İsrail’in Gazze’deki suikastları akademik isimleri vuruyor

Savaşta Gazze’deki çoğu üniversite yıkıldı.

Refah’tan çekilen bu fotoğraf, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında 12 Aralık 2023’ün erken saatlerinde İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un üzerinde yükselen dumanları gösteriyor (AFP)
Refah’tan çekilen bu fotoğraf, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında 12 Aralık 2023’ün erken saatlerinde İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un üzerinde yükselen dumanları gösteriyor (AFP)
TT

İsrail’in Gazze’deki suikastları akademik isimleri vuruyor

Refah’tan çekilen bu fotoğraf, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında 12 Aralık 2023’ün erken saatlerinde İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un üzerinde yükselen dumanları gösteriyor (AFP)
Refah’tan çekilen bu fotoğraf, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmalar sırasında 12 Aralık 2023’ün erken saatlerinde İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un üzerinde yükselen dumanları gösteriyor (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonun başlangıcından bu yana İsrail güçleri, Hamas hareketinin siyasi ve askeri liderlerini hedef alan bir dizi suikast ve saldırı düzenledi. Bunun yanı sıra yüzde 70’i çocuk ve kadın olmak üzere 18 bin Filistinli, Şerid’deki akademik isimleri de etkileyen, benzeri görülmemiş yıkıcı bir savaşta öldürüldü.

Eğer İsrail istihbaratı şu ana kadar mevcut Ekim saldırılarının arkasında olduğunu söylediği Gazze’deki Hamas hareketinin lideri Yahya es-Sinvar’a ve El-Kassam Tugayları başkomutanı Muhammed ed-Dayf’a ulaşamadıysa da birçok önde gelen siyasi ve askeri lidere ulaştı.

El-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’nin merkezindeki sınır yakınında askeri geçit törenine katıldı (AFP)
El-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi’nin merkezindeki sınır yakınında askeri geçit törenine katıldı (AFP)

İsrail, savaşın 67. gününe kadar üst düzey yetkililere ve Hamas siyasi bürosu üyelerine suikast düzenledi. Bunların başında İsrail’in finanstan sorumlu olduğunu söylediği Zekeriyya Ebu Muammer ve Cevad Ebu Şamala, yasi bürodaki ilk kadın Cemile eş-Şanti, hareketin Şura Konseyi’nin üst düzey yetkilisi ve başkanı Usame el-Mazini, hareketin liderlerinden ve kurucularından biri olan ve Yasama Konseyi başkan yardımcısı Ahmed Bahr bulunuyor.

El-Kassam Tugayları’nın kayıpları

El-Kassam Tugayları’na gelince İsrail, şu ana kadar Kuzey Tugayı Komutanı Ahmed el-Gandur’u, Kassam Tugayları’nın üçüncü adamı ve Cibaliye Taburu Komutanı Rafet Selman’ı, Beyt Lahya Taburu Komutanı Vail Receb’i, Şerid’in üst düzey füze birimi komutanı Eymen Siyam’ı öldürdü. Söz konusu isimler, 2014 yılında asker Oron Şaul’un yakalanmasından sorumlu olan Şucaiyye Taburu komutanı Visam Ferhat ve İslami Cihad’ın askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri ve diğer örgütlerdeki yetkililer gibi tabur komutanları da dahil olmak üzere onlarca saha komutanıyla birlikte Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki tünelde tasfiye edildiler.

Ancak hedeflenen suikastlar, önde gelen siyasi yetkilileri hedef almaktan ziyade, çoğu Hamas hareketine bağlı en önde gelen bilim kurumu olan ve 1978 yılında kurulan İslam Üniversitesi’nde çalışan doktorları, mühendisleri, gazetecileri, yazarları, edebiyatçıları ve akademisyenleri etkiledi. İslam Üniversitesi, Filistin’in en önde gelen üniversitelerinden biriydi ve İsrail tarafından yerle bir edildi.

İsrail’in öldürdüğü bilim insanları

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İsrail, başta Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye kampında kaçtığı bir binada ailesiyle birlikte İsrail tarafından öldürülen İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sufyan Taye’yi öldürdü. Aile mensuplarından bir kısmı 2 Aralık’ta öldürülmüştü.

İsrail güçleri güney İsrail’deki sınır bölgesinden Gazze Şeridi’ni bombaladı (AFP)
İsrail güçleri güney İsrail’deki sınır bölgesinden Gazze Şeridi’ni bombaladı (AFP)

Taye, Gazze’deki İslam Üniversitesi’nin başkanı olmasının yanı sıra fizik ve uygulamalı matematik alanında da önde gelen bir araştırmacıydı ve 2021 yılında dünya genelindeki araştırmacılar arasında ilk yüzde 2 arasında yer almıştı. Genç Arap Bilim insanları için Abdul Hamid Şoman Ödülü’nü aldı.

Filistin Kültür Bakanlığı, Taye’nin her yıl prestijli bilimsel dergilerde yayınlanan bilimsel çalışmalar ve araştırmalar alanında önemli katkılar sağladığını ve 2023 yılında UNESCO Filistin’deki Fizik Bilimleri, Astrofizik ve Uzay Bilimleri Kürsüsü’ne atandığını belirtti.

11 Ekim’de İsrail, uluslararası hukuk ve Filistin meseleleri uzmanı olan ve ‘İsrail’e nasıl dava açarız?’ başlıklı kitabın yazarı Dr. Said Talal ed-Dahşan ve ailesini öldürdü. Söz konusu kitap, İsrail ve liderlerinin nasıl yargılanması gerektiğine değiniyor.

İsrail ayrıca, İslam Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şabir’e de 14 Kasım’da Gazze’deki evinde suikast düzenlemiş ve ailesinden çok sayıda kişi öldürülmüştü. Şabir, Gazze’nin önde gelen bilimsel isimlerinden biri ve ABD’deki Marshall Üniversitesi'nden bir mikrobiyolog. Şabir, İslam Üniversitesi’nde öğretim görevlisiydi. Fen Fakültesi Tıbbi Analiz Anabilim Dalı’nda Yardımcı Doçentlik kadrosuna atanıncaya kadar kademe kademe yükseldi, ardından Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı. Daha sonra 1993 yılında Üniversite Rektörlüğü görevini üstlenene kadar Fen Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı. Üniversite başkanlığı döneminde tıbbi analiz alanında 15’ten fazla araştırma makalesi tamamlayarak Ağustos 2005’te emekli oldu.

2006 yılında Hamas ve El Fetih hareketleri, Şabir’in iki harekete de yakın olması nedeniyle, onu on birinci Filistin hükümetinin başbakanlığına aday gösterme konusunda uzlaşı sağladı, ancak o dönemde hükümeti kurma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı.

İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’ı bombalamasının ardından yaşanan yıkımın etkileri (AP)
İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’ı bombalamasının ardından yaşanan yıkımın etkileri (AP)

Hamas Yargı Dairesi Başkanı

Hamas Hareketi, 17 Ekim’de, İsrail’in Gazze Şeridi’nin merkezindeki Nuseyrat kampına düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden hareketin Yargı Başkanı Prof. Dr. Tayser İbrahim’in yasını tuttu. Dr. İbrahim bir üniversite profesörüydü ve daha önce İslam Üniversitesi’nde Şeriat ve Hukuk Fakültesi Dekanı olarak görev yapmıştı.

İsrail ayrıca, 22 Ekim’de Han Yunus’taki evlerine düzenlenen bombalı saldırıda İslam Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim el-Astal’ı, eşini ve aile üyelerini de katletti. Matematik müfredatı ve öğretim yöntemleri alanında araştırmacı olan Astal, İslam Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı ve İslam Üniversitesi Eğitim ve Psikoloji Araştırmaları Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. Ayrıca yerel ve uluslararası dergilerde Arapça ve İngilizce olarak çok sayıda araştırma makalesi yayımlandı.

Tıpkı İslam Üniversitesi, el-Ezher Üniversitesi, el-Aksa Üniversitesi ve El-Kudüs Açık Üniversitesi’nde olduğu gibi, çeşitli Filistin üniversitelerindeki önde gelen öğretim görevlileri de İsrail’in füzelerinden kurtulamadı. Söz konusu üniversitelerin binalarının çoğu ve tüm fakülteleri yıkıldı. Bu ayın başında evlerini hedef alan hava saldırısında Dr. Hitam el-Vasifi, eşi Dr. Mahmud Ebu Daf ve aile üyeleri öldürüldü.

Fizik alanında profesörlüğe sahip olan Vasifi, İslam Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak görev yaparken, kocası Ebu Daf, İslam Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin eski dekanıydı.

İsrail tarafından öldürülen akademisyenler arasında, dili dış dünyaya hitap etmek için kullanan, Gazze İslam Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı Profesörü Dr. Rıfat el-Arîr de var. Öğrencileriyle ve diğer öncülerle birlikte, savaş altındaki Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin yaşamı hakkında gerçekçi hikayeleri İngilizce olarak yayınlamak için ‘Biz Sayı Değiliz’ projesini hayata geçirmişti.



