Suudi eleştirmen ve düşünür Saad el-Bazei Al-Majalla’ya konuştu: Kral Abdulaziz'in açılımlarına geri dönüldüğüne tanık oluyoruz

Suudi Arabistan’da kültür öncü bir rol oynadı

Saad el-Bazei
Saad el-Bazei
TT

Suudi eleştirmen ve düşünür Saad el-Bazei Al-Majalla’ya konuştu: Kral Abdulaziz'in açılımlarına geri dönüldüğüne tanık oluyoruz

Saad el-Bazei
Saad el-Bazei

Hüda Selim el-Muhaysevi

Suudi eleştirmen ve düşünür Saad el-Bazei, 1953'te Suudi Arabistan'ın kuzeyindeki Kureyyet'ta doğdu. Erken yaşlarda Riyad'a taşındı. Ardından İngiliz edebiyatı alanında uzmanlaştıktan sonra ABD’ye giderek yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamladı.

Avrupa edebiyatlarında Oryantalizm üzerine araştırmaları, Oryantalizm adlı kitabının yazarı ünlü Filistinli düşünür Edward Said ile tanışmasına neden oldu. Şiir sevgisi nedeniyle edebiyat eleştirisinde uzmanlaştı ve 1984'ten beri Riyad'daki Kral Suud Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı İngiliz Edebiyatı Profesörü olarak görev yapıyor. Riyad'daki Edebiyat Kulübü'nün başkanlığını yaptı ve ‘Riyadh Daily’ gazetesinin editörlüğünü yaptı. Çok sayıda entelektüel, edebi ve kültürel kitabı var. ‘Modern Arap eleştirisinde Öteki'ni- Batı Kabul Etmek ‘, ‘Batı medeniyetindeki Yahudi bileşeni’, ‘Kültürel farklılık, farklılık kültürü ve kavramların göçü; kültürel dönüşümlerin okunması’ bu kitaplardan bazılarını oluşturuyor. Yirmi kitabı aşan daha birçok kitabı bulunuyor.

Gerçeklik meseleleriyle, özellikle de moderniteyle ilgilenen organik entelektüel imajı temsil ediyor. Bu, moderniteyi konu alan birçok eseri çevirmesinde kendini gösterir. Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman'ın ‘Akışkan Modernite Çağında Etik’ adlı eseri, 17’inci yüzyıldan 20’inci yüzyıla uzanan ‘Modernitenin Seyirleri - Altmış Metinde Batı Modernitesi’,  Jerald F. Dirks’in Amerikan tarihinde Müslümanlar (Muslims in American History) bu eserlerden bazılarını oluşturuyor. Dikkatini moderniteye odaklamasına rağmen feminizm kavramı, farklılık kültürü, ötekini kabul etme, mekânlarda ve sanatta anlam sorunu gibi pek çok vizyon ve konuyu belgeledi ve sundu.

Bazei, bu röportajda, çalışmaları ile ilgili düşünmesini ve görüşlerini gerektiren bir dizi kritik ve entelektüel konu hakkındaki soruları yanıtlıyor.

“Yaşanan gelişmeler kadın alanında protestoların gerileyeceğini düşündürüyor ama bunun kadın edebiyatına etkisinin ortaya çıkması zaman alacak.”

-Entelektüel meşguliyetlerinizi takip eden herkes, modernite ve onun sorunlarıyla meşgul olduğunuzu görüyor. Bize resmin ne olduğunu, arka planını ve arkasındaki amacı açıklayabilir misiniz?

Modernite, diğer pek çok kültürde olduğu gibi Arap kültüründe de merkezi bir konudur; dolayısıyla benim ve başkalarının ilgi odağı olması doğaldır. Modernite, yenilenmeyle eş anlamlıdır ancak kalıplaşmış düşüncenin reddedilmesi, farklı olanın kabul edilmesi ve her düzeyde başkalarına açık olmak gibi başka çağrışımlar da kazanmıştır. Ama bana göre insan kültürlerinde olduğu gibi Arap-İslam kültüründe de anlam, doğruluk ve sevgi gibi birçok temel değere saygı gösterilmesiyle sınırlıdır. Benim kabul ettiğim açıklık bu değerlere bağlıdır ve burada genişletilmesi zor olan sosyal yaşamdaki diğer birçok veriyle tutarlıdır.

Araplar ve modernite
Araplar ve modernite

- Arap dünyasının moderniteyle ilişkisini, Batı modernliği kavramlarının dolaşımını veya sizin deyiminizle kavramların göçünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Arap aydınlarının ve yazarlarının moderniteyle ilişkileri değişkenlik gösterdiğinden bunu kısa bir cevapla özetlemek zordur. Muhalifler var, meraklılar var ve iki grup arasında spektrumlar var. Ancak, bu konudaki görüşümü ‘Diğerinin Kabulü’ ve ‘Kavramların Göçü’ gibi çeşitli kitaplarda özetledim. Her iki kitapta da çizilen resim, genel olarak etkileşim düzeyi açısından benim istediğim şey değil. Arap dünyasında modern düşüncenin, özellikle de modern felsefenin, algısı bazen yanlış anlama, bazen basitleştirme ve bazen de yabancılaşma ile karakterize olmuştur. Ancak, bu durum, yüksek düzeyde etkileşimden yoksun değildir.

