Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

İsrail, rehineleri kurtarma operasyonlarında Gazze'nin içlerine sızan ve mezarlardan cesetler çıkaran gizli ajanlardan oluşan birimler kullandı

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
TT

Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki Filistinli silahlı grupların saha kaynakları, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'ndeki İsrailli rehineleri ölü ya da diri olarak kurtarmak için gerçekleştirdiği operasyonlara ilişkin yeni ve heyecan verici detayları ortaya çıkardı.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail’in Gazze’de rehinelerin tutulduğunu düşündüğü noktalara operasyonlar düzenlemek için gizli görevdeki kişilerden oluşan küçük bir özel kuvvet birimi kullandığını, bu birimin aynı zamanda belirli mezarlıklarda gömülü olduğuna inanılan İsraillilerin cesetlerini aradığını aktardı.

rftb
İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından dağıtılan fotoğrafta Hamas üyelerinin İsrailli rehine Mia Limberg'i köpeğiyle birlikte serbest bıraktığı görülüyor, 28 Kasım 2023 (Reuters)

Kaynaklar, İsrail özel biriminin gerçekleştirdiği ve birinde bir kadın rehinenin kurtarıldığı, ikincisinde başarısız olunan ve üçüncüsünde İsrail güçlerinin mezarların birinden İsraillilerin cesetlerinin çıkarıldığı 3 operasyonla ilgili detaylardan bahsetti. Kaynaklar, birimin başarılı olduğu operasyonu, Gazze Şeridi'nde genişletilmiş kara operasyonunun başladığı 27 Ekim gecesinde gerçekleştirdiğini ve operasyonda İsrailli kadın asker Uri Majidish’i kurtardığını belirtti. Birimin yoğun hava koruması altında hızlı ve nokta atışı bir operasyon gerçekleştirdiğini söyleyen kaynaklar, İsrailli askerlerin o sırada Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırları yakınlarında alarm durumuna geçtiklerini aktardı.

İsrailli asker Majidish’in kurtarılması

İsrailli asker Uri Majidish’in kurtarıldığı özel operasyonun, Gazze şehrinin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki Hamid Caddesi üzerindeki bir eve gerçekleştirildiğini belirten kaynaklar, İsrail özel biriminin operasyon sırasında aralarında iki askerin olduğu bir ambulansla kampa sızdığını, eve baskın düzenlediğini ve Majidish’i esir alan iki kişiyi vurduğunu söyledi.

Hamas'ın sahada yaptığı incelemelere göre, İsrail özel birimi, Gazze Şeridi'nin kuzeybatısındaki kesimlerinde yer alan Atatra bölgesi yakınlarındaki bir noktadan eş-Şati Mülteci Kampı’na kamptaki ve çevresindeki yollardan sızdı. Operasyonun ardından birim, kamp ve çevresindeki diğer yollardan sahil yoluna, oradan da İsrail güçlerinin bulunduğu yere döndü.

İncelemeler sonucunda operasyonu gerçekleştiren İsrailli güçlerin akıcı bir şekilde Arapça konuştukları, rehinenin tutulduğu eve susturuculu silahlarla saldırdıkları, eve girer girmez evin içindekilere ateş açtıkları bildirildi. Ardından rehineye kendilerini tanıttıklarını ve rehineyi önce Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırındaki Beyt Lahiya beldesine götürdükleri anlaşıldı.

Operasyonda kullanılan ambulansa olası bir acil durumda müdahale etmek üzere Filistin plakalı bir aracın eşlik ettiğini söyleyen kaynaklar, savaş uçaklarının da bölgenin üzerinde yoğun uçuşlar gerçekleştirdiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, İsrail güçlerinin bölge çevresinde sahte baskınlar düzenlendiğini, buna el-Rimal mahallesi ile diğer yakın bölgelerde gerçek baskınların eşlik ettiğini ve birime hava koruması sağlandığını aktardı.

dfv
Gazze Şeridi'nde iki İsrail askeri (Reuters)

İsrail savaş uçakları, operasyonun başarıyla sonuçlanmasından yaklaşık iki saat sonra İsrailli rehinenin çıkarıldığı evi bombalarken, Hamid Caddesi ve çevresi de hedef alındı. Bombardımanlar bir yangın kuşağının oluşmasına neden oldu. İsrailli rehinenin küçük bir silahlı grupla birlikte olduğunu belirten kaynaklar, rehinenin Kassam Tugayları’na teslim edilmek üzere bu eve getirildiğini, ancak bu hareketliliğin İsrail istihbaratının radarına yakalandığını bildirdi. Kaynaklar ayrıca, İsrail’in rehine Kassam Tugayları’na teslim edildikten birkaç saat sonra Kassam Tugayları’nın rehineyi başka bir güvenli yere nakletmesine fırsat vermeden onlara ulaşmayı başardığını kaydetti.

Ancak Kassam Tugayları, o sırada İsrail'in kadın askeri kurtardığı açıklamasını bir ses kaydıyla yalanlamış, eğer bu gerçekse İsrail askerinin Kassam Tugayları ile ilgisi olmayan kişiler tarafından rehin alınmış olabileceği vurgulamıştı.

Başarısız operasyon

Başarısız olan operasyon ise 8 Aralık günü sabaha karşı, İsrailli özel bir birimin rehin alınan askerlerden birinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunduğu yere sızma girişimiyle başladı. Operasyonda kurtarılmak istenen İsrailli askerle birlikte özel birimin ve askeri rehin tutan grubun bazı üyeleri öldü, her iki taraftan bazıları ise yaralandı.

Olay, binlerce yerinden edilen Filistinlinin sığındığı mülteci kampındaki bir okulun bitişiğindeki küçük bir evde meydana geldi.

Kaynaklara göre, İsrail özel birimi, savaş uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde Filistin plakalı iki sivil araçla içeriye sızmayı başardı. Birimin üyeleri, onlarla çatışmaya giren Kassam Tugayları üyeleri tarafından fark edilmeden evin kapısına kadar gelmeyi başardı.

Çatışmalar 40 dakikayı aşkın bir süre devam etmesine rağmen özel birim, bölgeye girdi ve İsrailli rehin askeri kurtarma girişiminde bulundu. Özellikle şiddetli silah seslerinin duyulduğu bölgeden Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kıyı bölgesine doğru çekilmek zorunda kalan özel birim üyelerinin bir kısmı yaralandı. Bunun üzerine İsrail ordusu, özel birimin başka Filistinli silahlı gruplar tarafından kuşatılmasını önlemek için bölgenin çevresini bombalayan savaş uçaklarının eşliğinde çatışmaya dahil oldu.

rt5h5y
Gazze Şeridi'ndeki kara harekatına katılan İsrail askerleri (Reuters)

Kassam Tugayları tarafından o gün sabaha karşı yapılan açıklamada, İsrailli rehineyi kurtarmaya çalışan İsrail özel biriminin girişiminin engellendiği, iki taraf arasında çatışma çıktığı duyuruldu. Çatışmalar sonucu İsrail özel birimi üyelerinden bazılarının öldüğü ve bazılarının da yaralandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının çatışmaya dahil olarak İsrail özel birimi üyelerinin geri çekilebilmesi için bölgeye yoğun bombardımanlar düzenlediği aktarıldı.

Rehine asker öldürüldü

Kassam Tugayları tarafından o dönemde yapılan açıklamada, 207775032 numaralı karta sahip İsrailli esir asker Sa'ar Baruch'un (25) çatışmalar sırasında İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucunda öldürüldüğü kaydedildi. Ayrıca, İsrail özel biriminin iletişim cihazının ele geçirildiği bildirilmişti. İsrail ise olayda iki askerin ağır yaralandığını ve rehin askerin kurtarılmasına yönelik operasyonun başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail'in birçok baskınında rehinelerin söz konusu noktalarda olmadığının anlaşılması sonucu başarısızlıkla sonuçlandığını ve bazılarının da hedeflenen bölgelere ulaşamadığını söyledi. İsrail, esir takası anlaşması yapmak yerine rehinelere ulaşmaya çalışıyor ve Gazze'de İsraillilere ait cesetleri arıyor.

