Mali ile Cezayir arasındaki gerginlik geçici bir anlaşmazlık mı?

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf Mali Büyükelçisi ile (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf Mali Büyükelçisi ile (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mali ile Cezayir arasındaki gerginlik geçici bir anlaşmazlık mı?

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf Mali Büyükelçisi ile (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf Mali Büyükelçisi ile (Cezayir Dışişleri Bakanlığı)

Mali, Cezayir’in ‘dostça olmayan eylemlerini’ protesto etmek amacıyla Cezayir’in Bamako Büyükelçisi’ni çağırdı.

Buna karşılık Cezayir de, Mali’nin Cezayir Büyükelçisi’ni çağırarak, ona Mali ile ilişkilerinin ‘sapmayan’ ilkelere dayandığını güçlü bir şekilde hatırlattı.

İki komşu ülke arasındaki bu gerginlik, Cezayir’in on yıldan fazla bir süre önce Malili yetkililere karşı isyan ilan eden, Tuareg silahlı isyancılarla toplantı yapmasının ardından başladı.

Bu toplantı, silahlı hareketler ile Mali hükümeti arasında, 2015 yılında Cezayir’in arabuluculuğu ve sponsorluğuyla imzalanan barış anlaşmasının devamı çerçevesinde gerçekleşti.

Mali Dışişleri Bakanlığı tarafından Çarşamba günü yapılan açıklamada, Cezayirli diplomatın, Cezayirli yetkililerin, Mali’deki barış süreci kisvesi altında son dönemdeki düşmanca davranışlarının ardından güçlü bir protesto sergilemek için çağrıldığı ifade edildi.

Açıklamada, Cezayirli yetkililerin, Malili yetkililerin en ufak bir bilgisi veya katılımı olmadan, Mali hükümetine düşmanlığıyla bilinen kişilerle tekrar tekrar toplantılar yaptığı belirtildi.

Bakanlık, bu tür toplantıların iki ülke arasındaki iyi ilişkileri bozacağı konusunda da uyardı.

Mali hükümeti, Cezayir’in eylemlerini ‘Mali’nin iç işlerine müdahale’ olarak nitelendirdi ve Mali’nin ortaklarıyla devletlerarası iletişimi sürdürmek için tek meşru otorite olan Malili yetkililerle istişare yolunu tercih etmesini istedi.

Mali hükümeti, yaklaşık on yıl önce, daha önce Cezayir’de, Kuzey Mali’nin ayrılması çağrısında bulunan silahlı hareketlerin de katıldığı bir dizi toplantıya katılmıştı.

Bu bağlamda, 2015 yılında imzalanan barış anlaşması kapsamında ateşkes sağlandı.

Geçtiğimiz Eylül ayından bu yana Mali, isyancıların olduğu ülkenin kuzeyinin kontrolünü yeniden ele geçirmek için askeri bir operasyon başlattı.

Ateşkesin ilk ihlali olan ve bazı isyancı hareketlerin barış anlaşmasının sonu olarak tanımladığı duruma işaret eden askeri bir çatışma çıktı.

Cezayir, Mali’de barışı yeniden tesis etmek amacıyla anlaşmayı imzalayan taraflar arasındaki istişareleri yeniden başlatmaya çalışıyor.

Cezayir, Mali’nin adımına yanıt olarak, Mali’nin Cezayir Büyükelçisi’ni çağırdı.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Cezayir’in Mali’de barışı, güvenliği ve istikrarı teşvik etmeye yönelik tüm tarihi katkılarının, her zaman ülkemizin sapmadığı ve sapmayacağı üç temel ilkeye dayandığını güçlü bir şekilde hatırlattı. Her şeyden önce, Cezayir Mali’nin egemenliğine, ulusal birliğine ve toprak bütünlüğüne sıkı sıkıya bağlıdır. İkincisi, Mali’de barışı, güvenliği ve istikrarı sağlam, kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde yalnızca barışçıl araçların garanti edebileceğine dair derin bir inanca sahiptir.