Suriye'de hükümet değişikliği: Eksik reform ve devam eden sorunlar

Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025  (AFP)
Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)
TT

Suriye'de hükümet değişikliği: Eksik reform ve devam eden sorunlar

Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025  (AFP)
Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)

Hayed Hayed

Suriye’de uzun zamandır beklenen kabine değişikliği nihayet açıklandı ve geçiş hükümeti içindeki olası değişiklikler hakkındaki haftalarca süren spekülasyonlara son verdi. Atamalar, cumartesi gecesi geç saatlerde yayınlanan bir dizi başkanlık kararnamesiyle duyuruldu.

 Kapsamlı bir değişim söylentilerine rağmen, kabine değişikliklerinin birçok kişinin beklediğinden daha sınırlı olduğu ortaya çıktı. Enformasyon ve tarım bakanlarının değiştirilmesiyle sınırlı kaldı ve bu da artan ekonomik ve idari baskılar döneminde büyük bir siyasi sarsıntıya neden olmak yerine sürekliliğe öncelik verildiğini gösteriyor.

Kabine değişikliği ayrıca dört vali atamasını, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın kardeşi Mahir eş-Şara'nın cumhurbaşkanlığındaki görevinden alınmasını ve Suriye Merkez Bankası başkanının değiştirilmesini de içeriyordu. Bu adımlar, daha geniş bir açılımı işaret etmekten ziyade, Beşşar Esed sonrası Suriye'de kurulan rejim içindeki idari kontrolü sıkılaştırmayı ve güç dengesini yeniden düzenlemeyi amaçlıyor gibi görünüyor.

Bu duyurular, kamu kurumlarının işleyişini gerçekten etkilemeye başlamış olan hükümetin sürekliliği hakkındaki haftalarca süren belirsizliği sona erdirmiş olabilir. Ancak, bunların tek başına, geçici hükümetin performansını engellemeye ve etkinliğini baltalamaya devam eden daha derin yönetim sorunlarını çözmesi olasılığı düşük.

Kabine değişikliği hakkında

Bu, Aralık 2024'te eski devlet başkanı Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana ilk kabine değişikliği ve geçen yıl mart ayında geçici hükümetin kurulmasının üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra gerçekleşti.

Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa'nın yerine Şam Üniversitesi Medya Fakültesi eski dekanı Halid Fevzi Zaurur getirildi. Tarım Bakanı Emced Bedir de görevden alındı ​​ve yerine Tarım Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Basel Hafız el-Suveydan atandı.

ftgnbgt
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam'da, 9 Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı – AFP)

Atamalar arasında, Mahir Şara'nın yerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak atanan eski Hums Valisi Abdurrahman Bedreddin el-Ama da yer aldı. Şara ayrıca Hums, Kuneytra ve Deyrizor illerine yeni valiler de atadı.

Önemli pozisyonlardaki değişiklikler 15 Mayıs'ta da devam etti; Suriye Merkez Bankası Başkanlığına Abdulkadir Hasriya'nın yerine Muhammed Safvat Raslan atandı. Abdulkadir Hasriya ise Suriye'nin Kanada Büyükelçisi olarak atandı.

Bu değişiklikler için resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümetin performansına yönelik artan eleştirilerin ortasında gerçekleşti. Şam'da görüştüğümüz kaynaklar, bu hamleleri iktidarın yapısını genişletme girişiminden ziyade, Şara'ya yakın çevrenin yeniden düzenlenmesi olarak görüyor.

Gözlemciler, Dürzi Tarım Bakanı Emced Bedir'in görevden alınmasını performansından duyulan memnuniyetsizlikle ilişkilendirse de, halefi, teknokrat olarak sahip olduğu niteliklere rağmen, Heyet Tahrir eş-Şam ile yakından ilişkili olmaya devam ediyor.

Benzer şekilde, vali atamaları da daha geniş bir idari reform ajandasından ziyade yerel siyasi hesaplar tarafından yönlendirilmiş gibi görünüyor. Özellikle, Abdurrahman Bedreddin Ama'nın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak atanması, daha önce Şara'nın kardeşinin bu görevi üstlenmiş olması nedeniyle, geniş çapta kayırmacılık suçlamalarına karşı bir girişim olarak yorumlandı.