Arap dünyasındaki miras ve modernite meselesine gelince, bazıları bir kopuş olduğunu söylüyor, bazıları ise mirasın etkisiz hale getirilemeyeceğini, aksine onun üzerine inşa edilmesi gerektiğine inanıyor. Peki siz bunlar arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

Bu zaman zaman sorulan bir soru. Ben bunun siyah-beyaz gibi net bir cevabı olmadığını düşünüyorum. Kültür, miras olmadan olmayacağı gibi modernlik ve gelişme olmadan da olmaz. Bir yöne kaymak mümkündür, ancak ikisinden birini terk etmek mümkün değildir. Bunu mümkün sanan kimsenin söyleyecek önemli bir şeyi yoktur.

Suudi Arabistan'daki değişikliklere girmeden önce, biraz geriye gidelim ve geçen yüzyıl boyunca, bu değişikliklerin en önemli özellikleri nelerdir ve bunlar günümüzle ilgili olarak kabul edilebilecek bir şey var mı?

Suudi Arabistan'daki değişiklikler, kuruluşuyla birlikte başladı ve Kral Abdulaziz, yalnızca siyasi düzeyde değil, aynı zamanda Suudi Arabistan'ı iletişim ve başkalarına açılma yoluyla dünyayla bütünleştirme düzeyinde de ilk dönüştürücüydü. Ancak, bu yolda devam etme çabaları, bazen gerilemeye yol açan zorluklarla karşılaştı. Bugün gördüğümüz şey, kurucunun belirlediği temel yola geri dönmektir.

Suudi Arabistan Krallığı'nda yaşanan değişimler sadece Arapların değil tüm dünyanın dikkatini çekti. Bu değişimlerin sahadaki yansımaları ve en önemli çıktıları sizce nelerdir?

Bu değişiklikleri birkaç cümlede özetlemek zordur, ancak en önemlileri arasında dini bağnazlığı azaltmak ve dünyanın aktif ve katılımcı bir üyesi olmak için ülkenin yerini korumak yer alır. Kültürel konular, olumlu değişimin ön saflarında yer aldı ve bunun aynı güçle devam etmesini umuyorum.

“Arap dünyasında modernitenin algılanışı belirsizlik, yabancılaşma ve yanlış anlama ile karakterize edilmiştir. Gelenek ve modernite olmayan kültür yoktur.”

Kadın

Suudi Arabistan'daki kadınlarla ilgili yazıların 1970-90'lı yıllar arasında güçlü ve cesur bir şekilde ilerlediğini göz önüne alarak, Suudi kadınların bu sahnedeki varlığından bahsedelim. Bu dönem hakkında da bizi daha fazla aydınlatır mısınız?

Son yirmi yılda en azından, Suudi Arabistan'daki kadın edebiyat sahnesinde önemli bir değişiklik görmüyorum. Son zamanlarda meydana gelen gelişmeler, kadınları iç ve dış platformlarda destekledi ve bunun edebi ve entelektüel üretim üzerinde bir etkisi olmuş olabilir. Muhtemelen öyle de olmuştur, ancak henüz bana netleşmemiştir. Beklenen değişikliklerden biri de bazı temel hakların kaybına karşı protestoların gerilemesi, ancak bunun üretim düzeyine etkisi şu anda net değil.

Çevirdiğiniz eserler çoğunlukla modernlik, başkalarının kültürü ve bunların kabulü etrafında dönüyor. Özel olarak Suudi kültürüne ve genel olarak Arap kültürüne tanıtılması öncelikli konu ve başlıklar var mı?

Bahsedilen konularla meselelerle ilgilenmek, yabancı edebiyat alanında uzmanlaşmamın doğal bir sonucudur. Bu, bana diğerini yakından tanıma fırsatı verdi. Bu, diğerleriyle birlikte yaşamak veya onlarla yakın olmakla değil, kültürleri aracılığıyla oldu. Edebiyat, her zaman bu kültürün derinliklerinde yer alır. İngiliz edebiyatı uzmanı olarak doğrudan bilgim, bana Batı teorilerini ve kavramlarını anlamamı sağladı. Bu da bazı Arap eleştirel uygulamalarındaki hataları keşfetmeme yardımcı oldu.

Kimlik

1975 yılında Amerika'ya geldiğinizde kimliğinizi kaybetme korkusu yaşadınız, bu deneyimin ardından 1984 yılında Suudi Arabistan’a döndüğünüzde endişeniz neydi?

