiss, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde artan çatışma ve gerilimlerle mücadele etmek için çok taraflı ve kapsamlı bir diyaloğun başlatılmasına acil ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Dr. Wang, “Çözüme ulaşma olasılığı konusunda tüm büyük oyuncularda güven kaybı var. Çin, artık daha büyük bir rol oynayabilir. Ekonomik iş yapar, ülkeleri işgal etmez ve bu sorunlarla hiç karşılaşmamıştır. Suudiler ve İranlılar rekabete son vermekten bahsediyorlardı ama onları bir araya getirecek bir barış anlaşmasını kim yapmayı başardı? Çin masaya oturduğunda anlaşmaya varıldı” dedi.

Dr. Weiss ise, “İbrahim Anlaşması'ndan sonra istikrarın sağlanabileceğine dair bir his vardı. Ancak şu an bunun gerçekleşmediğini görüyoruz. İsrailliler ile Araplar arasındaki barış, İsrail tarafı ile Filistin tarafı arasında barış olduğu anlamına gelmiyor. Bu, Mısır ile İsrail arasında uzun zaman önce yaşandı. Arapların İsrail’le barışmasının, Filistin’le de barış olması gerektiği anlamına geldiği düşüncesi her zaman vardı, ama durum böyle değildi” açıklamasında bulundu.

Yönetişim reformu

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi tarafından düzenlenen ‘Kırılgan Devletlerde Sürdürülebilirliğin Artırılması ve Yönetişimin Reform Edilmesi’ oturumunda da çeşitli konular ele alındı. Bunların arasında iklim hedeflerini ilerletmek, sivil altyapıyı güçlendirmek, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve kırılgan ülkelerde barış inşası süreçlerini desteklemek için küçük ölçekli çözümler sağlamak amacıyla enerji inovasyonunu ve teknolojisini kullanmanın yolları da vardı.

Afrika Kalkınma Bankası’nda iklim değişikliği ve yeşil büyüme konusunda üst düzey uzman olan Dr. Belkıs Osman el-Aşa, “Dünya genelinde yenilenebilir enerji kaynaklarına iyi yatırımlar yapılıyor. Ama Afrika’ya geldiğinizde bu paranın çok küçük bir kısmının Afrika’ya ulaştığını görüyorsunuz. Dünya çapında 444 milyar dolarlık yatırımın yapıldığı 2021 yılında, Sahra altı Afrika küresel güneş enerjisi potansiyelinin yüzde 44'üne sahip olmasına rağmen Afrika kıtasının payı sadece yüzde 0,6 oldu” açıklamasında bulundu.

Paylaşılan bir gelecek

‘Paylaşılan Bir Gelecek İnşa Etmek’ başlıklı son oturum, etkili işbirliğini geliştirmek için gerekli kapsamlı sistemlere, standartlara ve teknolojilere gereken önemi vererek gelecekteki zorluklarla başa çıkabilmek için çok taraflı kurumlar geliştirme ihtiyacının altını çizdi.

Forumun son oturumunda Ürdün Başbakanı Bişer el-Hasavneh, “Nasıl ki Gazze’nin kitlesel olarak sürgün edilmesi, yeniden işgal edilmesi ve Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından uygulanan yüksek şiddet oranı kabul edilmiyorsa, iki devletli çözümü de görmezden gelmek ve reddetmek kabul edilebilir bir seçenek değildir. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırganlığının, işleri tekrar yoluna koyacak bir uyandırma çağrısı olmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Doha Forumu etkinlikleri kapsamında Sudan’daki savaşa ilişkin sempozyumdan bir fotoğraf

Yaqeen Enstitüsü'nün kurucusu ve başkanı Ömer Süleyman ise “Bir Filistin asıllı Amerikalı olarak, ABD’nin son üç haftadan bu yana insan haklarının ne olduğunu anlama konusunda inandırıcılığını çoktan kaybettiğini söyleyebilirim. Dünyada nerede durduğumuza dair her ahlaki iddiada başarısız olduk. Forumlarda barıştan söz edildiğini sıklıkla duyduğumuz, siyasi gücün doğrudan adalet yollarını boğmak için kullanıldığı bir dönemde yaşıyoruz” dedi.

Süleyman, “İslam’ın, Hristiyanlığın ya da Yahudiliğin günah keçisi haline getirilmesine izin vermemek bizim için önemli. Dini sesler, dinin nefreti körükleyen bir mekanizma veya araç haline gelmesine izin vermek yerine, insanların acı çeken bir çocuğu hala net bir şekilde görebilmesini, bu görüntüden etkilenmesini ve kitleleri bunun için harekete geçirebilmesini sağlayacak vizyonu dile getirmeye devam edebiliyor” ifadelerini kullandı.

Chatham House (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) Direktörü ve İcra Kurulu Başkanı Bronwen Maddox, “Birçok ülkenin daha fazla gücü ve söz hakkı vardı ve bunu ifade etmek istiyorlardı. Bu, dünyanın artık eskisi gibi basit bloklara bölünmediği anlamına geliyor. Onlarca yıllık küreselleşmenin tersine döndüğünü görüyoruz. Kaydedilen ilerleme yeterli değil. Ancak bir kriz çıktığında ülkelerin anlaşmaya varabilme yetenekleri konusunda umutsuzluğa kapılmayacağım” açıklamasında bulundu.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.