Kabine değişikliği, devlet kurumlarındaki karar alma süreçlerini yavaşlatmaya devam eden son derece merkezileşmiş yönetim tarzını da değiştirmeden olduğu gibi bıraktı. Geçiş süreci yetkileri, bakanlıklar ve devlet kurumları aracılığıyla güç, dar çevrelerde yoğunlaşmaya devam ediyor

Abdulkadir Hasriya'nın Suriye Merkez Bankası başkanlığından azledilmesine gelince, birçok kişi bunun Suriye lirasının değerindeki keskin düşüş, artan yaşam maliyeti ve kamuoyundaki hoşnutsuzluğun giderek genişlemesiyle bağlantılı olduğuna inanıyor. Ancak, bilgili kaynaklar, kararın tamamen ekonomik olmadığını, aynı zamanda Hasriya ile yeni otoritenin dar çevresindeki bazı etkili isimler arasındaki görüş farklılıklarıyla da bağlantılı olduğunu söylüyor.

Bu anlamda, kabine değişikliği bazı açık eleştirileri hafifletebilir, ancak iktidar yapısını temelden değiştirmiyor.

Koordinasyon sorunu

Geçen yıl hükümetin yönetim modelindeki derin kusurları ortaya koydu, ancak kabine değişikliği bu sorunları ele almak konusunda ciddi bir işaret sunmuyor.

Yönetim modelinin en önemli zayıf noktalarından biri, geçiş hükümetinin parlamenter (başbakanlık) sistemden tam anlamıyla başkanlık sistemine geçmesinden kaynaklanan, devlet kurumları arasındaki koordinasyon eksikliğiydi. Başbakanlık makamının kaldırılması, etkin bir alternatif inşa etmeden, bakanlıkların çalışmalarını koordine eden temel mekanizmayı ortadan kaldırdı.

rtbhg
Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayının havadan görünümü, 21 Eylül 2025 (Reuters)

Yeni rejimin destekçileri, Cumhurbaşkanı Genel Sekreterinin bu rolü üstlenebileceğini ve hükümetin çalışmaları üzerinde merkezi bir denetim sağlayabileceğini savundu. Ancak, bu pozisyon pratikte kurumsal olarak gelişmedi ve çeşitli bakanlıklar ile kurumlar arasında politika üretimini koordine etmek için gerekli yeteneklerden, uzmanlıktan veya mekanizmalardan yoksun kaldı.

Bu durum, bakanlıkların tutarlı bir ulusal stratejinin parçası olarak değil, paralel olarak çalıştığı bir hükümet ortaya çıkardı. Politikalar genellikle parçalı, kötü sıralanmış ve aralarında net bir bağlılıktan yoksun görünüyor. Bunun sonuçları bürokrasi ve verimsizliğin ötesine uzanarak, net bir siyasi ve ekonomik ajandaya sahip bir yönetimden ziyade, olayların gelişimine göre tepki veren bir yönetim imajını pekiştirdi.

Sorun, önemli işlevlerin bakanlıklardan yeni kurulan kurumlara aktarılması eğiliminin artmasıyla daha da karmaşık hale geldi. Bu yaklaşım, kabine değişikliğinin çözemeyeceği koordinasyon krizini daha da derinleştirip kötüleştiriyor. Dahası karar alma merkezlerinin çokluğu  örtüşen yetki alanları yaratıyor ve koordinasyonu daha da zorlaştırıyor.

Yönetim tarzı

Kabine değişikliği, devlet kurumlarındaki karar alma süreçlerini yavaşlatmaya devam eden son derece merkezileşmiş yönetim tarzını da değiştirmeden olduğu gibi bıraktı. Geçiş süreci yetkileri, bakanlıklar ve devlet kurumları aracılığıyla güç, dar çevrelerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Önemli kararların alım sürecinde, yetkili kurumlar içinde ele almak yerine daha üst makamlara taşıma eğilimi hakim ve bu da politika oluşturmayı geciktiren, uygulamayı zayıflatan ve yetkililerin inisiyatif almak yerine onay beklemelerine neden olan darboğazlar yaratıyor.

Ayrıca, üst düzey yetkililere aynı anda birden fazla görev verilmesi sorunu daha da karmaşık hale getiriyor. Hükümet, net bir şekilde tanımlanmış sorumluluklara sahip uzman ekipler kurmak yerine, aynı anda birden fazla pozisyon ve görevi yönetmek için sınırlı sayıda güvenilir kişiye güveniyor gibi görünüyor.