Kardeşler arasında tekrarlanan bölünme ve sürtüşmelerin değil, ulusal uzlaşmanın sağlanacağının teyit edildiği açıklama şöyle devam etti;

Bu, Mali’nin herhangi bir ayrımcılık, tercih veya dışlama olmadan tüm halkı için kapsamlı ve kapsayıcı bir yola girmesini sağlayacak en iyi araç olmaya devam ediyor. Bu, Mali’nin egemenliğinin, ulusal birliğinin ve toprak bütünlüğünün sağlamlaştırılmasını nihai olarak garanti eden yoldur.

Açıklamaya göre, Bakan Attaf, büyükelçiyle yaptığı görüşmede, bakanlığın 13 Aralık’ta yayınladığı açıklamaya atıfta bulundu.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı’nın söz konusu açıklamasında şu ifadeler kullanılmıştı;

Kardeş Mali halkının tüm bileşenlerinin barışı ve istikrarı kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde pekiştirmeye yönelik meşru isteklerine yanıt olarak, tüm Malili taraflara, Cezayir sürecinden ortaya çıkan barış ve uzlaşma anlaşmasını uygulama konusundaki kararlılıklarını yenilemeleri çağrısında bulunuyoruz.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Mali Büyükelçisi’ne, “Mali’de Cezayir yolundan çıkan barış ve uzlaşma anlaşmasını imzalayan hareketlerin liderleriyle son dönemde yapılan görüşmeler, bu açıklamanın lafzı ve ruhuyla tamamen tutarlıdır” dedi.

Attaf, Cezayir ile Mali arasındaki yoğun ve uzun süredir devam eden ilişkilerin, bu kardeş ülkeye barış ve uzlaşma yolunda yardım etmek için Cezayir’in elinden gelen her şeyi yapmasını gerektirdiğini de ekledi.

Cezayir birkaç gündür, Kuzey Mali’deki bir dizi silahlı hareketin liderlerine ev sahipliği yapıyor.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, geçtiğimiz Salı günü, Mali’de geniş siyasi etkiye sahip dini bir figür olan İmam Mahmud Dicko’yu kabul etti.

Daha önce Mali’deki bazı krizleri çözmek için çeşitli arabuluculuklara öncülük eden İmam Mahmud Dicko’nun, Bamako’daki mevcut yetkililerle ilişkisi şu an çok iyi durumda değil.

İmam Dicko, Cezayir resmi radyosuna açıklamalarda bulunarak, Cezayir’in tüm aşama ve krizlerde Mali’nin yanında durmasına övgüde bulunarak, “Onlar sadece komşu değil, aynı zamanda tek bir ülke ve bölünmez bir parçadır” dedi.

Bamako’daki yerel basın, son olaylara geniş yer verdi.

Ülkede geniş tiraja sahip Mali News gazetesi, büyükelçilerin çağrılmasının, iki ülke arasında artan gerilim bağlamında gerçekleştiğini yazdı.

Gazetede yer alan haberde şu ifadeler yer verildi;

Cezayir geçtiğimiz günlerde Mali’nin Fransa ile diplomatik ilişkilerini kesme kararını eleştirdi ve ayrıca 2020’den bu yana Mali’yi yöneten askeri cuntayı diktatörlükle suçladı. İki ülke arasındaki ilişkiler derin ve güçlüydü, ancak son yıllarda büyük ölçüde kötüleşti.

Öte yandan, Şarku’l Avsat’ın diplomatik kaynakları, yaşananları ‘sadece geçici bir anlaşmazlık’ olarak tanımlayarak, meselenin iki ülke arasında bir sürtüşmeye varma ihtimalini dışladı.

Ancak kaynaklar, bu durumun Mali’de iktidardaki askeri yetkililerin, artık 2015’te Cezayir’de imzalanan barış anlaşmasının bir parçası olmadığının kanıtı olduğuna dikkat çekti.

Malili yetkililer, isyancılar tarafından kontrol edilen şehirler de dahil olmak üzere, tüm topraklarını askeri güçle kontrol etme konusunda iddialı.

Mali ordusu, Tuareg’in başkenti Kidal şehrinin kontrolünü çoktan ele geçirdi, ancak isyancıları Cezayir sınırına çok yakın olan tüm mevzilerden kovmak için kuzeye doğru ilerlemeye devam etmeye kararlı.

Cezayir, Mali ile bin 359 kilometreden uzun bir kara sınırını paylaşıyor, bu çorak ve ıssız çöl, kaçakçılık ağları ve silahlı grupların hedefi oluyor.



Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları”na karşı mücadele başlattı

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
TT

Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları”na karşı mücadele başlattı

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)

Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları” ile siyasi bir mücadele başlattı. Bu gelişme, ABD, Birleşik Krallık, Japonya, Kanada ve Avustralya büyükelçiliklerinin ortak bir bildiri yayımlamasının ardından yaşandı. Söz konusu bildiride, silahların devletin tekelinde toplanması ve Hizbullah’a ait patlayıcı sevkiyatında rol alan kişileri konu alan adli sürece siyasi müdahalede bulunulmaması gerektiği vurgulandı.

Hizbullah Milletvekili Ali Ammar, söz konusu bildirinin “Lübnan’ın iç işlerinin en hassas ayrıntılarına pervasızca müdahale etme cüretini gösterdiğini, ülkenin egemenliğini, yargısının bağımsızlığını ve diplomatik teamülleri hiçe sayan son derece seviyesiz ve küstahça bir yaklaşım sergilediğini” söyledi. Ammar, “Lübnan’ın Dostları”nı bölünmeleri körüklemek ve fitne çıkarmakla suçladı.

Öte yandan İsrail, Lübnan’ın güneyinde dikkat çekici bir askerî hareketliliğe yeniden başladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  bu kapsamda “Sarı Hat”ın çevresinde sınırlı kara harekâtları düzenleyen İsrail güçleri, yıkıma uğramış bölgelerde ve bu bölgelerin çevresinde patlatmalar gerçekleştirdi, hava saldırıları düzenledi ve yoğun topçu ateşi açtı.


Irak, İran'a yönelik olası saldırılara karşı önlem olarak olağanüstü hâl tedbirlerini devreye soktu

Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)
Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)
TT

Irak, İran'a yönelik olası saldırılara karşı önlem olarak olağanüstü hâl tedbirlerini devreye soktu

Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)
Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran'a yönelik olası ABD saldırılarının yakın olduğuna dair işaretler üzerine hedef listelerini güncelleyen silahlı grupların gerçekleştirebileceği ihlallere karşı ordu komutanlarına derhal müdahale etme yetkisi verdi.

Yetkililer, Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Silahlı Kuvvetler Başkomutanı, sınır kentlerinde sıkı denetim uygulanması ve sahadaki takibin yoğunlaştırılması talimatını verdi. Bu kapsamda, olağan dışı bütün hareketlilikler 24 saat esasına göre güncellenen değerlendirmelerle izlenecek” ifadelerini kullandı.

Alınan önlemler kapsamında, kuzeyde Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki Süleymaniye kentinden güneyde Kuveyt ve İran sınırlarına yakın Basra'ya kadar İran sınırının gözetim altına alınması ve Suriye sınırına da asker konuşlandırılması yer alıyor.


Husilerin Taiz'e gerçekleştirdiği balistik füze saldırısında çok sayıda sivil öldü ve yaraladı

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)
Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)
TT

Husilerin Taiz'e gerçekleştirdiği balistik füze saldırısında çok sayıda sivil öldü ve yaraladı

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)
Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)

"Yemen Şafağı” operasyonu ikinci ayına girerken, Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi operasyonların devlet kurumları yeniden tesis edilene kadar devam edeceğini açıkladı. Bu açıklamayla eş zamanlı olarak Birleşmiş Milletler Yemen Uzmanlar Paneli'nin raporu, Husilerin karmaşık dış tedarik ağlarından yararlanarak askerî kapasitelerini geliştirmeyi sürdürdüğünü ortaya koydu. Öte yandan Husilerin balistik füze saldırısı sonucu sivillerin hayatını kaybetmesi ve yaralanması, Yemen hükümeti tarafından “savaş suçu” olarak nitelendirildi.

Yemen'deki askerî çatışmalar yeni bir tırmanma aşamasına girdi. Hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmalar Taiz, Lahic, Marib ve Cevf vilayetlerinde genişlerken, sivillerin güvenliği ve Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımına yönelik endişeler de arttı.

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, konsey tarafından perşembe günü yayımlanan açıklamada, askerî operasyonların ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini belirtti. Bu hedeflerin başında Husilerin darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin Yemen topraklarının tamamında sağlanması geliyor.

Konsey, silahlı kuvvetlerin geçen 5 Ekim'den bu yana farklı cephelerde 40 binden fazla askerî hedefe yönelik operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi. Konseyin açıkladığı bilançoya göre operasyonlarda Husilerin yaklaşık 20 bin komutanı ve mensubu etkisiz hâle getirildi, 5 binden fazla askerî araç ve teçhizat imha edildi veya kullanılamaz duruma getirildi.

Yemen askerleri, Cevf vilayetindeki bir mevzide (AFP)
Yemen askerleri, Cevf vilayetindeki bir mevzide (AFP)

Konseyin açıklamasına göre bu rakamlar, operasyonların ilk ayındaki askerî faaliyetlerin boyutunu yansıtıyor. Birden fazla cephede çatışmalar sürerken hükümet, bazı askerî ve güvenlik birimlerinin komuta kademelerini yeniden düzenlemeye yönelik adımlar da atıyor.

Husiler, ülke içinde ve dışında sivilleri ve sivil nitelikteki kritik tesisleri hedef alan saldırılarını sürdürürken, BM'ye ait bazı merkezleri askerî operasyonlarda kullanmakla da suçlanıyor. BM raporu ise grubun karmaşık dış tedarik ağlarından yararlanarak askerî kapasitesini geliştirmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Yemen hükümetinin, Husilerin batı kıyısındaki Muha ilçesinde Birleşmiş Milletlere ait bir binayı askerî operasyon merkezi ve füze fırlatma platformu olarak kullandığı yönündeki açıklaması, insani yardım tesislerinin ve BM personelinin güvenliğine ilişkin yeni endişelere yol açtı.

Çok sayıda cephede çatışmalar

Yemen hükümet güçleri, ülkenin güneybatısındaki Taiz vilayetinde, Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Sarari ve Misrah ilçesindeki Sanemat bölgelerinde askerî mevzileri yeniden ele geçirdiklerini duyurdu. Halk direniş güçlerinin desteğiyle gerçekleştirilen saldırılara, Husilerin mevzilerini, toplanma noktalarını ve askerî araçlarını hedef alan hava saldırıları ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) operasyonları eşlik etti.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre, dün şafak vakti savaş uçakları Hayfan ilçesi ve Turbet kentinin çevresindeki Husilere ait mevzileri, tahkimatları ve askerî araçları hedef alan bir dizi saldırı düzenledi. Kayıplara ilişkin resmî bir bilanço açıklanmadı.