Ülkeme döndüğümde, kimliğimi teyit etmek için Arap edebiyatı, özellikle de Suudi ve Körfez edebiyatı üzerine yoğunlaştım. Ayrıca kimlik karmaşası yaşıyordum ve aidiyetimi teyit etmeye ihtiyacım vardı. Bu nedenle, öncelikle çöl kültürünü incelemeye başladım. Bu, endişelerimi ve bunları aşma çabalarımı yansıtıyordu. Sanırım bu eğilim devam ediyor. Örneğin, İngilizcenin baskınlığı ve Arapçanın pahasına üzücü bir şekilde yayılması karşısında sürekli olarak Arapçayı savunmam bunu gösteriyor.

"Batı Uygarlığındaki Yahudi Bileşeni" adlı kitabınızla ilgili bir soru sormak istiyorum. Kitabınızda, Yahudi düşünürlerin Batı düşüncesi üzerindeki etkisini araştırıyorsunuz. Bu düşünürlerden bazıları, Karl Marx, Sigmund Freud ve Hannah Arendt gibi, kendi dinlerinden önemli ölçüde etkilenmiş kişilerdir. Bu durum, sizin gibi farklı bir dini referans çerçevesine sahip bir düşünürün, bu düşünürlerin çalışmalarını araştırmasını nasıl etkiliyor?

Kitap, dini açıdan Yahudileri değil, şöhreti İncil'i eleştirmeye dayanan Spinoza hariç, dindar olmayan Yahudi gruplarına mensup laik düşünürleri ele alıyor. Dolayısıyla dini geçmişimin önemli bir rolü yok, daha doğrusu entelektüel geçmişim, yani farklı bir kültüre ait olmam ve belirli bir eleştirel bakış açısıyla hareket noktam. Kitap, bu düşünürlerin, akademisyenlerin ve yaratıcıların dinsel değil etnik bağlılıklarının Avrupa'daki Yahudi gruplarını, yani yüzyıllardır zulüm gören ve kendine ait bir mirası olan bir azınlığa mensup olmalarını nasıl etkilediğini vurgulayan bir çalışma olmayı amaçlıyor. Bu onların Batı'da bilime, felsefeye ve edebiyata katkılarını nasıl etkiledi? Kitabı ilgilendiren de budur.

“Kavramlar yabancılaşabilir ve farklı entelektüel roller oynayabilir”

Sağa doğru yükseliş

Modernite bağlamında, bazı Batı toplumlarında veya bazı ülkelerin resmi politikalarında şu anda gözlemlediğimiz, sağcı olarak tanımlanabilecek davranışları nasıl açıklıyorsunuz? Bu bizi, Zygmunt Bauman'ın ortaya attığı ve siz de çevirmen Suriyeli Buthaina el-İbrahim ile birlikte kitabının çevirisini yaptığınız akışkan modernite kavramına götürüyor mu?

Sağın, akışkan moderniteyle pek ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Sağcı eğilim çeşitli nedenlerle büyüdü veya yoğunlaştı; bunlardan en önemlisi Avrupa'nın etnik ve dini kimliğine yönelik bir tehdit olduğu yönündeki hissiyattı.

‘Kavramların Göçü’ kitabını yazdınız. İnsanların göç ettikten sonra mekan ve zamana yabancılaşması gibi kavramlar da yabancılaşıyor mu? Peki Araplar tarihsel bağlamın rahminden doğduğu ve onun bir aynası olduğu halde neden kendi kavramlarını yazamıyorlar?

Evet, kavramlar yabancılaşabilir, yani değişebilir ve orijinal ortamlarında oynadıkları rollerden biraz farklı düşünsel roller üstlenebilirler. Arap dünyasında, diğeriyle etkileşim bağlamında ortaya çıkan kavramlar ve mevcut durumları ele alma bağlamında ortaya çıkan kavramlar vardır. Örneğin, Cezayirli düşünür Malik Bin Nebi'nin "sömürgeciliğe yatkınlık" kavramı, tamamen Arap-İslamî bir kavramdır. Faslı düşünür Taha Abdurrahman'ın da geliştirdiği kavramlar vardır. Ancak, Arap kültürü, tarihi boyunca gelişen ve burada ele alınamayacak kadar çok kavramla doludur.

Fotoğraf Altı:  el-Ula (AFP)
el-Ula (AFP)

Geçtiğimiz yüzyılda, o dönemin gelişmekte olan ülkeleri olan Körfez ülkelerinde, örneğin Lübnan, Suriye, Mısır, Irak gibi ülkelerdeki aydınların deneyimlerinden yararlanıldı. Günümüzde Arap coğrafyasında aydınların etkileşiminin düzeyini ve doğasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence, Arap toplulukları ile Körfez toplumları arasındaki etkileşim, ekonomik ve muhtemelen siyasi koşullar tarafından zorunlu kılınan doğal bir etkileşimdir. Ancak, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, uzun zamandan beri Arap varlığına şüphesiz fayda sağlamıştır. Aynı şekilde, Arap kardeşler de bölge ülkelerinde bulundukları için fayda sağlamışlardır. Onlar doğal olarak yabancı değildirler. Bugün sıkıntı çeken Arap bölgelerinin, tıpkı şu anda bölgedeki halklarının varlığından yararlandıkları gibi, daha sonra koşullar düzeldiğinde de yararlanacaklarına inanıyorum.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.