Suriye'nin geçiş hükümetinin sırtına yüklenmiş yapısal sorunların çoğu, harap olmuş bir devlet miras almak ve Esed rejiminin verdiği kurumsal hasar da dahil olmak üzere, kendi eseri değil

Basel Suveydan'ın Tarım Bakanı olarak atanması, bu yaklaşımın tehlikelerine dair bir örnek olarak öne çıkıyor. Terfisinden önce Suveydan’ın, Tarım Bakan Yardımcılığı, Yasadışı Zenginleşme İle Mücadele Komitesi Başkanlığı, İthalat ve İhracat Komitesi Üyeliği, Varlık Fonu’nda Tarım ve Hayvancılık sektörü direktörlüğü de dahil olmak üzere birçok görevi aynı anda yürüttüğü anlaşılıyor. Bu arada, İdlib Üniversitesi'nde kırsal mühendislik alanında yüksek lisans yaptığı da bildiriliyor. Bakanlık görevini üstlendikten sonra bu görevlerden hangilerini bıraktığı belirsizliğini koruyor.

Burada mesele Suveydan'ın ne kadar yetkin olduğu değil, bu iç içe geçen sorumlulukların mevcut yönetim modeli hakkında ortaya koyduğu şeydir. Çok sayıda rolü sınırlı sayıda yetkilinin elinde toplamak sadakati ve kontrolü korumaya yardımcı olsa da, yetkilileri tüketme, hesap verebilirliği zayıflatma, nitelikli bireyler havuzunu daraltma ve devletin etkili bir şekilde yönetme yeteneğini baltalama riskini de beraberinde getiriyor.

Kabine değişikliğinin ötesinde

Suriye'nin geçiş hükümetinin sırtına yüklenmiş yapısal sorunların çoğu, harap olmuş bir devlet miras almak ve Esed rejiminin verdiği kurumsal hasar, ekonomik krizin baskıları, siyasi belirsizlik ve azalan kamu güveni de dahil olmak üzere, kendi eseri değil ve kontrolü dışında kalan faktörlerle bağlantılı. Ancak, bu kısıtlamalar, devletin yönetilme biçiminde daha derin bir değişiklik eşlik etmedikçe, ne kadar kapsamlı veya iyi düşünülmüş olursa olsun, yalnızca bir kabine değişikliğiyle aşılamaz.

rth
Eski Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ve Maha Uluslararası Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı, Şam Geçidi Medya Şehri projesi için bir mutabakat zaptı imzalıyor, 30 Haziran 2025 (SANA – AFP)

Bu değişim, sadece bakanları değiştirmek veya yetkilileri farklı pozisyonlar arasında transfer etmekten daha fazlasını gerektiriyor. Daha geniş katılım, daha net bir sorumluluk dağılımı, daha güçlü kurumlar, daha fazla şeffaflık ve daha etkili kamusal katılıma ihtiyaç duyuyor. Bu reformlar gerçekleşmeden, her kabine değişikliği, yönetim yapısının derin yapısı değişmeden olduğu gibi kalırken, geçici bir rahatlama sunan veya bu izlenimi veren, bir kriz yönetimi aracından ibaret haline gelme riski taşır.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suriye'deki geçiş aşamasından, genellikle bu amaca karşı çalışan bir yönetim modeli aracılığıyla devlet inşası sürecinde başarılı olması isteniyor. Kontrolü yoğunlaştırmak için tasarlanmış bir rejim, acil siyasi riskleri kontrol altına almaya yardımcı olabilir, ancak kurumları yeniden inşa etmek, uzun vadeli sonuçlar elde etmek, kamu güvenini yeniden sağlamak veya meşruiyet oluşturmak için uygun değildir. Güç ne kadar dar bir çevrede yoğunlaşırsa, geçiş sürecinin hayatta kalması için gerekli kurumların inşası da o kadar zorlaşır.

Suriye'deki bir sonraki aşamayı, değiştirilen yetkililerin sayısı değil, gücün bu dar çevrelerden etkili kurumlara ne ölçüde aktarıldığı belirleyecektir. Bu dönüşüm olmadan, kabine değişikliği bir dönüm noktası olarak değil, güçlü, kapsayıcı ve kudretli bir Suriye devletini yeniden inşa etme fırsatının kaçırılması olarak görülecektir.


Libya: Hafter büyük bir askeri tatbikat başlattı ve askerlerin kararlılığını övdü

Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
TT

Libya: Hafter büyük bir askeri tatbikat başlattı ve askerlerin kararlılığını övdü

Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)

Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) kara, deniz ve hava unsurlarının tamamı, dün öğleden sonra başlayan Der’ul Kerame 2 tatbikatına katıldı. Tatbikatın, Arap ve uluslararası diplomatik temsilcilerin de katılımıyla gerçekleştirildiği bildirildi.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, tatbikatı LUO Genel Komutanı’nın izniyle başlattı. Planlanan programa uygun şekilde başlayan tatbikatın, Genelkurmay Başkanlığı ve Halid Hafter yönetimindeki koordinasyonla yürütüldüğü belirtildi.