Lahic vilayetinin çeşitli bölgelerinde de şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışmalar özellikle Mukatara ilçesine bağlı Zureyka cephesinde yoğunlaştı. Askerî kaynaklar, Husilerin beş mevziye yönelik kuşatıcı bir saldırı gerçekleştirdiğini, ancak direniş güçlerinin desteğini alan savunma birliklerinin bu mevzilerden ikisini yeniden ele geçirdiğini belirtti. Mudarebe ilçesi ve Babülmendeb'e hâkim Kahbub Dağları'nda ise çatışmaların sürdüğü bildirildi.

Askerî kaynaklardan aktarılan ilk saha verilerine göre Zureyka'daki çatışmalarda ortak güçlerden 11 kişi hayatını kaybetti, 23 kişi yaralandı. Husiler arasındaki kayıpların sayısı ise henüz belirlenemedi. Her iki tarafın bölgeye askerî takviye göndermesiyle çatışmalar devam etti.

Gerilim, Marib ve Cevf vilayetlerine de yayıldı. Hükümet güçleri, Cevf'in doğusundaki Duhayda yükseltileri ve Huveyşan Dağları'nda ilerleme kaydettiklerini, bazı mevzileri, tahkimatları ve silahları ele geçirdiklerini açıkladı. Operasyonların, Hazm kentine doğru ilerleyecek yolun açılmasını hedeflediği belirtildi.

Yemen ordusu ve direniş güçleri, Taiz'de Husilerin kontrolündeki bazı önemli mevzileri yeniden ele geçirdi (Getty Images).
Yemen ordusu ve direniş güçleri, Taiz'de Husilerin kontrolündeki bazı önemli mevzileri yeniden ele geçirdi (Getty Images).

Marib'de ise Rığvan ilçesine bağlı Halhalan Vadisi'nde çatışmalar sürdü. Hükümet güçleri, karşılıklı saldırıların ardından Husilerin kontrolündeki bazı mevzileri geri aldıklarını ve Mesam bölgesine doğru ilerlediklerini duyurdu. Çatışmalarda her iki taraftan ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

Husilerin füze ve hava saldırısı kapasitesindeki artışın bölge güvenliği ve deniz ulaşım güzergâhları üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeler de giderek büyüyor. Özellikle Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'ndaki deniz trafiğine yönelik tehditler yakından takip ediliyor.

BM raporu Husilerin dış tedarik ağlarını ortaya koydu

Birleşmiş Milletler Yemen Uzmanlar Paneli'nin raporu, Husilerin karmaşık dış tedarik ağlarından ve çift kullanımlı ticari ve sivil bileşenlerden yararlanarak askerî kapasitelerini geliştirmeyi sürdürdüğünü ortaya koydu.

Raporda, insansız hava araçları (İHA) ve füzelerin üretiminde ve geliştirilmesinde kullanılan navigasyon sistemleri, bataryalar, motorlar ve elektronik kontrol cihazları gibi bileşenlerin bu tedarik ağları üzerinden temin edildiği belirtildi.

Rapora göre 2025 yılında askerî malzeme ve bileşenlerden oluşan bazı sevkiyatlara el konuldu. Ayrıca füze yakıtı ve patlayıcı üretiminde kullanılan amonyum perklorat ve sodyum nitrat gibi kimyasal maddelerin temin edilmesine yönelik girişimler tespit edildi.

BM uzmanları, bu tedarik faaliyetlerinin sürmesinin Husilerin uzun menzilli saldırı kapasitesini güçlendirdiği ve uluslararası deniz ulaşımı ile ticaret açısından tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu.

Vaziye'de bir başka katliam

Batı kıyısında Yemen hükümetinin, Husilerin Muha ilçesinde Birleşmiş Milletlere ait bir binayı askerî operasyon merkezi ve füze fırlatma platformu olarak kullandığı yönündeki açıklaması, insani yardım tesislerinin ve BM personelinin güvenliğine ilişkin yeni endişelere neden oldu.

Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP).
BM raporu, Husilerin karmaşık tedarik ağları üzerinden askerî kapasite edinmeyi sürdürdüğünü ortaya koydu (AFP).

Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, Husilerin askerî faaliyetlerini örtbas etmek amacıyla BM merkezlerinin hukuki dokunulmazlığından yararlandığını öne sürdü. Bakanlık, Birleşmiş Milletlerden iddiaları soruşturmasını ve silahlı unsurlar ile silahların söz konusu binadan çıkarılması için çalışma yürütmesini istedi. Ancak bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanamadı.

Sahadaki bir başka gelişmede ise dün Taiz vilayetinin batısındaki Vaziye ilçesinde bulunan El-Hadara halk pazarının hedef alınması sonucu ölü ve yaralılar olduğu bildirildi.

Tanınmayan Husi yönetiminin Sağlık Bakanlığı, saldırıda 20 kişinin hayatını kaybettiğini, en az 15 kişinin yaralandığını açıkladı. Taiz'deki yerel yönetim ise saldırıdan Husileri sorumlu tuttu ve olayın koalisyon güçlerinin hava saldırılarından kaynaklandığı iddiasını reddetti. Yerel yönetim, operasyon merkezinden alınan bilgilere dayanarak o gün Vaziye ilçesinde savaş uçaklarının herhangi bir operasyon gerçekleştirmediğini bildirdi.

Yemen ordu sözcüsü Macid en-Nuzeyli, Husilerin pazarı balistik füzeyle hedef aldığını ve saldırıda onlarca kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi. En-Nuzeyli, saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirerek, Husilerin sahada kayıp verdikleri veya füze saldırılarında başarısız oldukları her seferinde sivilleri hedef aldığını öne sürdü.

Yemen ordu askerleri, Taiz'de Husilerin kenti kuşatma ve ele geçirme girişimlerine karşı koydu (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP).

En-Nuzeyli, Husileri bölge güvenliğini, seyrüsefer özgürlüğünü ve uluslararası ticaret yollarını tehlikeye atmakla suçladı. Uluslararası topluma grubu terör örgütü olarak sınıflandırma, finansman kaynaklarını kurutma ve silah tedarikini kesme çağrısında bulunan sözcü, hükümet güçlerinin “Yemen Şafağı” operasyonunu sürdüreceğini vurguladı.

Yerel yönetim de Husilerin balistik füzeler dahil gelişigüzel füze saldırılarının sivillerin hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Açıklamada, pazar yerlerinin ve yerleşim alanlarının uluslararası insancıl hukuk kapsamında koruma altında olduğu hatırlatıldı.

Yetkililer, olayın bütün yönleriyle belgelenmesi, fiziksel delillerin korunması ve bağımsız teknik incelemeye tabi tutulması çağrısı yaptı. Ayrıca bölge sakinlerinden mühimmat parçalarının düştüğü alanlardan uzak durmaları, kalıntılara dokunmamaları veya bunları taşımamaları ve ilgili makamlara haber vermeleri istendi.

Yemen ordu askerleri, Taiz'de Husilerin kenti kuşatma ve ele geçirme girişimlerine direndi (AFP)
Yemen ordu askerleri, Taiz'de Husilerin kenti kuşatma ve ele geçirme girişimlerine direndi (AFP)

Yemen yönetimi, Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşlarına sivillerin hedef alınmasını kınama, soruşturma ve hesap verebilirlik çabalarını destekleme çağrısında bulundu.

Artan askerî operasyonlarla eş zamanlı olarak, bazı askerî ve güvenlik makamlarında da değişikliklere gidildi. Cumhurbaşkanı Reşad el-Alimi, Abin askerî bölgesine yeni bir komutan atanmasına ilişkin kararname yayımladı. İçişleri Bakanlığı da vilayetteki polis teşkilatının komuta kademesi ve birimlerinde 11 atama gerçekleştirdi.

Bu adımlar, cephelerdeki operasyonların genişlediği bir dönemde hükümetin askerî ve güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırma girişimlerinin devamı olarak değerlendiriliyor.