İsrail ordusunun mezarlardan çıkardığı cesetler çıkarıp üzerlerinde inceleme yaparak bazı cesetleri bulmayı başardığını da aktaran kaynaklar, İsrail ordusunun mezarlıklardan ve savaş sırasında bazı meydanlarda açılan geçici mezarlardan bazı cesetleri çıkardığını ve bu cesetlerin Filistinli gruplar tarafından gerektiğinde kimliklerinin tespit edilmesi ve herhangi bir esir takası anlaşmasının yapılmasının ardından İsrail’e teslim edilmesi için numaralandırıldığını doğruladı.

İsrail ordusunun izleme ya da istihbarat sonucunda ulaştığı bilgiler doğrultusunda rehinelerin cesetlerinin kimliklerini tespit etmek için aralarında Filistinlilerin cesetlerinin de olduğu birden fazla ceset çıkardığını aktaran kaynaklar, böylece bazı İsraillilerin cesetlerini bulmayı başardıklarını söyledi. Kaynaklar, İsrail ordusunun bu prosedürü uygulamaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



Papa Francis, Lübnan'a "olağanüstü bir ziyaret" yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
TT

Papa Francis, Lübnan'a "olağanüstü bir ziyaret" yapıyor

Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)
Papa XIV. Leo, Beyrut'a gitmeden önce Türkiye'yi ziyaret ediyor (Reuters)

Lübnan, yarın öğleden sonra Beyrut'a gelecek ve 2 Aralık Salı günü ayrılacak olan Papa XIV. Leo'yu ağırlamaya hazırlanıyor. Ziyaret, özellikle Lübnan için olağanüstü bir zamanda gerçekleşmesi ve Vatikan dışına ilk çıkışı olması nedeniyle "tarihi" olarak nitelendiriliyor. Papa, Lübnan yolculuğu öncesinde Türkiye'ye de uğrasa da Türkiye ziyaretinin amacı, Hristiyan doktrinini oluşturan ilk ekümenik konsey olan İznik Konsili'nin 1700. yıldönümünü İstanbul Patriği ile birlikte anmaktı.

Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)Lübnan'ın Cel el Dib kentindeki Psikiyatri Hastanesi'nde Papa XIV. Leo'yu tasvir eden poster (Reuters)

Bu bağlamda, Papalık ziyaretinin resmi kilise koordinatörü Piskopos Mişel Avn, "Papa, Lübnan ve Lübnan halkının büyük acılar çektiğinin farkındadır ve yalnızca Lübnan halkı düzeyinde değil, aynı zamanda ziyaretinin Lübnan'a dünya çapında ışık tutması nedeniyle de bu ülkenin yanında durmayı gerektiren zor durumu anlamaktadır" dedi. Piskopos Avn, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Papa'nın Beyrut'tan açıklayacağı tutumların "Lübnan'ın mesajını ve bir arada yaşama taahhüdünü vurgulayacağını, böylece bölgesel veya uluslararası olsun, dünyadaki tüm karar vericilerin bunları duyacağını" belirtti. Papa, bizzat Lübnanlılara hitap edecek ve Beyrut'taki liderleri tüm vatandaşlarına layık bir devlet kurmak için birleşmeye çağıracak. Ayrıca tüm dünya için açık bir mesaj olacak"ifadesini kullandı. Avn, bu nedenle "Papa, ziyaretinde, Vatikan'ın Lübnan'ın varlığına, çağrısına ve misyonuna önem verdiğini söylemek için Lübnan'ın yanında yer aldığını" vurguladı.

Büyük Ayin

Piskopos Avn, Papa'nın seyahat programındaki durakların belirlenmesinin nedenlerini anlattı. Ziyaretin en önemli etkinliği olan ve yaklaşık yüz bin Lübnanlının katılması beklenen Büyük Ayin'in yanı sıra gençlerle buluşma da bu kapsamda değerlendirildi. Papa'nın insani yardım odaklı bir yeri ziyaret etme isteği doğrultusunda, Ortadoğu'da türünün tek örneği olan Deyr el-Salib Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi seçildi.

Dini Liderlerle Toplantı

Lübnan, diyalog ve Müslüman-Hristiyan birlikteliğinin ülkesi olarak bilindiği için Beyrut şehir merkezinde düzenlenecek "Ekümenik Toplantı" önemli bir etkinlik olacak. Lübnan'daki dini toplulukların liderleri, 1 Aralık Pazartesi günü saat 16:00'da Papa'nın etrafında toplanacak. Piskopos Avn'a göre resmi bir diyalog olmayacak, bunun yerine dört Müslüman ve dört Hristiyan liderin yapacağı sekiz konuşmanın ardından Papa konuşacak. Papa ayrıca, başta Harissa'daki din adamlarıyla bir toplantı ve Aziz Çarbel türbesinin bulunduğu Annaya'daki Aziz Maron Manastırı olmak üzere çeşitli yerleri ziyaret ederek, dua edecek.

Beyrut Limanı'nda Dua

Bu ziyaretin dikkat çeken bir özelliği de 4 Ağustos 2020'de Lübnan'ı vuran büyük patlamada hayatını kaybedenlerin anısına Beyrut Limanı'nda bir dakikalık saygı duruşunda bulunulacak olmasıdır. Ziyaretin başlayacağı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda üç cumhurbaşkanı yetkililerle bir araya gelecek. Üç cumhurbaşkanının, Papa'yı Beyrut Uluslararası Havalimanı'na varışında karşılayacakları da unutulmamalıdır.

Piskopos Avn, bu ziyaretin kilise üzerinde olumlu bir etki yaratmasını umduğunu belirterek, "Duanın amacı sadece ziyaretin herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadan barışçıl bir şekilde geçmesi değil, aynı zamanda Kutsal Hazretleri'nden gelecek önemli mesajları ve sunacağı davetleri almaya hazırlanmaktır" dedi.

Farid Hazen: Ziyaretin Manevi ve Siyasi derinliği var

Papa'nın ziyaretinin dini öneminin ötesinde, siyasi bir boyutu da var. Patrikhane ile uzun süredir devam eden ilişkisinden güç alan Milletvekili Farid Hazen, bu noktayı Şarku'l Avsat'a şöyle anlattı: "Ziyaretin zamanlaması oldukça önemli. Papa'nın ilk ziyaretlerinden biri olmasının yanı sıra, asıl etken Vatikan'ın Lübnan'ı bölgedeki Hristiyanların son kalesi olarak görmesi ve Hristiyan varlığını ve Hristiyanların Lübnan'daki statüsünü korumak istemesidir." Hazen, "Bir diğer nokta da genel bölgesel durum, Güney Lübnan'da yaşananlar ve İsrail ile yaşanan savaş. Tüm bu tehlikeler, Papa'nın gelip 'Medeniyetlerin bir mesajı ve buluşma noktası, bir arada yaşama ve birlik Lübnan'ı olarak Lübnan'a bağlıyız ve Lübnan'da istikrara bağlıyız' demesi için birincil ve ilave bir motivasyon kaynağı" değerlendirmesinde bulundu.

Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)Papa XIV. Leo'nun Beyrut'ta karşılanışı için 21 Kasım'da asılan bir poster, (AP)

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan gelen mesajla ilgili olarak Hazen, "Vatikan Devlet Başkanı olarak vereceği mesajın büyük olasılıkla Lübnan devletinin, kurumlarının, Lübnan'daki barışçıl yolun ve genel olarak barışın onayını içereceğini" belirtiyor.

Güvenlik garantileri

Güvenlik açısından Hazen, ziyaretin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Vatikan ve Kilise'nin ziyaretin planlandığı gibi devam edeceğine dair güvence aldığını belirten Hazen, "Vatikan'ın, güvenlik sağlanacağından emin olmadan Papa Hazretleri'ni getirme riskini göze alacağını sanmıyorum" dedi.

Papa'nın ziyareti, lojistik, güvenlik ve medya düzenlemelerinin yanı sıra, özellikle seyahat edeceği güzergahlar için yol planlarını da içeriyor. İsviçre Muhafızları ve İtalyan Jandarma yetkilileri, Papa'nın gezileri sırasında güvenliğinden sorumlu.

Aktif Vatikan Diplomasisi

El-Hazen, "Lübnan yararına uluslararası toplumla temaslar aracılığıyla dünyada aktif, etkili ve çok etkili bir Vatikan diplomasisi"nden bahsediyor ve ekliyor: "Bu ziyaretin doğrudan etkisinden çok dolaylı bir etkisi var." "(Dolaylı etki) dediğimde, asıl önemli olanın ziyaret değil, Hazretleri'nin ziyaretten sonra yapacağı çalışmalar olduğunu kastediyorum."

El-Hazen, Vatikan'ın tüm mezheplerden uzak durduğunu ve aralarında birlik, iş birliği ve iletişimi teşvik etmeye kararlı olduğunu teyit ettiği için çeşitli dini toplulukların bir araya gelmesinin olağanüstü önem taşıdığını belirtti. El-Hazen, bu çoğulculuk ve çeşitlilik olmadan, Lübnan'ın Vatikan'ın hayal ettiği Lübnan olmayacağına inanıyor.

Papa'nın Lübnan'a Dördüncü Ziyareti

Papa'nın Lübnan'a yaptığı bu ziyaret, bir papanın ilk ziyareti değil. İlk ziyaret, Papa VI. Paul'ün Hindistan'a giderken Beyrut'u ziyaret ettiği ve havaalanında resmi bir karşılama aldığı 1964 yılındaydı.

Olağanüstü önem kazanan ikinci ziyaret, Papa II. Jean Paul'ün 10 ve 11 Mayıs 1997 tarihlerinde, üçüncüsü ise Papa XVI. Benedict'in 14, 15 ve 16 Eylül 2012 tarihlerinde yaptığı ziyaretti.


Beyt Cin operasyonu... İsrail'in gerilimi artıran adımları, Şam'ın işgal altındaki toprakları terk etmeyi reddetmesiyle bağlantılı mı?

 İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)
İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)
TT

Beyt Cin operasyonu... İsrail'in gerilimi artıran adımları, Şam'ın işgal altındaki toprakları terk etmeyi reddetmesiyle bağlantılı mı?

 İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)
İsrail'in Beyt Cin operasyonunda hayatını kaybedenlerden birinin cenazesi dün toprağa verildi. (EPA)

İsrail, güçlerinin son saatlerde Suriye'nin Beyt Cin kasabasına düzenlediği saldırının terör örgütlerini hedef alan bir güvenlik operasyonu olduğunu savunurken, analistler bu saldırının ardındaki asıl nedenin Şam ile Tel Aviv arasındaki son müzakere turunun başarısız olmasından kaynaklandığını belirtti. Analistlere göre İsrail, ‘güç yoluyla barış’ ilkesi doğrultusunda Suriye topraklarını ilhak etme iradesini dayatmaya çalışıyor.

Söz konusu analistlerin aktardığına göre İsrailli müzakereciler, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera hükümetine iki seçenek sundu: Ya Şam, 1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Golan topraklarından vazgeçecek ve tam kapsamlı bir barış anlaşması yapılacak; ya da İsrail’in kuzeyde Şeyh Dağı’ndan (Hermon Dağı) güneye sınır hattına kadar Suriye topraklarının derinliklerinde yer alan on noktayı işgal altında tutmasına imkân tanıyan aşamalı bir mutabakat anlaşması imzalanacak.

Anlaşmazlığın özünü ise İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, son açıklamalarıyla ortaya koydu. Katz, parlamentonun Dışişleri ve Güvenlik Komitesi’nin kapalı oturumunda yaptığı değerlendirmede, Suriye ile ‘bir barış eğiliminin’ bulunmadığını söyledi. Katz, “Suriye, İsrail’in Golan’dan çekilmesini talep ediyor. Bu imkânsız” ifadelerini kullandı.

Katz ayrıca, İsrail ordusunun Suriye içlerinde operasyon yürütmeye devam etmesi için gerekçeler sundu. Suriye sınırları içinde ‘Golan kasabalarını işgal etmeyi ve buraları İsrail yerleşimlerine saldırı düzenlemek için bir çıkış noktası olarak kullanmayı düşünen güçler bulunduğunu’ ileri sürdü.