Tatbikat kapsamında yürütülen faaliyetlerin, dört gün önce başladığı ve devam ettiği ifade edildi. Tatbikatı havadan takip eden Halife Hafter’in, LUO askerlerinin eğitim sırasındaki performansını ve disiplinini övdüğü aktarıldı.

scdfrg
LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, 309. Tümen ile tatbikata katılan birimlerin operasyon odalarını ve konuşlanma noktalarını denetledi. (LUO Genel Komutanlığı)

Der’ul Kerame 2 tatbikatı kapsamında, Libya’nın Rasu’l Ulbe bölgesinde gerçekleştirilen faaliyetler öncesinde LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, dün sabah erken saatlerde sahada incelemelerde bulundu. Hafter’in, tatbikata katılan birliklerin yürüttüğü piyade, tank ve bina baskını eğitimlerinin seyrini yerinde takip ettiği bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Halid Hafter’in 309. Tümen Komutanlığı ile tatbikata katılan birlik ve tugayların komutanlarıyla bir toplantı gerçekleştirdiği ifade edildi. Hafter’in, LUO personelinin sergilediği ‘ileri seviye performansı’ takdir ettiği, modern ve gelişmiş bir silahlı kuvvet inşasının ise sürekli eğitim, disiplin ve askeri yeterliliğin artırılmasına dayandığını vurguladığı kaydedildi.

sdfrgtyh
Askeri tatbikattan bir görüntü (LUO Genel Komutanlığı)

LUO, hava savunma ve kara sistemlerinin geliştirilmesi başta olmak üzere askeri envanterini modernize etmeye devam ediyor. Ordunun, uluslararası ortaklarla geniş kapsamlı silahlanma ve eğitim anlaşmaları yaparak operasyonel hazırlığını artırdığı belirtiliyor. Modernizasyon sürecinin öne çıkan unsurlarından birinin, kara birliklerinin Rus yapımı BTR-82A araçları ve Spartak ile güçlendirilmesi olduğu, ayrıca ana muharebe tanklarının da geliştirildiği ifade ediliyor.

Rasu’l Ulbe bölgesinde geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana hazırlıkları süren tatbikata yaklaşık 25 bin asker ve subayın katıldığı bildirildi. Tatbikatın ‘LUO tarihindeki en büyük tatbikat’ olarak nitelendirildiği aktarıldı.

Tatbikatın icra edildiği Rasu’l Ulbe bölgesinin, ülkenin kuzeydoğusunda, Derne kentine bağlı el-Aziyat yerleşiminin güneyinde bulunduğu belirtildi.

Saddam Hafter’in 4 Mayıs’ta tatbikata katılan tugay ve birlik komutanlarıyla bir araya gelerek hazırlık seviyesini değerlendirdiği, genel planlama çerçevesinin, organizasyon yapısının ve birlikler arası koordinasyon mekanizmasının gözden geçirildiği kaydedildi.

xasdfer
Helikopterle yapılan tatbikatlar (LUO Genel Komutanlığı)

Saddam Hafter, açıklamasında tüm hazırlık aşamalarının yüksek düzeyde disiplin ve hazırlıkla yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, tatbikatın planlanan programa uygun şekilde icra edilmesinin önemine dikkat çekti. Hafter, bunun LUO’nun görevlerini etkin biçimde yerine getirme kapasitesini ve operasyonel kabiliyetini ortaya koyduğunu ifade etti.

LUO’nun üst düzey komutanlardan Tümgeneral Ömer Meraci el-Magrahi ise yaptığı açıklamada, Rasu’l Ulbe’deki tatbikatın yalnızca bir güç gösterisi olmadığını, aksine hazır olma durumunu ortaya koyan net bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi.

El-Magrahi, tatbikatın disiplin ve sessizce inşa edilen bir gücün sahadaki karşılığı olduğunu belirterek, devletin zayıf olduğu yönünde beklenti içinde olanlara ordunun hazır ve güçlü olduğu mesajını verdiklerini ifade etti. Rasu’l Ulbe bölgesinin, modern Libya ordusunun tarihinde önemli bir yer tutmaya devam edeceğini de dile getirdi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, Bingazi’de Halife Hafter ile bir görüşme gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Tetteh’in Hafter’e Libya’daki siyasi, güvenlik ve ekonomik gelişmeler hakkında bilgi verdiğini ve ‘yapılandırılmış diyalog’ sürecinde kaydedilen ilerlemeyi aktardığını açıkladı. Diyalog kapsamında dört ayrı çalışma ekseninin nihai önerilerini tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

rb
LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, ‘modern ve gelişmiş silahlı kuvvetlerin oluşturulmasının, askeri eğitim düzeyinin yükseltilmesine dayandığını’ vurguladı (LUO Genel Komutanlığı)

