Fas'ta bir köye taşınan Vietnamlı ailelerin hikayesi

Asyalı aileler, özgün gelenek, görenek ve kimliklerini korumuşlar

Fas'ta 2022'de açılışı yapılan Vietnam Kapısı (Fas Haber Ajansı)
Fas'ta 2022'de açılışı yapılan Vietnam Kapısı (Fas Haber Ajansı)
TT

Fas'ta bir köye taşınan Vietnamlı ailelerin hikayesi

Fas'ta 2022'de açılışı yapılan Vietnam Kapısı (Fas Haber Ajansı)
Fas'ta 2022'de açılışı yapılan Vietnam Kapısı (Fas Haber Ajansı)

Hasan el-Eşref 

Asyalı yüz hatları, dar gözleri ve Vietnamlı simalarıyla Fas kökenli aileler, Sidi Yahya El Garb şehrinin eteklerinde "Devvar el-Şino" olarak bilinen bir köyde toplanıyor.

Burada, 1960 yılında Vietnam'ın başkenti Hanoi'nin kuzeyinde inşa edilen "Fas Kapısı" gibi, 2022 yılında oluşturulan "Vietnam Kapısı" olarak bilinen bir anıt da yer alıyor.

Faslı askerlerin 1946-1954 yılları arasındaki Çinhindi Savaşı'na "Vietnamlı devrimciler" ile katıldıktan sonra Vietnamlı eşleriyle birlikte geri dönmelerinden bu yana, birkaç Vietnamlı aile Fas'taki "Şino Köyü"nde yaşıyor.

Devvar el-Şino

Şino ve Şinoa ismi Farsçada; Çinliler, hatta genel olarak Asya'nın tüm sakinleri veya Asyalı özelliklere sahip olan anlamına gelir.

Ama burada konu Vietnamlı aileler, anne ve çocuklarla ilgili. Bu isim, Çinhindi Savaşı olarak bilinen ve Faslı askerlerin yaptığı savaşla ilgili olabilir.

Devvar el-Şino, başkent Rabat'a yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Sidi Yahya El Garb şehrinin eteklerinde, Fas'ın en verimli tarım alanlarından biri olarak kabul edilen kırsal bir bölgede yer alıyor.
Burası, kırmızı tuğladan inşa edilmiş birkaç evden oluşan büyük bir köye benziyor ve nispeten izole edilmiş bir kırsal coğrafi bölge.

Fas'ta Vietnamlı bir aile (Sosyal medya)
Fas'ta Vietnamlı bir aile (Sosyal medya)

Devvar el-Şino, Sidi Yahya El Garb şehrine yaklaşık yedi kilometre uzaklıkta, ancak bu yerleşim alanının nüfusu, Vietnamlı eşleriyle birlikte Vietnam'dan gelen ilk nesil Faslı göçmenlerin ölümü ve bunun ardından çocukların Fas'ın büyük metropollerine veya Fas dışına göçü nedeniyle azalmaya başladı.

Tarihçiler, Fas'ın güncel tarihinde el-Şino Köyü'nden pek bahsedilmediğini düşünüyor.

Her ne kadar bazı sözlü anlatımlar, tanıklıklar ve gazete yazıları bu konuya bir miktar ışık tutsa da kökeni ve bileşenleri konusunda hala araştırmaya ihtiyaç var.

Devvar el-Şino'nun anahtarları

Tarihçi İbrahim el-Kadiri Butşiş'e göre, Fas'taki Devvar el-Şino'nun başlangıcını anlamanın temel anahtarlarını üç gerçek oluşturuyor:

Birincisi, bu, Fas'ın bağımsızlığından önce bile Fas-Vietnam ilişkilerinin oluşumunun başlangıcı.

İkincisi, ilk Çinhindi savaşı ve dünyadaki kurtuluş hareketleri ya da ortak tarih olarak bilinen şey ve Faslı askerlerin Vietnam'ın kurtuluşuna katılımı.

Üçüncü faktör ise, Muhammed bin Abdulkerim el Hattabi ve Muhammad bin Ömer Laharş gibi bazı etkili Faslı tarihi şahsiyetlerin, Vietnam'daki Faslıları Vietnam toplumunun dokusuna entegre etmedeki rolü ve Fas-Vietnam kültürel iletişim bağlarının güçlendirilmesi.

Bu da Vietnam'da savaşan Faslı askerlerin, geri dönmeden önce Vietnamlı kadınlarla evlenmeleri ve çocuklarıyla birlikte Sidi Yahya el Garb bölgesine yerleşmeleriyle sonuçlandı.

Butşiş, sözlerine şunları ekledi:

Fas'ın Fransızlar tarafından sömürgeleştirilmesi sırasında, 1950'de Fransa, Les Goumiers olarak bilinen çok sayıda Faslı askeri askere aldı ve onları Çinhindi bölgesine nakletti. Yoksulluk ve kıtlık çeken askerler de onlara katıldı ve koşullarını değiştirecek alternatif bir dünya bulmayı umuyorlardı. AncakÇinhindi savaşının nedenleri ya da şu ya da bu partiyle herhangi bir ideolojik ittifak hakkında gerçek bir bilgileri yoktu.