Bu güçler arasında Husiler, İran’a bağlı milisler, DEAŞ, Hamas ve başka İslami grupların olduğunu söyleyen Katz, bunların hepsini ‘kuzey İsrail'e karadan yapılacak bir işgal’ için tehdit olarak değerlendirdi.

Söz konusu açıklamalar, Tel Aviv’de bile tepki çekti. Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot gazetesinden aktardığına göre “İsrail daha önce Yemen’deki Husilerin Suriye topraklarından İsrail’e karşı faaliyet yürüttüğünden” hiç söz etmedi. Gazeteye göre Husilerin, Gazze’nin yok edilmesine yol açan savaş nedeniyle son iki yılda İsrail’e füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlatmış olmalarına karşın, Suriye’de faaliyet gösterdiklerine dair herhangi bir bilgi de bulunmuyor.

 İsrail askerlerinin Beyt Cin'den çekilmeleri sırasında imha ettikleri bir askeri araç (AFP)İsrail askerlerinin Beyt Cin'den çekilmeleri sırasında imha ettikleri bir askeri araç (AFP)

Katz, Suriye’deki Dürzi meselesinin ‘İsrailli yetkilileri endişelendiren bir konu’ olduğunu söyledi. Katz, ‘İsrail ordusunun hazır bir planı bulunduğunu, Dürzi Dağı’na (Güney Suriye) yönelik saldırıların yinelenmesi halinde yeniden müdahalede bulunacaklarını ve buna sınırın kapatılmasının da dahil olacağını’ belirterek tehdit etti.

Aynı dönemde İsrail ordusu, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Suriye’nin iç kesimlerinde işgal ettiği ve 450 kilometrekareyi bulan geniş bölgede varlığını güçlendirdi. İsrail ayrıca Şeyh Dağı’nın tüm zirvelerini kontrol altına aldı ve burada 10 büyük askeri üs kurdu. Rejimin yaklaşık bir yıl önce devrilmesinin hemen ardından İsrail hava kuvvetleri, Suriye’nin havaalanları ve askeri üslerine kapsamlı saldırı düzenleyerek ülkenin hava savunma kapasitesinin yüzde 85’ini imha etmişti. Ardından İsrail, Deyrizor’dan Humus’a, Halep’ten Dera’ya kadar Suriye’nin farklı noktalarına hava saldırıları düzenlemeyi sürdürdü ve ‘terör şüphelisi’ olarak nitelediği kişileri yakalamak için çeşitli bölgelerde operasyonlar gerçekleştirdi. İsrail ordusu, Dürzileri koruma iddiasıyla Suriye’nin güneyindeki iç çatışmalara da müdahil oldu ve çoğunlukla Dürzilerin yaşadığı Süveyda’ya Golan’dan uzanan bir İsrail koridoru açılmasını talep etti.

İsrail, Suriye’nin güneyini iki bölgeye ayırdı. İlk bölge, sınır boyunca 5 ila 7 kilometre derinliğinde bir güvenlik kuşağıydı ve buraya herhangi bir silahlı unsurun girmesi yasaktı. İkinci bölge ise Şam’dan Dera’ya uzanan ve Suriye ordusunun ağır araç sokamadığı silahtan arındırılmış bir alandan oluşuyordu. Bu sınır bölgelerinde İsrail, iki ülkenin üst düzey müzakere heyetlerinin ABD, Türkiye ve Azerbaycan gibi arabulucuların gözetiminde farklı başkentlerde toplandığı bir dönemde dahi zaman zaman saldırılar düzenledi.

İsrail askerlerinin Suriye'nin Beyt Cin kasabasında bombaladığı bir evde meydana gelen yıkım (Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü – AP)İsrail askerlerinin Suriye'nin Beyt Cin kasabasında bombaladığı bir evde meydana gelen yıkım (Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü – AP)

Analistler, İsrail’in son saldırılarının müzakere sürecinin bir parçası olduğunu ve Şam’a taviz kabul ettirmek için baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.

Son haftalarda İsrail, ordunun komando birlikleri olarak bilinen 55. Tugay’ı Gazze Şeridi’ndeki Han Yunus bölgesinden çekerek Suriye’ye konuşlandırdı. Bu birliklerin, Gazze’de ve Lübnan’ın Bint Cubeyl kasabasında yürüttüğüne benzer operasyonlar gerçekleştirmesi planlandı. Dün şafak vakti, geniş bir güçle Şam kırsalındaki Beyt Cin kasabasına giren birlikler, İsrail’e karşı saldırı hazırlığında oldukları iddia edilen üç kişiyi gözaltına almak için operasyon düzenledi. Evlerinde yatakta yakalanan üç kişi gözaltına alındı. Birlikler bölgeden çekilmeye hazırlanırken açılan ateş sonucu paniğe kapıldı; bir zırhlı personel taşıyıcı çamura saplandı ve İsrail gücü geri çekilerek geride tank işlevi gören ağır donanımlı bir Hummer aracını bırakmak zorunda kaldı. Araç, silahlı kişilerin eline geçmesinin önlenmesi için havadan imha edildi.

İsrail ordusu, olayda altı asker ve subayın yaralandığını; ikisinin durumunun ağır olduğunu açıkladı. Suriye tarafı ise 13 sivilin yaşamını yitirdiğini bildirdi ve saldırıların yalnızca sivilleri hedef aldığını savundu. İsrail ordusu, operasyonun tamamlandığını, aranan kişilerin gözaltına alındığını ve ‘çok sayıda terör unsurunun etkisiz hâle getirildiğini’ duyurdu. Ayrıca bölgede kuvvetlerin konuşlu olduğunu ve İsrail’e yönelik her türlü tehdide karşı harekete geçileceğini belirtti. İsrailli yetkililer yakalanan kişilerin ‘İslamcı bir gruba mensup militanlar’ olduğunu iddia etse de yerel kaynaklar, gözaltına alınanların herhangi bir örgütsel bağlantısının bilinmediğini, çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen siviller olduğunu söyledi.

Olayın ardından İsrail misilleme saldırılarına başladı. Kuneytra’da işgal güçleri, kentin doğusundaki Tel Ahmer bölgesini topçu ateşiyle vurdu. Ayrıca Kuneytra’nın kuzey kırsalında, Um Batna kavşağı çevresine doğru ilerleyerek üç askeri araçla bölgeye sızdı. İsrail, Beyt Cin’de askerlerinin yaralanmasına karşılık vermek üzere elinde ‘hedef bankası’ bulunduğunu açıkladı.


Patrik Bişara, Hizbullah'ın İran'dan ayrılmasını istiyor

Maruni Patriği Bişara er-Rahi
Maruni Patriği Bişara er-Rahi
TT

Patrik Bişara, Hizbullah'ın İran'dan ayrılmasını istiyor

Maruni Patriği Bişara er-Rahi
Maruni Patriği Bişara er-Rahi

Maruni Patriği Bişara er-Rahi, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının "vatanımızdaki kardeşlerimiz" olan Şiilere yönelik bir saldırı olmadığını belirterek, grubu İran'dan kurtulmaya çağırdı.

Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda er-Rahi, "Parti, silah tekeli konusunda nihai bir karar verildiğinin farkında. Bu nedenle silahlarını Lübnan ordusuna teslim etmeli ve diğer tüm Lübnan partileri gibi siyasi bir parti olarak yaşamalıdır" ifadelerini kullandı.

İsrail ise 1701 sayılı Karar'a uymadığı gibi, ateşkese de uymamış, sanki Lübnan'ı bir eyaletiymiş gibi her gün vuruyor, bombalıyor, yer yer hedef alıyor. Lübnan, taş yığınına dönüşecek.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise buna karşılık, "İsrail'in istediği gibi silahsızlanmayı isteyen herkes, İsrail'in çıkarlarına hizmet ediyor ve hedeflerine ulaşmasına yardım ediyor demektir" dedi. Kasım, partinin, komutan Heysem el-Tabtabai suikastına misillemede bulunacağını belirterek, "Bu, apaçık bir saldırganlık ve iğrenç bir suçtur ve karşılık verme hakkımız var. Bu karşılığın zamanlamasını biz belirleyeceğiz" dedi. Kasım, partiye sızan ajanların varlığını kabul ederek, "Düşünmemiz ve ders çıkarmamız gereken hatalar var" ifadesini kullandı.