Ayrıca, ‘küçük masa’ formatı kapsamında yürütülen istişarelere ilişkin bir brifing de sunuldu. Bu görüşmelerin, BM’nin yol haritasında yer alan ilk iki aşama konusunda uzlaşmayı engelleyen sorunların aşılmasını hedeflediği belirtildi. Söz konusu aşamalar, Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun tamamlanması ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerine ilişkin yasal çerçevenin yeniden düzenlenmesini içeriyor.

UNSMIL, Halife Hafter’in, Libya’daki siyasi süreci ilerletmeyi amaçlayan BM çabalarına LUO adına destek verdiğini yinelediğini açıkladı. Açıklamada, bu desteğin Libya’nın birliğinin korunması, kurumsal bölünmenin sona erdirilmesi ve devlet inşa sürecinin desteklenmesi amacıyla yürütülen siyasi girişimlere yönelik olduğu ifade edildi.


Boş oy pusulaları olgusu... Hamas’ın yeni lider seçimi neden tıkanıyor?

(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

Boş oy pusulaları olgusu... Hamas’ın yeni lider seçimi neden tıkanıyor?

(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas’ın siyasi bürosunun yeni başkanının kim olacağına ilişkin kararın netleşmesini birçok kişi beklerken, hareket geçtiğimiz cumartesi günü sürpriz bir açıklama yaparak ilk turda sonuç alınamadığını ve ikinci tura gidileceğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın, Gazze içi ve dışındaki Hamas kaynaklarına yönelttiği, lider seçiminin neden tıkandığına ilişkin sorulara yanıt veren kaynaklar, birbirinden bağımsız olarak farklı gerekçeler aktardı. Bu gerekçeler arasında, bazı delegelerin herhangi bir adaya destek vermediklerini göstermek için ‘boş oy’ kullanmaları öne çıktı. Yarışın, Gazze’de Hamas Siyasi Büro Başkanı olan Halil el-Hayye ile yurtdışındaki siyasi büro başkanı Halid Meşal arasında geçtiği belirtildi.

Hamas, 1987’deki kuruluşundan bu yana en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. 7 Ekim 2023 saldırısının ardından başlayan İsrail saldırılarının, hareketin farklı kollarını ve kademelerini vurduğu, bunun da çeşitli örgütsel ve mali krizlere yol açtığı ifade ediliyor.

İsrail, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi Temmuz 2024’te Tahran’da, Yahya Sinvar’ı ise aynı yıl ekim ayında Gazze’de öldürmüştü.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işleyişi ‘liderlik konseyi’ tarafından yürütülüyor. Yıl başında ise mevcut siyasi büro döneminin kalan süresinde (2025’te sona ermesi planlanırken bir yıl uzatılmıştı) hareketi yönetecek yeni bir başkan seçmek için yeni bir süreç başlatıldı. Bu sürecin, yıl sonunda ya da gelecek yılın başında yapılması beklenen genel seçimlere kadar devam etmesi planlanıyor.

El-Hayye ve Meşal’in önünde iki seçenek var

Hamas’tan üç kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Halil el-Hayye veya Halid Meşal lehine sonucun netleşmemesi durumunda tüzük ve iç düzenlemelerin iki seçeneğe işaret ettiğini belirtti: ya daha az oy alan adayın daha yüksek oy alan adayın karşısından çekilmesi ya da ilk turdan itibaren 20 gün içinde ikinci tura gidilmesi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı’nın seçimi, 71 üyeden oluşan Şura Meclisi tarafından gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 10 yıl önce 50 üyeden oluşan meclis, daha sonra hareketin iç tüzük ve yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle genişletilerek bugünkü yapısına ulaştı.

FERBTHYJ
israil hapishanelerinden serbest bırakılan mahkûmların evlerine dönüşünü kutlamak için Batı Şeria’da Hamas bayrakları sallayan Filistinliler, Ocak 2025 (Reuters)

Yurtdışındaki iki kaynak, oy pusulalarının önemli bir kısmının boş bırakıldığını (yani herhangi bir isim işaretlenmeden kullanıldığını) ve bunun da herhangi bir adayın ilk turda sonuç elde etmesini engellediğini aktardı.

Hareketin üst düzey isimleri olan bu iki kaynak, bunun Hamas Siyasi Büro Başkanlığı düzeyinde ilk kez karşılaştıkları bir durum olduğunu vurguladı.

Kaynaklardan biri, ‘boş oy’ olgusunun iki adaydan duyulan memnuniyetsizliğe ya da bazı konularda izlenen politikalara yönelik bir protesto niteliği taşıyor olabileceğini ve genç bir liderliğe yönelme eğilimini yansıtabileceğini ifade etti. Diğer kaynak ise bunun mutlaka adaylara yönelik bir protesto anlamına gelmediğini, daha çok bazı politikaların reddedilmesi, geçici bir başkan seçimi fikrinin ertelenmesi ya da genel seçimlere kadar mevcut liderlik konseyinin görevine devam etmesi yönünde bir tercih olabileceğini değerlendirdi.

Kemik kırma

Hamas içinde ve dışında yapılan değerlendirmeler, Halil el-Hayye ile Halid Meşal arasındaki rekabetin, hareket içinde iki farklı eğilimi temsil eden iki kampın yaklaşım farklarını yansıttığı yönünde. Buna göre el-Hayye’nin, Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’na daha yakın olduğu ve İran ile daha güçlü bir yakınlaşmayı savunan çizgiye destek verdiği düşünülüyor. Meşal ise Hamas’ın çizgisinin Tahran’a bağlı olmaktan ziyade daha bağımsız bir hat izlemesini savunan bir eğilimi temsil eden isim olarak görülüyor; özellikle Suriye krizi sürecindeki tutumu ve hareketin bu çatışmanın dışında kalmasını savunması bu çerçevede değerlendiriliyor.

GRTHYJ7
(Sağdan sola) Hamas Liderlik Konseyi üyeleri, Muhammed Derviş, Halil el-Hayye ve Nizar Avadallah, Şubat 2025'te merhum İran Dini Lideri Ali Hamaney ile yaptıkları görüşme sırasında (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze dışından bir kaynak, Meşal ile el-Hayye arasındaki yarışı ‘kemik kırma’ mücadelesi olarak nitelendirirken, Hamas’ın Gazze’deki liderliğinin daha önceki iki seçim döneminden bu yana hareketin en kritik karar mekanizmalarında belirleyici bir ağırlığa sahip olduğunu ifade etti. Aynı kaynak, ortaya çıkan farklı ittifaklara rağmen ‘kardeşlik ruhunun’ korunduğunu da vurguladı.

Gazze içinden bir kaynak ise kimin lider olacağından bağımsız olarak kararların Hamas içinde oy birliğiyle alındığını belirterek, liderin tarihsel rolü veya konumundan ziyade örgütün kolektif iradesinin esas alındığını söyledi.

Önceki seçimlerde neler oldu?

Geçmiş yıllarda Hamas’ın siyasi büro başkanlığı seçimleri, büro ve çeşitli organların tamamını kapsayan daha geniş kapsamlı seçimler çerçevesinde gerçekleştiriliyordu. Bu süreçte, siyasi büro üyeliğine adaylar arasından en yüksek oyu alan isim aynı zamanda başkanlığı da üstleniyordu.

En son kapsamlı seçimlerin 2021 yılında yapıldığı, bu seçimlerde İsmail Heniyye’nin ikinci dönem için siyasi büro başkanlığını kazandığı belirtildi. Heniyye’nin en yakın rakiplerinin sırasıyla Salih el-Aruri ve Muhammed Nazzal olduğu ifade edildi.

BGRYJUT
2 Ocak 2024’te Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri ve onun yerine geçen merhum lider Yahya Sinvar, 2017 yılında Kahire’de Fetih Hareketi’yle uzlaşma anlaşması imzalanırken (Reuters)

2017’de hareketin ilk kez başkanlığını üstlenen Heniyye, seçim sürecine büyük ölçüde rakipsiz şekilde girmişti. Bu süreçte 2013-2017 yılları arasında Hamas Siyasi Büro Başkanlığı’nı yürüten Halid Meşal’in adaylığının mümkün olmaması, Heniyye’nin önünü açan önemli bir etken olarak değerlendirildi.

Gazze Şeridi düzeyinde yapılan ve mevcut seçimlere benzer nitelikteki son oylamada ise Gazze Siyasi Büro Başkanlığı için Yahya Sinvar ile Nizar Avadallah arasında sert bir yarış yaşandığı belirtildi. Seçimin ikinci tura gitme ihtimali gündeme gelirken, Avadallah’ın daha sonra çekilerek Sinvar lehine adaylıktan vazgeçtiği ifade edildi.