Tarihçi, bu askerlerin Özgür Fransa ile birlikte Dördüncü Piyade Alayı'nda savaşçılar olarak bu amaç uğruna şiddetli savaşlar verdiklerini ve bu durumun Vietnamlıları yenmeye katkıda bulunmaları halinde kendilerine bağımsızlık verilebileceğini düşünmelerine yol açtığını belirtti.

Ayrıca Butşiş, "savaşın sona ermesinin ardından Faslı askerler kendilerini uyum sağlamanın zor olduğu yabancı bir ülkede sıkışıp kalmış halde buldular" ifadelerini kullandı.

Faslıların Vietnam toplumuna entegrasyonu

Bu bağlamda Faslı akademisyen, bu Faslı askerlerin Vietnam toplumuna entegre edilmesinde ve farkındalıklarının şekillendirilmesinde önemli rol oynayan iki Faslı şahsiyetten, Abdulkerim el Hattabi ve komünist lider Tümgeneral Muhammed bin Ömer Laharş'tan bahsetti.

El Hattabi ile ilgili olarak, Vietnam devrimci liderliği 1947'de onunla temasa geçti ve ona, "Fas kurtuluş hareketinin tarihi bir lideri ve kahramanı olarak Faslı askerleri, ortak düşmanları olan Fransa'ya karşı Vietnamlı devrimcilerle aynı safa gelmeye yönlendirmek için maneviyattan yararlanmasını" talep eden bir mesaj gönderdi.

El Hattabi'nin müdahalesi olumluydu ve Faslı askerleri Fransa'ya isyan etmeye ve Ho Şi Minh Bağımsızlık Birliği'ne katılmaya ikna etti.

Tarihçi Butşiş'e göre ikinci isim, Khouribga şehrinden Vietnam'a taşınan komünist lider Tümgeneral Muhammed bi Ömer Laharş'tı.

Laharş burada kendisine "Ma Enh" (atın kardeşi) adını veren lideri Ho Şi Minh ile tanıştı.

Laharş, Faslı askerlerin bilinçlenmesine, eğitilmelerine, tarım kooperatiflerine ekonomik olarak entegre edilmelerine, sosyal entegrasyonlarının hızlandırılmasına, Vietnam dilinin asimilasyonunun başlamasına ve Vietnam'da "Fas Kapısı" inşa etme sembolü ile onurlandırılmalarına büyük katkı sağladı.

Çinhindi Savaşı sona erdiğinde, özellikle de 1954'te General Decastrie liderliğindeki Fransızların yenilgisiyle sonuçlanan Dien Bien Phu Muharebesi'nden sonra, Faslı askerler, Vietnamlı kadınlarla evlenerek ve aile kurarak Vietnam toplumuna entegre olmaya başladı.

Fas'ta Vietnam adetleri

Faslı askerler, Vietnam-Amerikan Savaşı'nın ya da İkinci Çinhindi Savaşı olarak bilinen savaşın yansımalarının kendilerini etkilemeye başladığı 1972 yılına kadar Vietnam'da kaldılar.

Merhum Kral II. Hasan onları Fas'a iade etmeye karar verdi.

Ocak 1972'de yaklaşık 85 Faslı Vietnamlı aileleriyle birlikte evlerine döndü ve Fas kralı daha sonra onlara memleketlerinde istedikleri işler veya ülkenin batısında topraklar verme arasında seçim yapma şansı verdi.

Butşiş, "Vietnamlı kadınlar tarım alanında çalışmaya alışkın oldukları için geri dönen Faslı askerler ikinci seçeneği tercih etti. Araziler aldılar, onları işlediler, kaynaklarıyla yaşadılar ve Vietnamlı eşleriyle birlikte Faslıların Devvar el-Şino adını vereceği bu yere yerleştiler" ifadelerini kullandı.

Butşiş, açıklamalarına şöyle devam etti:

Bu eşlerin, çocukların içinde büyüdüğü Vietnam kültürünün korunmasında rolleri vardı. Vietnam dilini, geleneklerini, geleneklerini ve özgün kimliklerini korudular. Fas kültürüyle bütünleştirmeye çalıştılar ancak yeme alışkanlıklarında bazı zorluklarla karşılaştılar. Onlar pirinç yemeye alışkınlar, Faslıların beslenmesi ise ekmeğe bağlı.

Butşiş, "el-Şino Köyü sakinlerinin küçük gözleri, ten rengi ve Vietnam diline hakim olmaları gibi Asyalı özelliklerinin, onların Faslı olduklarına işaret etmediği" sonucuna vardı.

Her ne kadar bazıları ölmüş olsa da, bazıları da uzun bir hayat yaşadı.

Kimisi ölmüş, kimisi uzun ömürlü olmuş, kimisi çevreden ayrılarak birçok ziyaretçinin uğrak noktası haline gelen lokantalar kurmuş olsa da hepsi vicdanlarında kök salmış Fas-Vietnam hafızasının etkisi altında yaşıyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy